tds_thumb_td_300x0
Savaş devam ediyor! | Zalim İstanbul 27.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul’un 27.bölümünü de geride bıraktık. Geçtiğimiz bölüm, köşke düşen Şeniz bombası ile bitmişti. Kaldığımız yerden devam ettiğimiz bu bölüm de oldukça heyecanlıydı.

Bölümü madem Şeniz ile bitirdik. Şeniz’e neler oldu? İlk bunu konuşalım.

-Agah, Şeniz’in Nedim’i bile isteye zehirlediğini öğrendi.

Bunun üzerine Şeniz’i kapı dışarı etti. Öyle ki, müştemilata sığınan Şeniz’i bizzat kolundan tutup köşkten attı. Üzüldük mi? Tabii ki hayır. Çünkü Şeniz, bu başına gelenleri çoktan hak etmişti. Agah’ın bu noktadan dönüş yapacağını sanmıyorum. Ama Şeniz’in de ne Karaçayları ne de köşkü bu kadar kolay bırakacağını sanmıyorum. O yüzden bu cephe oldukça merak uyandırıcı.

-Şeniz, Ceren’in bile maskarası oldu.

Bu dizide ilk kötü Şeniz ise, ikinci kötü kimdir? Doğru tahmin; Ceren. Ceren, utanmadan sıkılmadan Şeniz’in yaptıklarını Damla’ya anlatırken ne kadar rahattı değil mi? Ben Ceren’de çok net Şeniz pişkinliği görüyorum. Şeniz’in Nedim’i zehirlediği ilaçları kendi de Nedim’e içirmemiş gibi, çocuğa eziyet etmemiş, üzerine çorba dökmemiş gibi o kadar kolay anlattı ki, ‘pes doğrusu’ dedim. Ceren, evet düzelecek bence de. Şeniz ondan daha beter durumda, o yüzden ona ilk kötü dedim. Ama Ceren’in pişkinliği bence biraz törpülenmeli. Nedim’e karşı mahcup bir Ceren izlemek istiyorum ben. Onun yerine Şeniz’le hala senin köşkün benim köşküm muhabbeti yapıyor. Köşkten ayrılmamak için boşanmak istemiyor falan. Madem Ceren, bundan sonra kötü olmayacak. O zaman onun Nedim’e karşı mahcubiyetini daha çok görmeliyiz.

Şeniz-Ceren demiştik, devam edeyim. Ceren, bölüm başından beri Şeniz’le sürekli elindeki ses kaydı sayesinde oynadı. O ses kaydını da, köşkte kalmanın anahtarı olarak gördü. Şeniz gidince kendini evin hanımı ilan etti. Agah’a gidip menü bile sordu. Bu kız yüzsüzlüğün, pişkinliğin kitabını yazsa, herkes ‘wow’ der. O durumda gerçekten.

-Şeniz ve çocukları

Şeniz, dizinin başından beri “Ben her şeyi oğlum için yaptım” diyen bir karakter. Aslına bakarsanız, bu bir nevi doğru. Bu hikayenin merkezinde Cenk var. Ve Şeniz’in baştan beri yaptıkları Cenk için. Mümtaz, Cenk’i kabul etmediğinde Agah’la evlenmek, Cenk’i sürekli Nedim’e karşı doldurmak, düşme olayı sonrası Nedim’i zehirlemeye devam etmek ; bunların hepsi Cenk içindi. Ama sorun şu; Cenk bunu istedi mi? Hayır. Ve bu doğru bir yol muydu? Bu da hayır. Şeniz, Cenk’in de dediği gibi “kendi gerçekliğine inanmış” durumda ve o gerçekliğe herkesi sürüklemeye çalışıyor. Bu gerçekliğe bu zamana kadar kanan tek kişi Cenk değildi, Agah da kanıyordu. İkisini farklı şekillerde etkilemeyi başarıyordu. Ama Cenk’in annesinden vazgeçip vicdanı daha ağır bastığı noktada Şeniz tam olarak bitti. Cenk, annesinin bundan sonra asla yanında olmayacağını çok net belli etti. “Yine aynı şeyi yapıyorsun. Yine kendi gerçekliğine inanıp, beni de peşinden sürüklemeye çalışıyorsun. Ama artık bitti anne. Bitti. Masallarına inanmayacağım. O sekiz yaşındaki küçük çocuk yok artık senin karşında. Ben artık kendi doğrumu yaşayacağım, kendi yolumda yürüyeceğim tek başıma. Tökezlesem de, düşsem de… Anladın mı? Ve artık sen de tek başınasın. Öyle eskisi gibi beni kolumdan tutup beni istediğin yere sürükleyemeyeceksin. Bu sefer doğru olanı yapacağım anne ve sen beni durduramayacaksın.” Cenk, bu zamana kadar çok hata yaptı. Annesi onu çok fazla etkiledi maalesef. Ama Cenk, dizinin başından beri hep annesinden kurtulmaya da çalıştı. Tam bu noktada da artık gerçekten annesinden kurtuldu. Cemre’nin ona dediği gibi; o yüklerinden kurtuldu. İstediği yolda, istediği kişilerle yürüyecek artık.

Şeniz’in diğer çocuğu Damla ise, onun tabiriyle gerçekten “dış kapının mandalı” konumunda. Kızın hiçbir şeyden haberi yok, gözünün önünde annesi yaka paça dışarıya atılıyor. Senelerce onu büyütmüş, “anne” dediği kadının bunları yapacağına inanmaması aşırı normal değil mi? Agah bile inanmadı bir sürü kanıta rağmen bunca zaman. En sonunda tak dedi ve daha geniş kapsamlı araştırdı. Bölümün başından itibaren annesi için uğraşan bir Damla gördük o yüzden. Damla, annesinden zarar görmedi. Cenk gibi bir kırılma noktası olacağını sanmıyorum o yüzden. Cenk, annesinden en çok zarar gören kişilerden biri olduğu için, Şeniz’e karşı koyması çok doğal. Aynı şekilde Damla’nın da annesinin yanında olması çok doğal. O cephede kırılma noktası olmayacak, Şeniz’in köşke dönüşü de belki Damla sayesinde olacak. Bu bölüm Damla’nın her şekilde Şeniz’in yanında oluşu çok fazla gösterildi çünkü.

-Savaşın iki tarafı; Nedim ve Şeniz.

Geldik büyük savaşa. Nedim ve Şeniz, bu savaştaki iki taraf. Bu tarafların arkasındaki insanlar zaman zaman değişti, ama şu an her şey Nedim’den yana gibi gözüküyor. Amcası, Cenk, Cemre, Ceren, kanıtlar, geçmiş sırları; hepsi Nedim’in elinde. Şeniz’in elinde ise Damla hariç kimse kalmadı. Tam bu noktada Şeniz devreye yine o kötüye çalışan zekasını soktu işte. Bölüm içinde defalarca karşı karşıya gelen Nedim ve Şeniz, Nedim’in kazanması ile yollarını ayırdı. Nedim, Şeniz’i haklı olarak tehdit etti ve Şeniz’in elini kolunu bağladı. Ama bölümün son sahnesi ile birlikte bu savaş tersine mi döndü? Göreceğiz. Bölümün sonunda Şeniz, Nedim’i adeta kışkırttı. “Baban hiçbir zaman sevmedi seni, hiçbir zaman istemedi. En büyük pişmanlığıydın onun. Bir de annen…  Nefret ederdi o kadından. İkinizden kurtulmak için dua ederdi.” Nedim ona “kes sesini” dedikçe, o “Acıtıyor değil mi? Duymaya bile dayanamıyorsun. Ama kabul etsen de etmesen de, gerçek bu. Hayatının sonuna kadar babasının sevmediği, amcasının acıyarak baktığı, kuzenin kurtulmak için camdan ittiği bir zavallı olarak kalacaksın.” diyerek devam etti.  Peki Şeniz’in bu davranışı izleyiciye neyi hatırlattı? Tabii ki Cenk’e yaptıklarını… Cenk’i daha küçücük 8 yaşında bir çocukken de dolduran Şeniz’di. Ona “Nedim hırsız, aileni çalmak istiyor” diyen de oydu, 8 yaşında kuzenini camdan atmasına neden olan şey; Şeniz’in bu kışkırtmalarıydı. Dizinin başından beri Şeniz’in ne kadar tehlikeli bir kadın olduğunu defalarca gördük. Bu bölümde de bu kışkırtmalarını Nedim’e karşı yaptı. 8 yaşında Cenk’i kışkırtan kadın, 20li yaşlarındaki Nedim’i de bu sözlerle kışkırttı. Nedim, gerçekten bu kışkırtmaya düştü mü? Şeniz’i gerçekten bıçakladı mı? Bunun cevabını hemen alamayacağız. Ama bu sahne tam olarak bizi Cenk’in hatasına geri döndürdü. Nedim’in de hatalar yapabilecek bir karakter olduğunu bir kez daha gösterdi. Ve tabii ki Şeniz’in şeytanlığını yeniden göz önüne serdi.

-Oya ve Nedim

Buraya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü Oya, belli ki hikayeye daha çok dahil olmaya başladı. Bu bölüm Nedim’e “beni bir ablan gibi gör” diyen bir Oya gördük ve geçmişten sakladığı bir kişi var. Bu kişi kim? Şimdilik bilmiyoruz. Ama bana ve birçok izleyiciye anne bir ablası olabileceği ihtimalini düşündürttü. Bölümler ilerledikçe bunu da öğreneceğiz elbette.

Gelelim dizinin geri kalanına… Dizilerde, izleyiciyi çeken şeylerin başında sevilen çiftler gelir malum. Bu dizinin en başından beri belli esas çifti her ne kadar Cenk ve Cemre olsa da, ara çiftlere de sahne yazıldı sevenleri olduğu için. Her zaman alttan bize Cenk ve Cemre’yi gösterseler de, diğer çiftlerin de belli bir seven kitlesi olunca onlara da sahne geldi. Ama sonunda “tam olarak esas çifte yönelmeliyiz” diye düşünmüş olacaklar ki, bölümlerdir Cemre ve Cenk’in altyapısı çok daha dolu dolu ve derinden gidiyor. Geçen bölüm Cenk’i kaybetmekten ölesiye korkan Cemre ve bu hikayede hep Cenk’in yanında olan bir Cemre’yi görmüştük zaten. Bu bölümde de neler oldu bir bakalım;

-Cenk’in peşinden ayrılmayan Cemre yapmışlar, olmuş.

Şeniz’in bütün yaptıkları öğrenilince köşkte yer yerinden oynadı. Damla’yı sakinleştirmek Cenk’e düştü. Ama daha yeni hastaneden çıkan Cenk için bu yaşananlar fazlasıyla ağırdı zaten. Zaten itiraf ettiği şeyin yükünü hala tam olarak atamamışken bir de yeni gerçeklerle yüzleşmek, hep bir şeylerin yeniden eskiye sardığını sanmak Cenk’e iyi gelmiyor. Başta evde, Cenk’in en ufak acı çeken mimiğini gördüğü anda onun yanına giden, ona sürekli “iyi misin” diyen Cemre gördük.

Annesinin evden atılması ve Damla’nın perişanlığı sonrası Cenk de kendini yollara attı. Cemre, tabii ki peşinden ayrılmadı. Cenk onu arabasına almadığında da taksiyle takip etti. Bu kadar hırpalanmaya dayanamayan Cenk ve dikişleri, bir süre sonra hata verdi zaten.  Onu yolda bulan, bir şey olacak diye aşırı korkan bir Cemre izledik yine bölüm başında. Geçen bölüm Cemre, Cenk’e yüklerinden kurtulduğunu, artık kendi yolunu çizebileceğini söylemişti. Cenk, bayılmadan hemen önce “Yapamadım Cemre, yapamadım.Yüklerimden kurtulamadım.Bitmeyecek, bitmeyecek Cemre.” dedi. Bunun peşinden yine kendiliğinden “Bitecek. Bak gözlerime bak. Ben senin yanındayım. Cenk bak bana. Bırakma kendini Cenk” diyen bir Cemre gördük. Hiçbir zorunluluğu, karşıdan gelen hiçbir istek olmamasına rağmen Cenk’in yanında olan Cemre vardı yine sahnede.

Doktora gidip dikişlerini kontrol ederlerken de tam bir karı-koca gibilerdi. Doktora kocasını şikayet eden Cemre, doktordan “ne güzel sizinle bu kadar ilgilenen bir karınız var” cümlesini duyunca da utandı. Cenk’e sürekli “Bak dayanabilirsin bana, ben tutabilirim seni.” diyen bir Cemre gördük. “Düşsem tutar mısın beni?” diyen Cenk’e “Tutarım” cevabını verdi yine.

Daha önce bir kere Cenk’ten, bir kere de Cemre’den “bu sahte evlilik gerçek olacak” lafını duyduk. Bölümlerdir Cemre ve Cenk, gerçekten evlilermiş gibi davranıyor ikisi de farkında olmadan. Bu evliliğin gerçek olmasına bizce de az kaldı. Çünkü Cemre, git gide Cenk’e karşı hislerini ortaya çıkarıyor. Bu bölüm, yine kimseyi düşünmeden hep Cenk’in yanında oldu. Bu sırların diğer tarafı olan Nedim, onun için önemli bir noktada değildi. Tek düşündüğü Cenk’ti. Ayrıca daha önce defalarca dendiği gibi Cemre, aşkı bilmeyen biri. Nedim’e karşı sevgisi, merhameti, zaafı aşk zannetti. Bunu da Cenk ona iteledi aslında biraz. Ama Cemre, Nedim’e olan hislerini hiçbir zaman “aşk” diye tanımlamadı, aksine “zaaf” olarak tanımladı.

Ancak Cemre’nin Cenk’e karşı bastırdığı ve yavaş yavaş ortaya çıkan duyguları tam olarak; aşk. Cemre, Cenk’i herkesten öne koyuyor, bu aşkın en büyük kanıtı. Cemre, Cenk’in her hareketinden etkileniyor. Buna bu bölüm gördüğümüz Cenk’i giyinirken görüp kalakalan Cemre’de de gördük. Cemre, Cenk’e her koşulda inanıyor. Cemre, her şekilde Cenk’in yanında. Bu hareketleri bize hep yavaş ve derinden gelen hislerin ortaya çıkışı olarak gösteriliyor.

-Nedim’in elini tutmayıp Cenk’in elini tutan Cemre

Bölümün en kritik noktalarından biri de buydu. Bölümün hashtagi TutElimi’ydi. Ve bu hashtag kim için geldi, muallaktaydı herkes. Fragmanda Cemre’ye el uzatan bir Nedim gördüğümüz için, ne alaka diyenler olmuştu tabii ki. Ama bölümde tam da benim beklediğim şekilde ilerledi her şey.

Sahneyi başa alırsak eğer; Cemre ve Agah konuşması oldu. Agah, Cemre’ye “ikisinin arasındaki bir diğer şey sensin. Sen bu düşmanlığı Cenk’in yanında olup bitireceksin ya da körükleyeceksin. Sen doğru kararı verirsin kızım” dedi. Birincisi; Agah bunları demeden Cemre zaten Cenk’in yanında olmuştu. Hatırlarsanız itiraf sahnesinde Cemre, Cenk’in yanındaydı. Kendi isteğiyle, Agah bunu söylemeden Cemre Cenk’leydi zaten. İkincisi; Agah, Cenk’in Cemre’ye olan aşkını biliyor. Ancak Cemre bunu bilmiyor. Agah’a “Bizim evliliğimiz zaten Nedim içindi biliyorsunuz.” diyebilir miydi? Evet diyebilirdi. Ama bu evliliği iki seferde de devam ettirmek isteyen Cemre oldu. Cenk, boşanalım dediğinde de boşanmadı, sahte olduğu ortaya çıktığında da gitmedi. Üçüncüsü de; Cemre, Nedim’e karşı var olan zaafını bir kefeye koydu, Cenk’e karşı ne hissettiğini bilmediği şeyleri bir kefeye koydu. Hangi kefe daha ağır bastı? Bu da ortada. Nedim’e bizzat kendisi “Evet, sen bir seçim yaptın, bir karar verdin. Ben de bir karar verdim.  Sana kendi seçtiğin yolda mutluluklar dilerim.” dedi.

Agah’la konuşan Cemre, Nedim’i arasa ve onunla konuşmak istese ve Nedim’in elini tutmadığı noktada Agah’ın söyledikleri aklına gelse eğer ve onları izleyen Cenk’i görerek Cenk’e gitse, kafam karışabilirdi. Ama Cemre’nin o eli tutmama nedeni; tamamen kendi kararı. Çünkü Cemre, Agah’la konuşmasını sadece kafasındaki karışıklık kaynaklı hatırladı. Nedim ona “elimi tutarsan karanlıktan kurtulurum” dediği halde o eli tutmadı. Ve dediğim gibi önemli bir ayrıntı olan şey; o eli tutmazken Agah’ın dediklerini bir daha düşünmedi. Düşünse, kendi kararı değil derdim. Ama orada tam olarak Cemre’nin kendi kararıydı. O eli tutmadan o banktan kalkınca da Cenk’i görünce ne kadar şaşırdı ve rahatlayarak gözyaşı döktü. Bu sahne de ikilendi.”Beni kalbimden saklar mısın?” dedi. Cenk, Cemre’nin uzattığı eli sıkı sıkıya tuttu. Bu el ele tutuşma hepsinden farklıydı. Daha önce evliliklerine inandırmak için, bazen gösteriş için el ele tutuşan ikili, bu sefer kendi istekleriyle el ele tutuştular. Cenk, o eli sımsıkı tuttu, ikisi de arkasına bakmadı bile. Bu da bize “o eller ayrılmayacak” dedirtti.

-Cemre, pansuman esnasında Nedim’i mi düşündü?

Bir diğer kafa karıştırmaya müsait sahne de buydu. Ama bana göre hiçbir kafa karışıklığı yoktu sahnede. Cemre, Cenk’e pansuman yaparken Nedim’in tam da “Sen benim yanımda olursan, ben bir daha o karanlığa düşmem” sözlerini hatırladı. Cemre, dediğim gibi her şeyi teraziye koydu. Cenk’i bunca bölüm karanlığından çıkarmaya çalışan bir Cemre izledik biz. Nedim’in tekerlekli sandalyeden kalkamaması uğruna bile Cenk’i korudu defalarca. Önceliği hep Cenk’in karanlığını yok etmekti. İtiraf sırasında da onun yanında olma nedeni buydu zaten. Şimdi de bir tarafta artık her şeyi itiraf etmiş, her şeyi bitirmiş, artık yeniden doğan bir insan, yükü olmayan bir insan Cenk, diğer tarafta “beni karanlığa atma” diyen bir Nedim varken Cenk’i seçti. Çünkü Nedim’in karanlığından kurtulmasından daha önemli bir şey var Cemre için; o da Cenk ve ona karşı hissettikleri. Cemre, bu bölüm bütün sahnelerde Cenk’e karşı çekildi. El tutma ve pansuman sahneleri de Cemre’nin bunları “neden yaptığına” dair sorgulamaydı. Gelecek bölümlerde de Cemre’nin yine hislerini sorgulayışını izleyeceğiz. Çünkü derinlere sakladığı, sürekli “neden yaptım bilmiyorum ama Cenk’in yanındayım” gibi şeyler söylediği o hisler, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Hep denildiği gibi büyük aşk, yavaş ve derinden geliyor. Tabii ki kolay bir yol yok Cemre ve Cenk için. Ancak bu zorlu yolda bu güzel hisler onları aydınlatacak.

-Mutlu Cenk ve Cemre

Kulağa absürd geliyor değil mi? Cenk ve Cemre, gerçekten mutlu olabilecek mi? Bunu gerçekten biz de bilmiyoruz. Ama mutluluk onlara yakışıyor. Bunu bu bölümün sonlarında yeniden gördük. Bahçede kara kara olanları düşünen, belki de Nedim’le hiçbir zaman iyi olamayacaklarını düşünen bir Cenk vardı. Cemre, yanına gelip onu önce bir dinlenmediği için azarladı. Sonra da Cenk’in içini ferahlatmak için bir sürü şey söyledi. Cenk, Nedim’in onu affetmeyeceğini düşünüyor ve bütün hatalarını da kabul ediyor. “O kadar haklı ki… Beni de  çocukken şerefsizin biri camdan atsa, sonra bir de annesinin yaptığı işkencelere sussa, ben de affetmezdim. Ben bile kendimi affedemiyorum ki..” dedi Cenk. Ama Cemre, yine çok güzel ve haklı konuştu. “Nedim’e biraz zaman tanı. Bu onun için de kolay değil. Ama ben biliyorum, onun o tekerlekli sandalyedeyken sana nasıl baktığını, sana nasıl seslendiğini biliyorum. O hala aynı Nedim, Cenk. Kalbi de aynı. Ona fırsat ver, kendini hatırlaması için sadece ona ufak bir fırsat ver. O seni affedecek. O da baban da seni affedecek” diyen Cemre, izleyicinin sesi oldu. Çünkü biz gerçekten Cenk’i seven bir Nedim gördük. Tekerlekli sandalyede olmasına rağmen Cenk’i hep seven bir Nedim vardı. Cenk ve Nedim kardeşliğine inancım, Cemre kadar çok benim de bir izleyici kadar.

Bu sahnenin bir diğer güzel yanı da şuydu; Cenk, Cemre’ye “Beni vicdanımdan saklar mısın?” dedi. Cemre’yi kalbinden saklayan Cenk, Cemre sayesinde vicdanından saklanmak istedi. Ama Cemre daha güzelini söyledi. “Yani senin vicdanından saklanmana yardımcı olamam. Ama korkmadan, saklanmadan, dimdik ayakta durman için yanında dururum” dedi. Cemre, yine Cenk’in her şekilde yanında olacağını söyledi. Her koşulda birbirinin yanında olan çiftler, en derin en güzelleri değil midir zaten her zaman?

Bu sahnede özellikle temaslar da göze sokuldu. Bu ayrıntılar da ayrı güzeldi. Cenk ve Cemre, bu evliliğin gerçek olmadığını bilen kişiler. Ancak birbirlerine o kadar alıştılar ki, temasları artık çok normal geliyor. Cemre’nin Cenk’in bacağını okşayarak onunla konuşması buna bir örnekti. Sonrasında Cemre’nin elini istediği gibi tutan bir Cenk gördük. Bu el ele tutuşma da yine özeldi. Çünkü, bu el ele tutuşma da yine gösterişten uzak, birilerine evliliklerini göstermek için yapılan bir şey değildi. Yine kendi istedikleri için, gerçekten bir çift olmaya devam ettikleri içindi. Kahve içmeye giden Cenk ve Cemre’yi gelecek bölümde izleriz umarım. Biraz mutlu, gülümsedikleri sahnelere ihtiyacımız var çünkü.

-Nedim ve Ceren…

Bu çift, gerçekten bir çift olacak mı? Buna hala karar veremiyorum. Ama başta boşanmayı düşünen Nedim, eli tutulmayınca Ceren’e boşanmaktan vazgeçtiğini söyledi. Ceren, Nedim’in sırrını da biliyor. Bir çiftte sırlar önemli ayrıntılardandır. Nedim ve Ceren, sırlar paylaşıyorlar. Bu da onların olması açısından iyi bir yol. Ancak her zaman söylediğim gibi bu çiftte biz Ceren pişmanlığı, mahcubiyeti izlemeliyiz. Ceren’in Nedim’e kendini affettirmesi lazım. Nedim, Şeniz’le konuşmaya giderken Ceren cebine bir kayıt cihazı koydu. Belki de Nedim’i gelecek bölüm hapisten kurtaracak şey bu olur. Bu da onlar için önemli bir gelişme olur böylece.

-Ve son olarak Damla ve Civan…

Bu çiftin genel hikayeye dahil olması gerekiyor artık. İkisi de gerçekten dış kapının dış mandalı konumunda. Birlikte bir şeyler yaşıyorlar, kavgalar, gürültüler, nezarehaneler falan… Ama genel hikayeye hizmet etmiyorlar asla. Bu dizinin sırlarına vakıf değil ikisi de. Civan ya da Damla’nın bir şeyleri öğrenmesi gerekiyor. Damla mesela abisinin Ceren ile olan geçmişini öğrenmişti. Bu hikayeye dahil oldu. Ancak bir şeyler ilerlemeli diye düşünüyorum. Onlara yazılan sahneler, sanki zaman geçsin, onların da sahnesi olsun demek için var. İkisinin de hikayede daha fazla işlevi olabilir diye düşünüyorum. Damla’yı Şeniz konusunda hikayeye dahil edecekler, Civan’ın da ben Cemre&Cenk aşkında bir rolü olacağını düşünüyorum. Çünkü daha önce Cemre ile aşk konusunda bir konuşmaları olmuştu. Bakalım ilerleyen bölümlerde neler olacak?

27.bölüm güzel bir bölümdü. Net bir bölümdü. Net bölümleri severiz, senaristin artık çiftler konusunda da netleşmesi oldukça iyiydi. Reytingler birkaç bölümdür artış gösteriyor. Cenk’in sırrının ortaya çıkışı, Nedim ve Şeniz çatışması, Cenk ve Cemre çifti izleyiciyi çeken unsurlar. Dizi bu şekilde güzel bölümler vermeye devam eder umarım bize.

Kim Suçlu, Kim Suçsuz? | Zalim İstanbul 26.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul, 2 hafta aradan sonra yeni senarist ekibi ve yeni yönetmeniyle birlikte geri döndü. Senarist değişikliği, dizi izleyenleri her zaman bir düşündürür. Ama 26.bölümü büyük bir zevkle izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki, genel senaryodan sapma olmadan, hikayeye sadık kalınmış, karakterleri bozmamış bir bölüm izledik. Oldukça keyifliydi izlemesi ve bölüm ne ara bitti şahsen anlamadım. Heyecan hiç bitmedi.

Bu bölüm yorumunu aslında başlığa da uygun olarak, sahne sahne değil de karakterler üzerinden anlatmak istiyorum. Umarım keyifle okursunuz.

1- Cenk Karaçay

Öncelikle Cenk’le başlamamın nedeni; 25.bölümü Cenk ile bitirmiş olmamız ve 26.bölümde de genelde hep Cenk odaklı şeyler izlediğimiz için. Cenk, herkese Nedim’i camdan attığını itiraf etmişti. Bölüme buradan devam ettiğimizde Nedim’i attığını, o “Gitme” dediği halde gittiğini söyledi. Daha da sorguladıklarında içindeki yaralı çocuğu ortaya çıkardı.

“O bana gitme dedi, ben gittim. O bakışlarına rağmen gittim. Gittim. Ben Nedim’i kurtarabilirdim, onu tutup çekebilirdim. O zaman belki çok başka olurdu her şey baba, biz başka olurduk baba. Ama işte yapamadım, yapamadım! İçimdeki o canavar, bana ‘bırak’ dedi. ‘Bırak’.’Bırak düşsün, bırak. Bırak düşsün. Sen de kurtul ezilmekten, hor görülmekten, sevgisizlikten kurtul’ dedi. Ben.. Ben sadece babam beni sevin istedim. Beni görsün istedim. Benimle ilgilensin istedim.Ama kurtulamadım işte baba, kurtulamadım. Nedim’i bu sandalyeye mahkum ettim, kendimi içimdeki karanlığa mahkum ettim. Ben… Ben… Daha hak ettiğim bedeli ödemedim baba”

Şu replik aslında Cenk’in bütün hayatını bize özetliyor. Hep babasından sevgi dilenmiş, babasını yanında bulamamış. Babasına her baktığında Nedim’in yanındaymış. Bunun devamında da annesinin ona “O hırsız, senin aileni çalmak istiyor” söylemlerine maruz kalmış, küçük yaşta tehlikeli bir kıskançlık yeşermiş kalbinde. 8 yaş gibi küçük bir yaşta yaptığı bu büyük hatanın yükünü de hep omuzlarında taşımış. Cenk, psikolojik olarak hiç iyi olmamış zaten. Bunu defalarca izledik. Daha önce de intihar etmeye kalkmıştı. Bu sözlerinden sonra yeniden intihara kalkıştı. Kafasına silahı dayadığında o son gülüşü “her şey bitti” demesi her şeyi açıklıyordu aslında.

Babasının müdehalesiyle kafasına sıkamadı Cenk, ama silah patladı ve öğrendiğimiz üzere kurşun kalp zarına gelmiş. Ciddi bir ameliyat geçirdi, hayati tehlike atlattı. Ameliyat sırasında ise Cenk’e dair yine çok önemli bir sahneye tanık olduk. Dizilerde hep görürüz ki; karakterler, ameliyat gibi ölümle burun buruna oldukları sahnelerde en büyük pişmanlıkları ya da isteklerine dair şeyleri hayal ederler. Cenk’in hayali ise Nedim’in camdan düştüğü o gün “Gitme” dediğinde, onu çekip kurtarması oldu. Ameliyat masasında akan gözyaşlarıyla bunun hayalini kurdu. Belki 8 yaşındayken bunu yapamadı ama Nedim ile birlikte yeni ve güzel bir hayata adım atarlar ileride diye umuyoruz.

Bölümde Cenk’in iyileşme sürecini ve daha sonra da eve dönüşünü izledik. Evde onu sürprizle karşılayan ailesine karşı çok içten gülüşler sundu. Belki de Cenk’i ilk defa bu kadar mutlu gördük, kim bilir? Gerçekten Cemre’nin dediği gibi üzerinden attığı yük kaynaklı, vicdan azabının sesini artık durdurabilecek olduğu içindir.

2- Nedim Karaçay

Bu olayın iki tarafı var. Ama iki taraf da kurban. Bir kurban Cenk iken, diğer kurban da tabii ki Nedim. 20 yılı çalınmış, türlü Şeniz eziyetlerine maruz kalmış, hayatı alınmış bir Nedim. Cenk, her şeyi anlatırken o anları tekrar yaşayıp acı çekti Nedim de.

Cenk, ameliyat olurken kana ihtiyaç duyuldu ve uyan tek kan Nedim’inkiydi. O da Cenk’e kan verdi. Aslında bu sahnelerden benim anladığım şey bu iki çocuğun her zaman birlikte olması gerektiği… Onlar birbirleriyle var olacaklar. Nedim o camdan düştüğünde ikisinin de çocukluğu kararmış aslında. Daha önce başka karakterler sayesinde de duyduğumuz gibi Cenk, hiçbir zaman içindeki karanlıktan kurtulamamış. Fiziksel olarak iyi olsa da asla ruhu iyileşmemiş. Nedim ise fiziksel olarak kötüymüş zaten. İzlediğimiz Cenk – Nedim sahnelerinin hepsinde ben, “onlar birlikte yok oldular, birlikte var olacaklar” mesajını alıyorum. Nedim’i yangından kurtaran Cenk gördük mesela, şimdi de kanıyla Cenk’in hayatını kurtaran Nedim izledik. Birçok sahne var ki iki karakteri birbirine bağlıyor. Çoğu konuda bir kazanan bir kaybeden olmuyor. Hep ikisi bir kazanıyor ya da ikisi bir kaybediyor. İki karakter gerçek kardeş olduklarını hiç öğrenecekler mi bilmiyorum. Ama bu iki karakterin arasındaki bağ, gittikçe güçlenmeli diye düşünüyorum.

Nedim’in baş düşmanı Cenk değil aslında. Biz, Nedim’in Cenk’i sevdiğini defalarca gördük. Ben, bu bölümde her ne kadar Cenk’e karşı bilenmiş bir Nedim görsek de bunun değişeceğini düşünüyorum. Çünkü her ne kadar “adil değil, daha fazla acı çekmelisin” gibi şeyler konuşsa da, Cenk’i acı çekerken görmek de istemiyor Nedim. Sadece kendi içinde de savaş halinde aslında. Nasıl olur bilmiyorum, ama ben Cenk’in atacağı adımlarla olacağını düşünüyorum, Nedim Cenk’e karşı savaşını bırakacak ve asıl düşmanı Şeniz’e tam anlamıyla yönelecek.

Nedim, Cenk’in beklemediği intiharını sindirememişken bir yandan amcasının nasıl acı çektiğini gördü. Amcasına anlatamadığı diğer sırlar boğazında düğüm olmuş durumda. Bunlar böyle yaşanırken bir yandan herkes ‘Cenk’ dedi ona karşı. Şeniz, hiç öyle bir hakkı olmamasına rağmen oğlunun intiharından Nedim’i sorumlu tutup kanlı gömleğini onun suratına attı. Damla, gayet iyi niyetle aile olmak için ondan yardım istedi. Damla bu konuda oldukça iyi niyetliydi, ama Nedim’in omuzlarında bu büyük bir yüktü. Cemre, bütün olayları en başından beri bilen biri olarak Nedim’e “Cenk’i affet” dedi, “o iki çocuk için de bedel ödedi” dedi. Bütün bunların yanında bir de onu sürekli dolduran bir Ceren oldu tabii ki… Cemre’ye karşı hislerini kullandı Nedim’in. Cemre, Cenk’in yanında durdukça onu da kıskandı. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Nedim’in sinir krizi geçirmesi de kaçınılmaz oldu tabii ki.

“Yeter. Yeter. Yeter. Gelmeyin üstüme yeter. Hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim. Ne Cenk’in hastanede olmasının sorumlusu, ne dağılan bu ailenin sorumlusu ben değilim. Yeter. Hiçbir şey sormayın artık bana. Hiçbir şey beklemeyin benden. Yeter.” diyen Nedim, kesinlikle haklıydı. Nedim, vicdanlı bir karakter. İçinde intikam ateşi olsa da, yaşananları bir yandan istemiyor da. Ve ne yapacağını bilemiyor da aynı zamanda. Ben onun bu gelgitlerini anlayabiliyorum. Ki Şeniz’den intikam alması gerektiğini de düşünüyorum. Şeniz’in mutlu olmaya hakkı yok bence. Ama dediğim gibi ben Nedim ve Cenk’in beraber aydınlığa çıkacağını düşünüyorum. Nedim, Cenk’i affetmeden tam olarak iyileşemeyecek. Cenk de Nedim onu affetmeden tam olarak iyileşmeyecek. Bu yüzden aslında dizide en merak ettiğim ilişkilerin başında geliyor Cenk ve Nedim. Aşk üçgeni kaynaklı harcanmayacak kadar özel bir ilişki onlarınki.

3- Şeniz Karaçay

İki kurban var dedik, şeytanımızı unutmayalım. Şeniz’den daha büyük bir kötü yok bu dizide. Oğlunu senelerce “canavar” diye büyüten bir anne, Nedim’i tekerlekli sandalyede ilaçlarla tutan bir kadın, herkesi parmağında oynatmaya alışmış bir cadı… Daha fazla da tanımlanabilir tabii ki, ama kötülüklerinin hepsini yazmasam da biliyoruz.

Bu bölümde beni Şeniz konusunda asıl şaşırtan şey pişkinliğinin dozajı oldu. Oğlunu çok seviyor gibi gözüküyor, ki saplantılı cani bir sevgi onunki bence, ama oğluna bütün kötülükleri yapan o. Oğlu ölüm döşeğindeyken bile yalan söyleyebildi Agah’a. Bu pencereden atma mevzusuna “Bilmiyordum” dedi. Gerçi Cenk’in psikodramada “Annesi, oğluna canavar dedi” cümlesi ile “içimdeki canavar” ile başlayan cümlesini birleştirdiğimizde bile bir şeyler ortaya çıkıyor. Ama “bilmiyorum” deme pişkinliği beni gerçekten şaşırttı yine de. Bir diğer pişkinliği de Nedim’e karşı oldu tabii ki. Her şeyin sorumluluğunu Nedim’e atmaya kalktı. “İstersen kafama silah dayayayım” falan dedi. Nedense dizinin sonunda bu olabilir gibi geliyor bana. Şeniz, mutlu olmamalı zaten. Ama onun pisliği başkasına da bulaşsın istemem şahsen.

Bunun dışında Şeniz’in büyük sırrını Ceren de öğrendi. Mümtaz ile arasında geçen ilişkiyi artık bilen biri daha var. Şeniz’in hamleleri ne olacak, merak ediyorum doğrusu. Şeytana pabucunu ters giydirebilecek özellikleri olan bir karakter olduğu için insan kötülüklerinin dozajını tahmin edemiyor. Nedim ve Cenk olayındaki gerçekleri bilen bir diğer kişi Cemre malum. Cemre’nin Şeniz’den hesap sorma sahnesi de oldukça iyiydi. O kız, Şeniz yüzünden bir sürü hakarete maruz kaldı. Şimdi her şeyin ortaya çıkma zamanı… Bölüm sonunda da aslında ortaya çıkıtı. Şeniz ve Cemre’nin tartışmasını duyan Agah, parçaları birleştirerek Nedim’e önceden verilen ilaçların takibini yaptı ve kanıtları Şeniz’in yüzüne attı. Bölümün sonunda köşkten kapı dışarı edilen bir Şeniz gördük. Ama bildiğimiz Şeniz, her şeyden öyle kolay kolay vazgeçmez. Neler olacak göreceğiz.

4- Agah Karaçay

Bütün bu olanların aslında tam ortasında, aynı zamanda en dışında olan karakter; Agah. Cenk’in itirafı ile tabii ki çok sarsıldı. Her şeyden önce kendini suçladı. “Ben nasıl bir babayım ki, göremedim” dedi önce. Sonra Cenk’in baba sevgisi eksikliğini duydukça daha da ezildi. Bir tarafta oğlu, bir tarafta yeğeni vardı. İkisinin de kurban olduğunun farkındaydı Agah, ama kimi suçlayabileceğini bilmiyordu. O da kendini suçladı.

Cenk’in başından hiç ayrılmadı, onun elini hiç bırakmadı. Gözünü açana kadar, bir yere kımıldamadı. Ama bir yandan da kendi kendini yedi. Cenk’in Nedim’e yaptıkları dışında daha neler vardı o köşkte? Agah’ın gözü açılmaya başladı. Bir sır açığı çıktığında, çorap söküğü gibi diğerleri de çıkmaya başladı. İpuçlarını birleştirerek Nedim’in önceden aldığı ilaçların peşine düştü ve Şeniz’in onu zehirlediğini öğrendi. Bölümün son sahnesinde de Şeniz’i kapı dışarı etti. Ben Agah’ın Şeniz’i affedeceğini düşünmüyorum. Bu sefer Şeniz’in bir şeyler uydurması çok mümkün gözükmüyor. Ama bu evlilik, Şeniz’in Karaçay bağlantısı da hemen bitmeyecek tabii ki. Nasıl bir yol izlenecek bu cephede, merak ediyorum.

5- Cemre Karaçay

Bu bölüm özlediğimiz Cemre’yi izledik. Herkesin dimdik karşısında durabilen, sevdikleri için çabalayan bir Cemre vardı. Cemre, bu bölüm yine “neden olduğunu bilmediği” şeyler yaptı aslında. Geçen bölüm Cenk’e “Bu evlilik gerçek olacak dedim. Ama neden bilmiyorum” demişti. Mesela “Nedim için” diyememişti. Bu bölüm de yine her şekilde Cenk’in yanındaydı. Cenk’e bir şey olacak diye çok korktu, başından ayrılamadı. Sanırım dizinin başından beri defalarca ağladığını gördüğümüz Cemre, hiç bu kadar ağlamamıştı.

Cemre, Cenk’in sırrını en başından beri biliyordu. Cenk, kendini ne kadar “karanlık” olarak tanımlasa da “sen karanlık değilsin” demişti ona. Cenk, kuzenini camdan attığı için kendine “canavar” dese de, “sen canavar değilsin” demişti hep. Cenk’in 8 yaşında yaptığı büyük hatanın tek sorumlusunun Şeniz olduğunu biliyordu ve hep söylüyordu. Cenk’in yaralı ruhunu en baştan beri gören kişi olmuştu. Cenk, psikodrama seansından önce Cemre’ye “yanımda durur musun? Elimi tut demiyorum. Sadece dur” gibi şeyler söylemişti. Cemre, her şeyi itiraf eden Cenk’in gerçekten yanında durdu. Hem de ellerini tutarak durdu.

” ‘O gün yanımda durur musun?’ demiştin. Bak, yanındayım. Senin dilediğin gibi, yanındayım.Beni duyuyorsun, biliyorum. Bitti. Geçti. Ne olacak biliyor musun? Gözlerini açacaksın, bütün o vicdan azabından kurtulacaksın. Artık sen, özgür olacaksın. Sen, o küçük, minicik, 8 yaşındaki çocuğu affedeceksin. Sen, artık büyüyeceksin. Bekliyorum seni, bekliyorum.”

Cenk’i kaybetme ihtimali Cemre’yi yıktı. Aynı zamanda söylediği gibi Cenk’in gerçekten tamamen bu yükten kurtulması için Nedim ile gerçekten bir olmaları gerektiğini düşündü benim gibi. O yüzden Nedim ile de konuşmaya çalıştı. “Nedim, bitti. Cenk, bu gece sırtındaki yükü attı. İki çocuk için de kendini feda etti. Cenk, bu gece sana bir adım attı Nedim.” dedi. İki çocuğu gerçekten bir araya getirecek mi, merakla bekliyorum. Umarım yapabilir.

“Bitti Cenk. Zor olan kısmı atlattın. Artık senin gerçeğin başlıyor. Kendi hikayeni kendin yazabilirsin artık. Bundan sonra ne yapacağını, nereye kiminle gideceğini kendin karar vereceksin.Geçmişin yükü sırtında olmayacak artık. Kendi adımlarınla kendi yolundan yürüyeceksin.”

Cemre için bu bölüm dediğim gibi bazı şeyleri farkına varma bölümü oldu. Ceren bile sorguladı. Madem sahte bir evlilik bu, her yere “ben eşiyim” diyerek önde gitmek neden? Cenk için bu kadar korkmak neden? Onun yanından ayrılmamak neden? Cemre’nin Cenk’e karşı derinde hissettiği duygular yavaş yavaş gün yüzüne çıkacak gibi duruyor. Dizinin başından beri yavaş yavaş işlenen bir ilişki var önümüzde, aşkla dolu bir ilişkiye evrilmesine çok zaman kalmadı gibi duruyor.

6-Ceren Karaçay

Ve geldik son olarak Ceren’e. Ceren, bu bölüm Şeniz’in büyük sırrını öğrendi. Karaktere dair en önemli şey buydu. Tabii ki öğrenir öğrenmez de Şeniz’i tehdit etmeyi unutmadı. Nedim, Ceren’in bu konuda arkasından iş çevirdiğini öğrenecek mi? Nasıl bir tepki verecek, göreceğiz.

Bir diğer konu da Ceren’in Cenk’e takıntısı. Çünkü Ceren’inki aşk değildi hiçbir zaman. Cenk’i Karaçay olabilmek için kullandı. Sevdiğine kendini de başkalarını da inandırmaya çalıştı. Bu bölüm Cenk vurulduğunda bir afalladı. Ama gördük ki, Cenk’in canını yakmak onu üzmüyor. Aşk, böyle bir şey değil. Cenk ve Nedim’in sırrını gazetecilere söyledi. Gazeteciler Nedim’e sorduğunda, Nedim’den gazeteciye bir dayak geldi. Gazeteciler bunu Cenk’e sorduğunda da travmasını hatırlayan üzülen bir Cenk izledik. Cenk, iyileşip eve geldiğinde de Cenk’le dalga geçmek için Nedim’in tekerlekli sandalyesini ona indirdi. Gerçekten aşk böyle bir şey değil, onunki bir takıntı, bir saplantıydı. Şu anda da Cenk’in canını yakmaktan çekinmeyen biri haline geldi.

Cenk ve Cemre’nin birbirlerine çekilmelerini gördükçe kıskanıyor aynı zamanda. Bunun nedeni kesinlikle Cemre’yi kıskanması bence. Kıskandıkça Nedim’e kayıyor Ceren. Nedim ile iş birliğini asla bozmak istemiyor. Bu iş birliği ileride bir sevgiye, bir aşka dönüşür mü bilmiyorum. Ancak ikili birbirinin yanında durarak yavaş yavaş birbirine güvenmeye başlıyor. Neler olacak, merakla bekliyorum bu cepheyi de.

Köşkte Bombalar Patladı | Zalim İstanbul 25.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul, 25.bölümüyle ekranlara geldi. Bölümde bir sürü bomba patladı. Aşırı hareketli, izleyicinin merakını en üst seviyede tutan ve temposu düşmeyen bir bölüm izledik.

Bölümün başında Nedim ve Ceren, yatakta basıldı. Şirketi vermek için Nedim’e Ceren’le boşanma şartı koşan Agah için ve Nedim’e aşık Cemre için oldu en büyük yıkım tabii ki. Nedim ne kadar “bir şey yapmadım” dese de amcasına bunu inandırmadı. Cemre’ye bunu söyleme ihtiyacı bile duymadı o ayrı.

Bir diğer patlayan bomba Cemre ve Cenk’in evliliğinin sahteliği oldu. Cenk’in gece yaptığı aşk itirafına Cemre inanmamış, Cenk de sabah olduğunda inanmamasının daha doğru olacağını düşünmüş olacak ki, inkar etmiş. Bu yüzden boşanmaya tam gaz hazırlardı ve Agah ile konuşmak istiyorlardı. Ama onlara da sürpriz olan bir şekilde, Agah kamera kaydını izledi ve bunu bütün ev ahalisi ile paylaştı. “Aşk evliliği değil, mantık evliliği değil, Nedim evliliği” tabii bu ortaya çıkınca, neden yaptıkları da soruldu. Cemre tam anlatamasa da Şeniz yüzünden olduğunu söyledi ve Agah’ın bir şeylerden şüphelenmesine neden oldu.

Bu sahneden önce Cemre ve Cenk’in sahil sahnesinde Cemre, Cenk’i kullanmayacağını söylemişti. Ancak bu evliliğin ortaya çıktığı sahnede aslında bütün gerçekleri Nedim’in de bildiğini öğrendi Ceren’den. Ve bu Cemre için son damla oldu. Nedim’in içinde ona dair bir sevgi olmadığını anlayan Cemre, Cenk’e gitti. Cenk’ten yüzüğü parmağına takıp bu evliliği gerçek yapmasını istedi. Herkese de bunu söyledi. İlk evlenmeleri köşke nasıl bomba gibi düştüyse, bu olay da köşkü yerinden salladı tabii ki. Ama Cenk ve Cemre bütün bu bombaların ortasında kendilerine zaman ayırdılar.

Kalbi kırık bir Cemre, o kalbi tamir etmeye dünden razı bir Cenk. Cemre, hâlâ Cenk Karaçay’ın ona aşık olma ihtimalini düşünmüyor. Cenk’in değiştiğini görse de, aşık olabilecek biri olduğunu düşünmüyor. Cenk Karaçay, aşık olacak hem de Cemre’ye… Bu ona imkansız geliyor. Cemre buna inanmadığı için de Cenk’in sarhoşken yaptığı itirafı inkar etmesi kolaylaştı tabii ki. Sahte evlilik bombasının patladığı gün, Cenk ve Cemre, dertleşmek için dışarıya çıktılar. Burada Cemre’nin kalbinden de bahsettiler, Cenk’in çocukluğundan da. Cemre, Cenk’e “Önce sustum, suç ortağın oldum. Sonra karşına geçtim, düşmanın oldum.”  dedi. Cenk’in Nedim’i camdan attığını ilk öğrendiğinde de onun suç ortağı olduğunu söylemişti zaten. Cenk, ona en özelini söyledi. Cemre de aslında sadece Cenk’in yanında rahatladı bu zamana kadar. Ondan başkasına derdini açamadı, ondan başkasına bu kadar açık olamadı. Doğal olarak da duygusal, güzel bir sahne izledik. Cemre “Gerçekten saklanabilir miyim kendi kalbimden bile saklar mısın beni?” diyerek , Cenk’e sığındı. Bu çift kolay olmayacaktı, biliyorduk hep. Böyle sahneler her zaman çiftin sevenleri tarafından çok sevildi, sevilmeye de devam ediyor. Cenk ve Cemre, tam anlamıyla aşk yaşamaya başladıklarında sadece aşık bir çift olmayacaklar, birbirlerinin dert ortağı, sırdaşı, sırtlarını dayadıkları kişiler, sığındıkları liman olacaklar. Çetrefilli yollar sonunda güzel yollara çıkacaklar.

Cenk ve Cemre, birlikte kahve içtikten sonra bir de kestane yiyeceklerdi. Ama bunu yapamadılar, çünkü köşkte işler karıştı. Ceren, geçen bölüm Nedim’e Şeniz’in verdiği o zehri içirmedi. Ama o zehri kullanmak istedi ve Şeniz’i zehirledi. Bu sahnelerde intikam olarak da hep bebeğini aldı ağzına. Ceren’in iyi biri olmak için tek yolu belki de o bebekti. Ama Şeniz, onu Ceren’in ellerinden aldı. Tabii ki Şeniz’den intikam almak istedi. Katil olmak bile umrunda değildi bu uğurda. Ceren’i katil olmaktan ve Şeniz’i ölümden kurtaran kişi Nedim oldu. Nedim de Şeniz’den nefret ediyor, ondan intikam almak istiyor. Ancak katil olmak ona göre değil, Ceren’e göre de olmadığına inanıyor. Şeniz’i hastaneye getirdikten sonra Nedim ve Ceren’in konuşmaları da oldukça önemliydi. Belki de birbirlerine ilk kez bu kadar açık oldular. Nedim, Ceren’in yaptıklarını asla unutmayacak, belki affetmeyecek de ama bunun üzerine koyup sevmeye başlayacak belki, kim bilir? Ceren, onu tek sevecek kişinin bebeği olduğunu düşünüyordu, belki de yanılıyor. Belki onu sevgisiyle iyileştiren kişi Nedim olur, kim bilir? İzleyip göreceğiz. Ama bu bölümde Nedim ve Ceren, suç ortakları modunda takıldıktan sonra birbirlerine içini açan bir ikili oldu. En sonunda da birbirlerinin ellerini tuttular. Şeniz’e karşı durmak için o elleri tuttular, ama birbirlerine güvenerek Şeniz dışı bir yolculuğa da çıkarlar belki, kim bilir?

Bölüm boyunca olan birçok şey Agah’ın kafasını karıştırdı. Önce Cemre “Şeniz hanımın entrikaları” dedi, sonra Şeniz’in gizli gizli telefonda konuşmasını ve Cenk’e dikkatli olmaları gerektiğini söylediğini duydu, daha sonra hastanede Cenk’e Nedim hakkında dediklerini duydu. Doktor Oya’nın kaza gününü canlandırması konusundaki ısrarını da bu yüzden kabul etti. Artık Agah da her şeyi öğrenmeliydi. Şeniz, bu konuda da boş durmadı tabii ki. Doktor Oya’nın geçmişinde saklamak istediği şeyleri bulup onu tehdit etti. Ama Oya’nın vazgeçmeye niyeti yoktu. Bölüm sonunda da Nedim’in camdan düştüğü günü canlandırdılar.

Herkes için zorlu bir psikodrama seansı oldu. Nedim, her şeyi tekrar yaşamanın yükü altında ezildi. Doktor Oya’ya babası ve yengesinin yasak ilişkisini de o gün anlatmıştı. Bir günde bu kadar çok şeyi tekrar hatırlamak, onu fazlasıyla yordu. Cenk, yaptıklarının ve vicdan azabının altında ezildi. Şeniz, asla pişman değildi. Sadece her şey öğrenildikten sonra ona neler olacağından korktu. Agah ise yine öğrendikleri altında ezildi. Psikodrama sahnesi oldukça etkileyiciydi. Tekerlekli sandalyeye oturacak kişi kim olacak dediğinde, Nedim Cenk’i seçti. Ama bunu neden seçti; bu soru işareti. Çünkü seans sırasında doktor Cenk’e Şeniz’i canlandırmasını söyledi. Annesinin ona “canavar” dediğini de Cenk böylece söylemiş oldu. Nedim, Cenk’i Şeniz olarak düşünerek mi oturttu? Yoksa Cenk olarak mı oturttu? Bu konuda soru işaretlerim var. Çünkü Nedim, Cenk’i her şeye rağmen seviyordu, bize böyle gösterildi birçok bölümde. Ancak Şeniz, hiçbir konuda onun sevebileceği biri olmadı. Asıl intikamını Şeniz’den almalıydı. Aslında Şeniz’den alınan tek intikam Nedim’in de olmayacaktı. Şeniz, hem Nedim’i hem de Cenk’i kurban etmişti hırslarına… Bundan sonrasında ne olacak, 2 hafta aradan sonra göreceğiz.

Psikodrama sahnesinden önce Cemre ve Cenk konuşmasında Cenk, dizinin bu bölümünde hashtag olarak da kullanılan soruyu yani “Yanımda durur musun?” diye sordu. Çünkü gerçekleri öğrendiğinde babasının artık babası olmayacağını düşünüyordu, yanında kimse olmayacaktı. Onu asla ele vermeyen Cemre’yi yanında istedi. Annesi onu “sen canavarsın” diyerek büyütürken, yıllar sonra ona ilk kez biri “sen canavar değilsin” demişti. Cemre; onun kurtuluşu, Cemre; onun umudu oldu. Psikodrama sahnesine de Cemre, Cenk için koştu. Ona baktı sadece, Cenk de aslında ondan güç alarak “Nedim’i camdan ben attım” dedi. Herkesin yıkılışını izledik son saniyelerde.

Gelecek bölüm oldukça heyecanlı olacak, merakla bekliyoruz şimdiden. Yılbaşı arasına girmek için muazzam bir bölüm seçmişler. Bütün oyuncuların yüreğine sağlık, her sahne çok güzel canlandırılmış. Aynı zamanda bu bölüm dizinin yönetmeni Cevdet Mercan’ın çektiği son bölüm ve senaristi Sırma Yanık’ın yazdığı da son bölümdü. 26.bölümden itibaren yeni bir yönetmen ve senarist ekibiyle yola devam edilecek. Zalim İstanbul, bir çok sırrı içinde barındıran, karakterlerin derinliklerini çok güzel ayarlayan, zaman zaman deli etse de verdiği ince ayrıntıları bile saatlerce yorumlayabileceğimiz bir dizi. Yeni ekip de bu şekilde devam eder diye umuyoruz.

CenCem’in en güzel 10 sahnesi | Zalim İstanbul

Zalim İstanbul, özellikle genç kadrosu, yelpazesi geniş karakterleri ve hikayesi ile son ayların en çok konuşulan yapımlarından biri. Bu yazımda Zalim İstanbul’un genç, imkansızlıklarla dolu ama hikayeleri çok derin işlendiği için içimize işleyen çifti Cemre ve Cenk’in –fanların kısaltması ve bildiğimiz şekliyle cencem’in- en sevilen sahnelerine değineceğim.

Cemre ve Cenk’in hikayesinin derinliğini anlatmayı bir başka yazıya saklıyorum. Bu yazıda herhangi bir sıralama olmaksızın en sevilen sahnelerden 10 tanesini paylaşmak istedim.

  • Cenk’in itirafı

Cenk, annesi tarafından “sen canavarsın” diyerek büyütülmüş. 8 yaşında annesinin dolduruşları ve babasının ona sevgi göstermemesiyle birlikte çocukluk kıskançlığıyla kuzeni Nedim’i camdan atmış. Nedim’in tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına neden olmuş. Annesinin onu doldurması yıllarca bitmemiş, genç bir adamken bile Şeniz, ona “ya sen ya o ölmeden bu bitmeyecek” diyerek psikolojik şiddet uygulamış sürekli. Cenk, Nedim’in odasına girip elindeki silahı kendi kafasına dayadıktan sonra, şans eseri dolu olmadığı için ölmedi. Bu harekete hemşire Cemre tanık oldu. Cenk’in de içinde acı çeken bir taraf olduğunu çoktan anlayan Cemre, bu işin peşini tabii ki bırakmadı. Cenk, çocukluğundan beri annesinden başkasının bilmediği, onu vicdan azabından öldüren, annesinin psikolojik şiddetini çekmek zorunda bırakan büyük sırrını ilk kez Cemre’ye açtı. Cenk’e Cemre gibi yaklaşmamak ne mümkün? Evet melek değil, ama 8 yaşında hata yapmış, omuzlarında bu yükle yaşamış, annesinin şiddetini en çok yaşamış kişilerden biri Cenk. Cemre, onu dinleyen, onu gören ilk kişi. Bu sahne de o yüzden Cemre ve Cenk’in en özel sahnelerinden biri.

  • “Sen, canavar değildin, değilsin.”

Cenk, bu sahnede Nedim’i camdan aşağı atmasının nedenlerini, sonuçlarını tüm açıklığıyla anlattı Cemre’ye. Bu sahne çok içe dokunan bir sahne. Cenk’in Şeniz tarafından daha küçük yaşlarda nasıl doldurulduğunu, neler diyerek zehirlendiğini, Cenk’in psikolojisinin nasıl bozuk olduğunu bize çok net gösteriyor.. Ama ona merhametle bakan Cemre’ye bir baksanıza… Karşısında çocukluğunu asla yaşayamamış, Nedim’i o camdan atarken aslında kendisini de hapsetmiş bir Cenk var. Bu sahnede Cemre gibi Cenk’in yaralarına derman olmak istemedik mi?  Aynı zamanda bu sahnede Cemre de kendinin bir sırrından bahsediyor. Biz bu sırrı Cemre’nin ağzından hâlâ duyamadık bölümler geçmesine rağmen. Umarım kısa zamanda duyarız.

  • Aşk Oyunu

Playboy Cenk ve daha önce bir erkekle ilişkisi olmayan Cemre’nin aşk oyunu… Önceki sahnede Agah ve Seher’e yakalandıkları için böyle bir oyuna başvuran Cenk’in bu oldukça hoşuna gidiyor aslında. Çünkü Cemre’ye yavaş yavaş kapılmaya başlıyor.

 

  • İlk Öpücük

Cenk’in bahsettiği ilk öpücük sahnesi daha dizinin ilk bölümünde oldu. Hovarda Cenk için başta umursamadığı bir şeydi, ama Cemre’nin ilk öpücüğüydü bu. Elleri dert görmesin Cenk’e tokat atarak haddini bildirdi Cemre aslında. Bu sahne dizinin asıl çiftini bize ilk bölümden gösteren bir sahne oldu.

  • Kaçma – Kovalama

Sezon finalinde Nedim’e yapılan işkencelere dayanamayıp onu kaçıran Cemre ve onları bulmak için her yolu deneyen Cenk… Cemre’nin o bölümlerde Cenk’e güvenmemek için nedenleri vardı ve o yüzden de Cenk’ten kaçıyordu. Ama Cemre ne kadar kaçarsa kaçsın, hem Cemre’ye hem Nedim’e iyi gelecek tek kişi oydu. Bu sahne de izlemesi keyifli, güzel Cemre & Cenk sahnelerinden biri.

  • Cenk’in Zor Anları

Cenk ve Cemre, Nedim için çok uğraştılar, odaya gizli kamera koydular. Cenk, “bana ne olacak bilmiyorum, ama sen iyileşeceksin” dedi hatta Nedim’e. Cenk, hem Nedim’i hem kendi çocukluğunu kurtaracaktı belki de… Ama bu kamerayı öğrenen Şeniz, oğluna öyle bir baskı yaptı ki… İntihar etmekle korkuttu Cenk’i. Gökdelenin tepesine çıkarak “beni at, beni attın. Nedim’e yaptığını yap” gibi bir sürü şey söyledi. Cenk, düştüğü kuyudan kurtarılmak için çırpınırken yine annesinin onu daha da derine itmesini izledik. Sonrasında da bu videodaki gibi bir Cenk çıktı karşımıza. Onu kurtaracak Cemre de ona yüz çevirdiği için böyleydi aslında. Cemre, pişman olup geldi. Ama Cenk, annesinin oğlu olduğuna tekrar inandırılmıştı. Yürek yakan sahnelerden biri de budur. Ama burada da Cemre’nin Cenk’i nasıl iyileştirmek istediğini çok iyi görüyoruz.

  • “Keşke başkasını(beni) sevseydin.”

Cenk ve Cemre, Nedim için bir sürü şey yaptı. Beceremediklerinde de son çare köşke girmek için evlendiler. Sonrasında Nedim ayağa kalktı vs. Bir sürü olay oldu. Bu olaylar içinde Cenk, Cemre’ye olan aşkının altında da ezildi. Cemre’ye öyle bir tutuldu ki, Cemre’nin sadece Nedim’i düşünmesi onu daha da üzdü. Cemre’nin Nedim’e aşık olduğunu düşündüğü gibi, Cemre’yi de buna ikna etti. Aralarında büyük bir merhamet bağı olan Cemre ve Nedim, şu an aşık olduğuna inanıyorlar birbirlerine. Ama aşk dediğin Cenk’inki gibi yaşanır diyebiliriz sanırım. Cenk, karşısında onu asla sevmeyeceğini düşündüğü, hayatında aşık olduğu ilk kadın olan Cemre’ye aslında bu sahnede üstü kapalı aşk itirafı yapıyor. Cemre de Cenk’in ona asla aşık olabileceğini düşünmedi, düşünmüyor da. İkili gelecek bölümlerde kalplerinin kapılarını birbirlerine nasıl açacaklar, büyük merak konusu. Cemre’nin Cenk’e karşı davranışları da hep itme-çekme şeklinde. Cenk, onu ne kadar Nedim’e gönderirse göndersin, “sen ona aşıksın” derse desin, Cemre buna kendini inandırdığı halde hep Cenk’in yanında oluyor. Cenk’in bütün sırlarını bilip kimseye açmaması buna bir örnek. Bu sahneden önce de Cenk, köşkü terkedip “sen burada kal, Nedim’e yakın olursun” dediği halde Cenk’in peşinden gelip durdu. İkilinin arasındaki bağ o kadar farklı ki, farkında olmadan birbirlerine çekiliyorlar. Farkına vardıklarında da büyük aşkın güzel sahnelerini izleyeceğiz.

  • Kıskançlık

Cenk, Cemre ile olan evliliği Nedim köşkten ayrıldıktan sonra bitecek sanıyordu. Bu sahnelerden sonra boşanmak istemeyen bir Cemre izledik. Ama boşanmadan önce ikisinin mutlu, eğlendikleri bir anısı da olsun isteyen Cenk, Cemre ile gecelere aktı. Aslında herkese sevdiği kadını da göstermek istedi. Gecelerin hızlı çapkını, eski playboy Cenk Karaçay, karısıyla gece kulübüne geldi. Herkes için olağandışı bir durumdu bu. Tabii ki Cemre için de.. Cemre, ilk öpücüğünü, ilk çiçeğini, ilk kalp kırıklığını, ilk sarılmasını vs Cenk’le yaşadığı gibi, ilk içkisini de Cenk ile içti. Sarhoş olduktan sonra da içindeki asıl Cemre açığa çıktı aslında. Cenk’i arayan Ceren’i kıskanan Cemre ,oldukça tatlıydı. Sözde formalite evlilik yaptığı kocasına hesap sorması, onu kıskanması, içindeki hislerinin ortaya çıkışıydı belki de.

  • Sığınacak Liman

Bazı videolar maalesef olay olay ayrılmamış. Bu videoda 2:30’dan sonra Cemre ve Cenk’in en özel sahnelerinden birini izleyebilirsiniz. Cenk, Cemre’nin Nedim’e aşık olduğunu düşündüğü halde Cemre’yi o kadar çok seviyor ki, onun üzülmesine asla dayanamıyor. Nedim için gözyaşı döken Cemre’nin yanında hep Cenk var. Onu koruyan, kollayan, gözyaşlarını silen, sığınacak bir omuz olan Cenk, sen ne güzel seviyorsun öyle…

  • İlk Şarkı

İlk sezona geri dönelim istedim. Cemre’nin en büyük tutkusu; şarkı söylemek. Ama çocukluğundan beri asla kendini düşünmek için fırsatı olmayan Cemre, en büyük tutkusundan da annesi için vazgeçmiş biri. Cenk, bunu anladığında da sırf Cemre onun ilgisini çektiği için ona bir oyun yapıyor. Çapkın, playboy Cenk Karaçay, kimsenin ona “hayır” diyemeyeceğini düşünüyor ama Cemre’nin duvarlarına çarpıyor. Cemre’nin farkını en net anladığı sahnelerden biriydi belki de bu. Cemre’nin kimseye pabuç bırakmaz hali de bu çiftte en sevdiğimiz özellikler arasında yer alıyordu.Bu sahne de CenCem severler için en özel şarkı ve içeriklerden biri o yüzden.

 

BONUS: Yazıyı bitirdikten sonra gerçekleştiği için, başka bir video ile yer değiştirmek istemedim. Ama eklemezsem de olmazdı.

  • Aşk İtirafı

Cenk, sonunda Cemre’ye olan aşkını ona da itiraf etti. Daha önce annesine, Ceren’e, Damla’ya ve Nedim’e anlatmıştı Cemre’ye olan aşkını. Şimdi sıra aşık olduğu kadına söylemeye geldi sıra. Bu güzel sahneyi de son olarak ekleyelim.

Cemre ve Cenk’in çok özel bir ilişkisi var. Onlar kendi deyimiyle suç ortağı, sırdaş, evli bir çift ve daha fazlası… Cenk’in içini açabildiği ilk insan Cemre. Cemre’nin içini açmaya yeltendiği ilk kişi de Cenk. Aralarında oluşan özel bağ, bir sürü engele takıldı, takılmaya da devam ediyor. Ama bu engeller bir bir aşıldıktan sonra karşımıza çok güzel bir çift çıkacak. İçlerinde yaşadıklarını dışarıya vurduklarında biz harika bir çift izlemeye başlayacağız. Hâlâ tam bir çift olamasalar da çok özeller..  Zalim İstanbul izleyenlerin bileceği gibi Cemre ve Cenk’in o kadar fazla özel ve güzel sahnesi var ki… Bunlar sadece örnek olarak sunduğum şeyler olabilir. Peki sizlerin en sevdiği CenCem sahnesi hangisi?

 

Şimdi Hesaplaşma Zamanı | Zalim İstanbul 24.Bölüm Sonu Yorumu

Zalim İstanbul, güçlü kadrosu ve içinde barındırdığı birbirinden farklı karakterler ve çiftlerle sosyal medyada en çok konuşulan diziler arasında. 24.bölümü geride bırakmışken, hep beraber neler izledik bir bakalım.

23.bölümü Cemre ve Cenk’in evliliğinin formalite olduğunu, kendisi için olduğunu öğrenen Nedim ve Nedim’e her şeyi anlatmak için ona giden Cemre ile bitirmiştik. Beklenen tabii ki birbirine aşık olduğunu düşünen ikilinin her şeyi konuşup kavuşmasıydı. Ama hiçbir şey beklediğimiz gibi olmadı. Nedim, Cemre’nin itirafını duymak istemedi ve ona “Sus” diyerek önünü kesti. Bunu neden yaptığını kendince “Yapamam, bunu onunla yapamam” diyerek açıkladı. İntikamını Cemre ile alamayacağını düşünüyor. Her şeyinde onun yanında olan Cemre ile bunu neden yapamayacağını düşünüyor? Büyük soru işareti… Çünkü Cemre, onu kaçırarak herkesi karşısına aldı zamanında. Onun intikamını pekala birlikte de alabilecek biri. Ayrıca intikam alması gereken kişiler; Şeniz ve Cenk iken Cemre ile bunu çok iyi başarabilir de. Belki de Neriman’ın ve Ceren’in de dediği gibi ‘şirket sevdası Cemre’ye olan aşkından ağır bastı’, kim bilir?

Bölüm başında izlediğimiz bir başka şey de Cemre’nin Cenk’ten boşanmak istemesiydi. Daha önce Cenk’in boşanma isteğine karşılık, mahkemede boşanmak istemediğini söyleyen Cemre, artık boşanmaları gerektiğini anlattı Cenk’e. Ama Cenk, boşanmak istemediğini söyledi. Cemre’nin “Neden?” sorusuna, sadece “Çünkü..” diyebildi, ancak bölüm sonuna kadar bu “Çünkü…”yü açıklayamadı. Kendisine aşık olmayan karısına, aşık olduğunu söylemek oldukça zordu onun için. Cemre, bölüm boyunca bu çünküyü anlamaya çalıştı, sorguladı. Keşke Cenk’in gözlerine daha dikkatli baksaydı, aslında gözlerinden bile anlayabilirdi ona olan büyük aşkını.

Başlıkta da dediğimiz gibi bu bölüm hesaplaşma zamanıydı. Cenk ve Nedim, şirkette ilk günlerinde tabii ki kardeş kardeş şirket işlerini konuşmadılar sadece. Önce Cemre ve Ceren onları boğaz boğaza yakaladı. Kavgaları asla bitmeyecek gibi duran ikiliyle Agah son olarak o akşamı içki masasında bitirdi. Bölümün en can alıcı sahneleri de bu içki masasında yaşandı.

Agah, sürekli abisinden bahsetti. Abisini nasıl sevdiği ortada, Şeniz ve abisinin ona olan ihanetini öğrendiğinde ne hale gelecek düşünmek bile istemiyorum. Ama masada Agah’a yapılan ihanetten çok daha fazlası vardı. Çok daha büyük hesaplaşmalar… İlk önce Cenk ve Agah’ın hesaplaşmasını gördük. Cenk’in içinde kalan her şeyi babasına boşaltmasını izledik. Küçücük bir çocukken nasıl babasız kaldığını, Nedim ile Mümtaz’ın onun önünde baba oğul ilişkisi sergilerken onun onları nasıl kıskandığını, Mümtaz’ın Cenk’e nasıl davrandığını… Bunları bizzat Cenk’in ağzından dinledik. O yaşta bir çocukken Nedim’i nasıl kıskandığını, babasıyla güzel bir ilişki kurmak istediğini ama asla bunu yapamadığını, nasıl üzgün ve Nedim’e imrenerek bir çocukluk geçirdiğini Cenk, bizzat babasına anlattı. Bölümlerdir Cenk, en çok bu sahnede babasına açık oldu. İlk kez babasına gerçek hislerini anlatabildi, bir de amcasının -aslında gerçek babasının- mezarı başında bir konuşmaları olmuştu. Ama bu sahnede daha fazlasını öğrenebildik. Cenk’in içindeki yaralı çocuğu biraz daha gördük.

Ama o masadaki tek yaralı çocuk Cenk değildi tabii ki. Dizinin en başından beri, çektiği acılara hep beraber kahrolduğumuz Nedim de diğer yaralı çocuktu. Nedim’in hayatı Cenk yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum edildi. Nedim, bu gerçeği söyleyemedi belki ama Cenk anladı. İkisi de gerçekleri birbirlerine öyle bir haykırdılar ki… Dizi boyunca en unutamadığım sahneler içinde yerini alacak bu sahne. Nedim’in aslında Cenk’i ne kadar sevdiğini biz dizinin başından beri defalarca gördük. Mesela daha 3.bölümde Nedim, ilk defa konuştuğunda Cenk’e “gitme” demişti. Amcasını bile değil Cenk’i gördüğünde sadece mutlu oluyordu ve Cemre de bunu Cenk’e söylemişti. Nedim, hastaneden çıktığında ve köşke döndüğünde de ilk olarak Cenk’e sarılmıştı mesela. Cenk’in onu atan kişi olduğunu bile bile, yine de Cenk’i seviyordu. Cenk hem bu sevginin hem de vicdan azabının altında ezilip Nedim’e asla tam olarak yaklaşamadı. Sonra da aralarına Cemre’yi soktular. Bu ikilinin son hesaplaşması ancak Cemre olabilir. Cemre’den önce hesaplaşacakları çok daha fazla şey var. Ve bu konulara giriş yapmaları bir izleyen olarak beni çok mutlu ediyor. Çünkü bu dizinin en büyük kurbanları Cenk ve Nedim. İkisinin karşıklıklı hesaplaşmaları, hayata karşı hesaplaşmaları, Şeniz’e karşı hesaplaşmaları bütün izleyenleri en çok merak ettiren şeylerin başında geliyor.

Bu içki masasında Cenk ve Nedim arasındaki tek hesaplaşma çocuklukları üzerine olmadı tabii ki. Bahsettiğim gibi ikisi arasına sokulan Cemre de hesaplaşma konularından biriydi. Nedim bütün gerçeği öğrendiğini Cenk’e söyledi. Cenk de ondan “Neden onu benden almadın?” diye hesap sordu. Cemre’ye öylesine aşık olmasına rağmen Nedim ile Cemre’nin birlikte olmama nedenlerini sorguladı. Nedim ile karşılıklı aşk sorgulamaları ve Cenk’in kendi aşkını anlatışı da oldukça güzeldi. Cenk, bu zamana kadar annesi tarafından “canavar” diye yaftalanmış, babası tarafından istediği ilgi ve sevgiyi görmemiş, kuzenini 8 yaşında camdan atmanın vicdan azabını bütün yaşamı boyunca çekmiş biri. Bu zamana kadar yaşadığı en güzel şey de Cemre’ye duyduğu aşk olmuş. Onu iyi eden şey Cemre’ye duyduğu aşk. Bu aşkı, belki de bu yüzden her şeyden üstün tutuyor.

Bu yüzdendir belki bölüm sonunda da Cenk’in Cemre’ye aşk itirafını duyduk. Cemre, yine o “Çünkü…”yü merak ediyordu, Cenk de cevabını verdi. Cemre’nin tepkisi ne oldu, göremedik. Ama Cenk, odadan çıkıp dışarıya çıktığında yüzü gülüyordu. Bu gülümsemenin nedeni, muhtemelen artık bu yükten kurtulmuş olmanın verdiği hafiflikti. Çünkü bu aşk, kalbine artık çok ağır gelmeye başlamıştı bölümlerdir. Cemre’nin artık bunu bilmesi gerekiyordu ve öğrendi. Tepkisini bizler de merak ediyoruz, o sahneye geri dönüş nasıl olacak göreceğiz.

Bölümün bir diğer son sahnesi de Ceren ve Nedim’di. Şeniz, Nedim ile baş edemeyeceğini anladığında yine hain planlarını ortaya çıkardı. Öncelikle tek amacı, Ceren ile Nedim’i yatakta bastırıp aslında Nedim’in Ceren ile gerçekten boşanmayacağını göstermeye çalışmaktı. Anca Nedim’in psikoloğundan Nedim’in aslında kaza gününü hatırladığını öğrendiğinde, Nedim’den tamamen kurtulmayı kafasına koydu. Buna Ceren’i alet etmek istedi. Ama daha önce Nedim’e verdiği ilaçları bilen, kendi bebeğinin ölümünden de Şeniz’in sorumlu olduğunu bilen Ceren, ona pek kanmış gibi durmuyor. Şeniz’in ona verdiği zehri Nedim’e içirmediğini düşünüyorum. Ki gelecek bölüm fragmanında da Nedim’e bir şey olmadığını görüyoruz. Ancak Ceren ve Nedim arasında da tam olarak neler yaşandı, görmedik. Buraya da bir dönüş elbette olacak.

Yeni bölüm fragmanı demişken, 25.bölüm fragmanı oldukça heyecanlı duruyor. Sonunda kaza gününe dönüyorlar ve her şey ortaya çıkıyor. Büyük bir yanıltma olmadığı sürece, her şey olmasa da mutlaka bir şeyler ortaya çıkacak gibi. Pazartesi gününü merakla beklemeye şimdiden başladık o zaman.

Sizler bölümde en çok hangi sahneyi beğendiniz?

error: Korunan İçerik!