Sonunda televizyonda böyle diziler görebilmek ne güzel.. Halka, Avlu, Mucize Doktor, Elimi Bırakma, Öğretmen, en son Kırmızı Oda ve şimdi de Masumlar Apartmanı. Töresiz, konaksız, sahte evliliksiz, sakar kızsız, kaba havalı patronsuz, yasak aşk entrikasız, kalitesiyle diğerlerinden ayrılan işler bunlar. 

İlk başta şu sıralar psikolojim dram barındıran şeyler izlemeye müsait olmadığından, başlamamıştım diziye. Ama çok beğenildiğinden haberdardım. Tekrarına denk gelince, istemsizce şans vermiş bulundum ve düşüncelerimi paylaşmaya geldim. Öncelikle söylemeliyim ki, gayet akıcı, izlemesi kolay bir dizi. Hiç sıkmıyor. İlk bölümü olmasına rağmen, hiç durağan bir yapıda değildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oyunculuklar gayet iyi, karakterler oyuncuların üstüne oturmuş. Birkan Sokullu hem Han rolüyle kendini sevdiriyor, hem de inanılmaz karizmatik bir şekilde, varoluşuyla adeta görsel şölen sunuyor bizlere. Farah’ın güzelliğine zaten diyecek bir şey yok, saçı da çok tatlı olmuş ayrıca.

Dizinin psikolojik temelli olması, en çok ilgi çeken yönü tabii ki. Bununla birlikte kadrosuna başarılı isimleri de toplayınca, ortaya sağlam bir iş çıkmış. Takıntılar, travmalar, zehir olan hayatlar.. “Aile” kavramı. 

Masumlar Apartmanı tüm bunlara odaklanıp yavaş yavaş irdeleyeceği için, cazip bir dinamiği var şu anda bence. Hikayeye çok güzel, düzgün bir yerden başlamışlar. İleriki bölümlerde bozulmaması en büyük dileğim. 

Herkes gibi ben de, Ezgi Mola’nın canlandırdığı karakteri (Safiye) sevmedim. Ama bu rahatsızlıklarının sebepleri, oluşum süreci ve varsa çözüm şekilleri çok merak uyandırıcı. Senaryo konusunda desteği alınan psikologlardan yalnızca tespitler değil de, bu konuda öneriler de duymak görmek isterim açıkçası dizide. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnci ve Han’ın sahneleri güzeldi. Baya hoş bir ikili olmuşlar bence. Gidişatta da, kiracılık meselesi yüzünden birbirlerinden uzak kalamayacakları için, başlar gibi olup da başlayamayan ilişkileri yakın zamanda başlar diye düşünüyorum. İnci’nin ve çevresinin Safiye’den çok çekeceği belli, (herkes gibi) ama acaba Han ne yapacak bunu önleyebilmek adına? 

Her iki aile de ilgi çekici bence. İnci’nin annesinin hikayesi öne çıkıyor, Han’ın tarafında ise hiç şüphesiz korkunç bir anne gözetiminde yetişmiş olan hasta Safiye ve zaman içinde ne yazık ki kendisine benzettiği kardeşi. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tabi küçük kardeşler var, onların önemi de göz ardı edilemez. Hepsinin senaryodaki yeri güzel, gerekli. Neler olacağını merakla bekliyorum. Bölüm yorumlarında görüşmek üzere! 🌸

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz