tds_thumb_td_300x0
Halka 11. Bölüm İncelemesi: Yeni Hayat

Görselliğine kapılıp odaklanamadığımız bir bölümden daha merhaba!

Her bölüm adeta bir görsel şölen, Volkan Kocatürk yine harikalar yaratmış. Diziyi izlerken beyninizde fırtınalar kopuyor, izlediğiniz dizi size bir şeyler veriyor. İnsanın aklıyla dalga geçen mantık hatalarıyla dolu dizilerden çok farklı.

11. Bölümü yayınlanmasına rağmen, gerek senaryo olsun gerek çekim açıları olsun tek bir mantıksızlığa rastlamak mümkün değil. Izlemeyenin bu kadar da büyütmeyin dediği ama izleyenin az bile söylenmiş diyeceğine çok eminim. Her şeyiyle muazzam bir iş Halka.
Ve gelelim son bölüm yorumuna.

Cemal Sandıkçı’nın vurulması ile olaylar karıştı.

Bahar ve Kaan bu olaydan sonra daha da yakınlaşırken, Bahar ‘ın Şube müdürü Altan’a dair şüpheleri de Cemal Sandıkçı’nın vurulması ile arttı. Bahar, Kaan ve Cemal Halka’da olduklarından şüphe ettikleri Altan’ı yaptıkları plan sonucu tutuklattılar. İskender’in mekanına gelen Çağatay, İskender’i iş birliği yapmaya zorladı. Müjde ve İskender’i bir birleri ile tehdit ederek iş birliğine zorlayan Çağatay, kardeşinin kimliğini öğrenmek için Müjde’yi de devreye soktu.Çağatay kardeşinin kimliğini öğrenmek için avukattan aldığı adrese gitti. Çağatay’ın aradığı adamın annesi ile Cihangir’in geçmişte bir bağlantısı olduğunu öğrenen Müjde, öğrendiklerini gizli tuttu.

Yavaş yavaş geçmişini hatırlayan,geçmişe bir adım daha yaklaşan Cihangir, Altan’ı gördükten sonra Onu ilaçlayıp unutturan kişinin ölen Nişanlısı İrem’in babası olduğunu öğrendi. İrem’in babasına giden Cihangir gördükleri ile bir kez daha sarsıldı. Kaan’ın yardımı ile ona her şeyi Halka’nın unutturduğuna emin oldu… Yeni Hayat rehabilitasyon merkezine yatırılan Halit’i (İrem’in babası) hastaneden kaçırmaya çalışırken, Cengizhan’ın adamları ile karşı karşıya geldiler. Cihangir ve Kaan Cengizhan’ın adamları tarafından yakalanıp bayıltıldı. Babasını tuzağa düşürüp Halka’nın başına geçmek isteyen Çağatay ise, avcıyken av olduğunu çok geç fark etti. Cengizhan yakaladiğı üç adamı bir odada bağlı tutarak Hümeyra’nın seçim yapmasını istedi.
Bakalım Hümeyra kimi seçip kimleri ölüme terk edecek. Yıllardır oğlum diyerek büyüttüğü Kaan’ı mi?
Yıllar sonra kavuştuğu öz oğlu Cihangir’i mı? Yoksa Çağatay’ı mı?
Hep beraber izleyip görelim..
Sevgiler
.

Hercai: Neden İzlemeli?
Bizim Hikaye: Bakışlarda Gizli Bir Aşk “RahDen”

Hepimizi etkileyen aşklar olmuştur. Kimisi ilk bakışta, kimisi zamanla, dostça bir sevgiden doğan veya nefretle başlayan birçok aşk izleyip sevmişizdir. Bugünlerde çok dikkat çeken bir ikiliden bahsetmek istiyorum. Bizim Hikaye’nin RahDen’i Rahmet ve Deniz ikilisi ilk izlediğimizde aralarındaki kimya ve o gergin elektrik oldukça dikkatimizi çekti. Küçük yaşta kendisini ve kardeşlerini terk eden annesi, varlığı ve yokluğu bir olan babası ve kardeşlerine birlikte bakıp büyüttüğü ablası olan Rahmet. Bir de, hikaye henüz izleyiciye çok yansıtılmasa da, aile tarafından boşlukları olduğu hissedilen Deniz. İkilinin dikkatimizi çekmesinin en büyük nedeni aralarındaki adı konulamayan enerjileri. Sıradan bir nefretten doğan aşk hikayesi olarak görünen hikayenin, açıldıkça aslında çok daha fazlası olduğunu görüyoruz. “Bir hademeyle sevgili olduğum duyulacağına okuldan atılmayı tercih ederim.” diyen Deniz’in, o hademenin aşkını ortaya çıkarmak için bu kadar istek duyması, yine oynadığı küçük oyunlardan biri olduğunu düşünse de Rahmet, aslında bocaladığını kendi kendine koyduğu o duvarın parçalanmaya başladığını gösteriyor. Geçtiğimiz bölüm, gizlice fotoğrafını çektiği Rahmet’in tutku ve öfke ile baktığı kadının kim olduğunu merak edip ısrarla sorması üzerine aldığı Derin cevabıyla hayal kırıklığına uğrayan bakışları o güçlü, vurdum duymaz Deniz’in kırılmaya başlayan kabuğuna işaret. Birkaç bölümdür aslında bu yıkılmaz, umursamaz, ben yanıyorsam herkes yansın tavrının altında çok daha derin şeyler olduğunu hissettik. Bu, kimseden sevgi görmemiş bir kadının tavırları değil; bu, kimseden gerçek bir sevgi görmemiş bir kadının tavırları. Biz zamanla nefretten doğacak bir aşk beklerken, geçen bölümlerde aslında bunun aşkla doğan bir nefret olduğunu gördük. Deniz’den asla karşılık bulamayacağını düşünen Rahmet’in kapıldıkça nefret edip öfkelenmesini gördük. Göremeyeceğini düşündüğü o karşılık yüzünden, ondan uzak durup o tehlikeli duygulardan sonra daha durgun bir ilişki yaşamayı tercih etti. Böylece hem onunla bir ilişki şansını bitirmiş olacak hem de yanında olmaya devam edecekti. Diğer tarafta binevi küçümseyerek kendinden uzaklaştırmaya çalıştığı Rahmet’i kendine layık görmediğini kendi kendine inandırıp, diğerlerinden hiçbir farkı olmadığını yine kendine ispat etmeye çalışan Deniz. Zamanla aralarındaki aşk – nefret ilişkisi ne olur bilinmez ama bu aşk git gide karmaşık ve imkansız bir hal alacak gibi… Sevgiler.

Bir Zamanlar Çukurova’da ZülDem
Uyarlama bir hikaye olan Bir Zamanlar Çukurova dizisinden biraz bahsetmek istiyorum:
Daha yayın hayatına başlayalı birkaç hafta olan dizinin dram ağırlıklı olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Yetmişli yıllarda geçen ve o dönemin aşklarını, zorluklarını, umutsuzluklarını anlatan bir dizi Bir Zamanlar Çukurova… Zengin ve güçlü bir adam olan Demir ile sevdiği adam için evlenen Züleyha.
İzleyici ilk tanıtımdan da Demir’in çok güçlü aşkını izleyeceğini görmüştür ama bölümler ilerledikçe karakterlerin çelişkili halleri dikkatimizi çekti. Özellikle ilk izlediğimizdeki o naif, güzel aşkı yansıtacağı düşünülen Demir’in bir anda hikayenin kötü adamı olması, dahası o naif aşkının bir anda körleşip çirkinleşmesi, izleyicinin Demir tarafını oldukça üzdü ve şaşırttı.
İzleyici aşkın gücüne inanıp, yaşanmışlıkların karakterinin bugünkü halinde payı olduğunu düşündüğü için, Züleyha’nın aşkının onu iyleştireceğine inanıyor. Size aşık olmayan bir insanı sevmek zordur. Başkasına aşık olan bir insanı sevmek ise bile bile ölüme gitmektir. Buna rağmen o aşka tutunan Demir’i izlemek gayemiz. Doğacak çocuk ile Demir’in o masum, naif tarafını göreceğimizi, daha doğrusu gizlediği o tarafını açığa çıkaracağını düşünüyoruz. Annesi ile geçen bir diyaloğunda; “Yılmaz, Züleyha benim karım deyince mideme yumruk yedim sanki. O an Züleyha’dan vazgeçtim aslında. Ama konağa gelip yüzünü görünce…” Bu konuşmada aslında Demir’in Züleyha’ya ne kadar aşık olduğunu bir kere daha görmüş olduk.
İzleyici genel olarak Demir karakterine bağlandı ve karakterin içinde bir şeyler gördü. Hem Züleyha ve Demir aşkını ilerleyen zamanlarda izleyebilmek hem de hikayenin aslına sadık kalması adına hikayenin Demir tarafının daha güzel bir yere gideceğini umuyoruz. Çünkü genel olarak Demir ve Züleyha’nın hikayesi izleyici tarafından da daha fazla dikkat çekti.
Züleyha’nın aşkının, asıl Demir’i saklı kaldığı o yerden çıkaracağını ve daha orijinal klişelere gidilmeden yoluna devam edeceğini tahmin ve arzu ediyoruz. Züleyha ve Demir’i karşı karşıya izledik ve izlemeye daha devam edeceğiz gibi ancak yan yana, kalp kalbe görmeyi de bir an önce bekliyoruz. Umarım hikayenin gidişatı kalıplaşmış hikaye kurgularıyla devam etmez ve bize de keyifle izlemek düşer.
Sevgiler.
Harcananlarda Bugün: Ali Tekelioğlu
Ali’yi Ali yapan hiçbir sahnenin gerçekleşmediği gibi, gerçekleşen sahneler de baştan savma ve özensiz oluyor. Dahası Ali ile olması gereken sahneleri başka karakterde görmeye başlıyoruz. Bizim gayemiz çiftimiz kavuşsun mutlu son olsun değil; sevdiğimiz, değer verdiğimiz karakterler çirkinleşmesin, bildiğimiz, okuduğumuz gibi kalsın kâfi. Fedakarlığı, aşkı, sevgisi ve dostlarına verdiği değer ile tanıdığımız Ali Tekelioğlu, sürekli sevdiği kızı başkaları ile görüp kıskanmasından ibaret bir karakter değil. Sevdiği kız mutluysa mutlu olan Ali’yi tanıdık biz. Bu kadar çelişki görmekten bu kadar kitaptan çıkılmasından çok sıkıldık.
Sırf tepkiyi azaltmak için kitaptan koyulan bazı sahnelerin devamı çelişkilerle dolu. Bir tarafta, Yaprak mutluysa ben kazanmışımdır diyen Ali; daha bir bölüm geçmemişken Yaprak başkası ile görüşüyor diye araya mesafe koyuyor. Yazılan bu çelişkili karakter izleyicinin gözünde nasıl bir profil çizer? Yanlış tanımaya sürükler tabii ki. Bu kadar güzel seven bir karakterin bu kadar kolay harcanması bizi üzüyor. Basitleştirilmesi ve zorlama yazılan sahneleri ile karakterlere hiçbir inancımız kalmadı. Her an her karakter her şeyi yapar gözü ile bakıyoruz. Umarım bu hikayeye bu kadar değer vermiş, kitap, film ve dizi olmasında en az yazarı kadar emeği olan bu insanları daha fazla kırmaz, sevdiği karakterleri bu kadar harcamazlar. Çünkü sevdikleri karakterin bozulmasından ve mutsuz olmasındansa ölmesini tercih eder. Ali Tekelioğlu yaşarken yeterince öldürüldü.
Daha fazla acı çekmesini, yanlış yorumlanmasını görmek istemiyoruz.
Sevgiler..
error: Korunan İçerik!