Hoşgeldiniz! Trt 1’in yeni iddialı dizisi Masumlar Apartmanı’nın ikinci bölümünü konuşacağız bugün.

Öncelikle geçmiş olsun cümleten, Han’ın da bazı takıntıları olduğunu öğrendik.. Ne olduğunu tam anlamamakla beraber, birkaç kez fiş, fatura tarzı şeyleri topladığını, biriktirdiğini ve atamadığını gördük. Sanırım istifçi. Benim için şaşırtıcıydı bu, ama çok da beklenmedik değildi. Öyle bir ailede onca sene yaşayınca, orada o şekilde büyüyünce, normal yani. “Normal” olmasa da normal.

Han açıktan açıktan İnci’ye yürüyor, hatta koşuyor. Bol bol sahnelerini izledik. Ama asla rahatsız edici bir şekilde değil, karşılığını alarak, kızın da rızasının olduğunu ve hoşuna gittiğini bilerek. Ailesine, çekincelerine rağmen kendine karşı koyamıyor. Hislerinin peşinden gidiyor.

Çiçek sahnesinde kızların mutluluğu çok etkileyiciydi. Beklemedikleri bir anda böyle bir sürpriz. Tabii sonra aynı şeyler (temizlik krizi) yaşandı ama yine de Han tarafından sevildiklerini hissetmeleri dokunaklıydı.

Safiye’nin geçmişini, daha doğrusu annesiyle yaşadıklarını da tekrar gördük ve açıkçası bu durum beni çok üzdü. Öyle anlarda karaktere olan öfkem yok oluyor, yerini acıma ve şefkat gibi hisler alıyor. Huzursuzluk kaplıyor içimi, koskoca bir hüzün gelip oturuyor sanki. Daha küçücük bir çocukken gördüğü muamele, maruz kaldığı tüm şeyler canımı acıtıyor.

Sofrada dönen muhabbet, başta güzel bir yere gidecek gibiydi ama Safiye’nin kendini kötü görmesi, aşamadığı düşünceleri sebebiyle yine üzüldük tabii ki. Anlaşılan bu dizide daha çok üzüleceğiz, siz de fark etmişsinizdir. 🙂

Bölümdeki önemli noktalardan biri, İnci’nin Uygar’la olan ilişkisinin temelinin, bilinçaltındaki, babası hakkında bir travmaya bağlanmasıydı. Bireylerin “çocukluklarında gördüğü ebeveyn profilleri”ne uyan/benzeyen kişilere istemsizce duygusal yakınlık hissedip ilişki kurmaya meyilli oldukları artık yaygınca bilinen bir psikolojik tespit. Ki İnci’nin ağzından da duyduk zaten benzeri şeyleri.

İnci’nin dedesinin aşırı korumacı/şüpheci üstüne bir de güvensiz tavırlarından ÇOK rahatsız oldum. Kızın bu sebeple sürekli yalan söylemek zorunda kalmasından da. 

Kek sahnesi de çok etkileyiciydi. Bu kadar sıradan bir şeyden bu kadar mahrum kalmaları, yaşadıkları korkunç hayat gerçekten vurdu seyirciyi. Üstelik “bu bir dizi nasıl olsa” diyip de geçemiyorsun çünkü gerçek hikayelere dayanıyor..

Han ve İnci ilişkisi, hepinizin de bildiği gibi ultra hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu bir yandan iyi, bir yandan kötü. Hem sahneler çok güzel, hem de bir sürü engeller var önlerinde. Sancılı bir süreç olacak belli, sonraki bölümlerde görüşmek dileğiyle. 

Birinci Bölüm Yorumu 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz