tds_thumb_td_300x0
Yüz Yıllık Mucize 1. Bölüm | Dünya Dönüyor

Uzun zaman olmuş yorum yazısı yazmayalı sanırım ki, nasıl başlayacağımı bilemedim. En iyisi dümdüz söyleyeyim. Yüz Yıllık Mucize’yi konuşacağız bugün. Kendisi haftalar sonra izlediğim ilk dizi bölümü olma şerefine erişti de, merakımdan. Adım adım anlatacağım her yönünü şimdi.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, falsoları olduğu için (karaktere kötü davranmak, kıymetini bilmemek, aldatmak, çok farklı kafa yapıları gibi gibi sebepler) devreden çıkan partner klişesi artık yetmedi mi? Tamam, her mevzuya özgün dokunuşlar yapmak zordur farkındayım ama bu mesele benim en takık olduklarımdan. Öyle sık rastlıyoruz ki. Veriyolar red flagleri gümbür gümbür, anlıyoruz ki esas kızın/oğlanın sevgilisi -hatta çoğunlukla evlilik arifesinde olduğu nişanlısı- hızlıca devreden çıkıp başrolümüze yer açacak. Burada da aynı terane, tribal enfeksiyonlu hanzo bir adamdı malum şahıs. Neyse.

Necip Memili’nin canlandırdığı karakteri sevmekle beraber, saniyede 782 kere paşam diyişi beni biraz irite etti. Kulak tırmalıyor, yalansa yalan demekte özgürsünüz. Gelelim oyunculuklara. Hiç uzatmayacağım, umduğumu zerre bulamadım. Ebru Şahin izlemeyi sevdiğim bir isim değil, ona rağmen en dozunda, gerçekçiye en yakın performans onunkiydi. Sevgili Birkan’daki sorun ne bilmiyorum ama hangi rolde olursa olsun ultra yapay geliyor bana. Burada da durum buydu ne yazık ki. Hele bazı anlar vardı, replikleri sıfır duyguyla kağıttan hızlıca okur gibiydi Allah affetsin. Garip.

Harika & Kemal sahnelerine dair çok sevdiğim bir şey oldu. Uzatınca cringe olan sahnelerin hiçbirini uzatmamışlar. Aşırı mutlu etti bu beni. Awkward anlar oluşmuyor, hemen başka bir cümleyle toparlanıyor ikili arasındaki çekim anları. Müthiş. 👌 Bu kararı alan, bize bayıcı/rahatsız edici bakışma/sessizlik anları izletmeyen yönetmene veya her kimse çok teşekkür ederim. Cringe eşiği düşük insanlar olarak duacınız olacağız. 🙏

Harika’nın kıpır kıpır olmasını sevdim gibi. Tanışma sahnesinde (el sıkışırlarken) Kemal’in hareketlere cumburlop düştüm.. Kızın adının anlamına yaraşır şekilde sıradanlığı bozdu diyebilirim. 🤓 Ama Ayşe’nin oradalarken “küçük hanım” diye hitap etmesini hiç sevmedim. 130 yaşındasın diye böyle hareketlere gerek yok canım tamam mı 🙂

Şimdi sıra bir diğer klişeye geldi. Nedir o, annem biz küçükken terk etmiş. Neyse yedik, bir şey demedik. Kemal’in müfettiş kimliğiyle sınıfta olduğu andaki Atatürk sahnesi etkileyiciydi ama onun haricindekiler çok kamu spotu gibiydi. Gereken özen verilmemiş gibi, hoş değil. Madem belli mesajlarınız var, bunları vurgulayacaksınız yapsanıza dört dörtlük. | Aynı şey “kadınlar neler çekiyo bu kıskançlık konusundan” sahnesi için de geçerli, çiğ ve olmamıştı mesela. |

Hemen bi eve atlayalım. Tatlı ve son derece şık babannenin de bulunduğu şu sürreal evden bahsediyorum. Harika, içeriğini “kadınlar matinesi” şeklinde masumane ifade etmiş olsa da ben daha doğrusunu anlatmaya çalışayım: Sürekli dırdır eden ahlakçı bi hala (giyiminden dolayı başta evin çalışanı sandım), dünyanın en yapay neşesini taşıyan genç bi kız ve kardeşleri, Süreyya’nın üzerinde baskı kurduğu (ona dair gözüme batan şeylerden biri, bu patroniçelik gerekli mi yoksa lüzumsuz bi kaynağı mı var yakında görürüz) ve üzgünüm ama hareketlerinden bi tık varoş kokusu yayılan bi yenge falan filan.. Böyle işte.

Dizide masalsı bi hava var, yok değil. Ama bütününe bakınca hoşuma gitti mi tartışılır. Sevemedim pek, çekmedi beni.

Harika’nın alık olmaması hoşuma gitse de bazı tavırlarını çok rahat buldum ve hoşlanmadım. Ne gerçek hayatta ne kurgu dünyalarda başkasına karşı (özellikle yeni tanışıp henüz siz-biz evresinde olunan) çok çekincesiz olan insanlardan pek hoşlanmıyorum. (Adamların bu tavırlara eriyerek bakması da zort) 157 kere teklifsiz/emrivaki bir şeyler yapıp sonra “sorun olmaz dimi, sakıncası yoksa” cart curt demesi de gözüme battı dolayısıyla. Nezaketin sınırlarını zorladın sürekli.

Nezaket demişken, Kemal’in karakteri son derece nazik, beyefendi şekilde yazılmış. Türkiye’de yaşamını sürdüren ve bu tonda tavırlara hasret kalmış herkes gibi ben de beğendim tabii ki. Kameranın Ebru’nun vücut ölçülerini almaya çalışıyor gibi davrandığı sahnede bile denize bakıp sadece “anın tadını çıkaran bi insan” görüp gülümsemesi çok güzeldi. Male gaze’den uzaktı yani, bunu verebilmişler o an.

Leyla konusu çok dramatikti ve Kemal’in hayatında baya önemli bence. Notlarıma bakıyorum MAHVOLDUM yazmışım sadece. 😅 Yeterince açıklayıcı bence, devam.

Kemal hikayeyi anlatırken Harika’nın bazı yorumlarına karşı aşırı triggerlanıp triplenmesini mantıksız buldum. Hey dostum, kız anlattığın şeyin senin kendi biyografin olduğunu bilmiyor biraz sakin ol. ✋ Onun da özür dilemesi çok saçmaydı, sanki naptı anasını satıyım. Neyse ben de gereksiz sinirlenmiyim şimdi sldkhdjjek. Saçma demişken, hemen ardından gelen “işim var (işi intihar) beni başınızdan atıyosunuz yok valla var yav, iyi tm yarım saat daha konuşalım sonra ölürüm” diyalogları ve kalış da baya kötüydü, senaristlere duyrulur.

Süreyya’nın aldatıldığını sanması, aşık olup peşinden gittiği hayatını birleştirdiği insandan böyle bir ihanet geldiğine inanması çok üzücüydü. Kemal keşke anlatsaydı. Madem çok aşıksın bi noktada itiraf et be adam. İlla kendince sebepleri vardır tabi ona da kızamıyorum da of işte. Şimdi aşkının yeğenine de aşık oldu napcak, ayıkla pirincin taşını.. (Flashbackteki sahneler Flash Tv’ydi bu arada.. Dansın güzelliği hariç.)

Birbirlerine bir şeyler hissettiklerinin mevzubahis oluşundan sonraki veda sahnesi biraz tadımı kaçırdı. AĞIZ AĞIZA, dünyanın en gergin, meydan okuyan ama niye ve nasıl olduğu çok belli olmayan anlardı. Eminim teoride daha güzel planlanmıştır da pratikte biraz yüz ekşitti yani. Herneyse.

Son olarak, hızlı hızlı iki üç madde daha sayıp bitireceğim. Necip Memili’nin karakterinin ağlaması 2 saati aşkın bölümdeki en iyi anlardan biriydi, oyunculuk ve his olarak. Kemal’in uçakta Harika’ya nişanlı olduğunu bildiği halde resmen yürümesi anlamsızdı. Benim etik anlayışım buna müsade etmiyor. Eyvallah bi çekim var aranızda, bizimki geleceği görmüş de olabilir ayrılacaklar vs. (fantastik sınırları henüz bilmiyoruz sonuçta) ama o an orada yok saçın ne güzel olmuş yok ben takayım falan no abi. Harika salağı da adamın omzunda uyumuş bravo yani. 👏👏👏👏 Sanki dün gece hiddetlenen o değildi de benim dedemdi.

Ek olarak, sonda çalan hariç dizideki müzikleri de sevmedim. Baştaki savaş yılları da son derece duygusuzdu. Öyle yani. Dizi, birçok yabancı yapımdan alışkın olduğumuz bir konuyu işliyor. Artık kustuğumuz saçmalıklardansa bunu tercih ettikleri için tebrik ediyorum. Benim için her hafta takip edebileceğim güzellikte değil. Fandoma kolay gelsin. İkinci bölüm fragmanı güzeldi ama, onu söyliyim. Özel ilgi alanım olduğu için belirtme gereği duydum. Fragman sanatı önemli bi husustur, ben de bu hususun gurmesiyim. 😜 İnşallah başarılı yapmaya devam ederler de izlenir bu dizi ve ikinci duam inşallah senaryosu sapıtmaz. Gündemdeki saçmalıklardansa bunun reyting almasını çok isterim. Yeterince çene çaldım, susuyorum artık. Görüşmek üzere. ❤

Yüz Yıllık Mucize 1. Bölüm Yorumları!

Yüz Yıllık Mucize Perşembe 20.00’de Star’da! Yüz Yıllık Mucize 1. Bölüm Özeti; Ali Tahir (Birkan Sokullu) Sakarya Cephesi’nde savaşırken şehit düşer. Defnedilmek üzereyken yaşanan bir mucize ona yeniden hayat verir. Ancak bu mucize Ali Tahir’in hiç yaşlanmamasına neden olur. 130 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Ali Tahir için hayatına devam etmek daha da zorlaşır. Ali Tahir’in son ismiyle Kemal’in sırrını bilen tek kişi ise çocukluğundan beri tanıdığı Turgut (Necip Memili) olmuştur.

Asıl mesleği avukatlık olan ama yazmaya heves duyan ve ilk romanını yazmak için uğraşan Harika (Ebru Şahin) ise halası Süreyya (Zerrin Tekindor) tarafından büyütülmüştür ve halaları, kardeşi ve kuzenleriyle birlikte 8 kadın aynı evde yaşamaktadır. Evden romanını yazmak için ayrılan Harika’nın hiç ummadığı anda yolu Kemal’le kesişir. Harika’nın iyi bir hikaye bulmaya, Kemal’in de yükünden kurtulup hikayesini anlatmaya ihtiyacı vardır.

İkisinin de hayatları birbirleriyle tanıştıktan sonra ummadıkları şekilde değişecektir. Günümüzde 130 yaşında olan Ali Tahir (Birkan Sokullu); hayatıyla ilgili önemli bir karar verdiğinde Harika (Ebru Şahin) ile karşılaşır. Bu karşılaşma ve tanışma sonrası hem Harika hem de Kemal için yeni bir sayfa açılacaktır.

OYUNCULAR: Birkan Sokullu, Ebru Şahin, Zerrin Tekindor, Necip Memili, Gözde Seda Altuner, Laçin Ceylan, Ayşegül Cengiz, Yalçın Hafızoğlu, Merve Nur Bengi, Ecem Çalhan, Zehra Kelleci ve Hümeyra

https://twitter.com/melbilio/status/1638983027521998848?t=uwTQu74G7W_m9Y1J0r3JKA&s=19
https://twitter.com/onurundizindibi/status/1638982877244448768?t=uwTQu74G7W_m9Y1J0r3JKA&s=19
https://twitter.com/srwanns/status/1638990916420620289?t=uwTQu74G7W_m9Y1J0r3JKA&s=19
https://twitter.com/yalnizcaselma/status/1638966243481858049?t=uwTQu74G7W_m9Y1J0r3JKA&s=19
https://twitter.com/mancobaba/status/1638954329070788610?t=uwTQu74G7W_m9Y1J0r3JKA&s=19
Türk Oyuncular Bollywood Oyuncuları İle Film Yaparsa Nasıl Olur?

Biraz hayal kuralım mı? Yapılması  güç bir durum gibi görünüyor ama hayal kurmaktan zarar gelmez. Bilmiyoruz belki gerçekleşebilir de. Türkiye’de hem dizi hem de sinema sektöründe yer alan birçok yetenekli oyuncumuz var. Hindistan ise bir sinema ülkesi olduğu için özellikle Bollywood’da bir çok yetenekli oyuncular yer alıyor. Hayal gücümüzü genişletelim, “Bollywood ve Türkiye ortak yapım proje yapsa başrollerinde kimler olurdu?” yazımın ikinci versiyonu ile karşınızdayım. (Yazımın ilk versiyonu sitemizde mevcuttur) Gelin hep birlikte inceleyelim.

1. Cansu Dere & Ranbir Kapoor

Cansu Dere’yi hepimiz çok seviyoruz, hepimiz çok hayranız. Soğuk duruşunun ardında çok iyi bir oyuncu yatıyor. Sadakatsiz dizisinde gösterdiği performansla hayranlığımız daha da arttı. Ranbir Kapoor ise Bollywood’un en yetenekli oyuncularından birisi. İkisinin de dram oyunculuğunu beğendiğimiz için, güzel bir dram filminde karşılıklı döktürüreceklerinden şüphemiz yok.

2. Olgun Toker & Jacqueline Fernandez

Olgun Toker son zamanlarda Arıza dizisinde Burak Ersoylu karakteri ile gösterdiği performansla kalbimizi çalmayı başardı. Kötü rolü üzerine çok güzel şekilde giydi. Jacqueline Fernandez ise güzelliği ve çekiciliği ile Bollywood’da fırtınalar estiren bir oyuncu. Bu ikili aksiyon filminde bir araya gelse bizce muhteşem olurdu.

3. Burcu Biricik & Ranveer Singh

İkisi de çok yetenekli, ikisi de çok çılgın. Burcu Biricik’i dramda çok sevsek de onu komediye de yakıştırıyoruz. Ranveer Singh’in komedi oyunculuğu ise tartışılmaz. Bu ikili bize çok eğlenceli romantik komedi filmi verebilir.

4. Denizcan Aktaş & Tara Sutaria

Denizcan’ı Avlu’daki psikopat Alp karakteri ile tanıdık. Alp’i her ne kadar sevmesek de Denizcan’ı bir o kadar sevdik. Şimdi de Menajerimi Ara’da Barış karakteriyle kalbimizi çaldı. Tara Sutaria ise son zamanlarda Bollywood’un kazandığı en iyi isimlerden. Bu ikili içimizi ısıtan müzik temalı romantik bir filmde bir araya gelse muhteşem olurdu. Tara Sutaria’nın büyülü sesinden şarkılar da dinlerdik.

5. Ahsen Eroğlu & Siddhanth Chaturvedi

Ahsen’i daha önce birçok dizide izlesek de Menajerimi Ara’da Dicle rolüyle tam anlamıyla tanıdık. Sıcak tavrı ve güzel gülüşüyle de kalbimizde yer edindi. Siddhanth ise Bollywood’un kazandığı yeteneklerden birisi. Bu ikili romantik komedi filminde yer alsa güzel olurdu.

6. Burak Tozkoparan & Janhvi Kapoor

Burak Tozkoparan’ı Paramparça’da tanıdık ama son zamanlarda Menajerimi Ara’da Emir karakteriyle hepimiz çok sevdik. Janhvi Kapoor ise önce güzelliğiyle sonra da naif tarzıyla ilgimizi çekti. Bu iki genç oyuncu bir araya gelip bize çok iyi romantik komedi filmi verebilirler.

7. Bahar Şahin & Aditya Roy Kapur

Bahar Şahin’i O Hayat Benim dizisinden hatırlayanlarınız olacaktır. Hatırlamıyorsanız da Zalim İstanbul’da Ceren karakteriyle kesinlikle hatırlayacaksınız. Çünkü öyle bir performans gösterdi ki hepimizin hafızalarında yer edindi. Aditya ise sempatikliği ve iyi oyunculuğuyla kalbimizi çaldı. Bahar’ın dram oyunculuğuna doyamadığımız için ve Aditya’nın da dramda döktürdüğünü bildiğimiz için ikisinin sağlam bir dram filminde yer almasını isteriz.

8. Ozan Dolunay & Disha Patani

Ozan Dolunay havalı tarzıyla son zamanların en dikkat çeken genç oyuncularından. Disha Patani ise Bollywood’da yükselişte oluşan oyunculardan birisi ve ikisi de çok havalı. Birbirinden nefret eden fakat zaman geçtikçe birbirlerinden etkilenen iyi oyuncunun hikayesini bu ikiliden izlemek isteriz.

9. Damla Sönmez & Tiger

Shroff

Damla Sönmez Türk sinemasının en büyük değerlerinden bir tanesi ve çok yetenekli. Tiger Shroff ise yükselen performansıyla dikkat çeken isimlerden birisi. Bu ikiliyi aksiyon filminde birbiriyle yarışan iki rakip ajan olarak görmek isteriz.

10. Birkan Sokullu & Anushka Sharma

Birkan Sokullu, Masumlar Apartmanı’ndaki performansıyla kanımızı dondurdu ona bu rolü çok yakıştırdık. Anushka Sharma ise her rolün altından kalkabilen muhteşem bir oyuncu. Bu ikiliyi gerilim filminde görmek isteriz.

11. Hazal Subaşı & Sidharth Malhotra

Hazal Subaşı sektörümüzün kendini geliştiren oyuncularından bir tanesi. Sidharth Malhotra da Bollywood’un en sevilen oyuncularından birisi. Halka dizisine doyamadığımızdan dolayı bu ikiliyi aksiyonlu bir polisiye filminde görmek isteriz.

12. Barış Arduç & Katrina Kaif

Barış Arduç, Türkiye’nin en yakışıklı oyuncularından bir tanesi. Katrina Kaif ise Bollywood’un en güzel oyuncularından bir tanesi. Katrina’nın aksiyon tarzını daha çok sevdiğimiz için ve Barış’ın Çukur’daki Arık Böke rolüne doyamadığımız için bu ikiliyi aksiyon filminde görmek isteriz.

13. Aytaç Şaşmaz & Alia Bhatt

Aytaç, son zamanlarda yükseliş yaşayan yeteneklerden birisi. Alia Bhatt ise genç yaşına rağmen büyük başarılar elde etmiş bir oyuncu. İkisinin de dram oyunculuğuna çok güvendiğimiz için, bu ikiliyi sağlam bir aşk filminde görmek isteriz dramı da bol olsun.

14. Boran Kuzum & Shraddha Kapoor

Boran Kuzum hem tarzıyla hem de oyunculuğuyla ilgimizi çekmeyi başardı. Shraddha Kapoor ise Bollywood’da hem güzelliğiyle hem yeteneğiyle hem de sesiyle kalbimizde yer edindi. Bu ikiliyi dram filminde kesinlikle izlemek isteriz. Boran bateri çalıp, Shraddha ise güzel sesiyle şarkı da söyleyebilir tabii.

15. Metin Akdülger & Deepika Padukone

Metin Akdülger’i ne kadar övsek az. Hem yakışıklılığıyla hem de yeteneğiyle göz dolduran isimlerden. Deepika’yı ise anlatmaya gerek yok izlemek yeterli. Bu ikiliyi birbiriyle rakip iki holding sahibi olarak görmek isteriz.

16. Burak Dakak & Ananya Panday

Burak Dakak genç yaşına rağmen çok büyük performans sergileyen bir oyuncu. Çukur’daki Akın Koçovalı karakteri uzun yıllar geçse de unutulmayacak gibi görünüyor. Ananya ise yeni neslin en potansiyelli oyuncularından birisi. Bu iki genç oyuncu, okul temalı romantik komedi filminde bir araya gelse çok güzel olur.

17. Uraz Kaygılaroğlu & Kriti Sanon

Uraz’ı komedi rolleriyle tanısak da dram konusunda da yetenekli olduğunu kanıtladı. Kriti Sanon’un ise yeteneği tartışılmaz. Fakat ikisinin de komedi yönünü çok sevdiğimiz için güzel bir komedi filminde görmek isteriz.

18. Caner Cindoruk & Priyanka Chopra

Sadakatsiz Volkan’ı her ne kadar boğmak istesek de Caner Cindoruk’a büyük hayranız. Priyanka Chopra ise hem Hindistan’da hem de Amerika’da kendini çoktan kanıtlamış bir oyuncu. İkisinin dram performanslarına güvendiğimiz için bol ağlamalı bir dram filminde izlemek isteriz.

19. Ekin Koç & Tripti Dimri

Ekin’i anlatmaya kelimelerimiz yetmez kendisine Sana Bir Sır Vereceğim’den beri hayranız. Tripti ise ilk filminde gösterdiği performansla hepimizin ağzını açık bıraktı. Bu ikiliyi tarihi dram filminde izlemek isteriz.

20. Alperen Duymaz & Sara Ali Khan

Sara neşeli tavrıyla ve oyunculuk performansıyla bizi kendine hayran bıraktı. Alperen ise kısa sürede büyük yol katetti. Sara’nın komedi performansını daha çok sevdiğimiz için ve Alperen’in de komedi yönünü görmek istediğimiz için bu ikiliye romantik komedi yakışırdı.

21. Alina Boz & Varun Dhawan

Varun Dhawan, her ne kadar komedide çok iyi olsa da onun dram oyunculuğuna da hayranız. Alina ise her rolün altından kalkabilen bir oyuncu. Biz bu ikiliyi dramda izlemek isterdik.

22. Esra Bilgiç & Shahid Kapoor

Esra Bilgiç’in Ramo’daki doğal oyunculuğuna hayran kaldık. Dramı kadar komedisi de muhteşem. Shahid Kapoor’un ise yeteneği tartışılmaz. Biz bu ikiliyi komedisi bol aksiyon filminde görmek isteriz.

23. İpek Filiz Yazıcı & Rohit Saraf

İkisi de çok genç, ikisi de çok yetenekli. Aşk 101 Işık her ne kadar masum, aşka inanan iyi kalpli biri olsa da bu sefer İpek’i havalı, bad girl tarzında izlemek isteriz. Kendisine Rohit Saraf da eşlik ederse muhteşem olur. 

Masumlar Apartmanı | 2. Bölüm Yorumu

Hoşgeldiniz! Trt 1’in yeni iddialı dizisi Masumlar Apartmanı’nın ikinci bölümünü konuşacağız bugün.

Öncelikle geçmiş olsun cümleten, Han’ın da bazı takıntıları olduğunu öğrendik.. Ne olduğunu tam anlamamakla beraber, birkaç kez fiş, fatura tarzı şeyleri topladığını, biriktirdiğini ve atamadığını gördük. Sanırım istifçi. Benim için şaşırtıcıydı bu, ama çok da beklenmedik değildi. Öyle bir ailede onca sene yaşayınca, orada o şekilde büyüyünce, normal yani. “Normal” olmasa da normal.

Han açıktan açıktan İnci’ye yürüyor, hatta koşuyor. Bol bol sahnelerini izledik. Ama asla rahatsız edici bir şekilde değil, karşılığını alarak, kızın da rızasının olduğunu ve hoşuna gittiğini bilerek. Ailesine, çekincelerine rağmen kendine karşı koyamıyor. Hislerinin peşinden gidiyor.

Çiçek sahnesinde kızların mutluluğu çok etkileyiciydi. Beklemedikleri bir anda böyle bir sürpriz. Tabii sonra aynı şeyler (temizlik krizi) yaşandı ama yine de Han tarafından sevildiklerini hissetmeleri dokunaklıydı.

Safiye’nin geçmişini, daha doğrusu annesiyle yaşadıklarını da tekrar gördük ve açıkçası bu durum beni çok üzdü. Öyle anlarda karaktere olan öfkem yok oluyor, yerini acıma ve şefkat gibi hisler alıyor. Huzursuzluk kaplıyor içimi, koskoca bir hüzün gelip oturuyor sanki. Daha küçücük bir çocukken gördüğü muamele, maruz kaldığı tüm şeyler canımı acıtıyor.

Sofrada dönen muhabbet, başta güzel bir yere gidecek gibiydi ama Safiye’nin kendini kötü görmesi, aşamadığı düşünceleri sebebiyle yine üzüldük tabii ki. Anlaşılan bu dizide daha çok üzüleceğiz, siz de fark etmişsinizdir. 🙂

Bölümdeki önemli noktalardan biri, İnci’nin Uygar’la olan ilişkisinin temelinin, bilinçaltındaki, babası hakkında bir travmaya bağlanmasıydı. Bireylerin “çocukluklarında gördüğü ebeveyn profilleri”ne uyan/benzeyen kişilere istemsizce duygusal yakınlık hissedip ilişki kurmaya meyilli oldukları artık yaygınca bilinen bir psikolojik tespit. Ki İnci’nin ağzından da duyduk zaten benzeri şeyleri.

İnci’nin dedesinin aşırı korumacı/şüpheci üstüne bir de güvensiz tavırlarından ÇOK rahatsız oldum. Kızın bu sebeple sürekli yalan söylemek zorunda kalmasından da. 

Kek sahnesi de çok etkileyiciydi. Bu kadar sıradan bir şeyden bu kadar mahrum kalmaları, yaşadıkları korkunç hayat gerçekten vurdu seyirciyi. Üstelik “bu bir dizi nasıl olsa” diyip de geçemiyorsun çünkü gerçek hikayelere dayanıyor..

Han ve İnci ilişkisi, hepinizin de bildiği gibi ultra hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu bir yandan iyi, bir yandan kötü. Hem sahneler çok güzel, hem de bir sürü engeller var önlerinde. Sancılı bir süreç olacak belli, sonraki bölümlerde görüşmek dileğiyle. 

Birinci Bölüm Yorumu 

Masumlar Apartmanı Nasıl Bir Dizi? | 1. Bölüm Yorumu

Sonunda televizyonda böyle diziler görebilmek ne güzel.. Halka, Avlu, Mucize Doktor, Elimi Bırakma, Öğretmen, en son Kırmızı Oda ve şimdi de Masumlar Apartmanı. Töresiz, konaksız, sahte evliliksiz, sakar kızsız, kaba havalı patronsuz, yasak aşk entrikasız, kalitesiyle diğerlerinden ayrılan işler bunlar. 

İlk başta şu sıralar psikolojim dram barındıran şeyler izlemeye müsait olmadığından, başlamamıştım diziye. Ama çok beğenildiğinden haberdardım. Tekrarına denk gelince, istemsizce şans vermiş bulundum ve düşüncelerimi paylaşmaya geldim. Öncelikle söylemeliyim ki, gayet akıcı, izlemesi kolay bir dizi. Hiç sıkmıyor. İlk bölümü olmasına rağmen, hiç durağan bir yapıda değildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oyunculuklar gayet iyi, karakterler oyuncuların üstüne oturmuş. Birkan Sokullu hem Han rolüyle kendini sevdiriyor, hem de inanılmaz karizmatik bir şekilde, varoluşuyla adeta görsel şölen sunuyor bizlere. Farah’ın güzelliğine zaten diyecek bir şey yok, saçı da çok tatlı olmuş ayrıca.

Dizinin psikolojik temelli olması, en çok ilgi çeken yönü tabii ki. Bununla birlikte kadrosuna başarılı isimleri de toplayınca, ortaya sağlam bir iş çıkmış. Takıntılar, travmalar, zehir olan hayatlar.. “Aile” kavramı. 

Masumlar Apartmanı tüm bunlara odaklanıp yavaş yavaş irdeleyeceği için, cazip bir dinamiği var şu anda bence. Hikayeye çok güzel, düzgün bir yerden başlamışlar. İleriki bölümlerde bozulmaması en büyük dileğim. 

Herkes gibi ben de, Ezgi Mola’nın canlandırdığı karakteri (Safiye) sevmedim. Ama bu rahatsızlıklarının sebepleri, oluşum süreci ve varsa çözüm şekilleri çok merak uyandırıcı. Senaryo konusunda desteği alınan psikologlardan yalnızca tespitler değil de, bu konuda öneriler de duymak görmek isterim açıkçası dizide. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnci ve Han’ın sahneleri güzeldi. Baya hoş bir ikili olmuşlar bence. Gidişatta da, kiracılık meselesi yüzünden birbirlerinden uzak kalamayacakları için, başlar gibi olup da başlayamayan ilişkileri yakın zamanda başlar diye düşünüyorum. İnci’nin ve çevresinin Safiye’den çok çekeceği belli, (herkes gibi) ama acaba Han ne yapacak bunu önleyebilmek adına? 

Her iki aile de ilgi çekici bence. İnci’nin annesinin hikayesi öne çıkıyor, Han’ın tarafında ise hiç şüphesiz korkunç bir anne gözetiminde yetişmiş olan hasta Safiye ve zaman içinde ne yazık ki kendisine benzettiği kardeşi. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tabi küçük kardeşler var, onların önemi de göz ardı edilemez. Hepsinin senaryodaki yeri güzel, gerekli. Neler olacağını merakla bekliyorum. Bölüm yorumlarında görüşmek üzere! 🌸

error: Korunan İçerik!