tds_thumb_td_300x0
The King öne çıkan görsel resim-1
The King Eternal Monarch 14. Bölüm | Zamanda Sıkışmak

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Geçen bölüm Lee Gon en büyük zayıflığına yenik düşmüş, Luna’nın tuzağına düşüp zehirlenmişti. Zehirlenmeden hemen önce hem Lee Gon hem de Lee Lim yıllar önce küçük Lee Gon’u kurtaran kişinin yine kendisi olduğunu anlarlar. Yeni bölümde çiftimizi ne tür olaylar bekliyor gelin hep beraber bir bakalım.

The King resim-2

Lee Gon’u zehirleyen Luna’nın amacı flütün diğer yarısına ulaşmaktı. Lee Lim ile anlaşmaları bu yöndeydi. Tabii flütün gerçekte ne işe yaradığını bilmediğinden onun için önemli olan, anlaşma sonrası rahat bir yaşama kavuşmaktı. Jo Young’un son anda yetişmesiyle Luna flütü ele geçirmeden oradan kaçmak zorunda kaldı. Lee Gon da acil olarak, Jung Tae eul aracılığıyla hastaneye kaldırıldı. Bu anlardan sonra Jo Young’un yine aksiliği tutar ve büyük bir endişeyle hastaneye gelen Jung Tae eul’ün Lee Gon’u görmesine izin vermez. Neymiş efendim; Luna’yla aynı yüze sahipmiş de Tae eul’ün Luna olmadığına dair net kanıt yokmuş da falan filan. Zaten geçen bölümde de Jung Tae eul’ü Kang Shin Jae’ye teklif etmişti sırf Lee Gon’dan ayırmak için. Son anlara yaklaşıldığı halde Tae eul’e karşı tutumunda zerre değişme olmadı ve ona olan olumsuz tavrını, bulduğu her fırsatta sergilemekten çekinmedi. Garibim Tae eul’de şu durumda yapabileceği bir şey olmadığı için bir köşeye büzülüp gözü yaşlı beklemek zorunda kaldı. Çünkü Lee Gon’un başına gelenler dolaylı da olsa kendi yüzünden olmuştu çünkü Lee Gon bu yüze karşı çok zayıftı.

Lee Gon baygınken yine flütün sesini duyar ta ki yıllar önce ihanet gecesinde ve sonrasında dünyalar arasında seyahat edeceği zamanlarda olduğu gibi. Flüt sesi varmak istediği yere gitme vaktinin geldiğinin işaretiydi. Lee Gon Tae eul’e veda bile etmeden, hiç hazzetmediği halde Tae eul’ü koruması için Jo Young’a yeni görevler vererek kapıdan geçmek için oradan ayrılır.

The King resim-3

Hem Lee Lim hem de Lee Gon geçmişe gidip hatalarını telafi etmek ister. Bu yüzden ikisi de aynı anda kendilerine açılan kapılardan geçer. Ne demişti yo yo çocuğu; “flüt kapının içinde tamamlanınca zaman ve mekân için her iki eksen aynı anda kapının içinde oluşur. Flüt tam olduğunda sizi, kendinizi kurtarmak istediğiniz o ana götürür.” Olay tam da yo yo çocuğunun dediği gibi oldu ve hem Lee Lim hem de Lee Gon aynı anda aynı zamana geri döndüler.

Lee Gon olayın gerçekleştiği yere gidip yine kendini kurtarmaya çalışır. Lee Lim ise ilk denemedeki hatasını telafi etmek için kendisini ziyaret eder ve yapması gereken ilk şeyin küçük kralı öldürmesi olduğunu söyler. Böylece geçmişi olmayan kralın geleceği de olmayacak ve kendisi flüte tek başına sahip olacaktır. Fakat hiç beklemediği bir şey olur ve genç Lee Lim kendisini öldürür. Hırsın gözlerini kör ettiği genç Lee Lim flüte, yirmi beş yıl sonraki Lee Lim’in sahip olmasına razı olmaz ve onu ortadan kaldırır. Fakat onun da hesap edemediği bir durum gelişir. Yaşlı Lee Lim’in ölümüyle, elinde kalan yarım flüt de yok olur. Böylece her şey yeniden başlamış olur.

Olay gecesi yenden yaşanır fakat bu sefer küçük farklarla. Artık Lee Gon daha deneyimlidir ve kendisini kurtardıktan sonra bu sefer isyancıların peşine düşer. O esnada karşısına saray hanımı Noh çıkar. Lee Gon kendisinin gelecekteki kral olduğunu, gitmesine izin vermesini ve dediği gibi kaderinin peşinden gittiğini söyler. Bu olay Lee Gon’un geleceğe gönderdiği ilk mesajdı. Takip sonrası asilerin kaçışına yardım edenin de kral olmayı arzulayan Prens Byoung’un hain oğludur.

The King resim-4

Gelelim dizinin başından beri hüzünlü hüzünlü gezen Kang Shin Jae’ye. Lee Lim’in benzerinin izini sürerken izler onları bir bakımevine götürür. Olayların düğüm noktası bakımevidir. Başbakan Koo’nun benzerini de orada bulacakları düşüncesiyle bakımevini ziyaret edeler. Bu ziyaret esnasında Kang Shin Jae hiç ummadığı bir sürprizle karşılaşır. Uzun zamandır hayatının gerçek mi hayal mi olduğuna karar vermeye çalışan Shin Jae sonunda gerçeklerle karşılaşır. Evet gerçek Kang Shin Jae bitkisel bir hayat yaşamaktadır. Kendisi ise onun yerine kullanılan bir dublördür sadece. Annesi onu terk ederek Lee Lim’in ellerine terk vermiştir. Zaten Kang Shin Jae’nin hep bir içe kapanık hali bu terk edilmişliğin bir sonucudur. Tüm bu olaylar olurken Anne diye bildiği kadının aslında olanlardan haberinin olmaması ayrı bir dramdır. Kendi oğlu yatağa bağlı yılları geçerken, kendisine benzeri verilerek kandırılır. Tüm bu olayların müsebbibi ise daha çok para kazanmak isteyen ve yatalak oğlu için üzülen karısı ile uğraşmak yerine onu kandırmayı tercih eden babadır. Tabii diğer tarafta da oğlunun bu oyunda kullanılmasına razı olan bir anne de var. Kang Shin Jae öz annesine ne kadar sitem etse azdır.

The King resim-2

“Bekle beni Jung Tae eul, sana doğru geliyorum.”

Lee Lim kendisin öldürdükten sonra elindeki yarım flüt de yok olur. Geriye sadece Lee Gon’daki yarım flüt kalır. Lee Gon asilerin peşine düşer ama onları yakalayamaz çünkü asilerin kaçmasına yardım edenin aileden birisi olduğunu söylemiştik. Çaresizlik içerisinde ne yapacağını bilemezken ertesi gün küçük Lee Gon’un yas tutmasına şahit olur. Kapıdan geçtiğinde ise yine aynı zamanda olduğunu görür. O zaman anlar ki yarım flüt zaman atlamasını sağlayamıyor. O zaman yapabileceği tek şey sıfır ile bir aralığında ilerlemek. Yaptığı hesaba göre yirmi altı yıl o aralıkta yaklaşık dört ay sürüyor.

İkinci kez kapıdan geçtiğinde cumhuriyette olduğunu anlar fakat pek bir ilerleme kaydedemez. Fakat o an aklına cumhuriyetteki kendilerini kurtarmak gelir ve ihbar hattına ihbarda bulunur ama geç kaldığını öğrenir çünkü Lee Lim cinayetleri çoktan işlemiştir. Ardından küçük Jung Tae eul’ü ziyaret eder. Gerçekten de Tae eul’ün annesi ölmüş yas halindedirler. Lee Gon küçük Tae eul’e nerede ve hangi yılda olduğunu söyleyerek anı oluşturma yoluna gider çünkü bundan başka Tae eul’e haber ulaştırma çaresi yoktur. Zaman içinde ilerlerken ikinci kez Tae eul’ü ziyaret eder bu sefer de tekrar karşılaşacaklarını, bu karşılaşma esnasında kendisini sıcakkanlı karşılayıp daha nazik davranmasını çünkü zamanlarının az olduğunu söyler. Her mesajının sonunda da ona doğru geldiğini ve kendisini beklemesini ısrarla vurgular. Dizinin en çok sevdiğim bölümlerden birisiydi bu bölüm. Hele Lee Gon’un bellekte anı oluşturarak mesaj göndermesine kalbimi bıraktım. Hele de telefon kulübesinde ikisinin de ayrı zamanlarda fakat aynı anda orada olması ve Lee Gon’un yazdığı mesajı anında Jung Tae eul’ün görmesi olağanüstüydü. 😊

The King resim-6

Gelelim dizinin ana kahramanına. Daha önce detaylarıyla açıklamıştım yo yo çocuğunun flütün vücut bulmuş hali olduğunu. Burada niyetini daha net açıkladığını görüyoruz. Ne demişti yo yo çocuğu kim olduğunu soran Song Jung hye’ye; İnsanları tehlike konusunda uyarıyorum ve düşmanı yeniyorum. Ayrıca kendimi korumak ve tek parça kalmak istiyorum.” Ve sohbetin devamında kralın kaderinin peşinden gittiğini öğreniyoruz. Yo yo çocuğu da endişeli aslında. Kral kaybolmadan sağ salim dönebilecek mi? O da biliyor ki flüt yarım kaldığında güçsüzdür.

Sohbet esnasında hiç beklenmeyen bir şey gerçekleşir. Jung Tae eul’ün, sıfır ile bir aralığına ektiği zambak filizlenir. Bu olay Tae eul’ün inancının ne kadar güçlü olduğunun ve sorun ortadan kaktığında bir araya gelebileceklerinin işaretidir. Sanırım bu filizlenen zambak ilk ektiği zambak tohumuydu. Çünkü zambağın bir diğer anlamı da kayıp hatıralardı. Zambağın filizlenmesi Lee Gon’un Jung Tae eul’ün belleğinde hatıra olarak yer alması ve kısa süre sonra Tae eul’ün bu anıları hatırlamasıydı. İlerleyen bölümlerde ikinci kez ektiği tohumların da filizlendiğini göreceğiz. Şimdilik biraz sabır.

The King resim-7

“Tut onu Jung Tae eul. Onu kollarında tut.”

Luna, karşıma çıkma yoksa ölürsün demişti Jung Tae eul’e. Gerçekten de dediğini yaptı. Lee Gon beni bekle demişti Jung Tae eul de aynen öyle yapıyordu. Fakat babasının başına bir şey gelmesinden endişe ettiği için Luna’yla karşılaşmaktan çekinmedi. Fakat hiç beklemediği bir anda Luna Tae eul’ü bıçakladı. Neden mi? Kendisi sefil bir hayat yaşarken Tae eul’ün mutlu bir hayatının olmasıydı. Tam da bu esnada, ilk karşılaştıkları yerde Lee Gon belirir hafızasında. İşte tam bu esnada Tae eul’de kendisine mesaj yollar; Tut onu Jung Tae eul. Onu kollarında tut. Bunu istemesinin bir nedeni Lee Gon’un isteğini yerine getirmek bir diğer nedeni de Lee Gon’u bir daha görme ihtimalinin olmaması diye düşünüyorum. Sonuçta ciddi yaralandı ve Lee Gon geri dönemeden ölebilir de. Ve şükürler olsun ki hem geçmişten hem de gelecekten bilinçaltına yollanan mesajları alan Jung Tae eul, detayları atlayıp Lee Gon’a sıkı sıkı sarılır.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla… 😊

The King öne çıkan görsel
The King Eternal Monarch 13 Bölüm | Benim Tek Zayıflığım…

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Geçen bölüm Lee Gon Jung Tae eul’ü Lee Lim’in elinden kurtarmış ve bu esnada geleceğin kraliçesini ilan etmişti. Bölüm sonunda da Başbakan Koo’nun da dünyalar arası seyahat ettiğine şahit olmuştuk. Gelin şimdi hep beraber yeni bölüme bir bakalım.

The King resim 2

Bölümler ilerledikçe olaylar ve sırlar da çözülmeye başlar. Bu sırlardan birisi de saray hanımı Noh’un da büyükbaba Kral Heajong tarafından krallığa getirildiğidir. Sohbetin sonunda bizleri bir parça mutlu eden şey ise saray hanımı Noh’un Lee  Gon’u Jung Tae eul’e emanet etmesiydi. Başbakan Koo geçen bölümde duyduğu haberle, hesap sormak ve Lee Gon’u tehdit etmek için saraya ani baskın yapar. Bu çıkışıyla tehditlerinin işe yaramayacağını açıkça görmüş oldu. Çünkü Lee Gon açıkça; söylentilerin doğru olduğunu ve her adımını, her kararını desteklediği sevdiği bir kadın olduğunu söyler. Bu esnadan çakan bir şimşek Başbakan Koo’nun da Lee Lim ile irtibatta olduğunu gösterir. Çıkışta Jung Tae eul’e de tehditler savuran Koo’nun şimşek yarasının görünmesiyle Tae eul de emin olur Koo’nun dünyalar arası seyahat ettiğinden. Lee Lim kendisine ulaşan bilgiler neticesinde, yara yüzünden ölenlerin olduğu sonucuna varır. Şimdi yapması gereken bunları yerinde görmektir. Bu araştırmalar esnasında Lee Gon; Jung Tae eul ve Jo Eun-Seob’un yaralarının olmamasına dayanarak, olayın dünyalar arası seyahatle ilgisinin olmadığı, benzerlerinin ölümüne bağlı olarak bu yaranın oluştuğu sonucuna varır.

The King resim 3

Sürekli yeni hamlelerde bulunan Lee Lim’in son hamleleri krallıktan Başbakan Koo ile cumhuriyetten fakir bir kadındır. İpuçlarını çabuk çözen Başbakan Koo Lee Lim’in niyetini en kısa sürede çözen tek kişidir. Olayın gerçekliğine doğru olup olmadığını anlamaya çalışmakla vakit kaybetmek yerine kesin kanıt göstermesini ister ve kendisini cumhuriyete götürmesini ister. Tabii bu durumda iki kişiden biri ölecektir ve bu kurban cumhuriyetteki benzeri olur. Fakat Başbakan Koo, kraliçe olma hırsıyla giriştiği bu oyunun sonunda kaybedenin yine kendisi olacağını bilse yine de böyle bir şeye kalkışır mıydı çok merak ediyorum. Çünkü hiçbir sebep olmasa da dengeyi sağlamak için flüt hayatta kalan diğer kişiyi de yakarak yok etmeye çalışıyor.

The King resim 4

Sevdiği adam için daha doğrusu kral için bu dünyada da canla başla çalışan, fedakar teğmenim Jung Tae eul. Lee Lim’in bambu ormanını bulabilmek için hatırladığı şeylerden yola çıkara bir ipucu bulmaya çalışır. Bir şeyler bulur ama bu pek işe yaramaz gibi. Lee Gon’un tahmin ettiği yerlere adamlar yerleştirmesini ister ama gözden kaçırdığı bir şey vardır. Lee Lim dünya değiştirirken zamanın donması ve buna bağlı olarak da insanların donması. Olası yerlere adam yerleştirilmesi demek onları savunmasız bir şekilde Lee Lim’in avucuna teslim etmek demektir. İşte bu yüzden ne yapılacaksa Lee Gon tek başına yapmak zorundadır. Çünkü o esnada hareket edebilen tek kişi odur.

Durumun vahametini anlayan Jung Tae eul ise Lee Gon’un yalnızlığına çok üzülse de yapabileceği pek bir şey yoktur Lee Gon’u teselli etmekten başka. Şu durumda Lee Gon için tek çözüm yolu geçmişe gidip olaya müdahale etmektir. Bunun nasıl mümkün olacağına gelince; flüt yarıya bölündüğü için gücünün yarısını kullanıyordur. Eğer mekân ekseni varsa, bir yerlerde zaman ekseni de vardır ve o kilit noktayı bulduğu zaman geçmişe gidebilecektir. Şimdilik Lee Gon için tek çözüm yolu bu gibi görünür. Eğer teorisi doğruysa yirmi beş yıl önce Tae eul’ün kimlik kartına nasıl sahip olduğunun cevabını da bulabilecektir.

The King resim 5

“Çok sevdiğim bir kadın var. Her anını ve her adımını destekliyorum.” Jung Tae eul ve Jo Eun Seob için geri dönme vaktidir artık. Dönüş yolunda, Jung Tae eul yine zambak tohumları alıp sıfır ile bir aralığına eker. Lee Gon burada herhangi bir bitkinin yetişeceğine inanmaz ama Tae eul inancını sonuna kadar korur. Öyle ya denemeden hiçbir şeyin sonucundan emin olamayız. Lee Gon henüz sıfır ile bir aralığının sırrını tam çözemese de gözlemlediği kadarıyla Jung Tae eul’ün ektiği tohumlar toprağa batmış, cansız cisimler ise havada asılı kalmıştır. Bu durum Tae eul’ün, bir gün zambağın filizleneceğine olan inancını destekler niteliktedir. Bölüm sonunda Luna zambağın anlamıyla ilgili “umutsuz aşk” anlamına geliyormuş dese de ben buna katılmıyorum. Lee Gon ve Jung Tae eul’ün aşklarına olan inançlarından dolayı, sonları umutsuz aşk değil yeniden doğuş yani flüt tek parça haline gelse bile sonrasında yeniden bir araya geleceğine inanıyorum. (Not: Zambakla ilgili geniş açıklama 6. Bölüm yazımızda.)

Ve yine sıra geldi bölümdeki şifreleri açıklamaya. Lee Gon kapıların kapanacağından endişe ettiğini söylediğinde Jung Tae eul on yedi kuralından dokuzuncusunu söyler: “İşin başından korkma, daha gerçekleşmedi bile.” Dokuz sayısı; ruhsal uyanış, sevgi ve karma olarak bilinir ve bir doruk noktası ya da bitiş öncesinin simgesidir. Tek basamaklı sayıların sonuncusu olan dokuz, evrenin kapısını açan bir sayıdır ve bazen başarı için yapılacak son bir hamlenin ve bu hamleden sonra kişinin hayatında belirecek büyük bir değişim ya da dönüm noktasının simgesidir. Bir sayısının başlattığı enerjiyi kucaklayan sayı dokuzdur ve problem çözücüdür, soruna değil çözüme yoğunlaşır. Büyük sorunların ya da yükün son aşamasına ve bir kapanışa gelindiğinin habercisidir.

The King resim 6

Jung Tae eul ve Luna. İki ayrı dünyada iki ayrı hayat. Burada araya girerek Kim Go Eun’un mükemmel oyunculuğuna değinmeden geçemeyeceğim. Evet iki ayrı kişi, iki ayrı karakter ve başarılı bir oyunculuk. Bir yanda şüpheci, endişeli ve biraz da özgüvensiz Luna, diğer tarafta özgüvenli, ne istediğinden emin ve gözlerinde endişe belirtisi olmayan Tae eul. Fakat Jung Tae eul’ün yokluğunda onun yerini aldı bile Luna. Bu arada Kang Shin jae’yi hemen öpmeseydi iyiydi ama fotoğraflardan Tae eul’e karsı ilgisi olduğunu anlamış olmalı ki öperek işi sağlama almak istedi herhalde. Tae eul’ün yerini aldığında bu dünyada kendisini koruyacak birisinin olması için. Ailesine zarar vereceğinden endişe eden Tae eul Luna’ya ulaşmayı başarır. Şimdilik, her şeyden habersiz Tae eul hedefindeki kişinin kendisi olduğunu anlayınca biraz da olsa rahatlar.

Şu durumda Luna’ya kızmalı mıyız bilemiyorum. Yıllarca sefil bir hayat sürmüş ve şu durumda da ölümcül bir rahatsızlığı olan birisi. Bir parça da olsa rahat yaşamak istiyor her ne kadar yolu yanlış olsa da. Arabanın içinde, yapayalnız bir halde acılar içinde kıvranırken insan acımadan edemiyor Luna’ya. Zaten Lee Lim’in en iyi kullandığı yöntem insanların zayıflıklarıydı ki Luna’nın sefil hayatı da kullanabileceği bir fırsattı.

The King resim 7

Jo Young’u geri götürmek için cumhuriyete Jung Tae eul ile birlikte gelen Lee Gon Tae eul’ü Bir kez daha görmek için evlerine gider. Yine Tae eul’ün ani bir kararıyla Lee Gon’u erkek arkaşaı olarak tanıtır babasına. Beklenmeyen bir şekilde gerçekleşen tanışma faslından sonra veda zamanıdır. Ama Tae eul bu kadar çabuk beklemiyordu geri dönüşü. “Bugün mü gidiyorsun? Şimdi mi? Kalmalı mıyım? Sadece bugünlük kalmalı mıyım? Seni durdurursam kalacak mısın?” Lee Gon’un iki şartı vardı; Tae eul ne “gitme” diyecekti ne de “gelme”. Çünkü böyle bir istek karşısında Lee Gon çaresiz kalacak ve sevdiğinin isteğini geri çeviremeyecekti. Ama şimdi Tae eul “gitme” diyordu. O zaman Lee Gon nasıl gidebilirdi? Böylece bugünlük de kalmaya karar verdi akşam buluşmak üzere.

“Kandırılmayacağımı düşünmüştüm ama sanırım bu yüz benim tek zayıflığım.” Akşam beklediği gibi Jung Tae eul gelir. Fakat ortada garip bir şeyler vardır. Yüz Tae eul’dür ama bakışlar çekingen ve korkaktır. Boşuna dememişler “gözler kalbin aynasıdır” diye. Luna’nın bakışlarında Tae eul’ün kendinden emin bakışları olmayınca Lee Gon hemen anlar yanlış kişiyle buluştuğunu. İşte o an düğüm çözülmeye başlar. Luna’nın kullandığı Tae eul’ün kimlik kartını eline alan Lee Gon aynadaki yansımasını görür. Üzerinde Tae eul’ün hediye ettiği kıyafetler vardır. O an anlar ki kendisini kurtaran kişi yine kendisidir. Tam o anda Lee Lim de olayları yeniden analiz ettiğinde anlar ki Lee Gon’u kurtaran kişi yine Lee Gon’dur.

Fakat tam o esnada zayıflığına yenik düşen Lee Gon büyük bir hata yaparak Luna’nın getirdiği içecekten içer ve yıllardır kendisini korumaya çalıştığı zehirlenme, yine sevdiği kadının yüzüne sahip birisi tarafından gerçekleşir. ☹ Ölümün kıyısına ikince defa gelen Lee Gon yere yığılırken bizler de onunla birlikte yıkıldık desek yeridir. Neyse ki Jo Young o esnada içki almaya çıkmıştı da bir nebze olsun, fazla gecikmeden geleceği ve Lee Gon’u onun kurtarabileceği ümidiyle bölümü sonlandırıyoruz.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla… 😊

Öne çıkan görsel
The King Eternal Monarch 12. Bölüm | Sevgiliyle Donmuş Zaman İçinde

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Geçen bölüm Lee Lim yeni bir hamle yapıp Jung Tae Eul ile Luna’yı yer değiştirmiş, Tae eul’ü öldürmek yerine Lee Gon’a şantaj yapmak için hayatta tutmuştu. Önceki yaptıklarından yola çıkarak, Lee Lim’in Jung Tae eul’e de bir şey yapacağını tahmin eden Lee Gon Jung Tae eul’ü ya da hiç değilse ona benzeyen birini bulmak için aramalar yapmış ve sonunda aradığı Jung Tae eul’ünü sağ salim bulmuştu.

King görsel 2

Geçen bölümde Jung Tae eul’ü nasıl bulduğuyla ilgili kısımları bu haftaya bırakmışlar. Dizinin ilk bölümlerinden beri uyguladıkları bir yöntemdi zaten. Jung Tae eul’ü nasıl bulduğuna gelecek olursak, Luna’nın peşinde olan dedektif mobese takibinde Luna’yı bulur ve durumu bildirmek için Lee Gon’u arar. İşte bu şekilde Lee Gon çok fazla vakit kaybetmeden Jung Tae eul’ü bulur. Evet kralımız, sevdiği kadın zarar görmesin diye ateşli silah kullandırtmaz, Lee Lim de Jung Tae eul’ü, özellikle canlı ele geçirilmesini istediği için (Ölü de olsa bulmalarını ister ya. Çünkü Lee Gon’un Jung Tae eul’ün ölüsünü almak için bile flütle takasa razı olacağını biliyor) kendi adamlarında da silah yoktu. Durum böyle olunca Tae Eul hiçbir zarar görmeden kurtarılır.

İnsanın sevdiğiyle, sevdikleriyle sınanması ne kadar kötü. Henüz hiçbir şeyi tadıyla yaşayamamışken, geleceğin ne getireceği belli olmadığı için birçok prosedürü atlamışken bir anda sevdiğini kaybetmenin eşiğine gelmek. Lee Gon’a ne olduğunu bilmeden bir boşluğa doğru kaçarken Tae eul fazlasıyla korkar. Fakat Lee Gon’un korkusu da az değildir. Fakat her zaman güçlüymüş gibi davranmak zorunda olan Lee Gon şimdi de aynı şeyi yapar. Sevdiğinin gözlerindeki korkuyu gördükçe, konuşarak endişesini dindirmeye çalışır. Yaşadıklarından dolayı bayılan kraliçesini, kollarında saraya taşımak da yine Lee Gon’a düşer. 😍

King görsel 3

Geçmiş bölümlerin birinde Jo Young sıcak kahve bardağını tuttuğu zaman eli yanmıştı da aynı anda soğuk kahve bardağını tutan Jo Eun seob’un eli de yanmıştı. Şimdiyse Na-ri bir deja vu’dan bahsetmekte. Başka bir yerde ve şekilde benzerlerini görmüştür. Açıklaması ize şu şekildedir; senin frekansın başka bir dünyanınkiyle eşleştiğinde meydana gelir. Demek ki o zaman da iki dünyanın frekansları eşleşmiş. Bir de hastanedeki adam bir şey gördüğümü sandım dediğinde büyük ihtimal, Lee Gon’un annesinin intihara kalkıştığı ana denk gelmiştir.

Hazır yeri gelmişken birazcık çiftlerimizden bahsedelim. Neredeyse dizi sonuna kadar çift oldukları bile pek belli değildi. Ara ara yakınlıkları hissedilse de isimlerine yakışır şekilde yeterli değildi. Zamanın yetersizliği diyeceğim de o da değil. Na ri’ye gereğinden fazla içecek reklamı yaptırasıya kadar Eun Seob’la daha dişe dokunur diyalog yazılabilirdi.

Bu arada Jo Young’un Başbakan Koo ile karşılaşması da muhteşemdi. Her ikisinin birbirini gördüklerinde yaşadığı şaşkınlık ve yüzlerinin aldığı ifadeyi her gördüğümde çok hoşuma gidiyor. O esnada yaydıkları enerjiden mi nedir bilemeyeceğim keşke bu ikisi çift olsaydı dediğim çok oldu. Yine Na ri ile Eun Seob’la olabilirdi fakat krallıkta Jo Yong ile Başbakan Koo olabilirdi. Gerçi orada cumhuriyetteki gibi bir enerjilerini de göremedim ya işte aklıma geldi birden.

King görsel 4

“Sevdiğim bütün kadınlar hasta.” Lee Gon’un sevdiği kadınlar. Hayatındaki en değerli iki kadın; Jung Tae eul ile saray hanımı Noh. Kral da olsan sonuçta önce insansın. Lee Gon da öyle. Her ne kadar Jung Tae eul’e karşı güçlüymüş gibi görünse de aslında hiç de öyle değil. Tae eul’ün tedavisi yapılırken yüzündeki kan lekesini bile temizlemeden kapının önünde, uzunca bir süre çaresizce bekler. Ahhh o hallerini de buradan paylaşmak ne çok isterdim ama işin o kısmına girersem yazıdan çok fotoğraf olur.

Jung Tae eul kendine geldiğinde ise Lee Gon’a bir şey olmadığına ya da kapının kapanmadığına sevinir. Lee Gon burada olağan hayatını yaşarken Jung Tae eul başka bir evrenden gelen başka bir Lee Gon’la karşılaşmıştır. Hal böyle olunca bambu ormanındaki buluşmadan sonra kapının kapandığını düşünür. Tabii bu düşünce içindeki kaybetme korkusunu da körükler. İşte bu yüzden Lee Lim’in kendisin krallığa kaçırdığına bile sevinecek durumdadır. En azından henüz her şeyin bitmediğin öğrenir.

Ve yine geldik Kim Eun Sook’un dizide kullandığı nesnelere. Bu sefer nesnelerimiz bitkilerden oluşuyor. Lee Gon Jung Tae eul’e bir kolye hediye eder. Kolyenin ucundaki çiçek kiraz çiçeğidir. Kiraz çiçeği krallık bayrağının ambleminde de vardır. İşte bundan dolayı anlamını araştırırken karşıma ilginç bilgiler çıktı: “Dört beyefendi çiçek.” Uzak Doğu (Çin) kültüründe özellikle resim sanatında yaygın olarak kullanılan, dört mevsimi temsil eden dört bitki vardır. Bunlar bambu, orkide, krizantem ve erik çiçeğidir. Dizide, orkide hariç diğerlerini belirgin şekilde görüyoruz. Bambu zaten dizinin ana bitkisi. Orkide ve krizantemi ise prens Byoung’un cenaze töreninde görüyoruz. Kiraz çiçeğini ise krallık ambleminde ve Jung Tae eul’e hediye edilen kolyede.

Bu bitkilerin anlamlarına kısaca değinmek isterim. Bambu; hoşgörü ve alçakgönüllülüğü, Orkide; tevazu ve soyluluğu, Krizantem; erdemi ve mükemmelliği, Erik çiçeği; erdemi, asaleti ve saflığı temsil ettiğini öğreniyoruz. Ayrıca Erik çiçeği iyi haber getiren bir bitki olarak da anılıyor. Bundan dolayı olsa gerek Erik çiçeği dizide hem krallığın bayrağında hem de Lee Gon’un Tae-eul’e hediye ettiği kolye olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca bu bitkiler dört mevsimi de sembolize ediyor.

King görsel 5

Bunu yapma nedeniniz nedir?

Dere kenarında yalnız oturuyordunuz.

Yeşil çim filizlendi ve bahar esintisinden su sıçradı.

Gitseniz de, sonsuza kadar gitmeyeceğinize söz vermiştiniz.

Her gün dere kenarında oturuyorum ve sürekli bir şeyler düşünüyorum.

Gitseniz de, sonsuza kadar gitmeyeceğinize söz verdiğinizde, sizi unutmamamı mı istediniz?

Jung Tae eul kendini daha iyi hissedince önce Jo Eun Seob’u ziyarete giderler. Jo Eun Seob her ne kadar tehlike anında kaçmayı tercih etse de kardeşlerinin iyiliği için, silahlı saldırı esnasında kendini Lee Gon’a siper etmiş ve bu yüzden iki hafta tutulmasına karar verilmişti. (Buradan da anlıyoruz ki Jung Tae eul ile Lee Gon yaklaşık üç haftadır görüşemiyor.) Sonrasında ise Lee Lim’in gizli toplanma yerlerinden ikincisine de ulaşırlar. Birincisi Eosu Kitabevi idi.

Olaylar artık daha hızlı çözülmeye başlıyor çünkü Lee Lim daha sık ve şiddetli şekilde yeni hamlelerde bulunur. Artık Tae eul’e her şeyi açıklamanın zamanının geldiğini düşünen Lee Gon, nasıl oluyor da sadece ikisinin dünyalar arası yolculuk yapabildiklerinin sırrını söyler. Evet! İkisi de, dünyalar arası kapıları açan bir nesnenin birer yarısına sahiptirler. Öğrendikleri karşısında ayrı bir endişeye kapılan Tae eul olası yanabilecekler karşısında gözyaşlarına boğulur. Çünkü şu durumda Lee Gon Lee Lim’e karşı dezavantajlıdır. Çünkü Lee Gon bir yanıyla da kendisine bağlıdır ve cumhuriyete geldiğinde daha da güçzüsdür. Çünkü kendisi Lee Gon’un zayıflığıdır ve Lee Lim bunu çok iyi bilmektedir. Hal böyleyken Lee Gon’un bu mücadeleden başarıyla çıkma olasılığı ne olabilir ki?

Hazır fırsat bulmuşken Lee Gon Tae eul’ü anne ve babasının evlendiği kiliseye götürür. İşin sonunda Tae eul’ü kraliçesi olmaya ikna mı etmeyi planlıyordu bilemeyiz ama tüm güzel anları burnundan geldi desek yeridir. İlk defa birlikte fotoğrafları olsun istedi. Pederden rica etti fotoğraflarını çekmesi için. Tae eul’üne sarılarak ve gülümseyerek poz verdi. Üç, iki_______________ Ve yine her şey dondu. Zaman dondu, yere düşen yağmur, esen rüzgâr, ağaçtaki yaprak, gökte uçan kuş, ağızdan çıkan söz dondu. Hepsinden acısı da sevdiği kadın dondu. Hem de bir saat on beş dakika. Çaresizliğin resmin çizmek gerekseydi Tae eul’ün donma süresince Lee Gon’un çaresizliğini çizmemiz yeterli olacaktı. Lee Gon’un çaresizliği, üzüntüsü öyle büyüktü ki gözyaşları pınar misali aktı durdu donan zaman süresince.

King görsel 6

Gelelim hem dizinin hem de bölümün en ateşli sahnesine. Ateşli dediysem de öyle ahım şahım bir şey beklemeyin. Bu tür sahnelerde yönetmen elini bayağı ürkek tutmuş. Kralımız sevdiceğinin gönlünü hoş etmek için her dileğini yerine getirmeye çalışır. Jung Tae eul sırf o anı yaşamak istediği için Lee Gon hiç üşenmeden üniformasını giyer ve sevdiği kadın için yemek yapar çünkü daha önceki konuşmalarına Jung Tae eul sadece böyle bir gün için yaşamak istediğin söylemişti ve şimdi Lee Gon o günü sevdiği kadına hediye ediyordu.

Jung Tae eul’ün ilk gelişinde Lee Gon anlayışlı erkek rolüne bürünüp Tae eul’ü rahatsız etmek istememiş ve onun isteği doğrultusunda odada yalnız bırakmıştı. Fakat gel gör ki sonrasında Tae eul kendisini yalnız bıraktığı için sitem etmişti. İşte o zaman Lee Gon söylemişti, “bir dahaki sefere bu kadar anlayışlı olmayacağım” diye. İşte o zaman tam da bu zamandı. 😉

Lee Gon amacını henüz fiiliyata geçirememişken aniden başlayan yağmur ve şimşek çakması sonucu omuzunda oluşan yanmayı Tae eul de görür nihayet. Bu esnada birçok kişide aynı yanıkların olduğunu görüyoruz. Nedense o sahne çok hoşuma gidiyor ve çekim o kadar başarılı olmuş ki, diğerleri yanık acısıyla kıvranırken ben buradan hissedebiliyorum acılarını. Hırsları sebebiyle neye bulaştıklarını bilmez bir halde yanıp kavrularak yok olacaklar. İşin kötüsü kralımız da hiç sebepsiz aynı belaya maruz kalıyor. Fakat Tae eul’de olmaması akla, görsel ikizleri ölenlerin aynı şeye maruz kaldıkları olasılığını getiriyor. Bu arada öpücükle kelle kesmenin en seksi şeklini de görmüş olduk. 😍

King görsel 7

Tae eul daha öncesinde Başbakan Koo ile cumhuriyette karşılaşmıştı ama emin olamadan krallığa kaçırıldı. Akabinde ise Jo Young karşılaşır Koo ile. O da tam yakalayacakken birileri silahlı saldırı yaparak Başbakan Koo’nun kaçmasına yardım eder. Lee Lim ile nasıl görüştü sonrasında neler oldu sonraki bölümde göreceğiz ama krallığa döndüğünde Lee Gon’un kraliçeyi ilan ettiğin duyar duymaz soluğu sarayda alır. Tam kozunu paylaşacakken dinmeyen yağmur onu da yakar. Bu da gösteriyor ki onun da görsel ikizi öldürüldü.

Lee Lim uzun bekleyişten sonra hamlelerini daha sık yapmaya başlar. Artık saklanmasına gerek yoktur ve yıllardır beklediği savaş başlamıştır. İşte bu yüzden kendini daha fazla açığa verir ve Kang Sin jae’ye görünerek ondan da alacağını tahsil etmek ister. Öte yandan Lee Gon’un annesinin benzeri Seo Jeong-yeon’u da hayatta tutma amacını açıkça söyler. Lee Gon’a onunla da şantaj yapmaktır amacı. Kadın bu beladan kurtulmak için kaç kere intihara kalkışsa da bir türlü izin vermezler. Bakalım işin sonunda Lee Lim amacına ulaşabilecek mi?

Bölüm sonunda yaşadığımız şaşkınlık bununla bitmiyor. Daha da ilginç olanı saray hanımının, yıllar önce dede kral tarafından cumhuriyetten krallığa getirilmesiydi. İşin doğrusu kendisi de zamanında başka dünyadan gelmesine rağmen Tae eul’e neden bu kadar tepki gösterdi onu bir türlü anlamıyorum. Varlığı açıklanamayan bir şey sorunlara sebep olur diyordu peki kendisinin varlığını nasıl açıkladılar acaba? KES bu yolla dizinin sonuna zemin hazırlamış ama saray hanımı Noh’un varlığı, amaçladığı sonu geçersiz kılıyor. İlerleyen bölümlerde bu durumu daha detaylı irdelemek üzere şimdilik yazımı burada noktalıyorum.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla…😊

Öne çıkan görsel
The King Eternal Monarch 11. Bölüm | Dayan Jung Tae Eul, Senin İçin Geliyorum

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Geçen bölüm, çiftimiz çok istemesine rağmen bir türlü bir araya gelememiş ve yeni yıla ayrı dünyalarda girmek zorunda kalmışlardır. Lee Gon Lee Lim ile karşılaşmış ama karışıklığa sebebiyet vermemek için bir şey yapamamıştı. Bu durumu lehine kullanmaya kalkışan Lee Lim, Prens Byoung’u öldürmüştü. Bir de bölüm sonunda, farklı evrenden gelip Jung Tae-eul’e çiçek veren ve onu sevdiğini söyleyen bir Lee Gon vardı. Yaptıkları sanki bir veda gibiydi. Gelin şimdi hep beraber yeni bölüme bakalım.

2. görsel

“Onun farklı bir dünyadan değil farklı bir zamandan geldiğini söyleyebilirim. Belki de o gün birçok şey hakkında kararımı vermiştim.” Yaşadığının hayal mi gerçek mi olduğunu anlayamayan Jung Tae-eul şaşkınlık ve öfkeyi bir arada yaşar. Yoksa bu bir tek ediş miydi? Hayır bu mümkün değildi. Döndüğünde ona dersini verecekti. Öteki dünyada neler olduğunu bilmeyen, bilemeyen Jung Tae-eul çaresizliğin verdiği öfkeyle ne yapacağını bilemiyordu.

Lee Gon’un değer verdiği insanları öldürerek Lee Gon’un çaresiz kalmasını sağlamak ve bu yolla yıllardır arzuladığı güze ulaşmak isteyen Lee Lim bir nebze de olsa amacına ulaşır. Lee Gon, eline ulaşan deliller sonucu Prens Byoung’u öldürenin Lee Lim olduğunu öğrenince hiç tereddüt etmeden Lee Lim’in peşine düşmeye kalkışır. İşte tam bu anda kader farklı bir yöne doğru evrilmeye başlar. Lee Gon Lee Lim’in peşinden bir o dünya senii bir bu dünya benim gidip geldikçe donan zaman süresi gittikçe artar. Taa ki tekrar çözülmesi imkansız hale gelene kadar. İhtimal odur ki işte tam o anlarda Lee Lim geri dönülmez bir durumda olduğunu anlar ve sonsuz pişmanlıkla, elinde bir demet “beni unutma” çiçeğiyle, zamanda geriye giderek Jung Tae-eul’ün karşısına çıkar.

Aslında kapıdan her geçişlerinde zamanın biraz daha fazla donduğunu Lee Lim’de bilmiyordur. Çünkü sosuz bir şekilde donan zamanın içinde, gücü eline geçirse bile bir başına ne yapacak ki? Muhtemelen Lee Gon’u yormak ve şaşırtmak için Lee Lim de iki dünya arasında gidip geldi ve zamanı sonsuz şekilde dondurdular. Fakat ne oluyorsa olaylar farklı şekilde ilerliyor. İşte bu kırılma noktasını oluşturan şey neydi? Lee Gon tam da talimatları verip çok uzak bir yere gideceğini söylediği anda imdadımıza Başbakan Koo yetişiyor. Kedi olalı bir fare tutan Koo’nun basına yaydığı söylenti yüzünden Lee Gon ilk anda hiçbir yere gidemiyor.

İlk andaki kararına karşılık, yeni bir boyutta gelişen olaylar sonucu oradaki Lee Gon donmuş zamanlarda uğraşadursun, Jung Tae eul ile aynı boyuttaki Lee Gon, Başbakan Koo sayesinde Jung Tae eul’e doğru ilerler. Neden mi çünkü kaderleri birbirine bağlıdır da ondan. Nasıl mı? Az sonra…👇 Bu arada donmuş zamanda yaşananlar, yeni gelişmelerle devre dışı kalır. Birazcık karışık oldu ama en basit nasıl açıklanabilirse o şekilde açıklamaya çalıştım. 😄

King 3. görsel

Kang Shin jae’den umduğunu bulamayacağını anlayan Lee Lim yeni hedef olarak Jung Tae eul ve onun benzeri Luna’yı seçer. Bunun yanı sıra Lee Gon’u zayıf noktalarından da vurmayı planlayan Lee Lim prens Byoung olayından sonra, sarayında ağırladığı kadınla da ona şantaj yapmayı amaçlar. Her zaman zayıf ve zor durumdaki insanları seçen Lee Lim bu sefer de hedefi on ikiden vurur. Sahipsiz ve kimsesiz bir şekilde sokaklarda büyüyen Luna bir de ileri derece hasta olunca ikna edilmesi zor olmaz. Sürekli birilerinden bir şeyler çalan Luna bu sefer de başkasının hayatını çalacaktır.

Kang Shin jae’den umduğunu bulamayacağını anlayan Lee Lim dedik ama yıllardır yaptığı yatırımın karşılığını almayı isteyen Lee Lim yine de Kang Shin jae’yi göz ardı etmez ve ona da 2G telefonunu ulaştırır. Yıllardır kendisini dünyasından ayıran kişiyle karşılaşmayı bekleyen Kang Shin jae bakalım nasıl bir tavır sergileyecek. Lee Lim ailesine nasıl Kang Shin jae ile şantaj yaptıysa yıllardır şimdi de Kang Shin jae’ye ailesiyle baskı yapıp emirlerini yerine getirmesini isteyecektir.

King 4. görsel

Lee Go ile Jung Tae eul’ün kaderleri birbirine bağlandı dedik şimdi onun açıklamasını yapma zamanı. Dizinin başından beri ara ara karşımız acıkan bir yo yo çocuğu var. Öyle ki bir Jung Tae eul’e çarparak kartının düşmesine sebep oluyor bir Euso kitabevinin önünde gelen geçenle konuşuyor. Şu zaman kadar ne amaçladığını pek anlamadığımız bu çocuk bu bölümde neyi amaçladığını açıkça söylüyor. Amacı; dengeyi sağlamak ve eski haline geri dönmek. Bunun için de insanları tehlike konusunda uyarıp, düşmanları bozguna uğrattığını söylüyor. Buradan da anlıyoruz ki çocuk, özel güçlere sahip flütün insan sıfatında göründüğü ruhu.

Çiftimizin kaderlerinin bağlandığı meselesine gelecek olursak; Kırmızı ip: “İki insanın kaderi birbirine bağlıydı, kopmayacak bir iple…” Kaderin Kırmızı İpliği, Çin mitolojisi kaynaklı bir inanışa dayanıyor ve zamanla tüm Uzak Doğu halkları için bu iplik önemli bir imge haline geliyor. Efsanelere göre evlilik ve ay tanrısı olan Yue Xia Lao, birbirlerinin ruh eşi olan insanları, ayak bileklerinden görünmez kırmızı bir iple bağlar ve sonunda bu kişiler evlenirlermiş. Japon mitolojisinde ise ip serçe parmaklara bağlanıyor. Hikayeler değişse de değişmeyen tek şey kırmızı ipin, iki insanın kaderini birbirine bağlaması ve asla kopmamasıdır. Bir sahnesinde Luna, kırmızı ipi kimin bağladığını sorar. Çocuk “ben bağladım” deyince, “sıkı bağla, kopabilir” der. Hatta son bölümde genç, “kırılacak sandım ama kırılmadı” der. Bu da gösteriyor ki Lee Gon ile Tae-eul’ün kaderleri sonsuza kadar birbirine bağlı kalacak. 😍

King 5. görsel

Kral olmanın ağır yükü; yalnızlık. Henüz sekiz yaşındayken babasının ölümüne şahit olmuş ama yine de kendisine dayatılan sorumluluklar sonucu acısını içinde yaşamak zorunda kalmış bir çocuk. Yıllar geçse de bu acıyı ikinci defa yaşamak. İkinci babası gibi kendisin koruyan Prens Byoung’un ölümünde bile acısını rahatça yaşayamamak ta ki herkes gittikten sonra gözyaşlarını salıvermek. Ah şimdi yanına Jung Tae eul olacaktı sımsıkı sarılarak başını boynuna gömdüğü ve içindeki tüm acıları dışarı atmak istercesine, dilediğince gözyaşı dökebildiği… 😭

Prens Byoung giderken eli boş gitmedi elbette. “Tüm hayatınız riske atarak attığınız adımlar, işte bu kaderdir.”  Evet Prens Byoung hayatını riske atarak Eosu Kitabevine gitmiş ve Lee Gon’a bakması gereken adresi göstermiştir. Kendisine bırakılan ipuçlarını takip eden Lee Gon Eosu kitapevine baskın yapar. Orada teyid etmesi gereken bir şey vardır. Kitabevini işleten hainlerden biridir. Fakat öldürülen kişinin omuzunda yara olmayınca, Lee Gon anlar ki gerektiğinde Lee Lim aynı kişileri yer de değiştirmekte. O andan sonra Jung Tae eul’ün de Luna ile yer değiştireceğinden şüphelenir ve diğer tarafa gidemediği için şimdilik bu tarafta Jung Tae eul’e benzeyen birini bulmaya çalışır.

King 6. görsel

Son zamanlarda Lee Lim o kadar çok gidip gelmeye başladı ki zamanın sürekli ve artan bir şekilde donması Lee Gon’un dikkatini çeker. Bunun bir kurala mı bağlı olduğunu çözmeye çalışır. Yaşadığı ilk zaman donmasını kaçırmıştı ama kinci sefer 121 saniye, sonra 841 saniye, sonra 961 saniye, sonra 2209 saniye ve son olarak 3481 saniye. Arada farkına varmadığı sayılar ise kendisini yer değiştirdiği zamanlar. Üzerine biraz düşününce anlar ki her zaman donması asal sayıların karesi kadar saniyedir. Ve böyle giderse 62. seferde zaman tüm gün boyunca donacak demekti. Diğer bir deyişle hem Lee Gon’un hem de Jung Tae eul’ün dünyasının sonsuza kadar durduğu bir an gelecekti.

Her şeyi çözdüğü şu anda Lee Gon artık çok daha dikkatli olmalıydı. Zaten son günlerde Lee Lim o kadar çok gidip gelmişti ki donan zaman tekrarı çok fazla artmıştı. Şu anda bile donan zaman miktarı yaklaşık bir saati buluyordu. İşte bu noktadan sonra, başka boyutta gerçekleşen zamandaki donmuş anlarda hapsolmamak için Lee Gon, hesapsızca Lee Lim’in peşine düşmek yerine, sorunu çözmek için farklı kararlar alır ve bu kararlar neticesinde, Jung Tae eul’ün tek taraflı yaşadığı dramatik anlar tekrar yaşanmaz.

King 7. görsel

Yine bölümün en girift yerine geldik. Anrteman yaptığı sırada bayılan ve gözlerini açtığında kendisini başka bir yerde bulan Jung Tae eul neler olduğunu anlamaya çalışır. Tabii bu arada dengeyi tekrar eski haline getirmek için çabalayan yo yo çocuğu Tae eul’ün kaçmasına yardım eder. Amaçsızca oradan kaçan Tae eul “Busan Sarayı” tabelasını görünce işlerin gerçekten karıştığını anlar. Şu andan itibaren yapmaya çalıştığı tek şey hayatta kalıp Lee Gon’a ulaşmaktı. Ama nasıl?

Lee Gon’da endişelerinde ve korkularında haklıydı. Çünkü Lee Lim’in durmaya niyeti yoktu ve Lee Gon’u bitirmek uğruna sevdiklerini teker teker öldürüyordu. Önce babası sonra Prens Byoung şimdi de Jung Tae eul. İşte tüm bu gelişmelerden dolayı Lee Gon, bir an önce Tae eul’ü sağ salim bulmak zorundaydı. Ama nasıl?

Burada ya senaristin kusuru ya da fazlaca montajlama hatası yüzünden Lee Gon’un, Lee Lim’in Tae eul ile Luna’yı yer değiştireceğini nasıl çözdüğü kısmında biraz zayıf bir anlatım vardı. Tamam polis amiri Luna’yla ilgili gelişmeleri doğrudan Lee Gon’a bildirecekti ve Luna’yı tam yakalayacakken birileri tarafından engellendi. Tüm bunları Lee Gon’a bildirdi fakat biz bu geri dönüşleri görmediğimiz için kurguda kopukluk yaşanıyor.

Jung Tae eul tam da her şeyden ümidini kesmişken aniden karşıdan Lee Gon belirir. Burada güzel bir incelik daha görüyoruz. Silahlı özel kuvvetler operasyon için yerlerini almışken hiçbir ateşli silah kullanılmaz. Çünkü Lee Gon, Jung Tae eul’ün olası kaza kurşununa kurban gitmesini istemez. O yüzden özel bir birlik olan atlı süvari birliğiyle Tae eul’ü kurtarmaya gelir. ❤️ Ve bir detay daha. Yıllardır kimseyi öldürmeyen Lee Gon, söz konusu Jung Tae eul olunca gözünü kırpmadan kılıcını kullanmaktan çekinmez. Lee Gon’un Jung Tae eul’ü kurtarmaya giderken, “Onu koruyun! O, Kore Krallığı’nın gelecekteki Kraliçesi…” diye haykırması da yıllardır hayalini hayâlini kurduğu şeyin bir dışavurumuydu. Her ne kadar Kraliçe olma teklifini Tae eul henüz kabul etmemiş olsa da. 😍

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla…😊

The King Eternal Monarch 10 Bölüm | Seni Çok Özledim

Güneş beyaz kayaların üzerine çöktüğünde kapıda bekleyeceğim.

Şafakta şarkı söyleyen kuşların gölgeleri arasında,

Dünyanın hâlâ sakinlik içinde parladığını görüyorum.

Gözlerim şafakta geçen yolcuya sabitlenmiş, sen misin? Sen misin?

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Önceki bölümde Lee Go’un Lee Lim’den beklediği telefon araması gelir. Her ikisi de birbirlerine tehditler savurarak birbirlerini beklediklerini söyleyerek konuşmayı sonlandırırlar. Jung Tae-eul’den de gerekli bilgileri aldıktan sonra Lee Gon, Jo Young’u cumhuriyette bırakarak Jo Eun Seob’u yanına alarak krallığa dönmüştü. Bölüm sonu Lee Gon ile Lee Lim’in karşılaşmasıyla son bulmuştu. Gelin şimdi hep beraber yeni bölümü yorumlayalım.

Lee Gon krallığa gelir gelmez adamlarına bambu ormanını gözetlemeleri emrini verir. O saatten sonra 7/24 nöbet tutulur bambu ormanında. Lee Gon’un amacı Lee Lim’i henüz kapıdan geçerken yakalamaktır. Ama henüz bu mümkün olmamıştır. Lee Gon Lee Lim’in yaşlı halini ararken kamera kayıtlarında neden bulamadığını düşünüp durur. Sonra bir den Jung Tae-eul’ün; sıfır ile bir aralığında olursan yaşlanmazsın o zaman sözünü hatırlar. Evet Lee Lim gerçekten de yaşlanmamıştır. Flüte sahip olduğundan beri zaman onun için farklı akmıştır. Şimdi yapması gereken Lee Lim’i genç haliyle bulmaktır.

Cumhuriyetten ayrılalı bir hafta olmasına rağmen Lee Gon, yeni yıla girmeden Jung Tae-eul’ün sesini duymak ister. Jung Tae-eul de Kang Sin Jae’nin tavırları yüzünden gergindir. Zaten kimseyle konuşamadığı için fazlasıyla bunalmış ve kendini bambu ormanına atmıştır. Tam bu esnada, ağaçlar arasından Lee Gon çıkagelir. Lee Gon’un istediği sadece Jung Tae-eul’ün sesini duymaktı fakat Jung Tae-eul’ün bambu ormanına gelmesi yeni yıl hediyesi gibi olur. Tabii bu Jung Tae-eul için de geçerli. Yeni yıla henüz on gün vardır ve Lee Gon’un gidip gelmesi için beş saatlik zamanı vardır. Tabii bu beş saat ne kadarlık günü kapsıyor orasını bilemeyeceğiz ama Lee Gon her gidiş gelişinde zamanı saymak zorunda ve Jung Tae-eul ile birlikteyken sayma işlemini bazen unutabiliyor. İşte bu şaşırmalar sonrası Lee Gon geri döndüğünde yılbaşına iki gün kaldığını öğreniyoruz. Montajdan mı yoksa senaryodan mı kaynaklı bilemiyorum ama bu zamanı nerede geçirdiklerine dair net bilgi yok. Büyük ihtimal bu zamanı iki dünya arasında geçirdiler.

Ve yeni yıl gelir çatar. Çiftimiz ilk yeni yıllarını ayrı dünyalarda, ayrı yerlerde geçirmek zorunda kalırlar yalnız ve mahzun bir şekilde. Birkaç saatlik görüşme yetmez elbette onlara ama elden de bir şey gelmez. Ayrı dünyalarda olsalar da kaderleri onları bir araya getirmiştir ve bu duruma, şimdilik katlanmak zorundalar. Yalnız ve diğer yarıları olmadan girdikleri yeni yılda birbirleri için iyi dileklerini gönderirler evrene içlerinde bir şeyler eksik olsa da.

Lee Gon’un beklediği an gelir. Zaman yine donar. Bu demektir ki Lee Lim krallığa geçmiştir. Şimdi onu yakalama zamanıdır. Ormana gittiğinde ise gözetleyenler Lee Lim’i görmediklerini söylerler. Lee Gon onun kapısının farklı olduğunu anlar fakat şimdi bunu arakaya zamanı yoktur. Doğruca Lee Lim’in gidebileceği yere ulaşır. Tam da beklediği gibi Lee Lim neredeyse hiç yaşlanmamıştır.

Lee Gon’un yerleştirdiği adamlar bambu ormanını 17 gündür bekliyorlardır. Burada 17 rakamına dikkat çekmek istiyorum. Dizide üç önemli yerde 17 rakamı geçti. Bunlardan ilki Jung Tae-eul’ün ilk ziyaretinde Seul’de mahsur kaldığında Lee Gon’u Prenses Diana adıyla 17 kez aramıştı. İkincisi Jung Tae-eul’ün 17 şartı meselesidir. Üçüncüsü de bambu ormanını 17 gün beklemiş olmalarıydı. Rakamın açıklamasını daha önce açıkladığım için şimdilik bu kadarla bırakıyorum.

Lee Lim de eli boş gelmemiştir. Adamlarıyla kargaşa çıkarır ve o an anlar ki yeğeni kimliğini açıklayamayacak. Bunu fırsat bilen Lee Lim olayları daha da germeye karar verir. Çünkü onun amacı flütün gücünü ve paralel dünyaları halka duyurmak ve karmaşa çıkarmak. Sonrasında ise flütün tamamını ele geçirip sonsuz güce (buna diğer dünyalar da dahil) ve sonsuz yaşama sahip olmak.

Yıllar yılı başına gelenlerin ne olduğunu anlamaya çalışan Sin Jae tüm hatırladıklarının tam da halüsinasyon olduğuna karar vermişken birdenbire karşısına çıkan krallık amblemi ve kral olduğunu söyleyen Lee Gon tüm dengelerini alt üst etmeye yetmişti. Hele bir de tüm bunlara Tae-eul’ün de dahil olup kendisine bir şey dememesi hepten kırılıp, darılmasına yetti. Neyse ki bir süre sonra tüm gücünü toplayıp gerçeklerle yüzleşmeye karar verdi.

Jung Tae-eul Kore Krallığına gitmişti ve orada, tanıdığı herkesin ne yaptığını merak edip onların yaşadığı yerleri ziyaret etmişti. Aradığı herkesi bulduğu halde Sin Jae’yi bir türlü bulamamış sebebini de yurt dışına gittiğine bağlamıştı. Oysaki Sin Jae yanı başındaydı. Sin Jae yıllar yılı içini kemiren acıyı ilk defa dışa vuruyordu. Polis olmasının esas amacı ise; gün gelir de kendisini dünyasından koparan adamla tekrar karşılaşırsa ondan intikamını almaktı.

Çiftimizin birbirlerine ne fazla ihtiyaç duydukları anlar. Özellikle Lee Gon’un. Koskoca sarayda günün sonunda sohbet edebileceği, derdini paylaşabileceği kimsecikler yok.  Saray hanımı Noh ve Prens Byoung var ama onlar da her daim Lee Gon’un başına bir şey gelecek endişesi halindeler. Bu durumda Lee Gon koskoca dünyada, koskoca sarayda, odasında yalnız, yapayalnız. İşte tam bu saatlerde Jung Tae-eul’ün yanında olmasına öyle ihtiyacı var ki. Konuşup dertleşeceği, günün olaylarını anlatıp fikir alacağı, sevdiğine sarılıp sıcaklığını hissedebileceği, kollarında huzur bulacağı Jung Tae-eul. ☹

Jung Tae-eul’ün ise ayrı bir derdi var. Olduğu gibi kendini kabul ettirmek ve Lee Gon ile ilişkilerini sürdürebilmek. Lee Gon’un kendisiyle gelme isteğini tam egale etmişken şimdi de Jo Young çıkıyor karşısına. Gerçi hiç gitmemişti ya! Başından beri Lee Gon’un Jung Tae-eul takıntısına karşıydı. Şimdi bir de ayrı dünyalarda oluşları Jo Young’un elini hepten güçlendirdi. Neymiş efendim; ayrı dünyaların insanlarıymış, bir oraya bir buraya gidip gelip duracaklar mıymış, Jung Tae-eul krallarının kraliçesi olmaya hazır mıymış bla bla… Siz önce şu karmaşayı halledin de kralın kraliçesini sonra düşünün. Üstelik şahit oldukların yetmedi mi Jung Tae-eul’ü kabullenmene. Krala dokunabilen, teklifsiz konuşabilen, adını söyleyebilen, yazdıklarını silebilen tek kişidir Jung Tae-eul. Onları seçen kader, devam etmeleri için bir yol açar elbette.

Prens Byoung Lee Lim’İn yaşadığını yıllarca gizlemişti. Her hata sonunda çok daha ağır bedeller ödetiyor insana. Lee Lim’i yakalamak için peşine düşmeyi planlayan Lee Gon, Prens Byoung’dan kendisinin yerine vekalet etmesini ister. Prens Byoung olacaklardan endişelendiği için Lee Gon’un gitmesine pek razı olmasa da Lee Gon’un ısrarı sonucu kabul etmek zorunda kalır. Lee Gon artık gönül rahatlığıyla Lee Lim’in peşine düşebilir, onu amacına ulaşamadan yakalayabilirdi.

Lee Lim’in ise bambaşka planları vardır. Lee Gon’u en zayıf tarafından vurup savunmasız bırakmak. Bunun için bir baba gibi koruyan hamisi Prens Byoung’u gözüne kestirir. Çünkü onu öldürüşe Lee Gon ikinci kez babasız kalacaktır. Lee Gon işte tam o anda, en zayıf ve savunmasız anında hata yapıp Lee Gon’un tuzağına düşecek, böylece Lee Gon emeline kavuşmuş olacaktır. Tam da planladığı gibi Prens Byoung’u öldürür. Lee Gon’un hiç beklemediği bu atak onu darmadağın eder. Aklından neler geçer bilinmez ama içinde öfke patlamaları yaşadığı kesin. Prens Byoung ise düşmanı göz ardı ettiğinde dolayı, hatasının bedelini öder adeta. ☹

“Ortadan kaybolduğum bir an gelecek. Bu olduğunda çok üzülmeni istemiyorum. Bu sadece zamanın içerisinde, donmuş anlarda dolaştığım anlamına geliyor.”

Uzun süre Lee Gon’dan haber alamayan Jung Te-eul bir gün Lee Gon’u, elinde bir demet çiçekle evin karşısında kendisini izlerken bulur. Heyecanla Lee Gon’a koşar fakat tam sarılacakken bir an geri çekilir. Çünkü Lee Gon’un gözleri bu defa farklı bakıyordur. Lee Gon ise Jung Tae-eul’e hiç çiçek vermediğini fark etmiş ve Tae-eul’e verebilecek bir çiçek bulmak için evreni geçmiştir. Ve ayrıca Tae-eul’e hiç “seni seviyorum, ben sana deliler gibi aşığım” demediğin de fark eder. Çiçeğini verir, sevgi sözcükleriyle birlikte yukarıdaki cümleleri söyler ve geldiği gibi sessizce geri gider. Neye uğradığını şaşıran Jubg Tae-eul ise tam bir yıkım yaşar. Bu bir ayrılık mıdır yoksa terk ediliş mi. Jung Tae-eul, tüm bu bilinmemezlikler arasında çaresizce oraya yıkılır. ☹

Gelelim sahnenin detaylarına. Lee Gon’un evreni geçerek getirdiği çiçek neydi? Çiçek, unutma beni çiçeğiydi. Çiçek kuvvetli bir simgesel özelliğe sahip değil ama adı üzerinde, “unutma beni” çiçeği. Bu demek oluyor ki; olur da kapılar kapanır, birbirimizden ayrı düşersek beni unutma. Fakat bundan çok daha ince bir detay var ki insanı ayrı bir hüzünlendiriyor. Konu üzerine kafa yoran arkadaşlardan edindiğim bilgiler neticesinde çiçeğin Leydi Diana’ya atfen kullanıldığı çıkarımını yapıyoruz. Şöyle ki; ikinci bölümde Tae-eul kendisinin de Prenses Diana olduğunu söylüyor. Beni Unutma çiçeği de Diana’nın en sevdiği çiçekmiş. Tabii o sahnede olası bir araya gelememe ihtimaline karşı Lee Gon’un vedası gibi bir şeydi. Çünkü Prens Byoung’un öldürülmesinden sonra Lee Gon’un anlık aldığı karar sonrası kader farklı yöne doğru akmaya başlıyor.

Lee Gon’un “zamandaki donmuş anlarda” dolaşmasına da aklımın erdiğince açıklık getirmeye çalışacağım. Yapmaya niyet ettiğimiz bir eyleme başladığımız anda, biz o anı yaşarken sonsuz zamanda o olayın yansımaları yaşanır. Mesela biz bu andayken, bir yıl sonraki biz o zamanki andadır. Lee Gon’da Prens Byoung’un öldürülmesi sonrası Lee Lim’in peşine düşmeye karar vermiştir. Bu kararını henüz tam fiiliyata geçirmemiş olsa da kader o yönde şekillenmeye başlamış ve Lee Lim’in peşine düşmüştür. Fakat bu takip olayı yani, zamanın içindeki donmuş anlarda yaşanan Lee Lim Lee Gon kovalamacası bir çıkmaza girmiştir. Çünkü her ikisi de bir gücün yarısına sahiptir. Bu çıkmaz içerisinde Lee Gon’un aklına, Jung Tae-eul’e yapmadıkları ve söylemedikleri gelmiştir ve bölüm sonu sahnesi de o olayın tezahürüdür. Bunun ilk örneğini birinci bölümde gördük. Sonraki bölümlerde de buna benzer kararları ve etkilerini göreceğiz. Bu olayın çok daha detaylı anlatılması gerekir ama konunun karmaşıklığı sebebiyle en yalın açıklamasını bu şekilde buldum. Bir fizikçi şöyle açıklayabilirdi: Bizler, gözümüzün algılayabildiği dalga boyundaki olayları bilebiliriz. Göremediğimiz dalga boylarında niyetlerimiz dahilinde, farklı şekilde gerçekleşen farklı hayatlarımız da olabilir. Eğer bizler farklı dalga boylarını da görebilseydik, o zamanda gerçekleşen olayları da görebilirdik. 😊 Bakalım aklı selimle hareket edip, Lee Lim’in oyununa gelmeyen Lee Gon nasıl bir yol takip edecek?

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla… 😊

error: Korunan İçerik!