tds_thumb_td_300x0
Netflix Sıcak Kafa’yı İptal Etti! Sevenlerinden Tepkiler
https://twitter.com/filmterzisi/status/1621502903033933832?t=CS3sc_hfvqzpT-o_-8yfBQ&s=19
https://twitter.com/loveinrosel/status/1621532872120188932?t=zdTTQ-NUXEU0dPnLHhkF4g&s=19
https://twitter.com/galatadabirivar/status/1621525358272208899?t=bFRM9aUBkdgSUvXIbXK8fw&s=19
https://twitter.com/bensulikoo/status/1621524451811811331?t=bFRM9aUBkdgSUvXIbXK8fw&s=19
https://twitter.com/meaculpa_e/status/1621523341118173189?t=stT6gq-Qekd9YicXoGs-_g&s=19
https://twitter.com/yalethyst/status/1621521625861718019?t=stT6gq-Qekd9YicXoGs-_g&s=19
Abuklaştırdıklarımızdan mısınız? | Sıcak Kafa Dizi Yorumu

Osman Sonant’ın başrolünde olduğu Netflix’in yeni dizisi Sıcak Kafa yayına girdi ve güzel tepkileri toplamaya başladı. Hazal Subaşı dahil pek çok sevilen ismi kadrosunda barındıran dizi fragmanlarıyla yarattığı heyecanın hakkını veriyor diyebiliriz. Öncelikle, yarattıkları atmosfer müthiş olmuş. Salgına inanmak konusunda -geçirdiğimiz pandeminin de etkisiyle olsa gerek- hiç zorluk çekmiyorsunuz. O yasaklar, kurallar, Türkiye’de rastlamamış olsak da dünya basınından hakim olduğumuz sert karantina koşulları, ve daha birçok şey. Dizi hemen içine alıyor sizi.

Somut ve soyut anlatımın iç içe geçtiği çok keyifli bir anlatımı var Sıcak Kafa’nın. Tabii buradaki keyiften kasıt elbette neşe değil, sanatsal lezzet. Çünkü konusu gereği dizinin havası oldukça kasvetli ve prodüksiyon anlamında da bunu çok iyi desteklemişler. Kısaca karakterlerden bahsedecek olursak, oksijen niyetine nikotin tüketen Murat’ın annesini pek sevmedim ama SMK’dan baskın yediğindeki sahneleri, replikleri güzeldi. SMK demişken, aklına Osman Sonant Fi’deki ikonik karakteri Sadık Murat Kolhan gelmeyen varsa bizden değildir. #Respect

İlk vakayı gördüğümüz sahne harikaydı. İnsanın belirsizliğe, bilinmezliğe, tehlikeye tepki olarak verdiği o korkuyu iliklerime kadar hissettim. Tüylerim diken diken oldu. Zaten kelimelerle yayılıyor olması hastalığın en çarpıcı tarafı. İnsanın “normal”in dışında bir şey olduğunda “alışılmış”ın haricinde durumlarla karşılaştığında nasıl afallayacağının çok büyük bir temsili. Hayatın, iletişimin, kültürün, kısacası her şeyin en temel yapı taşlarından biri olan dilin nasıl bir katile dönüşebileceği, devasa bir risk haline gelebileceği gerçekten şimdiye dek gördüğüm en orijinal distopya fikirlerinden biri. Bu noktada dizinin uyarlandığı asıl eserin yaratıcısına da tebrikler, muazzam bir hayal gücü.

Dizide merak unsuru tadında, sürükleyicilik de aynı şekilde. Çekimler çok güzel, efektler gayet iyi. Anlayacağınız, şimdiye kadarki bütün yerli Netflix işlerini cebinden çıkarır çok rahat. Zaten her şeyi düzgün olan bi Bir Başkadır vardı, ondan da türü sebebiyle ayrı bir yerde duruyor. Henüz bütün bölümleri bitirmedim, izlemek için sabırsızlanıyorum. Görüşmek üzere!

Sıcak Kafa Geliyor! Tanıtım Yorumu

Birkaç yüzyıldır bekliyormuşuz gibi geliyordu artık. Ortaya bir fragman çıkana kadar ne kadar uzun zaman geçti böyle ya, nihayet! Konusuyla zaten müthiş bir ilgi toplayan Sıcak Kafa’ya resmen kavuşuyoruz! “İletişim yoluyla yayılan bir salgının pençesindeki distopik bir dünyada, hastalığa bağışıklık kazanmış olan dil bilimci Murat Siyavuş acımasız bir kurumun hedefi hâline gelir. Konuşarak, kulaktan kulağa yayılan bir delilik hastalığı, abuklamanın hakim olduğu yeni bir dünya!”

Güzel kadrosuyla bizleri zaten cezbeden dizinin böyle bir fragmanla gelmesi çok mutluluk verici. Çekimler dahil olmak üzere, her şey çok kaliteli duruyor. Oldukça cezbedici duruyor video. Hem güzeller güzeli Hazal Subaşı’yı Osman Sonat’la beraber izleyecek, hem de bunca zamandır beklediğimiz sürükleyici olacağından emin olduğum bu diziye çok yakında ulaşacak olmak aşırı sevindirdi beni. Kafamızda mı kurduk biz bu olayı acaba, gerçekte böyle bir şey hiç olmadı mı falan demeye başlamıştık çünkü yolunu gözleyenler olarak. Sete çıktı haberinden başka pek bir şey yoktu çünkü elimizde.

Şimdi ise net bir tarihimiz bile var, çok şükür. 😍😂 Yayına girer girmez bölüm yorumlarıyla burada olacağımızın müjdesini de şimdiden verelim. Merakla beklenen SıcakKafa, 2 Aralık’ta Netflix’te yayında. Görüşmek üzere!

Kasaba Doktoru Nasıl Bir Dizi? | Karakter Yorumları

Başrollerinde Ozan Akbaba, Deniz Can Aktaş, Hazal Subaşı ve Vildan Atasever gibi başarılı isimleri bulunduran Kasaba Doktoru geçtiğimiz hafta 2.sezonuna start vermiş olarak yayın hayatına devam ediyor. Kore yapımı olan Dr. Romantic dizisinden uyarlanan dizinin ikinci sezonuyla orijinalinden daha farklı bir yol izlemeyi tercih ettiği rahatlıkla gözlemlenebilir.

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.38.jpeg

Kasaba Doktoru her ne kadar medikal bir dizi olarak düşünülse de ben işin çoğunlukla bir sevgi işi olduğuna inanıyorum. Burada her türlü sevgi akla gelebilir… Meslek aşkı, sevgiliye duyulan aşk, dostluk,aile… Karakterler arasında o bağı henüz 13 bölüm yayınlanmasına rağmen ilk sezonundan bile hissetmiştik. Kasabaya, yani İstanbul’un önemli bir hastanesi olan Gümüşok’tan Uluçınar’a gönderilen Ömer’in (Deniz Can Aktaş) bile kısa sürede buraya ve insanlarına ayak uydurması, aynı şekilde hastanede çalışan sağlık personellerini onu benimsemesi de bunun en güzel kanıtı olabilir. 

Aslında Uluçınar tam anlamıyla hayatlarının zorlu dönemlerinde dizideki karakterlerimiz için bir yuva haline geliyor. Birbirlerinden aldıkları destek ve sevgi de bu hastaneyi değerli kılan en büyük etken oluyor. Halbuki bazıları Uluçınar’a kıyasla imkanları çok daha iyi olan Gümüşok Hastanesi’ne geri dönebilecekken Uluçınar da kalıyor. Yani tercihi maddiyat değil de manevi bağ kurduğu o köhne hastane oluyor.

Bu da bence dizinin asıl konusunu doğuruyor. Maddiyatın maneviyatla çatışması.. Elbette ki bu hikayede de kötü olan bir taraf var. Sinan Albayrak’ın canlandırdığı Yalçın karakteri dizimiz en önemli noktasında. Kasaba’nın doktorları maneviyatı simgelerken maddiyatı da Yalçın temsil ediyor. İşte dizinin ana fikri de bu. Geçen bütün kaos ve karmaşa aslında Yalçın ve Hakan’ın (Ozan Akbaba) geçmişinde yaşadığı olaylardan dolayı meydana geliyor. 

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.40.jpeg

Biraz da karakterlerimizi tanıyalım. Hikayemizi başlatan karakter Ömer Özen… Ömer aslında duygusal bir çocuk ama hırslı da Gümüşok’ta Doktor Kemal Demir ile tanışması bir nevi onun için her şeyin başladığı olay oluyor. Daha sonra Leyla (Hazal Subaşı) ile tanışıp ona aşık olması, Uluçınar’a gönderilmesi, annesinin kanser olduğunu öğrenmesi derken birçok şey daha yaşıyor. Benim beklentimin aksine Ömer yaşadığı her duruma karşı mücadelesine devam etti. Bence 2.sezonun başlamasıyla da Ömer’in bir takım zorluklar karşısında olgunlaştığını görebiliriz. Bu mücadelenin şimdiden Hakan ile olan ilişkisini geliştirdiğini izledik.

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.40 (1).jpeg

Madem Ömer’den bahsettik o zaman şimdi sıra Hakan Aydıner’de ya da Kemal Demir mi demeliyim? Bence Hakan bütün bu kaosun tam ortasında oluşunun ağırlığını taşıyan bir karakter. Hem kariyerini hem kızını hem de bir bakıma evliliğini yitirmiş, hatta ismini değiştirip uzaktaki bir hastaneye gelmiş ve bunlara karşı bütün duygularını kendi içinde oldukça yoğun yaşatıp dışarıya yansıtmamış biri…Hakan’ın bu konularda çok sağlam duvarları var da diyebiliriz. Ama söz konusu bu duvarlar Mine’ye (Vildan Atasever) karşı paramparça olabiliyor. Belki de Mine’nin yanında Hakan değil de Kemal oluyor. 

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.39.jpeg

Gelelim Leyla’ya… Leyla aslında ilk bölümden bıcır bıcır gördüğümüz bir karakterdi. Yaşadığı trafik kazası onun hayatını bir anda alt üst ediyor ve kazada ölen sevgilisinin ölümünden kendini sorumlu tutuyor uzun bir dönem. Yine de Leyla ara sıra yanlış kararlar verse de bir şekilde tutunmaya çalışıyor, mücadele ediyor, hatta bu mücadele de en büyük destekçisi Ömer oluyor. Bu dönemlerde Leyla’daki değişimi hem bölümden hem de fragmandan görebiliyoruz… Bunun dışında Leyla çok cesur bir doktor, gözü kara ve hastanın sağlığı için yapamayacağı hiçbir şey yok… Sanırım onunla ilgili en sevdiğim özelliği de bu.

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.39 (1).jpeg

Ve Başhemşiremiz Mine, ilk bölümlerde onu yardımseverliği ve güler yüzüyle tanıyoruz… Tabi ki birazcık gergin biri olduğunu da söyleyemeden geçemeyiz. Mine’ye göre Uluçınar’daki herkes onun için birer kardeş gibi, hepsine karşı duyduğu sevgiyi ve desteği onlardan esirgemeyen biri… Yalnız tek kişi konusunda kararsız kalıyor bazen.. Hakan. Hakan’la ilgili kalbi kırık Mine’nin ama hala sevdiği de aşikar Hakan aslında sevdikleri koruma içgüdüsüyle onları kendinden uzaklaştırıp onlar için iyi bir şey yaptığını düşünse de bu Mine için her zaman tam tersi olmuş.. Evliliklerine yaşadıkları büyük kayıpta aralarında yıl geçtikçe bir uçurum oluşturmuş.

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.41.jpeg

Evet gördüğünüz gibi durumlar biraz karışık, ama yalnızca bu kadar da değil, Uluçınar sanılandan çok daha fazla bir araya getiriyor. Dostlarıyla her yere hiç şüphesiz giden ve onlara sonsuz destek ve sevgiyi esirgemeyen Başhekimimiz Turgut -şimdilerde bir kafesi var- Leyla ve Ömer’i her fırsatta köşeye sıkıştırıp düğünlerini yapmayı planlayan ve bizi daima gülümseten Müdürümüz İhsan Bozkır, ağzından çıkanı genellikle kulağı duymayan ve platonik aşkının acısını çeken Onur Hemşire, gerektiğinde hastaları acile sedyeden çok daha hızlı taşıyan Bektaş ve niceleri…

WhatsApp Image 2022-09-05 at 12.50.38 (1).jpeg

Diğer tarafta da Gümüşok Hastanesi’nin Başhekimi Yalçın… Hakan’a hırsı ve öfkesi yüzünden iyiliğe dair her şeyini yitirmiş bir adam. Kendi oğlu Berk’i ve kızı olarak gördüğü Leyla’yı bile kurduğu oyunlara dahil edebiliyor. Yalçın’ın bu konuda kelimenin tam anlamıyla sınır tanımadığı söylenebilir. Yalnız bu Yalçın karakterinin seyir zevkini arşa çıkaran bir özellik. Bu konuda Sinan Albayrak’ın mükemmel bir oyun sergilediği inkar edilemez.

Tüm bu kaos ve karmaşa 15.bölüm fragmanında hikayeye dahil olan Neslihan Gümüşok’un -yani hastanelerin sahibi olan Erol Bey’in kızının- gelmesiyle daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Neslihan’ın gelişinin ayak sesleri şimdiden seyircide büyük bir merak uyandırdı. 

Bizi Ayıran Çizgi 4. Bölüm Yorumu | Gain

”Bazı şeyler beklemeye değer…”

Yoksa Sinan, Sinem’i geri getirecek o çizgiye ulaşabildi mi? Hem de bir çilekli dondurmayla. Bu çilekli dondurmanın sihri ne bilmiyorum ama Sinem’in yüzündeki tedirginliği ilk kez içten bir gülümsemeye döndürdüğü kesin. Tabii bunda en büyük pay ise Sinan’ın.

Bizi Ayıran Çizgi’nin 3. bölümünde Sinem ve Sinan’ı bir metro istasyonunda bırakmıştık. Kalabalıklar arasında yalnız kalan ama Sinem’i görünce etrafta hiç kimse olmamasına rağmen kalabalıklaşan bir Sinan izledik. Umarım tekrar kaybetmez Sinem’i korkusuyla 4. bölüme başladım.

Sinem ve Sinan

Bizi Ayıran Çizgi’nin 4. Bölümünde Neler Oldu?

İkilinin metrodaki derin ve tekrar tekrar izlenilesi diyalogu bölümün neredeyse tamamını oluşturuyor. Kader ve şans arasında hangisini seçecekleri, hayatlarına yön veren şeyin kader mi yoksa şans mı oluşunu dizinin konusuyla bağlamaya çalıştım. Sinem kaderinden kaçamadığı o kazayı yaşıyor ancak tamamen kaderine bağlı değil. Çünkü elinde büyük bir şansı var: Sinan. Sinan ise bunun çoktan farkında olduğu için Sinem’i kaderin eline tamamen teslim etmeyip ona hak ettiği şansı vermeye yemin etmiş adeta. Her ne kadar inançtan korkmaktan bahsetse de Sinem ile tekrar bir arada olacağına inanmasa bunların hiçbiri yaşanmazdı diye düşünüyorum.

Sinem’in bu bölüm Sinan’a daha da yakınlaştığını görmek bana iyi geldi açıkçası. Sinan’ı merak ediyor, tanımaya çalışıyor. Hatta daha yakından tanımak için kendi ile ilgili kolay kolay kimseye anlatmadığı ufak sırrını bile paylaşıyor. Sinan artık onun için bir yabancı değil, belki de daha önceden tanıyormuş gibi bir his yaşamış olabilir. Neden olmasın 🙂

Metrodan indiklerinde Sinan’ın bir an için Sinem’i göremediği sahnede en az Sinan kadar ben de tedirgin oldum. Tekrar mı başa sarıyoruz, Sinan yine mi kalabalık ama yalnız kaldı? Neyse ki Sinem’i hemen yan kapının önünde gören Sinan kadar rahatlıyor içimiz. Merdivenlerden çıkarken Sinem’in kendini biraz daha açması, gerçek hayat üzerine yaptıkları ufak münakaşa sonucunda el ele tutuşan Sinem ve Sinan… İşte şimdi dizide bir şeyler yoluna girmeye başlıyor diyebiliriz. Çünkü Sinan, Sinem’in elini tuttuğu an Sinem’in yüzündeki o şaşkınlıkla karışık mutluluk sanki neler olduğunu ya da olacağını tahmin eden bir gülümseme bırakıyor.

Haftaya son bölümde artık tamamen kartların açılacağı ve Sinan ve Sinem’in tamamlanacağı bir bölüm olmasını umarak 4. bölüm yorumumu burada bitiriyorum. Bizi Ayıran Çizgi’nin 3. bölümünde neler yaşandığını ve yorumumu okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

error: Korunan İçerik!