tds_thumb_td_300x0
Sektörde Neler Oluyor? | Yetiştin Bayan!

Hepimiz yoğun ülke gündeminden nefes alamadığımız bol stresli günler geçirdik. Dolayısıyla televizyonda sinemada neler olmuş, aman efendim kim nerde ne yapıyormuş çok umrumuzda olmadı. Eğer siz de biraz olsun sakinleşip günlük hayata dönmeye çalışanlardansanız, hoş geldiniz. Ülkemizin için her şeyin en iyisini diliyor ve keyifli okumalar diliyoruz!

YERLİ

Hande Erçel ve Burak Deniz’li İki Yabancı dizisinin çekimleri başladı.

Dönence dizisinin ilk açıklanan oyuncusu Caner Topçu olmuştu. Emre Kınay ise dizide otizmli bir oğlu olan ve diğer otizmli çocuklar için rehabilitasyon ve eğlence amaçlı sörf ve yelken kulübü işleten Harun’a hayat verecek. Özgür (Caner Topçu) de burada çalışıyor olacak. Topçu’nun partneri ise Sümeyye Aydoğan oldu. Dönence’nin yönetmen koltuğuna Kavak Yelleri’ni de ekrana taşıyan Kerem Çakıroğlu oturacak. Foça’da çekilecek olan dizide Sümeyye Aydoğan, Gülce adında asperger sendromlu kardeşi olan Gece’ye hayat verecek. Çekimler geçtiğimiz günlerde (11 Mayıs) başladı.

Aslı Enver ve Mehmet Günsür’ün başrolü paylaştığı Disney+ orijinal dizisi Arayış’ın afişi yayınlandı. (Kapakta yer alıyor.)

ATV’nin yaz dizisi Üvey Anne’nin başrolü Hazal Filiz Küçükköse oldu. Dizide Küçükköse, başarılı, zeki, çekici bir o kadar da haset olan Serap karakterine hayat verecek. Serap hayattaki amaçları için 3 çocuk babası Faruk’u elde etmeye çalışacak.

CNBC, Türkiye’ye geri dönme kararı aldı.

Terzi 2. sezonuyla 28 Temmuz’da dönüyor!

Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne filminden yeni bir poster geldi. (Kapakta yer alıyor.)

Kurak Günler, Netflix Türkiye’de yayında.

YABANCI

Studio Mir tarafından hazırlanan ‘Star Wars: Visions – Volume 2‘ kısa filmi ‘JOURNEY TO THE DARKHEAD’ için ilk afiş geldi. (Kapakta yer alıyor.)

The Great’in 3. sezonu yayınlandı.

The Bear’ın 22 Haziran’da yayınlanacak 2. sezonundan ilk poster yayınlandı. (Kapakta yer alıyor.)

Succession’daki rolüyle dünya çapında kitlesini artıran Sarah Snook‘un başrolünde yer aldığı Run Rabbit Run filmi, 28 Haziran’da Netflix’e geliyor.

Tom Holland, The Crowded Room dizisindeki rolünden mental olarak çok etkilendiğini ve bu nedenle son 1.5 yıldır alkolü tamamen bıraktığını açıkladı.

Avatar: The Way of Water, 7 Haziran’da Disney+’a geliyor.

Benedict Cumberbatch, Timothée Chalamet’in başrolünde yer aldığı Bob Dylan biyografi filmi A Complete Unknown’un kadrosuna dahil oldu.

BİR ÖNCEKİ YAZIMIZ:

Hande Erçel’i Görmek İstediğimiz Roller

Dünya çapında kitlesi bulunan güzel oyuncumuz Hande Erçel’i Selin, Müjde ve Eda gibi birçok sevilen rolde izledik. Canlandırdığı her karakterle, sevenleri arasına yeni kişiler ekleyen Erçel’i, başka hangi dizilerde, nasıl rollerde izlemek isteriz onu anlatacağım bugün. Siz de kendi önerilerinizi yorumlarda belirtebilir veya sunduğumuz seçenekler arasından favorilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Keyifli Okumalar!

AJAN

Daha çok yabancı yapımlardan aşina olduğumuz tarzda bi yapım hayal etsem de, yerlide de mümkün tabii bu rol. Şöyle iki farklı kişi gibi takıldığı, saf görünüp arka planda bir sürü iş çeviren (daha doğrusu halleden) iyi eğitimli bi gizli çalışan.👌 Üff, nası canım çekti. Bu konumdaki karakterler genelde sivil polis veya istihbaratçı oluyor bizim dizilerde ama ben daha farklı bir şey hayal ediyorum açıkçası. Hani devlet personelinden çok, zengin, prestijli özel bi kurumun önemli işlerini korumak ve yürütmek için tuttuğu/yetiştirdiği biri gibi. Anladınız siz.

İDEALİST ÖĞRETMEN

Hande’yi çocuklarla görmeyi çok seven kişiler olduğunu biliyorum. Ben de ona bunu yakıştıranlardan biriyim açıkçası. Samimi bir gülüşü ve yumuşak yüz hatları olduğundan olabilir. Şöyle etrafında sürekli ufaklıkların dolaştığı, kasaba gibi bir yerdeki ilkokul öğretmeni rolü mis gibi olmaz mıydı? Terapi niyetine.. Onlara bir şeyler kazandırmak için çabalayan, yerel halk tarafından da çok sevilen bi “hoca hanım” karakteri. Kazak altına çiçek desenli etekler, velilerin evlerine gidip çay içilen masalar. 🥺

SUÇLU

Zıttı yönde bi vibea ani geçiş. 😂 Halka döneminden zaten biliyoruz Hande’nin bu janraya da uyum sağlayabileceğini. Ama bu sefer daha dark bir şey hayal ediyorum. Belki sokaklarda yaşayan, suçları kendini çok etrafta göstermeden işlediği için polisin iyice bilendiği, sürekli kaçış maceralarını izlediğimiz biraz soğuk bi karakter. Nasıl ama?

ŞARKICI

80’ler 90’lar döneminden, yükselip patlayan, büyük kalabalıklara şarkılarını söyleyen müziğe aşık bir kadın! O dönemlerin stiliyle de birleşince enfes olmaz mıydı? Belki dinleyenleri arasından aşık olacağı biri, sonrasında yaşayacağı kayıplar ve yaralarını hep melodiler ve seslerle tamir etmesi.. Keyifli bi hikaye olurdu.

*

Sen Çal Kapımı 1. Bölüm | Hayatımı Mahveden Adam

Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in başrollerini paylaştığı, yeni yaz dizilerinden biri olan Sen Çal Kapımı ilk iki bölümüyle seyirciden çok alkış topladı. Erçel’in Eda adında çiçekçilik yapan, daha doğrusu yapmak zorunda kalan, genç bir kadını, Bürsin’in ise hayli zengin bir patronu canlandırdığı dizinin konusu, birbirleriyle sorunlu bir tanışıklıkları olan bu ikilinin belli seperlerle sahte bir ilişki kurması. Şimdi gelelim detaylara, incelemeye.

Öncelikle, Hande ve Kerem gerçekten çok yakışmış. Ortalık resmen yıkılıyor. İkisinin de güzelliği harika seviyelerde, dolayısıyla ortaya çıkan görsel şöleni izlemek çok keyifli. İzleyicilerin büyük bir çoğunluğu da buna odaklanmış ve bu yüzden diziyi çok sevmiş durumda ama, ne yazık ki bu yeterli değil. O yüzden ama’lar bol olacak bu yazıda.

Dizideki inanılmaz yapaylık bir tek beni mi rahatsız etti bilmiyorum. Sadece o da değil, tüm bölüm boyunca akla mantığa uygun tek bir şey aradım, ama bulmak pek kolay olmadı. Tamam bu bir dizi, hem de yaz dizisi farkındayım da, bu demek değil ki her şey gittikçe daha anlamsız ve kalitesiz bir hal alsın. Gerçekçilikten bu kadar uzak olması beni baya rahatsız etti.

Burs kesilme mevzusu tamam, gayet gerçekleşebilecek bir durum. Ama Eda’nın konferans salonunda ikidebir okulun konuğuna yüksek sesle hakaret etmesi, dalga geçmesi ve kimsenin onu uyarmaması, herkesin tiyatro izler gibi izlemesi.. Yok artık yani. Daha farklı sahnelerde yazılabilirdi ilk karşılaşma.

Sen Çal Kapımı konusu ve oyuncuları! Sen Çal Kapımı dizisi ne ...

Serkan’ın eski sevgilisi ayrı bir şok. Kendi nişanında bile, bakın tekrar ediyorum BAŞKASIYLA NİŞANLANDIĞINI DUYURDUĞU TÖRENDE, açık açık Serkan’la ilgilenmesi, onu düşünmesi, kıskanması, garip garip hareketler.. Hala onu seviyor diye bu kadar da abartılmaz. Tat kaçırıcıydı.

Dizinin güzel taraflarından biri, hakkını yemeyeyim komik olmasıydı. Gerçekten güldüren sahneler vardı. Özellikle Sarp’ı görmek beni çok mutlu etti. Karakteri de baya hoş. Bol bol eğlendirir izlerken.

Düşündükçe baygınlık geçirmeme sebep olan şeylerden bir tanesi de Eda’nın sevgiliye benzer bir şeyi olan canlıydı. Asla sevgili gibi değillerdi, bi ara arkadaşlar da Eda platonik sandım hatta. Çok çok saçma, anlamsız bir ilişki, diyaloglar ve sahneler yumağıydı ikisi. Neyseki çabuk bitti de, çocuğun salaklığı da Eda’nın Serkan’ı öpmesine sebep vererek kapandı olay.

Evet çekimler güzel, Hande’yle Kerem zaten çok güzel ama iki saatlik süreyi bakışmalarla, yavaş çekimlerle, baştan aşağı zoomlamalarla dolduramazlar ki. Biraz güzel konu lazım, doğru düzgün olay lazım. Sağlam bir temele oturmadan ilerlemesi puanını düşürür dizinin. İki dakikada bir kızın halasıyla oğlanın annnesinin bu ilişkiye isyan etmesini, onayvermez konuşmalarını dinleyemeyiz.

Açık konuşmak gerekirse hayal kırıklığı oldu Sen Çal Kapımı benim için. Bu uyum harcanmış senaryoyla. Fikri değiştirmese bile, işlenişle oynama yapsaları keşke. İkinci bölümü açıp açmamak konusunda bile kararsız kaldım, o kadar çekmedi beni. İzlenmiyor yani. Evet sıkıcı değil, ite kaka bir şekilde akıyor ama keyif vermiyor uzun lafın kısası. Umarım sonraki bölümlerde güzelleşir.

Sen Çal Kapımı Dizisine İlk Bakış!

Başrollerini Hande Erçel ve Kerem Bursin’in paylaştığı, Fox’un yeni romantik komedisi Sen Çal Kapımı’nın ilk fragmanı birkaç gün önce yayınlandı. Sahte bir evlilik üzerine kurulan bir aşk hikayesinin konu edileceğini öğrendiğimiz dizinin senaryosu beklediğimiz üzere klişe olsa da, her yaz dizisinde olduğu gibi, kendine has yönleriyle türünün diğer örneklerinden bir şekilde ayrılacaktır.

İlk tanıtım için tercih edilen sahneyi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Daha güçlü bir giriş yapılabilirdi. Ama kadrosunu sevilen oyunculardan oluşturduğu için izlenme konusunda pek kaygı duyacaklarını zannetmiyorum. Dikkatimi çeken şeylerden biri, Erçel’in karakterinin adının “Eda Yıldız” olmasıydı. Çok çok düz, sönük, akılda kalmayacak bir isim seçilmiş bence. Hande’yle de özdeşleştiremedim aslında. Keşke başka bir şey olsaymış.

 

 

 

 

 

 

 

Kerem’le Hande görsel olarak gayet iyi olmuşlar bence, çok hoş gözüküyorlar. O açıdan başarılı buldum. Hande’yi en son Halka dizisinde, İskender’in kızı Müjde olarak, cesur bir karakter olarak izlemiştim. Sen Çal Kapımı çok farklı bir türde olduğu için karşımda bambaşka birini görmeyi ve Müjde’ye has işaretlerin silinmiş olmasını umuyorum.

Kerem’e gelince.. Malesef reytinge kurban giden, izleyiciyi şaşırtarak beklentinin üstünde bir sonuç çıkarmış olan 2018 yapımı Muhteşem İkili’de izlemiştim. Bu dizide, önceki karakterinde barındırdığı “özgüven” özelliğine yine sahip olacağını, ve nedense biraz çapkınlık da göreceğimizi düşünüyorum.

Dizinin zengin hayatlar içerisinde geçeceği belli, bu noktada beklenmedik bir sürpriz yaşamayacağımıza inanıyorum. Yönetmen koltuğunda sevgili Ender hoca oturacağı için çekimlerden çok ümitliyim. Kendisi görsel şölen yaratmayı seven birisi çünkü. 

Eğlenmeye ve rahatlamaya çokça ihtiyacımızın olduğu bu süreçte, Sen Çal Kapımı umarım herkese çok iyi gelir. Güldürmesini, güldürmeyecekse de en azından keyifli vakit geçirtmesini diliyorum. İki güzel genç yüzün, hayal kırıklığına uğratmaması temennisiyle.. İlk bölümden sonra gelecek olan yorum yazısında görüşmek üzere! Sevgiler

Halka’nın Unutulmayan Sahneleri

Çok kaliteli bir iş olmasına rağmen, talihsiz yayın serüveniyle hafızalarımızda hüzünlü şekilde yer etmiş olan Trt 1’in polisiyle-mafya dizisi Halka, “sezon finali” adıyla ekranlara gelen son bölümüyle televizyona veda etmiş olsa da, izleyici kitlesi tarafından asla unutulmadı ve hala aktif olarak konuşulmaya devam ediyor. Ben de bugün, güzel dizimizi anmak adına sevdiğim birkaç sahneden bahsedeceğim. Her bölümüyle insanı ayrı etkileyen Halka’nın sevdiğimiz dört sahnesini derledik! Keyifli okumalar.

 

1 – Bak bi güldün içerisi aydınlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bahkan’cılar için en tatlı sahnelerden biri olan bu sahnede, Kaan tüm sevimliliğiyle yine Bahar komisere takılıyor ve onun yüzünü güldürmeyi başarıyor. Ciddi duruşundan genelde ödün vermeyen Bahar’ın, Kaan’a istemeden, yavaş yavaş kapıldığı dönemlerdi. Belki de nasıl aşık olacağından, çekeceği acılardan habersiz bir “iş” ortaklığı olarak görüyordu aralarındaki ilişkiyi. Yine de gül sen Bahar, çünkü gerçekten çok yakışıyor. Valla, yakışmasa öyle söylemeyiz bak :’)

 

2 – Babam hırsızı yakalasın mı Müjde?

 

 

 

 

 

 

 

 

Dizinin en keyifli anlarından biri olan bu sahnede, Cihangir’in Müjde’nin oyununu anlayıp, kurduğu planı çözdüğünü ona, onun diliyle söylemesini izlemiştik. Geçmişte, Cihangir bi işler çevirirken Müjde fark edip bir çatalı Cihangir’in cebine atarak sormuştu bu soruyu. Daha sonra bu kargaşa yaşanırken de yine çatalla birlikte geldi replik. Babam hırsızı yakalasın mı Müjde? Elbette sır ortaya çıkmadı ve iki taraf da kazançla ayrıldı mekandan. Müjde’nin kulağındaki küpe unutulmazlardan!

 

3 – Öldün sandım!

 

 

 

 

 

 

 

“Aklım çıktı ya, n’apıyorsun sen? Sürekli niye tek başınasın, polis değil misin senin ekibin yok mu? Ben seni sürekli baygın halde bulmak zorunda mıyım!” Bir sürü kişinin ezberinde olduğuna emin olduğum bu cümleler, BahKan’ın en özel anlarından biri olan bu sahneye ait. Terzinin Bahar’ın yanında olduğunu öğrenip mekana gelirkenki hislerinden şu ana kadar, her şeyiyle muazzam. Yaşadığı endişeyi, kaybetme korkusunu öyle güzel görmüştük ki. Bahar’ın şaşkınlığı ve mutluluğu da tabii. Bu durumda en büyük alkışlar Kaan ve Hazal’ın oyunculuklarına, ses kullanımlarına, mimiklerine gidiyor tabii ki. Bize bir şaheser bıraktılar.

 

4- Cihangir Karabulut

 

 

 

 

 

 

 

 

Hikayenin yapı taşlarından olan, Cihangir’in hafızasındaki eksikler sorununun en acıklı kısmıydı bu sahne. Geçmişini hatırlayamadığı için uzun süredir acı çeken, gözüne uyku girmeyen bir adamın geçmişiyle, geçmişteki kendisiyle yüzleştiği çaresiz bir an. Cihangir’le birlikte biz de üzülmüş, halini anlamaya çalışmıştık. Birçok insanın belki de düşünmeye dahi korkacağı şeyleri yaşayan bir karakterdi Cihangir. Aile kavramı, güven, yalan.. Hepsi birbirine girmiş, bozulmuş ve karşısına dökülmüştü. Ne yapacağını bilmez halde gözyaşı dökmesine şahit olmuştuk. 

 

Kalplerimizdeki yeri ebedi olacak bu dizinin güzelce aynı kadroyla devam etmesine, dolayısıyla bir efsanenin düzgünce bitmesine müsade etmeyen kim varsa teessüf ederim. Biz anılarla yaşamaya devam edeceğiz. Elimizden başka bir şey gelmiyor çünkü..

error: Korunan İçerik!