Çok kaliteli bir iş olmasına rağmen, talihsiz yayın serüveniyle hafızalarımızda hüzünlü şekilde yer etmiş olan Trt 1’in polisiyle-mafya dizisi Halka, “sezon finali” adıyla ekranlara gelen son bölümüyle televizyona veda etmiş olsa da, izleyici kitlesi tarafından asla unutulmadı ve hala aktif olarak konuşulmaya devam ediyor. Ben de bugün, güzel dizimizi anmak adına sevdiğim birkaç sahneden bahsedeceğim. Her bölümüyle insanı ayrı etkileyen Halka’nın sevdiğimiz dört sahnesini derledik! Keyifli okumalar.

 

1 – Bak bi güldün içerisi aydınlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bahkan’cılar için en tatlı sahnelerden biri olan bu sahnede, Kaan tüm sevimliliğiyle yine Bahar komisere takılıyor ve onun yüzünü güldürmeyi başarıyor. Ciddi duruşundan genelde ödün vermeyen Bahar’ın, Kaan’a istemeden, yavaş yavaş kapıldığı dönemlerdi. Belki de nasıl aşık olacağından, çekeceği acılardan habersiz bir “iş” ortaklığı olarak görüyordu aralarındaki ilişkiyi. Yine de gül sen Bahar, çünkü gerçekten çok yakışıyor. Valla, yakışmasa öyle söylemeyiz bak :’)

 

2 – Babam hırsızı yakalasın mı Müjde?

 

 

 

 

 

 

 

 

Dizinin en keyifli anlarından biri olan bu sahnede, Cihangir’in Müjde’nin oyununu anlayıp, kurduğu planı çözdüğünü ona, onun diliyle söylemesini izlemiştik. Geçmişte, Cihangir bi işler çevirirken Müjde fark edip bir çatalı Cihangir’in cebine atarak sormuştu bu soruyu. Daha sonra bu kargaşa yaşanırken de yine çatalla birlikte geldi replik. Babam hırsızı yakalasın mı Müjde? Elbette sır ortaya çıkmadı ve iki taraf da kazançla ayrıldı mekandan. Müjde’nin kulağındaki küpe unutulmazlardan!

 

3 – Öldün sandım!

 

 

 

 

 

 

 

“Aklım çıktı ya, n’apıyorsun sen? Sürekli niye tek başınasın, polis değil misin senin ekibin yok mu? Ben seni sürekli baygın halde bulmak zorunda mıyım!” Bir sürü kişinin ezberinde olduğuna emin olduğum bu cümleler, BahKan’ın en özel anlarından biri olan bu sahneye ait. Terzinin Bahar’ın yanında olduğunu öğrenip mekana gelirkenki hislerinden şu ana kadar, her şeyiyle muazzam. Yaşadığı endişeyi, kaybetme korkusunu öyle güzel görmüştük ki. Bahar’ın şaşkınlığı ve mutluluğu da tabii. Bu durumda en büyük alkışlar Kaan ve Hazal’ın oyunculuklarına, ses kullanımlarına, mimiklerine gidiyor tabii ki. Bize bir şaheser bıraktılar.

 

4- Cihangir Karabulut

 

 

 

 

 

 

 

 

Hikayenin yapı taşlarından olan, Cihangir’in hafızasındaki eksikler sorununun en acıklı kısmıydı bu sahne. Geçmişini hatırlayamadığı için uzun süredir acı çeken, gözüne uyku girmeyen bir adamın geçmişiyle, geçmişteki kendisiyle yüzleştiği çaresiz bir an. Cihangir’le birlikte biz de üzülmüş, halini anlamaya çalışmıştık. Birçok insanın belki de düşünmeye dahi korkacağı şeyleri yaşayan bir karakterdi Cihangir. Aile kavramı, güven, yalan.. Hepsi birbirine girmiş, bozulmuş ve karşısına dökülmüştü. Ne yapacağını bilmez halde gözyaşı dökmesine şahit olmuştuk. 

 

Kalplerimizdeki yeri ebedi olacak bu dizinin güzelce aynı kadroyla devam etmesine, dolayısıyla bir efsanenin düzgünce bitmesine müsade etmeyen kim varsa teessüf ederim. Biz anılarla yaşamaya devam edeceğiz. Elimizden başka bir şey gelmiyor çünkü..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz