tds_thumb_td_300x0
Dünyayla Benim Aramda 5. Bölüm Yorumu | Kabulleniş

Yeniden ve yeniden merhaba! Çok heyecanlı bir şekilde Dünyayla Benim Aramda beşinci bölümü konuşmak için tekrar karşınızdayım!

Geçiş bölümü olduğunu düşündüğüm bölümde aslında çok fazla olay gerçekleşmedi ama sonunda Metin Akdülger’li Kenan’la tanıştık. Onun nasıl biri olduğuna gelmeden önce kendi karakterlerimizin yüzleşme sonrası mevcut durumlarından bahsedelim 🙂

Bölüm Yüzleşme’nin bir ay sonrasına geçerek başladı ve üç ana karakterimizin de hayatlarını yaşanan her şey normalmiş gibi üstünü kapatarak sürdürdüğünü gördük, en azından onlar kendilerini öyle kandırıyorlardı.

Tolga yeni bir hayat, yeni bir iş kuruyorum diye etrafındaki herkesi kendinden uzaklaştırarak geçmişin acısı ve gerçeklerinden kaçabileceğini düşündü çünkü aslında yaptığı şeyle karşı karşıya gelemeyecek ve hayatını bir yalanın üstüne kurduğunu göremeyecek kadar algısı kapanmış, korkak bir karakter. Sinem de bir yandan vicdan azabı çekse de kendisini rahatlatmaya ve Tolga’nın onu gördüğüne, onu seçtiğine, kötü biri olmadığına inandırmaya çalışıyor. Bu ikna çabası bile işlerin yolunda olmadığını gösteriyor aslında.

İlk defa şahit olduğumuz Tolga&Sinem ilişkisinde Tolga, Sinem’in ona ve ilgisine muhtaçlığını farkında ama bu tek başına yeterli gelmiyor. Sinem’de Berlin’i göremiyor. Dört senelik ilişkisinin içinde belki de kendisi bile fark etmeden İlkin’i gözünde çok yüksek bir yere koyan, onu anlamadığını düşünen, kendisini küçük ve ezik gören Tolga’ya iyi gelen kişi Berlin’di. Sonra Sinem’le buluştu ve onun ilgiye muhtaç, içe kapanık, çekingen halini gördü ve aslında bu Tolga’nın tam olarak istediği kişiydi. Hem onu anlayan hem de ona ihtiyaç duyan biri. İlkin’in “biz hiç benzemiyoruz, mutlaka sen olmadığını anlayacaktır” dediği cümle gerçekliğini bu noktada gösteriyor. Sinem ilişki içerisinde hâlâ buluşmalardaki o kişi evet, Tolga ev alıyor mutlu oluyor, Tolga elini bırakıyor üzülüyor, Tolga birlikte fotoğraflarını yüklüyor bütün sorunları unutuyor… Bütün ipler Tolga’nın elinde. Ama en başta konuşmaları ve onu anlayışıyla kendisini etkileyen kadın yok. Berlin yok. Doğal olarak bunu sorguluyor ve bu durumu ne zaman fark edeceğini ve nasıl bir tepkisi olacağını merak ediyorum çünkü istediği ilişki bu değil aslında. Cüneyt’in yaptığı konuşma çok iyiydi ve umarım gözlerini açar, etrafında ona bu kadar doğru ve net konuşacak birine ihtiyacı vardı.

Sinem içinse durum daha acı. Bu ilişkiyle birlikte görünür olduğunu düşünüyor ama karakterinde hiçbir şey değişmedi aslında hâlâ, iş yerinde insanların tavırları yine aynı. Ben bu ilişkinin başlangıcıyla Sinem’in içindeki şeytanı görür onun karanlığına dahil oluruz diye düşünüyordum ama kendisi hâlâ saf ve aslında salaklığıyla sinir bozan biri, birkaç sahnesinde katlanamayıp bölümü durdurmak zorunda kaldım. Umarım sadece Tolga’yla ve İlkin’in yönlendirmeleriyle var olamayacağını anlayıp kendisini sevmeye, değer vermeye başlar bir an önce. Bu şekilde oyundan kalan tortuları bile yönetemeyerek kendini gitgide küçük düşürüyor.

Bölümün İlkin ve Kenan aksına gelirsek.. Çok keyifliydi. İlkin’in bütün “ben iyiyim” inadının Sinem’in gelişiyle kırılması ve gücünü göstermek, ayağa kalkmak için tedaviyi kabul etmesi ve sonunda Metin Akdülger’in de hikayeye dahil oluşu bölümün en güzel kısmıydı. İlkin acısını bastırırken gördüğü bir fotoğrafla her şeyin yüzeye çıkması ve geçirdiği kriz, kağıttan yüzüğün tetiklediği anılar ve Demet Özdemir’in bunu bize geçirişi çok gerçekti. Tolga ve İlkin’in ilişkisinde en başından beri olan boşluklar bu şekilde flashbacklerle dolduruluyor son bölümlerde ve bunu seviyorum, bu ilişkinin ikisinde de niye bu kadar yara bıraktığını daha net anlıyoruz.

Kenan’ı tanımasak da prensipleri olan bir adam olduğunu bu bölümde görebildik ama kendisinin aynı zamanda yaraları ve bu kadar kapalı oluşunun bir sebebi olduğunu da bize verdiler bence. İkiliyi çok beğendim ve hikayelerinin nasıl ilerleyeceğini çok merak ediyorum.

Bu bölümde seçilen şarkılara da değinmek istiyorum, bölümün başında seviyorum sevmiyorum’la İlkin’in bastırdığı dalgalı mentalitesine şahit olmuşken sonunda another love’ın girişi, İlkin’in Tolga’dan kalan yüzüğü Kenan’a vermesi ve bu zehirli ilişkiden tamamen kurtulma yoluna çıkması, Kenan’la kuracakları sağlıklı dinamiğin başlangıcını göstermek için çok doğruydu bence.

Tolga’nın verdiği yanlış kararları sorguladığı hatta pişman olarak belki düzeltme çabasına girdiği ama bu yolda İlkin’in çoktan kendisini iyileştirdiği bi’ sürece giriyoruz gibi duruyor. Bu kargaşada Sinem’in kendini bulması da karakter dönüşümü için muhteşem olur ama izleyebilir miyiz bilmiyorum. Son olarak, Buğra Gülsoy’un tiyatro sahnesindeki tiradı çok etkileyiciydi. Dizinin bu hikayesiyle kendisinin böyle derinlikli sahnelerini izliyor olabilmek çok hoşuma gidiyor, DBA’dan kopup bir tiyatro sahnesine alıyorlar bizi bir anda. Hafsanur Sancaktutan da özellikle bu bölüm verdiği oyunla beni Sinem’e gıcık etti ve kendisine katlanamaz hale geldim, bunun bir oyuncunun kumaşının ne kadar kaliteli olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Herkes rolüne çok doğru seçilmiş ve her hafta bunu bize tekrar tekrar kanıtlıyorlar.

Herkesin eline emeğine sağlık, buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederiim 🙂

Türk Oyuncular Bollywood Oyuncuları İle Film Yaparsa Nasıl Olur?

Biraz hayal kuralım mı? Yapılması  güç bir durum gibi görünüyor ama hayal kurmaktan zarar gelmez. Bilmiyoruz belki gerçekleşebilir de. Türkiye’de hem dizi hem de sinema sektöründe yer alan birçok yetenekli oyuncumuz var. Hindistan ise bir sinema ülkesi olduğu için özellikle Bollywood’da bir çok yetenekli oyuncular yer alıyor. Hayal gücümüzü genişletelim, “Bollywood ve Türkiye ortak yapım proje yapsa başrollerinde kimler olurdu?” yazımın ikinci versiyonu ile karşınızdayım. (Yazımın ilk versiyonu sitemizde mevcuttur) Gelin hep birlikte inceleyelim.

1. Cansu Dere & Ranbir Kapoor

Cansu Dere’yi hepimiz çok seviyoruz, hepimiz çok hayranız. Soğuk duruşunun ardında çok iyi bir oyuncu yatıyor. Sadakatsiz dizisinde gösterdiği performansla hayranlığımız daha da arttı. Ranbir Kapoor ise Bollywood’un en yetenekli oyuncularından birisi. İkisinin de dram oyunculuğunu beğendiğimiz için, güzel bir dram filminde karşılıklı döktürüreceklerinden şüphemiz yok.

2. Olgun Toker & Jacqueline Fernandez

Olgun Toker son zamanlarda Arıza dizisinde Burak Ersoylu karakteri ile gösterdiği performansla kalbimizi çalmayı başardı. Kötü rolü üzerine çok güzel şekilde giydi. Jacqueline Fernandez ise güzelliği ve çekiciliği ile Bollywood’da fırtınalar estiren bir oyuncu. Bu ikili aksiyon filminde bir araya gelse bizce muhteşem olurdu.

3. Burcu Biricik & Ranveer Singh

İkisi de çok yetenekli, ikisi de çok çılgın. Burcu Biricik’i dramda çok sevsek de onu komediye de yakıştırıyoruz. Ranveer Singh’in komedi oyunculuğu ise tartışılmaz. Bu ikili bize çok eğlenceli romantik komedi filmi verebilir.

4. Denizcan Aktaş & Tara Sutaria

Denizcan’ı Avlu’daki psikopat Alp karakteri ile tanıdık. Alp’i her ne kadar sevmesek de Denizcan’ı bir o kadar sevdik. Şimdi de Menajerimi Ara’da Barış karakteriyle kalbimizi çaldı. Tara Sutaria ise son zamanlarda Bollywood’un kazandığı en iyi isimlerden. Bu ikili içimizi ısıtan müzik temalı romantik bir filmde bir araya gelse muhteşem olurdu. Tara Sutaria’nın büyülü sesinden şarkılar da dinlerdik.

5. Ahsen Eroğlu & Siddhanth Chaturvedi

Ahsen’i daha önce birçok dizide izlesek de Menajerimi Ara’da Dicle rolüyle tam anlamıyla tanıdık. Sıcak tavrı ve güzel gülüşüyle de kalbimizde yer edindi. Siddhanth ise Bollywood’un kazandığı yeteneklerden birisi. Bu ikili romantik komedi filminde yer alsa güzel olurdu.

6. Burak Tozkoparan & Janhvi Kapoor

Burak Tozkoparan’ı Paramparça’da tanıdık ama son zamanlarda Menajerimi Ara’da Emir karakteriyle hepimiz çok sevdik. Janhvi Kapoor ise önce güzelliğiyle sonra da naif tarzıyla ilgimizi çekti. Bu iki genç oyuncu bir araya gelip bize çok iyi romantik komedi filmi verebilirler.

7. Bahar Şahin & Aditya Roy Kapur

Bahar Şahin’i O Hayat Benim dizisinden hatırlayanlarınız olacaktır. Hatırlamıyorsanız da Zalim İstanbul’da Ceren karakteriyle kesinlikle hatırlayacaksınız. Çünkü öyle bir performans gösterdi ki hepimizin hafızalarında yer edindi. Aditya ise sempatikliği ve iyi oyunculuğuyla kalbimizi çaldı. Bahar’ın dram oyunculuğuna doyamadığımız için ve Aditya’nın da dramda döktürdüğünü bildiğimiz için ikisinin sağlam bir dram filminde yer almasını isteriz.

8. Ozan Dolunay & Disha Patani

Ozan Dolunay havalı tarzıyla son zamanların en dikkat çeken genç oyuncularından. Disha Patani ise Bollywood’da yükselişte oluşan oyunculardan birisi ve ikisi de çok havalı. Birbirinden nefret eden fakat zaman geçtikçe birbirlerinden etkilenen iyi oyuncunun hikayesini bu ikiliden izlemek isteriz.

9. Damla Sönmez & Tiger

Shroff

Damla Sönmez Türk sinemasının en büyük değerlerinden bir tanesi ve çok yetenekli. Tiger Shroff ise yükselen performansıyla dikkat çeken isimlerden birisi. Bu ikiliyi aksiyon filminde birbiriyle yarışan iki rakip ajan olarak görmek isteriz.

10. Birkan Sokullu & Anushka Sharma

Birkan Sokullu, Masumlar Apartmanı’ndaki performansıyla kanımızı dondurdu ona bu rolü çok yakıştırdık. Anushka Sharma ise her rolün altından kalkabilen muhteşem bir oyuncu. Bu ikiliyi gerilim filminde görmek isteriz.

11. Hazal Subaşı & Sidharth Malhotra

Hazal Subaşı sektörümüzün kendini geliştiren oyuncularından bir tanesi. Sidharth Malhotra da Bollywood’un en sevilen oyuncularından birisi. Halka dizisine doyamadığımızdan dolayı bu ikiliyi aksiyonlu bir polisiye filminde görmek isteriz.

12. Barış Arduç & Katrina Kaif

Barış Arduç, Türkiye’nin en yakışıklı oyuncularından bir tanesi. Katrina Kaif ise Bollywood’un en güzel oyuncularından bir tanesi. Katrina’nın aksiyon tarzını daha çok sevdiğimiz için ve Barış’ın Çukur’daki Arık Böke rolüne doyamadığımız için bu ikiliyi aksiyon filminde görmek isteriz.

13. Aytaç Şaşmaz & Alia Bhatt

Aytaç, son zamanlarda yükseliş yaşayan yeteneklerden birisi. Alia Bhatt ise genç yaşına rağmen büyük başarılar elde etmiş bir oyuncu. İkisinin de dram oyunculuğuna çok güvendiğimiz için, bu ikiliyi sağlam bir aşk filminde görmek isteriz dramı da bol olsun.

14. Boran Kuzum & Shraddha Kapoor

Boran Kuzum hem tarzıyla hem de oyunculuğuyla ilgimizi çekmeyi başardı. Shraddha Kapoor ise Bollywood’da hem güzelliğiyle hem yeteneğiyle hem de sesiyle kalbimizde yer edindi. Bu ikiliyi dram filminde kesinlikle izlemek isteriz. Boran bateri çalıp, Shraddha ise güzel sesiyle şarkı da söyleyebilir tabii.

15. Metin Akdülger & Deepika Padukone

Metin Akdülger’i ne kadar övsek az. Hem yakışıklılığıyla hem de yeteneğiyle göz dolduran isimlerden. Deepika’yı ise anlatmaya gerek yok izlemek yeterli. Bu ikiliyi birbiriyle rakip iki holding sahibi olarak görmek isteriz.

16. Burak Dakak & Ananya Panday

Burak Dakak genç yaşına rağmen çok büyük performans sergileyen bir oyuncu. Çukur’daki Akın Koçovalı karakteri uzun yıllar geçse de unutulmayacak gibi görünüyor. Ananya ise yeni neslin en potansiyelli oyuncularından birisi. Bu iki genç oyuncu, okul temalı romantik komedi filminde bir araya gelse çok güzel olur.

17. Uraz Kaygılaroğlu & Kriti Sanon

Uraz’ı komedi rolleriyle tanısak da dram konusunda da yetenekli olduğunu kanıtladı. Kriti Sanon’un ise yeteneği tartışılmaz. Fakat ikisinin de komedi yönünü çok sevdiğimiz için güzel bir komedi filminde görmek isteriz.

18. Caner Cindoruk & Priyanka Chopra

Sadakatsiz Volkan’ı her ne kadar boğmak istesek de Caner Cindoruk’a büyük hayranız. Priyanka Chopra ise hem Hindistan’da hem de Amerika’da kendini çoktan kanıtlamış bir oyuncu. İkisinin dram performanslarına güvendiğimiz için bol ağlamalı bir dram filminde izlemek isteriz.

19. Ekin Koç & Tripti Dimri

Ekin’i anlatmaya kelimelerimiz yetmez kendisine Sana Bir Sır Vereceğim’den beri hayranız. Tripti ise ilk filminde gösterdiği performansla hepimizin ağzını açık bıraktı. Bu ikiliyi tarihi dram filminde izlemek isteriz.

20. Alperen Duymaz & Sara Ali Khan

Sara neşeli tavrıyla ve oyunculuk performansıyla bizi kendine hayran bıraktı. Alperen ise kısa sürede büyük yol katetti. Sara’nın komedi performansını daha çok sevdiğimiz için ve Alperen’in de komedi yönünü görmek istediğimiz için bu ikiliye romantik komedi yakışırdı.

21. Alina Boz & Varun Dhawan

Varun Dhawan, her ne kadar komedide çok iyi olsa da onun dram oyunculuğuna da hayranız. Alina ise her rolün altından kalkabilen bir oyuncu. Biz bu ikiliyi dramda izlemek isterdik.

22. Esra Bilgiç & Shahid Kapoor

Esra Bilgiç’in Ramo’daki doğal oyunculuğuna hayran kaldık. Dramı kadar komedisi de muhteşem. Shahid Kapoor’un ise yeteneği tartışılmaz. Biz bu ikiliyi komedisi bol aksiyon filminde görmek isteriz.

23. İpek Filiz Yazıcı & Rohit Saraf

İkisi de çok genç, ikisi de çok yetenekli. Aşk 101 Işık her ne kadar masum, aşka inanan iyi kalpli biri olsa da bu sefer İpek’i havalı, bad girl tarzında izlemek isteriz. Kendisine Rohit Saraf da eşlik ederse muhteşem olur. 

Atiye’nin Karmaşıklıklarla Dolu Yeni Sezonunda Ne İzledik?

Bugün sizlerle birçoğumuzun gündeminde olan, aksiyon ve fantastik türündeki Netflix’in ikinci Türk orijinal internet dizisi Atiye (The Gift) hakkındaki yorumlarımı paylaşacağım. Mantık hataları olsa da ben Atiye’nin ilk sezonunu gerçekten çok beğenmiştim. Genel olarak baktığımda ilk sezonu anında bitirdim, çünkü akıcıydı, güzel ilerliyordu. Hatta 10 Eylül gelse de Atiye’yi izlesek demeye başlamıştım. Sonunda merakla beklediğim 2. sezonu bitirdim.

Ne yazık ki 2. sezonun ilk bölümünü izlerken 1. sezonu bayağı unuttuğumu fark ettim. Eminim çoğunuzda da bu durum yaşanmıştır. Neyse ki sezonu izlerken yavaş yavaş hatırlıyorsunuz. 6. bölüme gelene kadar sürekli “Çok saçma.” dedim arkadaşlar. Üzülerek söylüyorum ki birçok mantık hatası vardı, nasıl bu kadar alakasız olur diye hayal kırıklığına uğradım. İlk sezondaki mantık hataları falan hiçbir şeymiş. En basitinden taksici olayı herkesin tepkisini çekti. Atiye’nin cebinde 5 kuruşu olmadan memleketin dört bir yanını karış karış gezmesi vs. daha sayılacak o kadar çok mantıksızlık var anlayacağınız. Buna rağmen sonuna kadar izledim, neye bağlayacaklardı bu sezonu? Bir sonuç bekledim falan ama ne bileyim beklentimi karşılamadı sanırım. Zaten sezonu izlerken hiçbir şey anlamıyorsunuz bazı noktalarda beyniniz yanıyor. Kuantum fiziği, zamanın döngüselliği bize aktarılmaya çalışılıyor. Mutlak doğruların olmadığının, tüm evrenin olasılıklardan ibaret olduğunun üzerinde duruluyor. Bu olasılıkların sayıca fazla olması da kuantumu özel kılıyor. O nedenle sezon kafanızı oldukça karıştırıyor. Sürekli “Sen kimsin?”, “Biz kimiz?” ifadeleriyle yaşam ve varoluş sorgulanıyor. Bir zamanda pişman olduğunuz bir şeyle, diğer zamanlardaki başka şeyleri düzeltebileceğimizden bahsediliyor.

Dünya genelinde pek çok kültürde yer alan, kültürümüzün de önemli sembolik ifadelerinden biri olan, pek çok efsanede ve mitolojik unsurda gördüğümüz hayat ağacına da sezonda çokça yer veriliyor. Türkler yaratılış ve türeyişlerini ağaçla özdeşleştirirler, dizide doğurganlığı belki de buna bağlamak için de kullanmış olabilirler. Mezopotamya’da geçen bir dizide Mısır tanrılarından çok Sümer tanrılarından da bahsedilebilirdi. Bence daha iyi olurdu ama çok da göze batmamış. Bir eleştirim olacak ki dizide arkeolojiye ilgi uyandırmak istenilse de bence konudan oldukça sapma olmuş. Seher’in evinde arkeolojiyle alakalı eşyalar bulunsa bile bağlam çok alakasızdı. Sanki ortam büyücülüğü, batıl inançları daha çok yansıtıyordu, bana öyle bir çağrışım yarattı.

Bu sezonda kadronun oyunculukları da izleyenler tarafından eleştirilmiş. Beren Saat’in mimikleri, tepkileri samimiyetsiz gelmiş çoğu kişiye. Bazı tepkileri bana da yapmacık gelse de sanırım Aşk-ı Memnu’dan alışmış olduğumdan dolayı normal geliyor artık 🙂 Erhan’ın babası rolündeki Fatih Al’ın oyunculuğu bana kalırsa asıl göze batanlar arasında ve ben de pek beğenmedim, olmaması gereken yerlerde aşırı abartılı tepkiler vermesi gerçeklikten uzak geldi. Yeni sezonda kadroya dahil olan Melek Yılmaz karakteri hoşuma gitti, Senan Kara’nın oyunculuğu takdir edilesiydi.

Replikler çok güzeldi, herkes gibi ben de etkilendim. En beğendiğim replik ise, “Sen tüm kainatın annesisin. Doğanın kendisisin. Zamanın ötesinden gelen ilahi güçlerin toplamısın. Ruhların kraliçesi, hayat ve ışıksın. Sen hep olansın, hep olacak olan. Sana Venüs derler ya da İsis. Her alemde rastlanır olansın. On bin isimli tanrıçasın ve benim için tek olansın.” oldu.

Acayip beğenmesem de hatta yer yer eleştirsem de 3. sezonu da merakla bekliyor olacağım, hadi bakalım umarım bu sefer güzel bir sezon bizi bekler. Yeni yorumlarda görüşmek üzere…

Atiye 2. Sezon | En Etkileyici Replikler

Atiye’nin 2. sezonu geldi ve hep birlikte hemen izlemeye koştuk. Biz bu sezonu sevdik Konuşulacak çok şey var elbette ama bu yazı için, her biri farklı konularda ve farklı kişilerin ağzından söylenmiş gibi gözükse de, aslında benzer konulara odaklanmış ve belirli bir konu çevresinde toplanan etkileyici replikleri derledik! Keyifli okumalar.

 

“Hafıza dediğimiz şey kilitli odalar gibidir. O odalar sadece geçmişe değil, başlangıca kadar uzanır, her şeyin en başına. Belki de başlangıç, şimdidir.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Sen buna yaşamak mı diyorsun? Her gece aynı kabusları görüyorum, her sabah aynı vicdan azabıyla uyanıyorum ben. Kendi günahımın bedelini ödüyorum onlardan uzak durarak.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Bana ne dedi biliyor musun? Yaşanacakları biliyormuş çünkü onları zaten yaşamış. Zihin yaşamadığını bilmezmiş. Her şey hafızalarımızın çekmecelerinde gizliymiş. Bu yüzden onları rüyalarımızda görüyoruz.” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Sen tüm kainatın annesisin. Doğanın kendisisin. Zamanın ötesinden gelen ilahi güçlerin toplamısın. Ruhların kraliçesi, hayat ve ışıksın. Sen hep olansın, hep olacak olan. Sana Venüs derler, ya da İsis. Her alemde rastlanır olansın. On bin isimli tanrıçasın. Ve benim için tek olansın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Her ruh kendi hayat planını gerçekleştirir. Onun gidişi senin suçun değildi, sen ne vakit vazgeçtin yaşamaktan? Babana yolu sen göstereceksin, şafağın sana söyleyecek sırları var Erhan. Orada gördüklerini ne vakit unuttun? Orada verdiğin sözden ne vakit caydın? Şehvet ve sevgiyi ne ara birbirine karıştırdın, sen sevmeyi ne vakit unuttun? Seni kandıran gerçekten o muydu, yoksa sen mi onu kandırdın? Sen bunları hiç unutmadın ki.. Sevmekten vazgeçmek için ne bahanen vardı? Hala bir şansın var!”

Atiye 2. Sezon 7. Bölüm | Ebediyet

Hızlıca biten, ne olduğu pek anlaşılmayan bir bölümdü. Daha doğrusu geçiş bölümüydü. Sezon finalinden önceki son bölüm olduğu için, heyecanımız gittikçe artıyor.

Elif, Atiye’nin kız kardeşi olduğunu duydu ama buna ne tepki verecek bilmiyoruz. Muhtemelen babasına soracaktır, cevap bulamazsa abisine, en son ulaşabilirse bizzat Atiye’ye diyeceğim ama durumlar meçhul. Erhan’ın halini çok merak ediyorum.

Serdar’ın Erhan konusundaki görüşlerini öğrenmiş olduk. Tahmin ettiğimiz gibi, sadece amaçları uğrunda kullanmak için yanına almış onları. Gözünü kırpmadan vurdu. Yeri gelmişken, Atiye’nin o ana tepkisi de, Beren’in oyunculuğu da çok kötüydü o sahnede. Alışamıyorum abi bu karakterin ölümü bu kadar sakin karşılayıp hemen atlatabilmesine. Bir de sonradan bahsederken de aynı rahatlık, cidden şaka gibi. Anladık normal biri değilsin, ama bu kadar da olmaz ki ya. Erhan’a aşıktın bir de, doğumu tüm dünyayı etkileyecek karnında bebeğin babası o. Hayret bir şey gerçekten! Hikayenin bu yönlerinden çok rahatsızım anlayacağınız.

Erhan’ın burada ölünce diğer tarafta uyanmasını hiç beklemiyordum yalan yok. Şok oldum. Şimdi buradaki gerçeklikten, yani Atiye’nin yanında bulunması gereken yerde yok mu oldu? Yoksa iki ayrı şekilde varlığını sürdürebilir mi diye de sorasım geliyor ama pek mantıklı değil gibi.

Sözlerde “ancak kadınla erkeğin bir araya gelişiyle mümkün olur” tarzı bir şey vardı. Dolayısıyla kapı için Erhan’a da ihtiyaç var bence. E ama o öteki dünyada gözlerini açtı, sakallı haliyle daha iyi bir görünüşte olduğu dünyada. 🙂

Erhan demişken, Mehmet Günsür, karakterin bu sezondaki hikayesiyle daha iyi uyum sağlamış bence. Ama bağırma sahnelerinin tamamı çok kötüydü. Hannah, Serdar, Nazım’la olanlar.

Nazım’a da gelelim. Kaç bölümdür söyleyeceğim, unutuyorum. Bu beyefendi açık ara farkla kastın en kötü performans sergileyen oyuncusu çok üzgünüm. O kadar yapay, o kadar eğreti ki. Sürekli gülesim geliyor. Beden dilini de, sesini de çok kötü kullanıyor. Eminim bu konuda bütün izleyiciler benimle hemfikirdir.

Son bölümü deli gibi merak ediyorum. Eğer hiçbir şey açıklanmayıp bütün konular açık bırakılırsa gelecek sezona kadar kriz geçiririm herhalde. İşler şu an çok kızıştı, bütün bombaları patlatmanın tam zamanı! Görüşmek üzere.

 

Önceki Bölüm Yorumu

 

 

error: Korunan İçerik!