tds_thumb_td_300x0
WandaVision 3. Bölüm İncelemesi

Bu bölüm izlediğimiz diğer iki bölümden süre olarak uzundu ve açıkçası daha etkili bir bölümdü. Marvel başkanı Kevin Feige verdiği sözleri tuttuğunu bir kez daha gözler önüne sürdü. Marvel’ın bugüne kadar denediği en değişik formüle sahip olan bir deneyim ile karşı karşıyayız.

Gelelim 3.bölümümüze: İzlediğimiz son bölümde Wanda hamile olmuştu ve dizi 60’lardan 70’lere geçiş yaparak renklenmişti. Bu bölümde Wanda’yı hamileliği ilerlemiş bir şekilde görerek başladık. Vision ile birlikte doktorun hamilelik kontrolünü izledik. Burada doktor sanırım dört aylık bir hamileliğin var demişti ve burada dikkat edilmesi gereken yer gerçekten dört ayın geçip geçmediği sorusu. Çünkü son izlediğimiz 2. Bölümde Vision ve Wanda’nın saçları daha kısaydı. Ancak 3.bölümde ikisinin de saçları uzamıştı.

Bu ilk dört ayın geçtiğini ve doktor kontrolünün sonrasında Wanda’nın sabırsızlığını göstermesi ile hamileliğini hızlandırdı ve bir anda büyüsünü kullanarak 9 ayın sonuna getirdi kendisini. Vision ise bu sırada hamileliği saklamaları gerektiğini söyleyerek Wanda’yı uyardı. Vision’ın doktor ile olan konuşmasının ardından komşusu Herb’ü gördük. Kendisi çim biçmeye o kadar dalmış ki duvarı kestiğini bile fark etmiyor. Burada Herb’ün hal ve hareketleri takılmış bir robot gibi olması Wanda’nın gerçekliğinin kontrolünü biraz kaybetmesine sebep veriyor.

Ardından Wanda ve Vision doğacak bebeklerinin odasını hazırlamaya başladılar. Vision son derede gerginken Wanda’nın bu kadar rahat olması gerçekliği kendisinin kontrol ettiğinin ve bunun farkında olduğunun göstergesi. Bebekleri için isim tartışmasını yaparken Wanda’nın Tommy ismini önermesi bana sanki Tony Stark‘a bir göndermeymiş gibi geldi ama olmayabilir de.

Wanda doğum sancıları geçirirken gerçekliği baya bir şekilde karışıyor ve bu da demek oluyor ki Wanda’nın acı hissine karşı zaafı var. Wanda’nın kasabadaki sakinlerin sırrımızı keşfetmek üzere söyleminden sonra Vision tereddüte düşerek burada bir sorun olduğunu ve her şeyin garipleştiğini söyledikten sonra Wanda gerçekliği tekrar değiştirerek söyleminden önceki ana geri döndü. Bu Wanda’nın istemediği durumlarda zamanı manipüle ederek yeni bir gerçeklik yaratmasına yol açıyor. Zaman ve gerçeklikle bu kadar sık oynadıkça Doctor Strange’in dikkatini çekmesi an meselesine dönüştü.

Zaten Doctor Strange’i son 2 bölümde göreceğimiz kesin ancak ne şekilde dahil olacak onu ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Bu olanların ardından Wanda’nın sancıları daha da arttı ve suyu geldi. Bunu gören Vision doktoru getirmek üzere gitti. Ardından Wanda evde tek başınayken kapı çaldı ve Monica karakteri eve geldi. Tabii Wanda hemen çeşitli büyülerle hamileliğini saklamaya çalıştı. Ancak sonunda yakalandı ve doğumuna resmen başladı.

Vision doktoru alıp hızlıca eve doğru dönerken Wanda ilk bebeği doğurdu. Monica’nın yardımı ile bebeğini kucağına aldı. Bu sırada Vision ve doktor Stan içeriye girdiler ve Vision da bebeği ile ilk karşılaşmasını yaşadı. Bu sahnede doktorun bebeği 4 aylıktan bir anda 9 aylığa gelip doğumunun gerçekleşmesini sorgulamaması Wanda’nın kasabadaki herkesin zihnini kontrol ettiğini kanıtlar nitelikte bir sahne oldu.

Ardından Wanda’nın bebeği Vision’a uzatarak ona oğlunla kendin olarak tanışmak ister misin diyerek Vision’ın sürekli kılık değiştirdiğini onaylayan bir sahne olmuştu. Bu tarz sahneler karakterler ve olaylar ile ilgili kesin bilgileri almamızı sağlayan önemli sahnelerdir. O yüzden aradaki ufak repliklere her zaman dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bölümde değinilmesi gereken en önemli iki sahneye daha gelelim. Bunlardan ilki Monica’nın Pietro adı geçince gerilerek onu Ultron’un öldürdüğünü söylemesi. Bunu söyledikten sonra Wanda onun üstüne giderek ısrarla ne dedin sen ithamları ile karşılaşan Monica, her ne kadar kıvırmaya çalışsa da beceremedi ve Wanda tarafından gerçeklik duvarının içerisinden dışarıya atılmış oldu.

Dışarıda bekleyen S.W.O.R.D ekibi hemen Monica’nın yanına geldi. Bu sahnede Wanda’nın aslında gerçek bir kasabayı ve insanlarını kontrol ederek esir aldığını görmüş olduk. Bu da demektir ki Wanda Maximoff kendi isteği doğrultusunda bu gerçeklikleri yarattığını kanıtladı.

Önemli olan son sahnemiz de ise Agnes ve Herb’ün bu gerçeklikteki garip ve saçma olayları tartışırken gördüğümüz sahne. Vision onlara kulak misafiri olduğunda Herb ona bir şey söylemeye çalışsa da Agnes, Herb’ü durdurarak bir nevi kendilerini korudu. Benim buradaki teorime göre Agnes ve Herb’ün bu gerçekliğin sahte olduğunu anladıkları halde rollerine bilinçli bir seviyede devam edecekleri yönünde. Vision pek ikna olmamıştı bu konuşma da bu yüzden sonraki bölümlerde gözü Agnes ve Herb’ün üzerinde olabilir.

REKLAM

Gelelim bu bölümümüzdeki reklama. Bu reklamda hayatından bıkmış ve sıkılmış olan bir ev kadınını görüyoruz. Kadına gelen iç ses sorusunda ara vermek ister misin deniyor. Kadın buna zihnimi okudun diye cevap vererek aslında Wanda’ya bir göndermede bulunuyor. İç sesin sorunların uçup gittiği tamamen sana ait bir dünyaya git, gitmek istediğinde ama hiçbir yere gitmek istemediğinde demesi tamamen Wanda’nın, Vision’ın ve kardeşi Pietro’nun ölümünü göz ardı edip bu sorunları yok edecek bir dünya oluşturmasına gönderme olması kaçınılmaz. Ve reklamımızdaki ürün ise Hydra sabunu. Wanda’nın şu ana kadar ki verdiği 3 reklamın ikisinde doğruca Hydra var. Bu şu anlama gelebilir, belki de Wanda ve kardeşi Pietro bizim bildiğimizden çok daha uzun süredir Hydra’nın deneylerine maruz kaldığını gösterebilir. Tabii bu bir teori sonuç bambaşka da çıkabilir.

BİZİ NELER BEKLİYOR

Ortalık bu kadar karışmışken haftayaki bölümde daha da karışacağını tahmin ediyorum. Agnes karakteri daha da ön plana çıkmaya başlayacaktır ve kasabadaki insanları uyarmaya başlayabilir. Öte yandan Wanda ve Vision çocukları ile bol bol zaman geçirecektir ve çocuklarının belli başlı güçlerinin olduğunu fark edebilirler. Monica’yı dışarıda kendine geldiğinde içeride olan bitenleri S.W.O.R.D ekibine anlatırken görebiliriz. Hatta Monica’yı Ant-Man filminden tanıdığımız ajan Woo sorgulayabilir. Ve aynı zamanda Thor filmlerinden bildiğimiz Darcy karakteri de diziye giriş yapabilir.

Haftaya kadar heyecanlı bir şekilde yeni bölümde görüşmek üzere kendinize iyi bakın.

Love + Death & Robots: Evren Bir Kaos İçinde

Yazar Puanı: 95/100

Düzen, kaosun içinde midir? Yoksa kaos, düzenin içinde eninde sonunda ortaya çıkar mı? Bildiğimiz tek bir cevap var o da; evrenin sürekli bir kaos içinde olduğu!

Tim Miller, David Fincher ve Netflix’in desteğini sonuna kadar kullanarak sinema tarihinin geniş yelpazeli türleri arasında bir yolculuğa çıkıp kendi bağımsızlığını ilan ediyor ve yaratıcılıkta sınır tanımayıp ortaya kusursuz bir antolojinin çıkmasında büyük rol oynayarak ne kadar mükemmel bir senarist ve yönetmen olduğunu kanıtlıyor.

Yakın geçmişten uzak geleceğe kadar varan 18 farklı hikayesi ve ilk sezonuyla Love, Death and Robots: tema olarak birbirine benzer gözükse de hiç birinin tek bir tona sahip olmayışı ve birbiriyle ortak noktaları bulunan 3 bölüm dışında kalan 15 bölümün her birinde farklı bir fikir, yaratıcılık ve neden-sonuç ilişkisi kuruluyor ve bu hikayeler o kadar bir biçimde antolojiye yediriliyor ki bölümlerin daha uzun olmasını hatta uzun metrajlı film olmasını diliyorsunuz.

Love, Death & Robots her bir bölümüyle başından sonuna kadar vahşi, kanlı, şehvetli ve cüretkar! Sınır tanımıyor ve izleyiciyi mest ederek hiç sıkmıyor. Aksine sanat yönetmenliği ile birlikte ortaya çıkan kusursuz grafikler seçilen çizim teknikleriyle birlikte desenleri birbirine uyum sağlayan sinematografik bir haz yaşatarak izleyicisinin hem yakın geçmiş hem de uzak gelecekteki ‘’kısa, sevimli ve öldürücü’’ hikayelerine tanıklık etmesini sağlıyor!

Kusursuz bir delilik olan ve öncesinde gördüğümüz başka hiçbir şeye benzemeyen Love, Death & Robots bundan sonra örneklerini bol bol göreceğimiz büyük bir iş ve şüphesiz her şeyiyle bir başyapıt!

One Tree Hill’den 10 Dokunaklı Sahne

Sıradaki içerik gençlik-dram türüne adını altın harflerle yazdıran efsane dizi One Tree Hill’i hatırlayanlar ve yeni izleyenler için geliyor! One Tree Hill, bir gençlik dizisi de olsa 9 sezon sürmesi ve karakterlerin 16-30 yaş arasında yaşamlarının büyük bir bölümünü izleten güçlü hikayesi ile bir gençlik dizisinden biraz daha öteydi kabul edelim.

Her karakterin bireysel hikayesi öyle derin öyle güçlüydü ki, dizinin anlatım dili ise bir o kadar duygusal ve dramatikti. Hal böyle olunca One Tree Hill deyince akla bolca hüzün de geliyor. Tree Hill kasabasının unutamadığımız en duygusal ve bazen de en travmatik olan sahnelerini derledik! DİKKAT SPOILER İÇERİR!

Hazırsanız başlıyoruz. Bu sahnelerin hatırası saç beyazlatır…

Jimmy Edwards’ın İntiharı

Birçoğunun yakın arkadaşıyken yaşadığı travmalar sonucu değişen Jimmy Edwards’ın, önce arkadaşlarını rehin alması, ardından da intihar ettiği sahne elbette sadece yayınlandığı 3. sezona değil gelecek sezonları da şekillendiren, diziye adeta damgasını vuran, birçoğumuz için dizinin en büyük şoklarının yaşandığı sahneydi. Jimmy’nin silahla okula saçtığı dehşetin, intiharıyla yerini üzüntüye bırakması…

Dan’in Keith’i Öldürmesi

Başlıktan da anlaşılacağı üzere travma gibi travma… Tabii, 1. maddeyi bu kadar dönüm noktası haline getiren en büyük etken de Keith’in ölümüne yol açmış olmasıdır. Jimmy’nin intiharını fırsat bilen Dan’in, Keith’i öldürüp, suçu intihar etmiş olan Jimmy’nin üzerine yıkması… Üstelik tam da Ketih ve Karen evlenecekken ve Lucas sonunda istediği aileye tam anlamıyla kavuşacakken…

Nathan’ın Köprü Sahnesi

Nathan’ın kaza yapan Cooper’ı kurtarmak için köprüden atlaması ama kendisinin de boğulma tehlikesiyle burun buruna gelmesi… Ah o köprünün dili olsa da anlatsa…

Peyton’ın Annesinin Ölümü

Peyton’ın, üvey annesinin araba kazasındaki ölümünün hatırası dizinin üzücü hikayelerinden biridir. Peyton’ın kırmızı ışık çizimlerini hatırlamayan yoktur… Ancak sonrasında tanıştığı biyolojik annesinin de ölümünü bölüm bölüm izlemek ayrı üzücü olmuştu…

Haley’e Araba Çarpması

Nathan’ın borçları yüzünden şike olaylarına karışması ama takıma bunu yapamayıp vaz geçince başına aldığı bela sonucu Haley’e hamileyken arabayla çarpmaları ki asıl hedef Nathan’dı ama Haley hamile olmasına rağmen kendini öne atmıştı. Nathan’ın ”Haley için bir mucize daha kalmış olmalı” diye ağlayışları diyelim, siz de hatırlarsınız….

Quentin’in Öldürülmesi

Haley’in liseden öğrencisi aynı zamanda da Lucas basketbol oyuncularından olan Quentin’in öldürülmesi, Jamie’nin onun için yaptığı pelerini cenazeye getirmesi… Bu bölümün en çok da beklemeyen bir ölümü tüm sadeliği ve gerçekçiliğiyle anlatmasından ötürü beğeniyorum. Surata tokat gibi çarpan, hatta kendi sözleriyle ”Ölümün romantize edilecek hiçbir tarafı yok” diyen çarpıcı bir bölümdü.

Haley’in Annesini Kaybetmesi

Haley’in annesinin ölümü ile birlikte 7. sezonun sonuna kadar süren ağlama seansları… Sonunda elimize ani bir ölüm ve çaresizlikten başka bir şey geçmiyorsa, yaşamanın ve şuan yaptıklarımızın ne anlamı var sorgusunu yaşıyordu Haley bu bölümlerde. Hissizleşmeyi dibine kadar yaşayıp, yaşatmıştı.

Quinn ve Clay’in Koma Sahneleri

Clay ve Quinn’in vurulduktan sonra komada paylaştıkları anlar dizinin en romantik ve duygusal sahneleri arasına girer… Bu sahnelerde koma halini araf olarak izleriz. En çok da Clay’in, Quinn iyileştikten sonra arafta tanıştığı adamla sahneleri ayrı etkileyiciydi. İkisinin de araftan çıktığını görürüz ama bunun sebebi adamın ölmesi, böbreklerinin ise bağışlandığı için Clay’in hayata dönemsidir. Organ bağışı konusuna değinmenin de çok naif ve etkileyici bir yoluydu…

Brooke’un Jamie’yi Kurtarması

Dizinin en vurucu bölümlerinden biri de şüphesiz ki 8. sezondaki fırtına ve köprü kazası bölümüydü… Sarhoş bir sürücünün, Jamie ve Brooke’un olduğu arabayı köprüden uçurması, boğulmak üzere olan Brooke’un, Julian’a önce Jamie’yi kurtarması için ikna etmesi bu yüzden de kendisinin ölümden döndüğü anlar, gerim gerim gericiydi…

Nathan’ın Kaybolması

Nathan’ın ortadan kaybolduğu son sezon, öldüğünden şüphelendikleri her an hem Haley’i hem de ekran başında bizi paramparça etmişti…

BONUS:

Dan’in Vedası

Evet, Dan’in bir şekilde bu listeye girmesi garip, insanın Dan’e ağlayabileceği aklına gelmiyor çünkü uzun sezonlar boyunca kendinden nefret ettiriyor. Ketih’i öldürdüğünde, kendini affedilemez bir şekilde bitirdi Dan herkes için ama yine de bir izleyici olarak sezonlar boyu onun vicdan azabına ve ödediği bedellere tanık olmak etkileyiciydi. Bu inkar edilemez. Özellikle son sezonlarda Nathan ve Jamie için yaptığı iyi şeylerle en azından Ketih’e yaptıklarını affettiremese de, aileyi hafiflettiği an çok oldu. Ama tabii yine de tam bir bağışlama söz konusu değildi. Ta kii, Nathan’ı kurtarırken öldüğü ana kadar… ”Danny Boy” bölümünde yazılan Keith ve Dan yüzleşmesi tek kelimeyle efsaneydi. Sonunda Keith’in bile affedişini görmemiz…

O zaman yazımızı izleyen herkesi duygudan duyguya sürükleyecek şu replik ile bitirelim;

Ne demişti Önce Karen Lucas’a, sonra da Haley, Jamie’ye?

”There is only One Tree Hill and it’s your home…”

This Is Us 5. Sezona Nasıl Başladı?

Hatırlayan müdavimler buradaysa eğer, bildiğiniz gibi This Is Us’ın 3. ve 4. sezonlarını bölüm bölüm yorumluyorduk. Beşinci sezonda da burada diziyi detay detay birlikte incelemekten mutluluk duyacağız. 🙂

Öncesinde beşinci sezonun ilk bölümlerine genel bir bakalım istedik. Yeni sezondan henüz sadece 4 bölüm yayınlandı. Yeni bölüm ise 10 gün sonra.

5. Sezon Pandemiyi de İşleyecek

Dizinin 5. sezonu öncelikle Dünyada yaşanan problemler ile güncel bir açılış yaptı. Hatta bu sezon pandemiye yer verdiğini gördüğüm ilk dizi This Is Us oldu. Süreci Mart ayından itibaren hızlı bir şekilde özetledi diyebiliriz. Geçtiğimiz sezon finalinde Rebecca’nın alzheimer nedeniyle bir kliğine yatması söz konusuydu hatta bu konuda sergiledikleri zıt tavırlar Evin ve Randall’ın arasının açılmasına neden olmuştu. Yeni sezonda kliniğin pandemi nedeniyle ertelendiğini gördük.

Mart ayıncan beri Tom Hanks’in korona olması haberinden başlayarak, tüm dünyanın aynı anda deneyimlediği tüm çılgınlıkları bir bir gördük dizide.

Tüm bunların yanı sıra ABD’de siyahi bir vatandaşın polis şiddeti sonucu yaşamını yitirmesi ile başlayan ”Black Lives Matter” hareketi de dizide elbette işlendi.

İlk bölüm Pearson’ların gözünden dünyada yaşananlara hızlı bir bakış attıktan sonra, ikinci bölümde Jack ve Rebecca’lı geçmiş bölümlere döndük ve yine daha çok iç dünyalarına yönelik, inanılmaz güzellikte sahneler izledik…

Özellikle Jack’in, üçüzlerin doğumu esnasında babasıyla yaptığı konuşma beni benden aldı, duygudan duyguya sürükledi…

5. sezonda Pearson’ların hayatında ne değişimler var derseniz, Kate ve Tobby bir kız çocuk evlat edinebileceklerini öğrendiler. Hatta flashforward sahnelerde de Jr. Jack’in böylece bir kız kardeşi olduğunu gördük.

Kevin, Jack Pearson’ın İzinde!

Kevin ise Madison ile birlikte yaşıyor ve ikiz bebeklerini bekliyorlar. Kevin Pearson bu süreçte yine bildiğimiz gibi… Tam olarak babasının oğlu. Yine harikalar yaratıyor ve hem Madison hem de bebekleri için adeta mucizeler gerçekleştiriyor. ”World’s Best Dad” ünvanında Jack Pearson ile yarışacağa benziyor kendileri. :’)

Tabii Sophia’yı unutamayanlara da küçük bir not düşelim, Sophia ile ne olacağı ise hala belirsizliğini koruyor…

Randall’ın Bitmeyen Dramları

Randal tarafına bakacak olursak, dizide en rahatsız olduğum kısım oldu bu sezon. Bu durum geçen sezon da böyleydi, özellikle sezon finalinde Kevin’a söyledikleriyle Randall gözümde bir hayli sıfırlanmıştı. Bu sezon ise hoşgörüsüzlüğü ve saygısızlıkları Kevin’la da sınırlı kalmadı Jack, Kate ve Rebecca’yı suçlayacak kadar aşırıya kaçırdı işi.

Özellikle de; kendisini sırtında taşımışlığı olan bir adamın, Jack’in babalığını sorgulamaya nasıl göndü el verdi inanılmaz…

Randall’a fırlatmalık bir kare…

Sebep de, beyazlarla dolu bir evde büyümesiymiş. Gören de Randall’ı ayırdıklarını ya da ırkçı olduklarını sanacak. Kendisi böyle suçlamalar yaparken, insanları etiketlemeye devam edebiliyor. Ailesini gözden çıkarması gibi, psikoloğunu da beyaz olduğu için bıraktı ve siyahi bir psikolog istediğini söyledi. Randall’ın, evlatlık olma konusu ilk iki sezon ilgi çekiciydi evet ama bu dramın giderek azalmak yerine giderek artması, ”ben beyazlar tarafından büyütülmüş bir siyahım” konusunu trajedi gibi büyütüp her lafa bununla başlaması artık gına getirdi. Kendisinin drama queenliğinin tüm sezon böyle sürmemesini umuyoruz.

Ancak bu drama bir yenisi eklenmek üzere gibi olduğundan, Randall’ın bu halleri kolay bitmez gibi. Çünkü öyle bir gerçek ortaya çıktı ki! Sıkı durun! Randall’ın annesi aslında yaşıyormuş!

William, zamanında eşinin aşırı dozdan öldüğünü düşünerek, sağlık görevlileri onu hayata döndüremeyince Randall’la birlikte ortadan kaybolmuş ama bundan kısa bir süre sonra sağlık görevlilerin çabaları sonuç vermiş ve Randall’ın annesi aslında yaşıyormuş.

Yeni sezondan detaylar şimdilik bu kadar! Daha detaylı bölüm yorumlarında görüşmek üzere!

Better Call Saul’un 5. Sezonunda Ne İzledik?

”The Winner Take It All”

Better Call Saul  yeni sezonu itibariyle bizde Braking Bad özlemini fazlasıyla gidermeye devam ediyor.

5. sezonu ele almadan önce biraz Better Call Saul den bahsederek devam edelim Breaking  Bad’de olduğu gibi yine bir adamın istekleri ve hayatın gerçekliği arasında sıkışıp bambaşka bir karaktere everilmesini izliyoruz. Better Call Saull tam anlamıyla harika bir spin off oluşu da biz Breaking Bad hayranlarına her zaman Breaking Bad izlerken merak ettiğimiz diğer karakterlerin hayatını gözler önüne seriyor.

İncelememizin başlığında olduğu gibi 4.Sezon finalin de Jimmy Mcgill (Saul Goodman) Abba’nın The winner take it all şarkısın da daima kazananların her şeyi aldığı dünyada Jimmy avukatlık lisansını geri kazanarak Saul Goodman’a dönüşümüne yeni isime geçme kararı alarak göz kırpmıştı. 5 Sezon itibariyle artık Jimmy  düzenbaz avukat Saul Goodman’a dönüşmesiyle beraber başına gelen olayları ele alıyor. Jimmy ve Kim’in arasında bu dönüşüm kaynaklı bir takım sorunlar başlıyor ve Saul Goodman artık suç dünyasının aranılan Avukatı olarak kolay yoldan zengin olma hırsları ve egosu ile eski halinden eser kalmadan ilerleyeme devam ediyor.

İlk incelememde bölümlere çok değinmeden ve spoiler vermeden 5.sezonu ele almak istedim, 5. Sezonu izlediğimiz önceki sezonlara göre her bölümü daha merak uyandıran ve olayları birbirine daha detayla bağlayan bir sezon diyebilirim. Bu sezon Breaking Bad de olduğu gibi bölüm öncesi ileri de ve geçmiş te yaşananlar ile küçük tüyolar verme durumu Better Call Saul 5. sezon da daha çok karşımıza çıkıyor.  5. sezona puanım 9/10 diyebilirim.

Herkese iyi seyirler.

 

error: Korunan İçerik!