Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölümle ve yeni bir yorumla tekrar birlikteyiz.

Geçen bölüm Lee Gon en büyük zayıflığına yenik düşmüş, Luna’nın tuzağına düşüp zehirlenmişti. Zehirlenmeden hemen önce hem Lee Gon hem de Lee Lim yıllar önce küçük Lee Gon’u kurtaran kişinin yine kendisi olduğunu anlarlar. Yeni bölümde çiftimizi ne tür olaylar bekliyor gelin hep beraber bir bakalım.

The King resim-2

Lee Gon’u zehirleyen Luna’nın amacı flütün diğer yarısına ulaşmaktı. Lee Lim ile anlaşmaları bu yöndeydi. Tabii flütün gerçekte ne işe yaradığını bilmediğinden onun için önemli olan, anlaşma sonrası rahat bir yaşama kavuşmaktı. Jo Young’un son anda yetişmesiyle Luna flütü ele geçirmeden oradan kaçmak zorunda kaldı. Lee Gon da acil olarak, Jung Tae eul aracılığıyla hastaneye kaldırıldı. Bu anlardan sonra Jo Young’un yine aksiliği tutar ve büyük bir endişeyle hastaneye gelen Jung Tae eul’ün Lee Gon’u görmesine izin vermez. Neymiş efendim; Luna’yla aynı yüze sahipmiş de Tae eul’ün Luna olmadığına dair net kanıt yokmuş da falan filan. Zaten geçen bölümde de Jung Tae eul’ü Kang Shin Jae’ye teklif etmişti sırf Lee Gon’dan ayırmak için. Son anlara yaklaşıldığı halde Tae eul’e karşı tutumunda zerre değişme olmadı ve ona olan olumsuz tavrını, bulduğu her fırsatta sergilemekten çekinmedi. Garibim Tae eul’de şu durumda yapabileceği bir şey olmadığı için bir köşeye büzülüp gözü yaşlı beklemek zorunda kaldı. Çünkü Lee Gon’un başına gelenler dolaylı da olsa kendi yüzünden olmuştu çünkü Lee Gon bu yüze karşı çok zayıftı.

Lee Gon baygınken yine flütün sesini duyar ta ki yıllar önce ihanet gecesinde ve sonrasında dünyalar arasında seyahat edeceği zamanlarda olduğu gibi. Flüt sesi varmak istediği yere gitme vaktinin geldiğinin işaretiydi. Lee Gon Tae eul’e veda bile etmeden, hiç hazzetmediği halde Tae eul’ü koruması için Jo Young’a yeni görevler vererek kapıdan geçmek için oradan ayrılır.

The King resim-3

Hem Lee Lim hem de Lee Gon geçmişe gidip hatalarını telafi etmek ister. Bu yüzden ikisi de aynı anda kendilerine açılan kapılardan geçer. Ne demişti yo yo çocuğu; “flüt kapının içinde tamamlanınca zaman ve mekân için her iki eksen aynı anda kapının içinde oluşur. Flüt tam olduğunda sizi, kendinizi kurtarmak istediğiniz o ana götürür.” Olay tam da yo yo çocuğunun dediği gibi oldu ve hem Lee Lim hem de Lee Gon aynı anda aynı zamana geri döndüler.

Lee Gon olayın gerçekleştiği yere gidip yine kendini kurtarmaya çalışır. Lee Lim ise ilk denemedeki hatasını telafi etmek için kendisini ziyaret eder ve yapması gereken ilk şeyin küçük kralı öldürmesi olduğunu söyler. Böylece geçmişi olmayan kralın geleceği de olmayacak ve kendisi flüte tek başına sahip olacaktır. Fakat hiç beklemediği bir şey olur ve genç Lee Lim kendisini öldürür. Hırsın gözlerini kör ettiği genç Lee Lim flüte, yirmi beş yıl sonraki Lee Lim’in sahip olmasına razı olmaz ve onu ortadan kaldırır. Fakat onun da hesap edemediği bir durum gelişir. Yaşlı Lee Lim’in ölümüyle, elinde kalan yarım flüt de yok olur. Böylece her şey yeniden başlamış olur.

Olay gecesi yenden yaşanır fakat bu sefer küçük farklarla. Artık Lee Gon daha deneyimlidir ve kendisini kurtardıktan sonra bu sefer isyancıların peşine düşer. O esnada karşısına saray hanımı Noh çıkar. Lee Gon kendisinin gelecekteki kral olduğunu, gitmesine izin vermesini ve dediği gibi kaderinin peşinden gittiğini söyler. Bu olay Lee Gon’un geleceğe gönderdiği ilk mesajdı. Takip sonrası asilerin kaçışına yardım edenin de kral olmayı arzulayan Prens Byoung’un hain oğludur.

The King resim-4

Gelelim dizinin başından beri hüzünlü hüzünlü gezen Kang Shin Jae’ye. Lee Lim’in benzerinin izini sürerken izler onları bir bakımevine götürür. Olayların düğüm noktası bakımevidir. Başbakan Koo’nun benzerini de orada bulacakları düşüncesiyle bakımevini ziyaret edeler. Bu ziyaret esnasında Kang Shin Jae hiç ummadığı bir sürprizle karşılaşır. Uzun zamandır hayatının gerçek mi hayal mi olduğuna karar vermeye çalışan Shin Jae sonunda gerçeklerle karşılaşır. Evet gerçek Kang Shin Jae bitkisel bir hayat yaşamaktadır. Kendisi ise onun yerine kullanılan bir dublördür sadece. Annesi onu terk ederek Lee Lim’in ellerine terk vermiştir. Zaten Kang Shin Jae’nin hep bir içe kapanık hali bu terk edilmişliğin bir sonucudur. Tüm bu olaylar olurken Anne diye bildiği kadının aslında olanlardan haberinin olmaması ayrı bir dramdır. Kendi oğlu yatağa bağlı yılları geçerken, kendisine benzeri verilerek kandırılır. Tüm bu olayların müsebbibi ise daha çok para kazanmak isteyen ve yatalak oğlu için üzülen karısı ile uğraşmak yerine onu kandırmayı tercih eden babadır. Tabii diğer tarafta da oğlunun bu oyunda kullanılmasına razı olan bir anne de var. Kang Shin Jae öz annesine ne kadar sitem etse azdır.

The King resim-2

“Bekle beni Jung Tae eul, sana doğru geliyorum.”

Lee Lim kendisin öldürdükten sonra elindeki yarım flüt de yok olur. Geriye sadece Lee Gon’daki yarım flüt kalır. Lee Gon asilerin peşine düşer ama onları yakalayamaz çünkü asilerin kaçmasına yardım edenin aileden birisi olduğunu söylemiştik. Çaresizlik içerisinde ne yapacağını bilemezken ertesi gün küçük Lee Gon’un yas tutmasına şahit olur. Kapıdan geçtiğinde ise yine aynı zamanda olduğunu görür. O zaman anlar ki yarım flüt zaman atlamasını sağlayamıyor. O zaman yapabileceği tek şey sıfır ile bir aralığında ilerlemek. Yaptığı hesaba göre yirmi altı yıl o aralıkta yaklaşık dört ay sürüyor.

İkinci kez kapıdan geçtiğinde cumhuriyette olduğunu anlar fakat pek bir ilerleme kaydedemez. Fakat o an aklına cumhuriyetteki kendilerini kurtarmak gelir ve ihbar hattına ihbarda bulunur ama geç kaldığını öğrenir çünkü Lee Lim cinayetleri çoktan işlemiştir. Ardından küçük Jung Tae eul’ü ziyaret eder. Gerçekten de Tae eul’ün annesi ölmüş yas halindedirler. Lee Gon küçük Tae eul’e nerede ve hangi yılda olduğunu söyleyerek anı oluşturma yoluna gider çünkü bundan başka Tae eul’e haber ulaştırma çaresi yoktur. Zaman içinde ilerlerken ikinci kez Tae eul’ü ziyaret eder bu sefer de tekrar karşılaşacaklarını, bu karşılaşma esnasında kendisini sıcakkanlı karşılayıp daha nazik davranmasını çünkü zamanlarının az olduğunu söyler. Her mesajının sonunda da ona doğru geldiğini ve kendisini beklemesini ısrarla vurgular. Dizinin en çok sevdiğim bölümlerden birisiydi bu bölüm. Hele Lee Gon’un bellekte anı oluşturarak mesaj göndermesine kalbimi bıraktım. Hele de telefon kulübesinde ikisinin de ayrı zamanlarda fakat aynı anda orada olması ve Lee Gon’un yazdığı mesajı anında Jung Tae eul’ün görmesi olağanüstüydü. 😊

The King resim-6

Gelelim dizinin ana kahramanına. Daha önce detaylarıyla açıklamıştım yo yo çocuğunun flütün vücut bulmuş hali olduğunu. Burada niyetini daha net açıkladığını görüyoruz. Ne demişti yo yo çocuğu kim olduğunu soran Song Jung hye’ye; İnsanları tehlike konusunda uyarıyorum ve düşmanı yeniyorum. Ayrıca kendimi korumak ve tek parça kalmak istiyorum.” Ve sohbetin devamında kralın kaderinin peşinden gittiğini öğreniyoruz. Yo yo çocuğu da endişeli aslında. Kral kaybolmadan sağ salim dönebilecek mi? O da biliyor ki flüt yarım kaldığında güçsüzdür.

Sohbet esnasında hiç beklenmeyen bir şey gerçekleşir. Jung Tae eul’ün, sıfır ile bir aralığına ektiği zambak filizlenir. Bu olay Tae eul’ün inancının ne kadar güçlü olduğunun ve sorun ortadan kaktığında bir araya gelebileceklerinin işaretidir. Sanırım bu filizlenen zambak ilk ektiği zambak tohumuydu. Çünkü zambağın bir diğer anlamı da kayıp hatıralardı. Zambağın filizlenmesi Lee Gon’un Jung Tae eul’ün belleğinde hatıra olarak yer alması ve kısa süre sonra Tae eul’ün bu anıları hatırlamasıydı. İlerleyen bölümlerde ikinci kez ektiği tohumların da filizlendiğini göreceğiz. Şimdilik biraz sabır.

The King resim-7

“Tut onu Jung Tae eul. Onu kollarında tut.”

Luna, karşıma çıkma yoksa ölürsün demişti Jung Tae eul’e. Gerçekten de dediğini yaptı. Lee Gon beni bekle demişti Jung Tae eul de aynen öyle yapıyordu. Fakat babasının başına bir şey gelmesinden endişe ettiği için Luna’yla karşılaşmaktan çekinmedi. Fakat hiç beklemediği bir anda Luna Tae eul’ü bıçakladı. Neden mi? Kendisi sefil bir hayat yaşarken Tae eul’ün mutlu bir hayatının olmasıydı. Tam da bu esnada, ilk karşılaştıkları yerde Lee Gon belirir hafızasında. İşte tam bu esnada Tae eul’de kendisine mesaj yollar; Tut onu Jung Tae eul. Onu kollarında tut. Bunu istemesinin bir nedeni Lee Gon’un isteğini yerine getirmek bir diğer nedeni de Lee Gon’u bir daha görme ihtimalinin olmaması diye düşünüyorum. Sonuçta ciddi yaralandı ve Lee Gon geri dönemeden ölebilir de. Ve şükürler olsun ki hem geçmişten hem de gelecekten bilinçaltına yollanan mesajları alan Jung Tae eul, detayları atlayıp Lee Gon’a sıkı sıkı sarılır.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Ben yazarken büyük keyif aldım, umarım sizler de aynı keyifle okursunuz. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla… 😊

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz