tds_thumb_td_300x0
İçinizi Kıpır Kıpır Yapacak Bir Seri: Step Up

Corona’nın hepimizi eve hapsettiği ve hareketsizliğin tavan yaptığı bu zamanlarda izlerken kalkıp dans etmek isteyeceğiniz, içinizi kıpır kıpır yapacak bir seri ile karşınızdayım: Step up serisi!

5 filmden oluşan bu seri tüm filmlerinde bir tık üstü olamaz dedirtsede hep bir tık üstü yapılmış. Break dans ve hip hop dans tüm serinin baş tacı olsa da değişik dans türlerini de entegre ederek muazzam bir şölen sunuyor bize.  Moose rolü ile Adem Sevani’yi son dört filmde görmekteyiz ve genel olarak grubu toparlayan ve kadroyu oluşturan kişi oluyor kendisi.  Şimdi de gelin seriyi tek tek inceleyelim.

Step Up 1 Benimle Dans Et

Serinin ilk filmi Anne Fletcher in yönetmenliğinde 2006 yılında çekilmiştir. Baş rollerini Channing Tatum(Tyler) ve Jenna Dewan(Nora) paylaşmaktadır. Bir suçlu olan ve aynı zamanda çok iyi bir Hip-Hop dansçısı olan Tyler, Nora nın klasik dans eğitimi aldığı okula temizlik işi için görevlendirilir. Bu sırada Nora’nın da iyi bir partnere ihtiyacı vardır ve birden kendini Tyler’ın kollarında bulur.

Step Up 2

Serinin ikinci filmi 2008 yılında çekilmiştir ve yönetmen koltuğunda Jon M. Chu oturmaktadır. Başrolleri Adem Sevani(Moose), Briana Evigan(Andie) ve Robert Hoffman(Chase) paylaşmaktadır. Andie 410 adında illegal bir dans grubuna üyedir ve MSA adında bir dans okuluna girmesiyle gruptan atılır. Ne yapacağını bilemeyen Andie nin yardımına Moose yetişir ve onun yeni bir grup kurmasına yardım eder. Sokak dansına meraklı olan ve çıkışını buradan yapmak isteyen Chase de bu grubun bir parçasıdır.

Step Up 3D

Serinin üçüncü filmini 2011 yılında çekilmiştir ve yönetmen koltuğunda ikinci filmin de yönetmenliğini yapan Jon M. Chu yapmıştır. Aynı zamanda bu film üç boyutlu nitelik taşımaktadır. Filmin başrollerini Adem Sevani(Moose), Sharni Vinson(Natalie), Rick Malambri(Luke) paylaşmaktadır. Artık kendini derslerine vermeyi planlayan Moose ne kadar uğraşsa da dans tutkusundan vageçememektedir. Luke ve Natalie nin de içinde olduğu bir “House of Pirates” isimli bir dans grubuna katılır ve dünyanın en iyi dansçılarıyla karşı karşıya gelirler.

Step Up 4 Revulation

Serinin dördüncü filmi 2012 yılında Scott Speer tarafından çekilmiştir. Baş rollerini Kathryn McCormick(Emily), Ryan Guzman(Sean) ve Adem Sevani(Moose) canlandırmaktadır. The Mob isimli gizli bir dans grubunun lideri olan Sean ve başarılı bir modern dansçı olmak isteyen Emily nin yolları Miami de kesişir. The Mob grubu kimliklerini belli etmeden rastgele yerlerde dans edip tıklanmalarını artırmayı amaçlamışlardır. Gruba sonradan dahil olan Emily babası ve sevdiği adam arasında kalmıştır.

Step Up 5 Rüya Takımı

Serinin son filmi olan bu film Step Up 4 ün devam filmi niteliğindedir. 2014 yılında  John Swetnam tarafından çekilen filmin başrollerinde Ryan Guzman(Sean), Adem Sevani(Moose) ve Briana Evigan(Andie) paylaşmaktadır. The Mob ekibi dağılınca Sean dans tutkusundan vazgeçmek istemez ve yeni bir grup kurmak için Moose dan yardım ister. Sean, Andie ve Moose un liderliğinde Lmmental isimli bir grup kurarlar ve Los Angel a yarışma için giderler ancak gittiklerinde The Mob grubuyla karşılaşan Sean şok olacaktır.

Özel Çocukları Anlatan 6 Film Önerisi

Özel çocuklar hangi yönden özel olurlarsa olsunlar hayatlarında çok benzer sorunlar yaşamaktadırlar. Onların gözlerinden dünyaya bakabilmek için 6 farklı özel çocuğun hikâyesini sizin için derledim.

TEMPLE GRANDİN

İsmini karakterden alan 2010 yapımı film otizmli bir kızı anlatmaktadır. Temple Grandin in o zamanlar çocuk şizofrenisi olarak bilinen otizm sendromu olduğunu öğrenen annesi onun kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesini istediği için yatılı okula verir. Sosyal açıdan yetersiz olan Temple için bu zorlu bir süreç olsa da karşısına çıkan öğretmeni onun hayatına dokunacaktır. Teyzesinin çiftliğinde bir süre kalmak zorunda kalan Temple burada kendini mutlu hissetmekte ve makinelerle arası oldukça iyi olduğu için bu becerilerini çiftlikte kullanmaya başlamaktadır. Çiftlik yaşamı Temple’ın ileriki hayatını şekillendirecektir. Gerçek bir hayat hikâyesi olan bu filmin karakteri şuanda hayvan bilim uzmanı ve Colorado Devlet Üniversitesinde profesör olarak yaşamını sürdürmektedir.

LITTLE MAN TATE


Fred doğduğu zamanı bile hatırlayabilen, güçlü hafızaya sahip ve hızlı zihinsel gelişim gösteren bir çocuktur. Onu çok seven annesi başta bu duruma şaşırıyor olsa da onun özel bir çocuk olduğunun farkındadır. Fred’in bu yeteneklerini keşfeden Jane adında bir kadın Fred’le ilgilenmek ister. Annesi Fred’i korumak ve diğer çocuklar gibi olmasını istemektedir fakat Fred’in iyiliği için buna müsaade eder. Film üstün yetenekli çocukların yaşadığı sosyal problemleri ve onların çocuk olduğunu unutmamamız gerektiğini çok güzel anlatıyor.

WONDER

Mutlu bir aileye sahip olan Auggie evde annesi tarafından eğitim görmektedir fakat artık okula gitme zamanı gelmiştir. Yüzünde deformasyon ile doğan Auggie arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalsa da ilerleyen süreçlerde çok sevilen biri haline gelip iyi bir dosta sahip olacaktır. 2017 yapımı film aynı zamanda özel bir çocuğa sahip olan aile üyelerinin de neler yaşadığına değinmiştir.

TAARE ZAMEEN PAR

Amir Khan’ın hem yönetmenliğini hemde öğretmen rolünü üstlendiği 2007 yapımı film özel öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuğu konu alıyor. İshan öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuktur. Derslerinde başarılı olamamakta bu yüzden de hem evde hem de okulda dışlanmaktadır. Bu dışlanma onda davranış problemleri de doğurunca babası katlanamaz ve onu yatılı bir okula verir. Orada resim öğretmeni İshan ın özel bir çocuk olduğu fark eder ve hayatına dokunur.

GHADI: BİR MELEK YARATMAK

2013 Lübnan yapımı film down sendromlu bir çocuğu konu almaktadır. Leba 2 kız evlada sahiptir ve bir oğlu olmuştur. Ghadi ismini verdiği oğlu biraz büyüdüğünde uğultulu sesler çıkarmaya ve mahalle halkını rahatsız etmeye başlamıştır. Bunun sonucunda Leba’ya onu kliniğe kapatması gerektiğini söyleselerde Leba oğlunu sevmektedir ve bunu reddeder. İlerleyen süreçlerde bu insanlarda Ghadi’yi seveceklerdir.

CENNETİN RENGİ

Bu film maalesef diğerlerinden biraz daha dramatik bir seyir izliyor. 1999 yapımı olan İran yapımı film Muhammed adında doğuştan görme duyusu olmayan bir çocuğu anlatmaktadır. Ailesiyle yaşayan Muhammed’in annesi vefat etmiştir ve görme engelliler için olan yatılı bir okulda kalmaktadır. Yeniden evlenmek isteyen babası Muhammed’den utanmakta ve ondan kurtulmak istemektedir.  

Pieces of a Woman Film İncelemesi

2020 yapımı dram türündeki Pieces of a Woman, bir kadının zorlu bir doğumun ardından, yaşadığı soyutlanışı anlatıyor. Netflix‘in yayın haklarını satın aldığı ve 7 Ocak’ta yayına giren film, daha önce Venedik ve Toronto gibi film festivallerinde gösterilmişti.

Pieces of a Woman Konusu

Evde doğum yapmak isteyen, hastanede doğumu tercih etmeyen bir kadının doğum esnasında doğumu planladığı ebeden gelemeyip, yerine başka bir ebe göndermesi ile yalan zorlu bir doğum ve sonraki süreç anlatılıyor. Martha, yaşadığı bu zor sürecinden ardından, eşinden ve önceden beri problemleri olduğu annesinden uzaklaşıyor. Bu yaşamdam soyutlaşma ve aileden uzaklaşma dönemini işleyen film, mutlulukla başlayan bir doğum yolculuğunun giderek kabusa dönüşme sürecini ve yaşanan değişimleri oldukça çarpıcı bir şekilde ele alıyor.

Filmi Nasıl Bulduk?

Spoilersız görüşümü bildirecek olursam, ben filmi beğenen kesimdenim. Eğer tempolu bir film izlemek istiyorsanız sıkılabilirsiniz. Ama filmin temposuna aldırmadan, anlattığı dramatik olaya ve karakterlerin yaşamlarındaki değişikliklere kapılırsanız, etkileneceğiniz bir şeyler mutlaka bulacaksınız.

Filmin başlangıcı 30 dakika kadar süren iddialı bir doğum sahnesi ile açılıyor. Kimine göre filmin en tempolu anı bu ilk 30 dakikasıymış, kimine göreyse doğum sahnesi fazla uzundu. Ben ikincidenim. Doğum sahnesi, her ne kadar etkileyici çekilmiş olsa 30 dakika boyunca aynı mekanda bir doğum izlemek benim için gerçekten çok uzun sürdü. Ama diğer yandan, filmin oturduğu nokta bu doğum anı olduğu için bu kadar yer verilmesini anlıyorum. Martha ve eşinin, doğum başladığı an ne kadar mutlu olduklarını, bebekleri için her şeyi hazırladıklarını, birbirlerine karşı kibar olduklarını ve hatta aşık olduklarını görüyoruz. Ancak doğum sahnesi tamamlandıktan sonra ise; bu mutluluğun yerini giderek acıya ve uzaklaşmaya bıraktığını görüyoruz. Birbirinden soğuma süreci çok başarılı işlenmiş. Yani biz doğum sahnesini, orada onlarla yaşar gibi bu denli izlemesek, ilerki sahnelerine etkileyiciliği azalırdı.

Dikkat: Yazının bundan sonrası spoiler içerir!

Benim için filmin gerçek tempolu sahnesi ise kesinlikle mahkeme anıydı. Özellikle, Martha’nın, mahkeme ara verdiğinde, bebeğin doğum fotoğraflarını tab ettirmesi ve bebeğinin hayatta olduğu o birkaç saniyeye baktığı an iç parçalayıcıydı. Kızının en azından sağlıklı bir şekilde doğduğunu, ebenin sorumluluğunu yerine getirdiğini gördü. Kendini suçlamaktan da vaz geçti. Ebeyi de o mahkemede özgür bıraktı. Onunla beraber kendisini de ve hatta annesini de… Burada Martha’nın annesi demişken bir parantez açalım. Filmdeki karakterler kusursuz değil. Martha’nın annesini fazla yargılayıcıymış gibi algılasak da aslında ben birçok konuda kendisine hak verdim. Bunların başında evde değil hastanede doğum geliyor. İkincisi ise Martha’nın eşinin bana göre de gerçekten de kaba ve sorunlu bir adam olması. Martha eğer hastanede doğum yapmış olsaydı muhtemelen bunlar yaşanmayacaktı.

Doğumdan sonraki neredeyse bir yılı bölüm bölüm anlatan; Martha’nın başlangıçta bebeğini kaybetmesini dışarıya buz gibi olarak atlatırken, hatta bebeğini gömmekten bile vaz geçerek ona hiç var olmamış gibi davranırken, giderek duygusallaştığını ve sonunda onun fotoğrafına bile bakmaya başlayabilmesini, mahkemede yaşadığı o müthiş yükselmesine varan yolculuk diyebiliriz film için. Yolcuğun vardığı noktada ilerde Martha’yı, ikinci kızı ile mutlu görmek sevindirdi en azından.

How I Live Now Film İncelemesi

Türkiye’de ”Seninle Yaşıyorum” adıyla yayınlanan How I Live Now, 2013 Kanada-İngiliz yapımı; gençlik, dram ve romantik türünde savaş konulu bir film.

Başrollerini Saoirse Ronan, George MacKay ve Tom Holland’ın paylaştığı film güçlü kadrosunun yanı sıra bir hayli değişik olan konusuyla da ilgi çekiyor. Film aslında başlangıçta, ailesi ile sorunları olan 17 yaşında bir genç kızın, hiç tanımadığı kuzenlerinin yanına yazı geçirmek için gelmesini konu alıyor gibi görünüyor. Obsesif kompülsif bozuklukları olan bu kızın, Londra’nın merkezden uzak bir yerleşkesinde, çiftlik yaşantısına uyum sağlaması başlangıçta zor gibi görünüyor.

How I Live Now Ne Anlatıyor?

Film başta, bu uyum sürecini, kuzenleri ile geliştirdiği bağı ve aşkı bulmasını konu alacak gibi dursa da, bir süre sonra yaklaşmakta olan olası bir üçüncü dünya savaşının izlerini görmeye başlıyoruz. Üstelik İngiltere başrolde ve Londra bombalanmaya başlıyor.

Böylece film bir gençlik hikayesi olmaktan çıkıp savaş filmine hatta fantastik-distopya türünde bir filme dönüşüyor. Bilinmeyen bir gelecekte geçen filmde İngiltere savaş halinde ancak ilgi çekici bir diğer unsur ise bu savaşın çoğu gelecek kurgusu gibi robotlar, uzaylılar, teknoloji vs. içermeyip, birinci ve ikinci dünya savaşlarına çok benzer kurgulanması…

Hem bilimkurguya hem savaş filmine çalan farklı atmosferi, gerilimi, 5 gencin yaşadığı macerayı içeren konusu, müzik seçimi (Özellikle de Home-Daughter) derken çoğu detay sizi filmin içine çekiyor. Bu nedenle henüz izlemediyseniz, listenize eklemenizi öneririz!

Saoirse Rpnan bu filmdeki performansı ile En İyi Kadın Oyuncu Dalında Britanya Bağımsız Film Ödülü’ne aday gösterildi. Harley Brid ise En İyi Çıkış Yapan Oyuncu Dalında Britanya Bağımsız Film Ödülü’ne aday gösterildi.

Filmde anlayamadığım ve rahatsız olduğum tek nokta yeni tanışıyor olsalar da kuzen olan iki gencin aşkına yer verilmesiydi. Hadi filmin fantastikliğine ve distoptik bi evrende geçmesine verelim burayı da! 🙂

IMDb’den Ne Haber?

Filmin güncel IMDb puanı 6,5.

Puanından da anlaşılabildiği üzere türüne göre iddialı bir film değil ancak izlemeden geçilesi de değil. En azından farklı konusu dikkate değer diyebiliriz.

Noel Konulu Beş Yabancı Film

Süslemeleriyle, yeni umutlar, yeni başlangıçlar ve yeni yeni dileklerimizle birçoğumuz için yılın en güzel zamanı geldi. Bu yıl, caddelerden ve süslemelerden uzak kalacak olsak da filmler bizi yeni yıl teması dolu dünyalara taşıyabilir. J

Öyleyse, yeni yıla neredeyse 1 hafta kala, sizin için en sevdiğimiz Christmas filmlerini derliyoruz!

Love Actually

Listenin başında elbette 2003 yapımı İngiliz filmi olan Love Actually geliyor. İngiliz dizi ve filmlerinin kendine has mizahı olduğu gibi kendine has epik bir dili de var kesinlikle. Bu film de onlardan biri. Masal gibi birçok aşk hikayesinin birleşiminden oluşan ‘’Aşk Her Yerde’’, her yaştan kesimi ekrana kilitleyecek türden umut ve romantizm dolu bir film.

Holidate

Netflix’in bu yılki Noel filmlerinden olan Holidate’in başrolünde Emma Robert ve Luke Bracey’in yer alıyor. Film aslında sadec Noel’i değil, bir yıl içerisindeki tüm tatil günlerinde anlaşmalı flört ederken birbirine aşık olan bir çifti anlatıyor. Son zamanların en tatlı romantik komedilerinden biri bizden söylemesi.

New Year’s Eve

Yılbaşı Gecesi filmi, kalabalık kadrosu ve birbirinden farklı Noel hikayeleri ile Love Actually’i anımsatıyor diyebiliriz. Ancak bu kez hikaye New York’ta geçiyor. J Kadroda ise Sarah Jessica Parker, Robert De Niro, Zac Efron ve Ashton Kutcher gibi yıldız isimler yer alıyor ve film, yılbaşı arifesinde yalnız olan bir grup insanın kesişen hikayelerine odaklanıyor. 2011’in ses getiren bu Noel filmini henüz izlemediyseniz, öneririz.

The Holiday

Cameron Diaz, Kate Winslet ve Jude Law gibi isimleri bir araya getiren The Holiday, yılbaşı yaklaşırken hayatları tepetaklak olan iki kadının evlerini ve bir nevi hayatlarını takas etmelerini ve bu yeni hayatlarında aşkı bulmalarına odaklanıyor.

The Christmas Contract

Tv filmi olan The Christmas Contract, özellikle de One Tree Hill oyuncularını bir araya getirmesi ile biliniyor. Hem Christmas filmlerini seviyor hem de One Tree Hill hayranıysanız, Hilarie Burton, Danneel Ackles, Robert Buckley ve Antwon Tanner’ı bir araya getiren bu filmi de kaçırmayın.

error: Korunan İçerik!