tds_thumb_td_300x0
İyi ki Doğdun Can Yaman!

Her rolü için ayrı özen gösteren, her karakteri ilmek ilmek işleyen, büyük emekler veren adam Can Yaman…

İnadına Aşk ile yükseliş yaşayan ve şimdilerde Erkenci Kuş’ta son zamanların en çok konuşulan karakteri “Can Divit”i canlandırıyor. Bakışlarıyla, gülüşüyle, ses tonuyla adeta insanı büyülüyor, kendine hayran bırakıyor.

Aslında oyunculuğa büyük bir tesadüfle başlamış. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra büyük bir firmada avukatlık yapmış, bir hafta diyerek çıktığı tatil uzadıkça uzamış. Şimdiki menajerleriyle tanıştığında ona oyunculuk dersi vermek istemişler. Avukatlık için de faydalı olur diyerek başlamış, bir anda kendini Gönül İşleri dizisinin setinde bulmuş.

Sırasıyla; Gönül İşleri, İnadına Aşk, Hangimiz Sevmedik, Dolunay ve Erkenci Kuş dizilerinde rol aldı. Yoğun dizi çekimi olduğu için film çekmeye fırsat bulamasa bile yakın zamanlarda yayınlanan iki reklam filmiyle bunun eksikliğini hissettirmiyor.

Verdiği röportajlarda kurduğu cümleler o kadar ilgi çekici oluyor ki “İçinin güzelliği dışına yansımış.” demezsek ayıp olur bence. Bugün itibariyle 29 yaşında ama o kadar çok şey yaşamış ki her şeyden bir ders çıkarmış. İster olumlu olsun, ister olumsuz olsun; “Her şeyde bir hayır vardır.” sözüyle hareket etmiş, “Şu an “vah vah” dediğimiz bir olay ileride “iyi ki böyle olmuş” dediğimiz bir şeye dönüşebiliyor.” diyor.

Bugün itibariyle 29. yaşına girdi. Her zamanki temennim şudur ki: Her yaşın geçen yaşından daha güzel olsun. Hep mutlu ol, hep gülümse. Sevdiklerinle güzel yıllar geçirmen dileğiyle. Ben hep destekçinim, iyi ki destekçinim…

İyi ki doğdun sen. ❣

Erkenci Kuş 14.Bölüm: Mutluluktan Sarhoş Olmak

14.bölüm Sanem’in aşkını itiraf ettiği sahneyle başladı. CanEm romantik anlar yaşarken açılan fıskiyeler de zaten sırılsıklam aşık olan ikiliyi gerçekten sırılsıklam etti. Farklı beklentiler içerisinde olsak da, aynı sahnede gelen iki kiss de bizi tatmin etti. 🙂

Islak olan kıyafetlerini değiştirdikten sonra beraber yemek hazırlamak için mutfağa gittiler. Tabiri caizse “çiçeği burnunda” olan CanEm, o kadar romantik ve tutku dolu anlar yaşıyorlardı ki biz ekran karşısında ağzımız kulaklarımızda izledik onları. Sanem elini keser diye endişelenen Can’dan tutun, yaptıkları aklına geldikçe pişman olan ama aşkına yenilip Can’a sımsıkı sarılmaya ihmal etmeyen Sanem’e kadar… O kadar naif seviyorlar ki birbirlerine tutku dolu derin bakışları, sarıldıklarında asla bırakmak istememeleri, belki de sadece birbirlerine sergiledikleri içlerini ısıtan sıcacık gülümsemeleri… Hepsi 14 bölüm boyunca beklediğimiz hareketlerdendi. Sonunda gerçek oldu deyip, koca bir “Oh!” çekebiliriz o zaman!

Bahçede minik bir ortam hazırlayıp orada birbirleriyle vakit geçirdiler, Sanem’in şapşal halleri, Can’ın romantik halleri derken Sanem yine tutamadı kendini ve sarhoş oldu. Sanem’in sarhoş olunca ne kadar saçmaladığını 5.bölümde görmüştük. Ama bu seferki onun kadar olmadı. Beraber sarıldılar. Can Sanem’i ona anlattı, Sanem Can’ı ona anlattı. Birbirlerinin gözlerinden nasıl göründüklerini anlamış oldular. Gülücükler, kahkahalar, aşk dolu bakışlar da cabasıydı tabii ki. Saat geçtikçe geçti, geçtikçe geçti. Sanem eve gitmesi gerektiğini söyleyince Can istemese bile kabul etti ve Sanem’i, her zaman dizilerde olduğu gibi, mahalleye girmeden bıraktı. “Keşke beraber kalsalardı,” diye içimden geçirmedim değil.

Sabah kahvaltı masasında Can’dan aniden gelen “Günaydın” mesajıyla Sanem’in ağzı kulaklarına vardı haliyle. Ev ahalisinin dikkatini de çekmiş oldu tabii. Herkes “Bu kız ne yaşıyor?” bakışları atarken, Sanem “Güliz’le konuşuyorum” diyerek bir yalan uydurdu. Ama sıyırdığını zannederken yine Can’dan gelen “Özledim” mesajı bizim kızı neredeyse havalara uçuracaktı. Üstüne bir de “Akşam bıraktığım yerde bekliyorum” mesajıyla Sanem çantasını kaptığı gibi Can’a koştu. Şirketin önüne kadar el ele geldikten sonra Sanem kimsenin bilmesini istemediği için Can’ın elini bırakıp önden şirkete girdi. Can da peşinden geldi.

Öte yandan Sanem’in anne ve babası Halil’e olan borçlarını ödemek için hâlâ diretiyorlardı. Hatırlarsanız -ki unutulacağını hiç sanmıyorum- Sanem Emre’den aldığı çekle tüm borcu kapatmış, ailesine de “Borcu taksit taksit ödüyorum” diye yalan uydurmuştu. Halil, ısrarcı olan Mevkıbe ve Nihat’tan artık kurtulmak için “Sanem geldi hepsini ödedi size niye yalan söyledi bilmiyorum” deyince ortalık yine karışacak kıvama geldi tabii. Bunu söylemesiyle Mevkıbe ve Nihat’ın harekete geçip Sanem’in canına okuyacakları kesindi zaten. Mevkıbe Sanem’i arayıp hesap sormaya giriştiğinde Sanem yırtmaya çalışmak için sesini değiştirerek toplantıya çağrılıyor numarası yaptı. Bunun sonunda büyük bir hesaba çekilecek belli…

Sanem’in şirkette metin yazarı olması üzerine herkes Sanem’e sarılıp tebrik ediyordu. Sanem Can’a çay götürdükten sonra tam sarılacaklarken odanın kapısının maalesef ki şeffaf camdan olması sebebiyle sarılamadılar. Mecbur tokalaştılar. 🙁

Can ve Emre arasında iş yüzünden sürekli bir gerginlik mevcut. Yine Emre, Can’ı “sen bilmezsin ben bilirim” misali ezmeye çalışıp şirketin başına geçmek için çabalıyordu. Bu işin sonu zaten hayra alamet değil ama gittikçe çıkmaza sürükleniyor.

Aylin, şirkette başladığı üç aylık danışmanlık için Sanem’i asistan olarak istemişti hatırlarsanız. Can da neden bilmiyorum ama kabul etmişti. Sanem ve Aylin odaya gitmişlerdi. Aylin yine ne yapıp edip Sanem’i kandıracaktı ve Can’la onları ayıracaktı.

Daha sonra arşive giden Sanem’in peşinden, “Seni beş dakika görmeyince özlüyorum” diyerek gelen Can onun deyimiyle “Bir doz Sanem” alıp gitti. Bunlara şahit olan Ceycey’in verdiği tepki şaşırmama sebep oldu doğrusu. Can gittikten sonra Sanem’in yanına gidip tam anlamıyla Sanem’le dalga geçti. Hayret ettim delirmemesine.

En ufak boşlukta baş başa kalmak için çabalayan Can, Sanem’i parka çağırdı. Sanem sessizce Can’ın arkasından gelip sürpriz yapacakken Can Sanem’i sırtına aldı. Sonra yere indirdi. Elindeki çiçeği Sanem’in saçına tutturdu. Sanem de Can’a yaptığı kağıttan kelebeği uzattı. Sebebi olarak da “Seni görünce içimde binlercesi uçuyor” dedi. Bölümdeki bütün CanEm sahnelerinde gözlerimden resmen kalpler fışkırdı!😍

Araba reklamının gerçekleşeceği mahalle Sanemlerin mahallesiydi. Bütçeleri olmadığı için bu iyi bir fırsattı aslında. Hazırlıklara başlanmışken ortaya çıkan Çakal İhsan işleri birbirine katmaya çalışacak ve bundan kendine pay çıkartmayı deneyecekti, bu belliydi.

Çekim vakti yaklaştığında hazırlıklar tamamlanmaya çalışılıyordu. Sanem’i borç vakası yüzünden sürekli köşeye sıkıştırmaya çalışan Nihat ve Mevkıbe tabii ki Sanem’in kıvrak zekası sayesinde başarılı olamadılar.

Aylin yine her zamanki gibi sinsilik peşinde koşarken maalesef doğru kişiyi gözüne kestirdi: Melahat. Manikür bahanesiyle konuşmaya çalıştı, dedikoducu Melahat da durur mu hemen çözüldü. Osman ve Sanem’in nişanlı olmadığını anlatıverdi bir çırpıda. Bunu öğrenen Aylin asla yerinde durmaz bunu biliyoruz. Planını iyi yaptı tabii.

Reklam seti arasında yine boşluk bulup Sanem’i tenha bir yere çeken Can sürekli Sanem’e yaklaşma çabasındaydı. Sanem’in kokusuna sürekli iltifat yağdırıyordu. Sanem de durmadı, o da kokusuna iltifat etti. Hatta dediğine göre Can’ın parfümünü yapmayı denemiş. Can “İyice çek içine belki yaparsın” deyince Sanem, bölüm boyu moodum olan cümleyi kurdu: “Şu an çok eridim!” 😅😅

Reklam filmi için Sanem’in seçtiği oyuncular gelince Sanem şok oldu. Beklediğinden daha güzel kızlardı. Kıskançlık yüzünden kızları Melahat’a emanet ederken asıl amacının ne olduğunu biliyorduk hepimiz. Kızları hoşlanmayacakları bir hale sokmak ve orayı terk etmelerini sağlamak… Başardı da 🙂

Öbür tarafta Emre, bir işi için Leyla’yı kandırarak söz verdiği salatayı yemeye götüreceğini söyledi ama asıl işi başkaydı. Birine rüşvet vererek işi almaktı asıl amacı. Leyla buna şahit olunca şok oldu. Sanem’e saf diyoruz ama Leyla’nın da ondan aşağı kalır yanı yok. O da saf, hala anlamadı Emre’nin nasıl biri olduğunu…

İhsan yine para almak için uğraşırken Deren’i itti ve Deren yere düştü. Oradan mahallenin delikanlısı Osman hemen yetişip Deren’i kaldırdı ve İhsan’ı kovdu. Bu sahnede anladığımız kadarıyla çok yakında Deren&Osman çiftini sıkça göreceğiz.

Sanem’in gönderdiği dört kadın yerine bulunacak isimleri tahmin etmek hiç zor değil: Sanem, Ayhan, Deren ve Aylin. Seksenler kılığına bürünen dörtlü baya baya baya iyi görünüyorlardı ne yalan söyleyeyim.

Set arasında yine kaçamak yapıp sahile giden CanEm’in yokluğunu fark eden Mevkıbe ve Nihat sahilin yolunu tuttular. Sanem ve Can’ı konuşurlarken görünce, Sanem de onları fark edince yine yalan uydurmaya başladı. O sırada Sanem’in rujunun izi Can’ın yanağında duruyordu. Mevkıbe fark edecek ve anlayacak derken Sanem yine olayı çevirdi ve bir kadının Can’ı öptüğünü söyleyip bahane uydurdu. Ben hâlâ Mevkıbe anladı diye düşünüyordum, ta ki giderlerken “Bunların arasında bir şey olamaz, kedi köpek gibi birbirlerini yiyor bunlar” diyene kadar. Öğrendiklerine ne tepki vereceklerine kestiremiyorum artık…

Sabah Can Sanem’i kahvaltıya çağırdı. O sırada planlarını uygulamak üzere eve gelen Aylin ve Emre de masaya oturdular. Yüzüğün de bulunduğu çantanın içini kasıtlı olarak yere boşaltan Aylin yine yaptı yılanlığını. Can da yüzüğü görünce işlerin karışacağını anladık. Yüzüğü eline aldı. Ayağa kalktı ve Sanem’e döndü. “Sanem bu senin nişan yüzüğün değil mi?” diye sorduğunda herkes birbirine bakmaya başladı. 14.bölüm de böyle sona erdi.

Yayımlanan 15.bölüm önizlemesinden anladığımız üzere Sanem yine bir yalan uydurmuş ve aralarının bozulmasına engel olmuş. Bakalım haftaya yayımlanacak bölümde neler olacak?

Bu arada, 14.bölümün başındaki fıskiye sahnesinde baya baya baya ıslanan Can Yaman şifayı kapmış ve maalesef hastanelik olmuş. Şakayla karışık bir dille sitem ettiği fotoğrafı instagram hikayesinden paylaştı. Kendisine geçmiş olsun diyelim!🙏

Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın…

Erkenci Kuş 13.Bölüm: Savaş Meselesi

Geçtiğimiz hafta yayımlanan 12.bölüm, Can ve Sanem’in “lanetli kayalıklar”da birbirlerine açtıkları savaşla noktalanmıştı. 13.bölüme de bu savaş meselesiyle başlangıç yaptık. Sanem’in yine kaçmaya yeltenmesiyle Can’ın sinirleri tepeye fırladı haliyle. “Bana aşıksın.” dedi, baya iddialıydı. Can Divit’e yakışan bir tavırdı.

Sanem, kayalıklardan dönünce Osman’la buluşmuştu. Ama ortada çok saçma bir şey vardı. Sanem ağacın tepesine çıkmış, neyin savaşını başlattıklarını düşünüyordu. Uzun uzun düşündükten ve sorguladıktan sonra Can’ı aradı. O kadar şeyin üstüne bir de adama “Can Bey” demesin mi? Can da zaten sinirli ve savaşın da etkisiyle “Ya bana Can diyeceksin ya da bir tek kelimeni dinlemeyeceğim.” dedi, haklı adam!🤦🏻‍♀️Sanem’in “Savaş derken tam olarak neyi kastettin?” sorusunun üzerine Can’ın cevabı yine baya baya baya mantıklıydı. “Bugüne kadar sana bakışım, sana gelişim, sana kurduğum veya kurmadığım bütün cümlelerde aradığın yanıt var.” Yine çok haklı!

Öbür taraftan, Divit evinde kriz vardı. Can’ın Metin’e olan kızgınlığının üstüne Arif de tepki göstermişti. Can da eve gelince Arif içinde ne var ne yoksa saydırdı. Üç yakın dost oldukları için bir bakıma haklıydı da söylediklerinde. Yalan konusunda daha bir hassas olan Can Divit, “Kardeşim dediğim adam bana bunu yapar mı?” diye Emre’ye sordu. Onu asıl sırtından vuran Emre’ye. Tam da adamına sordu yani. Sanem de düşünceleriyle boğuşur vaziyette sahilde yürürken Can ile yaşadığı anları, Can’ın söylediklerini, Can’ın hâl ve tavırlarını düşünüyordu. Sonunda Can’ın ilgisinin aslında bayadır var olduğunu geç de olsa anladı. Sonrasında Ayhan’la buluştu ve Can’ın Arifle konuştuğu konunun aynısını konuşmaya başladılar. İkisi de farklı yerlerde birbirleri hakkında neredeyse aynı şeyleri söylüyorlardı.😅

Fikr-i Harika ajansı, Aylin’in şirketi ile ortak yapacakları araba firması reklamı için halktan birisinin senaryosunu seçeceklerdi. Ceycey, Leyla, Sanem, Osman ve Ayhan mahallede toplaşıp mailleri kontrol ederken bir yandan da senaryo yazma peşindelerdi. Hayal gücü geniş, yazı yazma kabiliyeti yüksek ve yetenekli bir kadın olmasından kaynaklı olarak Sanem’in senaryosunun seçileceği bariz belliydi.

Yine Can’ın evinde toplaşılacak ve senaryo işi halledilecekti. Sanem, her ne kadar “Gelmem!” diye tuttursa da gelmişti. Herkesin içeriye geçmesini bekleyen Can, Sanem her ne kadar değişik bir tavırla Can’a tepki vermeye çalışsa da onu takmadı ve içeriye geçti. Yani Sanem fos. Can mutfağa geçince Sanem durur mu peşinden gitti. Sanem’in yüzüne bile bakmayan Can, Sanem’den tepki gördüğü halde tınlamadı ve içeriye geçti. Sanem kendi kendine söylenirken Ceycey, Sanem’in Can Bey’le konuşmasına kulak misafiri oldu. Can Bey demek yerine Can demesi Ceycey’in garibine gitti ve neden bey demediğini sordu. Sanem de “Kendisi öyle istiyor.” dedi. Sanem yine Ceycey’e sır vermek için çabaladı ve Ceycey’e her şeyi anlattı. Ceycey, sır öğrenince kendinden geçtiği ve tam anlamıyla delirdiği için cidden deli danalar gibi bahçede koşturup durdu. En sonunda havuza atlayıp suyun içinde “Albatros Can Bey’miş.” dedi ve biraz olsun rahatladı. Rahatladı rahatlamasına ama herkesin aklına “Ne oldu?” sorusu vardı. Güliz konuyu toparladı ve Ceycey’le ekibi evlerine gönderdiler.

Akşam Sanemlerin evinde yemek zamanı geldiğinde patron-çalışan konusu açıldı. Mevkıbe, patron ve çalışan arasında neden aşk olsun diye bahsederken Leyla da Emre’ye beslediği aşktan dolayı gerildi ve tepki gösterdi.

Sanem o esnada kremlerini yapıyordu ve Can’ı düşünüyordu. Can da elinde Sanem’in dileğiyle Sanem’i düşünüyordu. Sanem kremlerini tek tek yapıp her birinin üstüne “C.” ve Can’la yaşadığı anıların mekanlarını yazıp yapıştırdı. Can da Sanem’in dileğini açtığında gördüğü şeye karşı tebessüm etmekten kendini alıkoyamadı. Dilekte de “C.” yazıyordu. Sanem, resmen açık açık Can’ı dilemişti. Tahmin ediyorduk tabii ki, ama görünce farklı oldu 🙂

Sabah şirkette Ceycey ve Sanem konuşurlarken Can şirkete geldi. Sanem’in “Günaydın”ına karşılık tek bir kelime etmeden odasına yönelen Can aslında bu tavrında çok haklıydı. Hatta bana kalırsa Sanem’e karşı bu tepkiyi çoktan vermesi gerekiyordu.

Deren herkesi toplayıp senaryonun kazananını açıklayınca Sanem şaşırdı ve tabii ki mutlu oldu. Zaten onun kazanacağı belliydi. Sanem kimseye söylemedi ama Can tabii ki Sanem’in tavırlarından onun olduğunu anlamıştı.

Sanem Can’a çay götürmek için odaya girdiğinde Can ve Deren’in konuşmasını duydu. Akşam beraber bir yere gideceklerini duyunca tepki verdi, toparlayabilmek için de Erkenci Kuş rumuzlu senaryo kazananı -kendisi- hakkında bir şeyler uydurdu. Saçma bir şekilde de olsa toparlayabilmesi iyi oldu, hem savaşı kaybetmemek adına hem de Deren tarafından fark edilmemek adına…

Güliz şirkete gelen Osman’ın falına bakarken Leyla yanlarına geldi. Aralarında bir şeyler olacağını sezdiğinden ve muhtemelen kıskançlığından aralarına daldı. Ama ne yaptıysa aralarına girmeyi başaramadı.

“Erkenci Kuş” rumuzlu senaryo kazananı gizli numaradan Can’ı aradı. Can, bulunduğu yerin az ilerisinde saklanarak telefonla konuşan Sanem’i görünce alaylı bir şekilde konuştu ve telefonu kapatırken de “On dakika içinde odamda ol Erkenci Kuşşş.” dedi 😅 Sonra Güliz’i yakalayıp dedikoduyu söyledi ve “Hadi yay.” dedi. Can’ın Güliz’in dedikoducu kişiliğini çözmüş olması harika!😅

Can’ın odasına gidip bu işte çalışmak istemediğini söyleyen Sanem’le Can’ın arasında tam olarak gerilim dolu anlar yaşandı. Projeyi devretmek istediğini söylediği halde Can kabul etmeyip “Burada çalışamazsın.”diyerek posta koydu. “Ben ekibimde her güzel şeyi eliyle iten birini istemiyorum.” dedi ve resmen Sanem’i kovdu. Onun şaşkınlığını yaşıyorken Sanem bir hırsla -nasıl oldu bilinmez- toplantı mahaline daldı. Can bu durumdan memnun kaldı tabii, hemen reklamı yapılacak olan şirketin sahipleriyle tanıştırdı. Sonrasında şirket sahipleri Can’la konuşarak Aylin’in Fikr-i Harika Ajans’ta danışmanlık yapmasını istediklerini dile getirdiler. Aylin tabii ki her zamanki sinsiliğiyle önceden bunu konuşup ayarlamıştı. Aylin asistan olarak Sanem’i istedi, tabii ki yine CanEm’in aleyhine bir şeyler planlamak içindi.  Şirkette üç ay boyunca Aylin’i çekecek olmaları ve bizim de ekran karşısında sinir krizi geçirecek olmamız baya kötü, baya baya kötü!

Can ve Sanem arşivde karşılaştılar. Can hâlâ mesafeliydi. Sanem de bunu tepkili bir şekilde dile getirdi. Can yaklaştı, “Bu mesafe iyi mi?” diye onay istedi ama Sanem kabul etmedi. Sanem kabul etmeyince daha da yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı. Sanem’in “Seni çekici bulmuyorum.” sözlerini kullanarak Sanem’in dibine girdi. Sanem’i etkisi altına aldığı anda geri çekildi “Sanem Aydın, kaybedeceğin savaşa hiç girme bence!” dedi ve yanından ayrıldı. Bu da taktik. Hatta Ayhan’ın da bölümde dediği gibi “Taktik maktik yok bams bams bams!”

Reklamın çekileceği mahallenin bulunması için Can, Sanem’i Kerim’le gönderecekti. Bunu öğrenen Sanem soluğu Can’ın yanında aldı ve “Sözleşmede seninle gitmem gerektiği yazıyor.” diyerek Can’ı ikna etti. Beraber mahalle arayışına gitmek üzere yola koyuldular. Can’la başbaşa olduğu için gerilen Sanem, bir üşüdüm bir sıcakladım derken iyice dengesini şaşmıştı. Sanem radyoyu açtığında Can şarkı seçip açtı. Seçtiği şarkı romantik bir şarkıydı. Birbirlerine attıkları kaçamak bakışlar sahnenin romantizmini kat kat artırıyordu!

Herkese kendi fotoğraflarını imzalayıp dağıtan Zebercet, Osman gibi ünlü olma çabasındaydı. Mahallede yine fotoğraflarını dağıtırken polisler geldi ve Zebercet’in asker kaçağı olması sebebiyle onu alıp götürdüler. Cihan Ercan beyefendi diziden mi ayrıldı bilemiyorum, eğer öyleyse üzüntümü dile getirmek istiyorum. Çünkü enerjiyi yükselten karakterlerden birine hayat veriyordu. Eğer diziden ayrılmıyorsa bu sahnenin diziye ne katkısı olacak merak ediyorum…

Mahalleleri tek tek gezen CanEm’in son durağı Sanem’in oturduğu mahalleydi. Bu tabii ki Can’ın fikriydi. 4 ayrı oda gerekiyordu ve bu odalardan birinin Sanem’in odasının olmasını talep edip, odaya yöneldi. Odaya girdiğinde dikkatini çeken ilk şey “Milena’ya Mektuplar” kitabıydı. Sonrasında aynaya asılı olan Sanem’e şifresini yani “Albatros”u yazdığı kağıt ve duvardaki albatros resimleri dikkatini çekmişti. Odadan çıkarken ise Sanem’in üstüne yazı olan kremlerini gördü. “C. ne?” diye sorduğunda “Cavidan teyze.” cevabını aldı, o da Sanem’e karşılık olarak dileği Sanem’e uzattı ve “Bende de var bir Cavidan Teyze, dilek ağacında buldum.” dedi. Sanem’in sert çıkışı üzerine yine gerilim ortamı oluştu ve Can içinde dolan ne var ne yoksa söyledi. Sanem’in tavırları yüzünden sevmediğini düşündü. “Artık rahat edebilirsin, zerre kadar inanmıyorum senin beni sevdiğine. Tebrik ederim Sanem, savaşı sen kazandın…” deyip evden çıktı. Sanem her ne kadar peşinden gelip ikna etmeye çalışsa da nafile.

Akşam olduğunda Can, Deren’e verdiği sözü tutmuş ve onunla buluşmuştu. O sırada pişmanlığından dolayı kendini affettirmek isteyen Sanem Can’ın evine gidip dört saat boyunca onu beklemiş. Can eve geldiğinde Sanem’i bahçede otururken gördü ve yine mutluluğuna engel olamadı. Sanem’in yanına gidip oturdu. Daha önce rüyasında gördüğü anın gerçek olmasına şaşıran Can bunu tabii ki dile getirdi. Can’ın yönelttiği her soruya “Çünkü seni seviyorum.” cevabını veren Sanem hepimizi şaşırtmıştı doğrusu. Üstüne bir de, “Kendimden bile daha çok seviyorum.” deyince hepimiz için akan sular durdu…

Erkenci Kuş’un 13.bölümü de bu şekilde sona erdi. Her geçen bölüm daha da heyecanlı geçiyor. Umarım dizi hiçbir zaman bu enerjisini kaybetmez…

Haftaya görüşmek üzere…

Sevgiyle kalın…

 

Can Yaman Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey!

Bu yaz Erkenci Kuş dizisiyle hayran kitlesini ve popülerliğini arttıran Can Yaman hakkında bilmeniz gereken 10 şeyi bu yazıda bulabilirsiniz.

1- Ne zaman ve nerede doğdu? Nereli?

7 Kasım 1989 gecesi İstanbul’un Suadiye semtinde doğdu. Baba tarafı Yugoslav göçmeni, babaannesi Makedon, büyükbabası ise Üsküp Priştinalı’dır.

2-Hangi okullarda okudu?

İlkokulu Bilfen Koleji’nde, liseyi de İtalyan Lisesi’nde okuyup birincilikle bitirmiştir. Lisede değişim öğrencisi olarak Amerika’ya gitmiştir. Yeditepe Hukuk Fakültesi’ni dereceye girerek bitirmiştir.

3-Rol aldığı projeler hangileri?

Oyunculuk hayatına 2014 yılında TMC Yapım’ın Gönül İşleri dizisiyle başladı. Daha sonra İnadına Aşk, Hangimiz Sevmedik ve Dolunay dizilerinde rol aldı. Şu an Erkenci Kuş dizisinde Can Divit karakterini canlandırıyor.

4-Can Divit karakterine nasıl hazırlandı?

Dolunay dizisi bittikten sonra, altı aylık boşluğunda imaj değişikliği yaptı. Saçlarını uzattı. Sıkı bir çalışma temposuyla ve antrenörleri eşliğinde boks ve spor yaptı.

5-Avukatlıktan oyunculuğa nasıl geçti?
Tatildeyken şimdiki menajerleriyle tanışmış ve özel ders teklif etmişler. Avukatlığa da faydası olur diye kabul etmiş, oyunculuk hayatı böyle başlamış.

6-Herkes gibi onun da hayali var. Peki, onun hayali ne?

Ferzan Özpetek’in bir filminde yer almak hayaliymiş. İtalyancası da olduğu için bu çok mümkün! 🤗

7-Çok pozitif bir insan olduğunu biliyor muydunuz?

“Kötülükten beslenen kim varsa, bir sabah uyandığında iyiliğin güzelliğini ve değerini anlasın isterim…” ALLMen dergisi Aralık 2017 sayısı

“Olan ya da olmayan bir şey için ne sevinirim ne de üzülürüm. Bilirim ki hakkımda hayırlısı neyse o zaten olacaktır. Ne yapabilirimden çok, ne yapmak istediğimi düşünüyorum ve onun için çok çalışıyorum.” Men’s Fitness dergisi Şubat 2017 sayısı

Bu kadar pozitif olunur mu?  “Şansın sadece çok çalışanların ve kalbi temiz olanların yanında olduğuna inanıyorum.” Men’s Fitness dergisi Şubat 2017 sayısı

“Zaman herkeste neyin değişmesi gerektiğini size tecrübelerle fark ettiriyor…” İstanbul Life dergisi Temmuz 2018 sayısı

“Ailemin bana verdiği en büyük yadigârın karakterim olduğunu düşünüyorum. Dürüstlüğü, çalışma azmini ve en önemlisi kul hakkı yememeyi öğreten bir ailem olduğu için kendimi hep şanslı görmüşümdür.” BeMan dergisi Eylül 2017 sayısı

8-Aşk onun için nasıl bir şey?

Can Yaman’ın aşk ile ilgili düşünceleri şöyle: “Edebiyatla süslenen birtakım aşk tarifleri var tabii ama aşk bizlerin, filmlerde gördüğü ve kitaplarda okuduğu karakterlerle birlikte olmak isteyip birlikte olamamamızdır. Kitapları bir yana bırakırsak aşk bana göre, arzuladığın bir insanla geçici bir süre, diğer insanlardan daha çok zaman geçirmek istemen ve sevmen demek.”

9- Can Yaman’ın magazinden pek haz etmediğini söylersek yalan olmaz!

Magazin hakkında şöyle diyor: “Herkes, her şeyi bilmek zorunda değil. Magazinsel olmayı tercih etmiyorum. Başım ağrımasın diye magazinde yer almamaya çalışıyorum.”

10-Herkes gibi onun da hayran olduğu oyuncular var!

Türklerden Uğur Yücel, Şener Şen, Haluk Bilginer; yabancılardan ise Brad Pitt’e hayranmış.

Dört yıl içinde neredeyse hiç ara vermeden beş projede yer alan Can Yaman, başarılarını son günlerde artırıyor. Hatrı sayılır bir hayran kitlesi var ve bu hayran kitlesi sadece Türklerden değil; İtalyanlardan, Arnavutlardan, Araplardan, İspanyollardan ve daha sayamadığımız birçok milletten insandan oluşuyor. Magazin haberleriyle değil, işleriyle ve oyunculuğuyla gündeme gelmeyi tercih ediyor. 

Can Yaman, şahsen gördüğüm en pozitif insanlardan biri. Her ne olursa olsun, bardağın dolu tarafından bakmayı tercih ediyor. Sanıldığının aksine sıfır egolu, çok samimi biri. Bence herkesin tanıması ve takip etmesi gerektiği biri. Bundan sonra çok daha iyi projelerde yer alacak buna eminim.

Yolu hep açık olsun…

Erkenci Kuş 12.Bölüm: Ben Sana Aşık Oldum

11.bölüm Albatros ve Sanem’in büyük kavuşmasıyla sona ermişti. Bu bölümde Sanem, Albatros’un Can olduğunu öğrenince sevincini gizlemeyi beceremeyip içindeki tüm coşkuyu ve heyecanını dışarı vurdu. Can’ın onu sevdiğinden tam emin olamadığından mıdır bilinmez, hâlâ “Can Bey” demeye devam etti. Ama Can, bizi duymuşcasına –sonunda- “Bu geceden sonra Can mı desek?” dedi. Sanem hayret ettirecek bir şekilde hemen kabul etti ve “Can.” demeye başladı, aslında bir nevi prova yapıyordu. Gitmek isteyen Sanem, Can’ın “Bence sen bir yere gitme, benim yanımda kal…” teklifini nasıl oldu da reddedebildi hala aklım almıyor. 😅  Opera binasından çıkıp yürürken sokakta şarkı söyleyen ve onları dinleyen insanların arasına dalıp dans etti, mikrofonu kaptığı “Albatros Can Bey’miş!” diye bağırdı. Aşkını ve coşkusunu tüm İstanbul’a duyurdu resmen. O esnada kendini sahile atan Can ise içindeki heyecan ve aşkı babasına anlatmayı, ama dolaylı yoldan anlatmayı seçmişti. “Tüm dünyada arayıp da bulamadığımı, nihayet burada İstanbul’da buldum diyebilirim.” dediği an hepimiz mest olduk.😍

Osman’la buluşan Sanem, Ayhan’a anlatamadığından, içinde ne var ne yoksa hepsini Osman’a anlattı. Can’ın kendisine aşık olduğuna emin olduğu halde, Osman’ın sözleri karşısında kafası allak bullak oldu. Ama “Böyle bir öpüşme yok!” diyerek heyecanını kaybetmemesi beni mutlu etti. 😇

Orgatte içeceğinin fotoğraf çekimi için Can’ın fotoğraf makinesinin kullanılması gerekiyordu. Deren’in söyleyiş tavrından anladığımız üzere Can, normal şartlarda bunu asla kabul etmezdi ama içindeki mutluluk sayesinde hemencecik kabul etti. Hatta Deren de şaşırdığı için tekrardan sordu. Ama neyse ki Can’ın fikri sabitti. 

Öte yandan Sanem; gülümsemelerle birlikte Can’ı düşünürken, iç sesine (onun deyimiyle kafa sesine) hâkim olamadı. Polen’i sorgulayan hatta Can’dan uzaklaşmasını söyleyen bu kafa sesi zaten kafası karışık olan Sanem’in aklını iyice bulandırdı.

Ayhan ve Ceycey cephesinde de işler biraz karışıktı. Aşk konusu açıldığında Ayhan Ceycey’e “Senin aşkın bende karşılıksız.” deyince beklediğimin aksine Ceycey’den sakin bir tepki gelmişti. Bense Ceycey’den her zamanki motora takıp konuşmasını, hatta bağırmasını beklemiştim. O “Bende belirsizlik fobisi var, netleşince o da gitti.” diyerek konuyu açıklığa kavuşturup gitti.

Can, eve geldiğinde içeriye girer girmez Polen’in bırakmış olduğu notu gördü. Tam tahmin ettiğim gibi; doğum günü partisinden Sanem’in yanına giden Can’ı görünce artık ondan vazgeçmiş ve dönüş biletini çoktan almıştı. Neyse, başımız bir beladan ve karmaşıklıktan kurtulmuş oldu. Daha rahatız en azından, şimdilik tabii! 🙃

Can hâlâ içindeki mutluluğu atamamış bir vaziyetteydi. Her ne kadar beğenmese de Sanem’in yaptığı çiğköftelerden yedi. Çiğköfteleri yerken Sanem’le kavuşma anını düşünüyor ve gülümsemesine engel olamıyordu. Sanem de aynı şekilde, Can’ı düşünüyordu…

Sabah olduğunda, Ayhan tabii ki hemen Sanem’in evine geldi ve onunla konuştu. Mevkıbe de durur mu? Sanem ve Ayhan’ı dinlemeye peşlerinden geldi. Neyse ki konuşmanın tamamını duyamadı, sadece sonuna denk geldi. Ayhan Sanem’i kurtarmak için kaş göz yaptı ve Sanem de hemen konuyu değiştirdi. Bakkalda Nihat ile Mevkıbe’nin konuşma gündeminde hâlâ Sanem’in Can Divit konusunda boşa ümitlenmesi vardı. Ah bir bilseler aralarındaki aşk ne kadar tutkulu, ne kadar kuvvetli…

Sanem’i şirkete yürürken gören Can tam anlamıyla (😅) Sanem’in peşinden koştu ve “Günaydın.” dedi. Beklemediği bir şekilde “Günaydın Can ‘bey’” cevabını alınca garipsedi haliyle. Bunun üstüne “Dün gece senin o güzel kafanda neler yaşandı?” dedi. Bir insan, neler olduğunu bu kadar tatlı bir şekilde sorgulayamazdı herhalde.

İkisi birlikte şirkete girdiler. Peşlerinden gelen Ceycey ve Deren onlara seslendikleri ve bir şeyler anlatmaya çalıştıkları halde ikisi de onları takmadı ve yollarına devam ettiler. Can’ın odasına girdikleri gibi Can Albatros’u sorgulama mevzusunu açtı, Sanem de sorularını teker teker yöneltmeye başladı. Can her bir soru için cevap verirken Sanem’e yaklaştı. Aralarındaki tutku metreler öteden belli aslında!

Toplantıya geçilmeden önce Deren Sanem’i odasına çağırmıştı. Umursamaz bir tavırla Deren’in odasına gitti. Önce, fotoğraf çekimi için Osman’ı ikna etmesi gerektiğini söyledi. Sanem kendinden emin bir şekilde Osman’ı ikna edeceğini söylediği için Deren biraz kinayeli bir şekilde “Yeni ayrıldınız ama baya arkadaş gibisiniz. Çok medenisiniz.” gibi cümleler kurdu. Sanem de işkillendi ve ona göre cevaplar vermeye çalıştı. Gitmeye yeltendiği anda Deren Sanem’e kendince öğütler verdi. Aklı sıra Sanem’i tehdit edecek ve Can’dan uzak durmasını sağlayacak. 😅 Deren’in ne konuda konuşacağını az çok kestirmiştim ama bu kadarını tahmin etmemiştim…

Şirkete Aylin’in gelmesiyle ortalık yine biraz gerilmişti. Aylin, Emre odasında olmadığı hâlde odaya gideceğini söyleyip oraya yöneldi ama kapının önünde Leyle ile karşılaştı. Leyla, Emre’ye karşı olan hislerine yenik düşüp “Emre Bey odada yokken sizi odaya alamam.” deyip Aylin’i odaya sokmadı. Emre geldiğinde Aylin ilkokul çocuğu gibi şikâyet etse bile Emre’den beklemediği bir tepkiyi gördü. Emre Leyla’yı haklı buldu. :))

Sanem, Osman’ı ikna etmek için telefonda konuşurken onun olduğu yere çay almak için Can da geldi. Ortalıkta kimse de yokken sorgulanmaya devam etmek istedi. Ben “Can ne kadar meraklıymış sorgulanmaya” derken, Sanem sanki bunu duymuş gibi aynı cümleyi Can’a karşı söyledi. Ama Can durmadı tabii ki ve “Bu gereksiz kısımları atlayıp bir sonraki levele geçmek istiyorum.” dedi. Sanem hala ısrarcı aynı seviyede kalmakta. Sanem yeni sorusunu Can’a yöneltti. Neden nişanlısından ayrıldıktan sonra Albatros olduğunu kendisine söylemediğini merak etmişti. Can’ın verdiği cevap Sanem’i çok şaşırttı. Hatırlarsanız 5.bölümde kulübede Sanem sarhoş olmuştu ve dans ederlerken Can Sanem’e “Aradığın Albatros benim.” demişti. E sarhoş olduğu için Sanem bunu hatırlamıyordu tabii ki.

Hem kızlarını görmek için hem de faturayı getirmek için şirkete gelen Nihat, Can’ın odasındaydı. Can Sanem’den iki çay isteyince Sanem eline tepsi ile gergin bir şekilde odaya girdi. “İki bardak çay ne ya? Semaver getirelim isterseniz.” gibi cümleler kuran Sanem’e karşı Can onu sonunda sakinleştirdi ve babasının da odada olduğunu, çayın ikincisinin de onun için olduğunu gösterdi.

Geçen bölümde Leyla’yı unutan Emre, bunu telafi etmek istediği için şirkete salata sipariş etti. Başta kabul eden ama sonra vazgeçen Leyla, Güliz’i görünce salatayı eline tutuşturdu. Sonunda saçma bir aşk peşinde koştuğunu anlıyor sanırım…

Sanem kostüm işleriyle uğraşırken Can yine Sanem’in yanına geldi. Sanem baya uğraştı kaçmak için. Gözüne fotoğraf makinesi ilişince, “Ceycey’e götürmem lazımdı.” deyip kaçtı. Ama koşa koşa makineyi getirirken biriyle çarpışınca makine elinden fırladı ve yere düşüp parçalandı. Tabii herkeste bir telaş! Can’ın makinesi, üstelik çok nadir bir parça. Sanem başta olmak üzere herkes telaş yaptı. Herkes toplandı “Ne yapsak, ne etsek?” diye düşünmeye başladı. Deren, makineyi tamir edebilecek tek kişiyi aradı ama onun da müsait olmadığını öğrenince yine telaşlandılar. Kalabalığı gören Can oraya gelince makinenin parçalarını sakladılar. Sakin bir dille neler olduğunu Can’a anlattılar, tabii makine onun yüzünden kırıldığı için suçluluk duygusuyla ağlamaya başlayan Sanem’i görünce sakin cevaplar verdi. Makineyi ve parçalarını alıp kendi tamir edebileceğini söyledi ve Sanem’i de alıp odasına gitti. “Senin gözyaşlarından önemli değil.” dedi ve biz mest! Tamir ederken yanında durması için Sanem’i de karşısına oturttu. Makineyi tamir edince denemek amaçlı (aslında kendisi öyle istediği için.😅) Sanem’in fotoğraflarını çekti.

Fotoğraf çekimi için hazırlık yapılırken Güliz, Osman’a karşı çok ilgiliydi. Sürekli ona bakıyor, onunla konuşuyordu. Eğer Osman Leyla’dan vazgeçerse Güliz ve Osman shiplerim!

Sanem ve Can beraber gezip konuşurlarken, konu konuyu açtı ve Can’ın geçmişine geldi. Can Divit, sevdiği kadına güvenerek ne var ne yoksa anlattığı için benden bir puan daha kazandı.

Can Sanem’i şef arkadaşının yanına götürmeye ikna etti, aslında götüreceği yer evinin bahçesiydi. Güzel bir hazırlık yapılmıştı. Başbaşa yemek yediler, konuştular, sohbet ettiler. O kadar güzel bir çift oldular ki izleyip izleyip hayran oluyorum resmen.

Can Sanem’i alıp çocukluğunun geçtiği eve getirdi. Beraber manzarayı biraz seyrettikten sonra Can Sanem’e gözlerini kapatıp İstanbul’un sesini dinlemesini söyledi:

“Ne duyuyorsun?”

“Martılar, dalgalar, rüzgâr çıngırakları, vapurlar, gülen çocuklar, rüzgar…”

“Başka?”

“Benim sesim, sizin sesiniz…”

“Ben sana aşık oldum Sanem.”

Can, Sanem’e o kadar derin, o kadar güzel bakıyor ki. Hepimiz o an içimizden “Can Divitler gerçek olsun!” dedik, o kadar yani! 😍

Akşam Can eve gittiğinde Emre’yle konuştular. Emre ısrarla aşık olduğu kadının kim olduğunu sordu. Sanem olduğunu öğrenince aklına Sanem ile birlikte yaptıkları onca kötü plan geldiğinde suçluluk duygusundan da değil, tehlike oluşturacağından, Can’ın mutluluğunu görüyor olmasına rağmen “Sanem sana göre değil.” gibi cümleler kurdu. Kısacası zırvaladı. Dizide öyle bir çift yapmışlar ki; hem Aylin, hem Emre ikisi de birbirinden itici!🤢

Sanem de Ayhan ve Osman’la konuşurken Emre ile yaptığı şeylerin suçluluğunu yaşıyordu ve ne yapacağını bilemez haldeydi. Emre’yi aradı ve buluştular. Sanem Can’a her şeyi anlatmak istediğini söyledi ama Emre kendi başına geleceklerden korktuğu için reddetti. Israrla “Affetmez.” demeye devam etti.  Üstüne, yaptıkları hiç yetmemiş gibi aralarındaki aşkı kötüledi. İçimde tuttuğum tüm kötü kelimeleri Emre’nin yüzüne haykırma gibi bir fırsatım olsaydı keşke!

Ertesi sabah Can’ın evinde herkesin bulunduğu bir toplantı yapılacaktı. Can ve Sanem mutfaktalar iken Sanem yine “Can bey.” deyince Can “Bir daha bana baş başayken Can bey dersen seni öpmek zorunda kalırım.” cümlesini kurduğunda hem Sanem hem de biz adeta erimiştik!

Herkes masaya oturduğunda Aylin zaten yapacağını çoktan yapmıştı. Sanem’e Can’ın yalana tahammül edemediğini göstermek için çevirdikleri dolap, aslında suçlu olsa bile Metin ve Can’ın arasını fena halde bozdu. Can annesiyle hiç görüşmüyordu ve meğerse şirketin hisselerinden biri Can’ın annesine aitmiş. Metin de şirketin avukatı olduğu için annesine şirkette olanları bildirmek zorundaydı. Can’ın, Metin’in prensip gereği şirketin avukatlığını yapamayacağını söyleyip, çocukluk arkadaşından vazgeçtiğini gören Sanem’in içinde ne fırtınalar koptuğunu tahmin etmek zor değildi. Herkes orayı boşaltınca Emre Sanem’in yanına gidip, “Görüyorsun dimi? Abime en ufak yalanın bedelini.” dedi. Abisinin düşmanı resmen bu adam!

Sinirli olduğu halde Sanem’in yanına neşeyle gelen Can’ı görünce Can’ın aşkının büyüklüğüne gerçekten çok emin oldum. Yine sahile, aynı yere gittiler. Sanem her zamanki gibi zırvalamaya başladı. Can’ın zaten bozuk olan sinirleri iyice bozuldu, adam sinirden deliler gibi gülmeye başladı. Aralarında ne kadar ciddi olduğunu anlayamadığım bir savaş başladı. Dizinin son dakikalarında ve mevzu hala savaş iken aralarında geçen diyalog beni dakikalarca kahkaha atmaya zorladı resmen.

“Savaş diyorsunuz yani? Tamam, ben hazırım. Bakalım Sanem mi yaman, Can mı yaman görelim.”

“Tabii ki Can Yaman! Benim yamanlığımı test etmek istemezsin.” 😅

Erkenci Kuş’un 12.bölümü de açılan bu savaşla sona erdi. Benim için bu bölümün en güzel sahnesi, Can’ın Sanem’i çocukluğunu geçirdiği köşke götürüp orada ilan-ı aşk ettiği sahneydi. O sahne çok naif, çok güzel bir sahneydi. Defalarca izleyeceğime, hatta sizlerin de izleyeceğine eminim.

Haftaya görüşmek üzere…

Sevgiyle kalın…

 

error: Korunan İçerik!