tds_thumb_td_300x0
Club De Cuervos Ülkemizde Çekilse Kimler Oynar?

Futbol severler buraya! Futbolu seviyorsanız ve içinde komedi de varsa tadından yenmez. Netflix’in ilk İspanyolca dizisi olma özelliği taşıyan, Emmy adayı Meksika yapımı dizi Club De Cuervos ülkemizde pek ilgi görmese de tüm dünyada büyük etki bıraktı. Meksika’nın Nuevo Toledo şehrinin geçim kaynağı olan Cuervos futbol kulübünün sahibi Don Salvador’un ani ölümü kulüpte büyük bir kaos yaratır. Chava ve Isabel isimli iki kardeş babalarının ölümünden sonra başkan olmak için büyük savaş vermek zorunda kalacaktır. Bir futbol takımının başına gelebilecek tüm absürtlüklerin yaşandığı, komedi soslu futbol dizisi ülkemizde çekilse kimler oynardı diye düşündüm ve kendimce bir liste hazırladım iyi eğlenceler.

Uraz Kaygılaroğlu (Chava Iglesias)

Don Salvador’un ikinci eşinden olan çocuğu Chava Iglesias, ailenin küçük şımarık bir çocuğudur. Babası takımın başındayken hiç takımla ilgilenmemiş, hayatını eğlence üzerine kuran bir insandır. Futbol bilgisi hiç yoktur. Futbolla tek ilgisi takımdaki futbolcuları yoldan çıkarıp partilemek ve takımının güzel spikeri Paty Villa’dır. Babasının ani ölümünden sonra kendi reklamını yapmak ve meydanı üvey ablasına bırakmamak için futbol kulübüne başkan olmak ister. Bu eğlenceli, deli dolu, şımarık karakteri bizde Uraz Kaygılaroğlu çok güzel canlandırabilir diye düşündük.

Ebru Cündübeyoğlu (Isabel Iglesias)

Isabel Iglesias ise Don Salvador’un ilk eşinden olma kızıdır. Takımın kalecisi Rafael ile evli olan Isabel, küçük yaşlarından itibaren futbolla ve kulübüyle baya ilgilidir. Babası yaşarken dahi takımla ilgilenmiştir. Babası öldükten sonra takımın başkanı olmak ister çünkü kardeşinden daha iyi yöneteceğini düşünüyor. Fakat sırf kadın olduğu için yaptıkları göz ardı edilen bir kadındır bu yüzden başkanlık yolunda tek uğraşacağı kişi kardeşi değildir. Önyargılı olan eril düşünceye karşı da bir savaş verir. Entelektüel, güzel ve feminist Isabel’i Ebru Cündübeyoğlu çok güzel canlandırabilir ve Uraz Kaygılaroğlu ile güzel bir abla kardeş ikilisi olabilirler.

Bige Önal (Mary Luz Solari)

Chava ve Isabel kardeşlerin tüm dengesini değiştirecek olan bir karakter; Mary Luz Solari. Cuervos kulübünün başkanı Don Salvador’un herkesten sakladığı genç ve güzel sevgilisi. Mary 20li yaşlarının ortalarında olan, oyunculuk denemeleri yapmış ama hiç başarılı olamamış bu yüzden kolay yoldan para kazanmak için kendinden büyük adamlarla birlikte olan birisidir. Don Salvador’un cenazesine hamile bir şekilde gelir ve mirastan hak talep eder. Mary, Isabel’in azılı düşmanı, Chava’nın da büyük aşkı olur. Güzel, alımlı ve zeki Mary’i bizde Bige Önal canlandırabilir ve Uraz Kaygılaroğlu ile iyi bir ikili olabilir.

Rafael Reyna (Halit Ergenç)

Rafael Reyna diğer bir deyişle Buffon… Cuervos takımının as kalecisi ve başkanın kızı Isabel’in kocasıdır. Cuervos takımının kurulduğu andan beri kaleciliğini yapmaktadır. Başkanlık yolunda karısı Isabel’i destekleyen tek kişidir. Halit Ergenç’in komedi yönünü daha fazla görmek istediğimiz için Rafael’i çok güzel canlandırabilir ve Ebru Cündübeyoğlu ile güzel ikili olabilir.

Sarp Bozkurt (Hugo Sanchez)

Hugo Sanchez, Chava için sadece bir asistan değil, eli ayağı, Chava için her şeyi yapabilecek tek kişi evet Chava’ya annesinden bile daha fazla değer veren tek kişi. Chava’yı sevdiği kadar onu her şeyiyle eleştiren, ağzından gelen her şeyi söyleyen birisi. Patronunu başkanlık yolunda sonuna kadar destekleyen, sempatik kişiliğiyle dizinin fenomeni olan Hugo’yu bizde Sarp Bozkurt çok iyi canlandırabilir.

Erkan Kolçak Köstendil (Diego Armando Romani/ Potro)

Ailesi oğullarının Maradona gibi olmasını istediği için oğullarının adına Diego Armando koyan, ama tek benzerlikleri sadece isimleri olan, Cuervos takımının kadrolu forveti Potro. Forvet olmanın getirdiği egoya sahip ama bu egonun altını dolduramayan, en büyük aşkı bir hayat kadını olan Potro’yu sempatik tavırlarıylave futbol geçmişi olması sebebiyle Erkan Kolçak Köstendil çok güzel canlandırabilir.

Yunus Emre Yıldırımer (Moises Suarez)

Potro ile birlikte takımın abilerinden olan Moises, defans hattında oynamaktadır. Kankası Potro’ya göre daha akıllı ve ağır başlı olan Moises evli ve bir erkek çocuğu sahibidir. Bir gün Chava’nın partisine katılınca eşiyle boşanma noktasına gelir. Komedi yönünü görmek istediğimiz için Yunus Emre Yıldırımer, Moises için güzel bir tercih olabilir.

Taro Emir (Aitor Cardone)

Dünyaca ünlü, herkesin hayran olduğu yıldız bir futbolcu. Kendini takımdan çok daha üstün gördüğü için Real Madrid’ten ayrılan, yeni maceralara katılmak isteyen birisi. Bu yeni macera isteği Aitor’u Cuervos takımına kadar götürür. Dünyaca ünlü yıldız olduğundan dolayı da egosu çok fazladır. Ülkemizde çoğu yıldızın yaptığı gibi futbol oynamak yerine eğlenmeyi, partiler yapmayı tercih eder. Bu yüzden takım arkadaşları tarafından nefret alır. Bu egolu ve yakışıklı Aitor’u bizde Taro Emir çok iyi oynayabilir.

Damla Sönmez (Paty Villa)

Nuevo Toledo şehrinin ünlü spor spikeri Paty Villa… Isabel ile çok yakın arkadaş olduğu için Cuervos kulübüne yakınlığıyla bilinir ve takımdaki futbolcuların hayallerini süsleyen kadındır. Chava’ya karşı da hisleri vardır. Güzel ve zeki Paty Villa’yı Damla Sönmez çok güzel canlandırabilir.

Burak Dakak (Tony Alvarez)

Takımın yetenekli wonder kidlerinden yani genç yeteneklerinden olan Tony yeteneğinin farkında ve çok çalışan birisi. Takım arkadaşları tarafından da çok seviliyor ve adeta takımın maskotu.Sempatik tavırlarıyla çok sevdiğimiz Burak Dakak, Tony rolünü bizce çok güzel oynayabilir.

Kubilay Aka (Cuauhtemoc Cruz/ Cuau)

Takımın futbolcularından olan Cuau, belki de takımın en aklı başında, zeki ve kurnaz kişisi olabilir. Çünkü beynini kullanan tek futbolcu. Diğer futbolcular gibi eğlence peşinde değil, gerçek amaçlar peşindedir. Kendini takımdan kurtarıp Nuevo Toledo şehrinin belediye başkanı olmak ise en büyük hayalidir. Soğukkanlı ve kurnaz Cuau’yu bizde Kubilay Aka çok iyi canlandırabilir.

Bahar Şahin (Isabel Cantu)

Takımda iyi bir Isabel varken kötü Isabel eksik olur mu? Tabiki de olmaz.. Puebla şehrinin zengin iş adamlarından Armando Cantu’nun şımarık, zengin ve modacı kızıdır. Geçmişte derin bir depresyona yol açan yıkıcı ilişkiler yaşamıştır. Chava’nın ise ilk görüşte aşık olduğu kadındır. Chava ile nişanlanmasıyla birlikte Cuervos takımında söz sahibi olmaya başlar tabiki de bu diğer Isabel’in hoşuna gitmeyecektir ve aralarında bir savaş başlayacaktır. Takımdaki futbolcuların da göz bebeğidir. Güzel, zengin ve şımarık Isabel’i Bahar Şahin çok iyi canlandırabilir.

İlhan Şen (Benito Zombie Guerrero/ El Zombie)

Takımın forvetlerinden olan Benito’ya sahadaki tavırlarından dolayı ”Zombi” lakabı takılmıştır. Transfer sezonunun son günü ve son saatlerinde alınmıştır. Takıma aidiyeti yüksek ve takımı için her şeyi yapabilecek birisidir. Saf tavırlarıyla dikkat çeken Zombi’yi bizde İlhan Şen canlandırabilir.

Cihangir Ceyhan (Pepenador Torres)

Buffon? De Gea? Courtois? Neuer? Hayır, en iyi kaleci Pepenador. Ya da kendisi öyle düşünüyor. Cuervos takımının yeni döneminde transfer sezonunun son günü alınan bir diğer futbolcu da Pepe. Kalp rahatsızlığı olmasına rağmen takımına karşı aidiyeti çok yüksektir, hasta halleriyle bile oynar. Bakalım takımına şampiyonluğu getirebilecek midir? Saf tavırlarıyla dikkat çeken Pepenador’u Cihangir Ceyhan oynayabilir.

Mert Ramazan Demir (Julito Cervera)

Takımın genç yeteneklerinden olan Julito’ya göre şiddet her şeydir. Futbolda şiddet olmadan hiçbir şey başarılmaz, her top diş ve çiviyle dövüşür. Kazanmak için rakiplerine ergenliğin de getirmiş olduğu saldırgan tavırlar göstermeyi sever bir nevi Meksika’nın Luis Suarez’i diyebiliriz. Sempatik ama aynı zamanda şiddet yanlısı Julito’yu genç yeteneklerimizden Mert Ramazan Demir çok iyi canlandırabilir.

Serkan Yetkin & Cem Dizdar (Ivan & Benicio)

Gelelim dizinin en renkli karakterlerine.. Ivan ve Benicio, Nuevo Toledo’nun en popüler televizyon kanalında spor yorumculuğu yapıyorlar. Biri siyah biri beyaz, biri iyi diğeri kötü ama ying-yang gibi birbirlerini de tamamlıyorlar. Biri takım için çok umutlu konuşurken diğeri de adeta partnerini baltalamaya çalışarak kötü yorumlar yapıyor. Türkiye’de bu profillere tam olarak uyan iki isim var; Serkan Yetkin ve Cem Dizdar. Her ikisi de oyuncu olmasa da kendi profillerinde birilerini başarıyla canlandırabilirler.

Türk Oyuncular Bollywood Oyuncuları İle Film Yaparsa Nasıl Olur?

Biraz hayal kuralım mı? Yapılması  güç bir durum gibi görünüyor ama hayal kurmaktan zarar gelmez. Bilmiyoruz belki gerçekleşebilir de. Türkiye’de hem dizi hem de sinema sektöründe yer alan birçok yetenekli oyuncumuz var. Hindistan ise bir sinema ülkesi olduğu için özellikle Bollywood’da bir çok yetenekli oyuncular yer alıyor. Hayal gücümüzü genişletelim, “Bollywood ve Türkiye ortak yapım proje yapsa başrollerinde kimler olurdu?” yazımın ikinci versiyonu ile karşınızdayım. (Yazımın ilk versiyonu sitemizde mevcuttur) Gelin hep birlikte inceleyelim.

1. Cansu Dere & Ranbir Kapoor

Cansu Dere’yi hepimiz çok seviyoruz, hepimiz çok hayranız. Soğuk duruşunun ardında çok iyi bir oyuncu yatıyor. Sadakatsiz dizisinde gösterdiği performansla hayranlığımız daha da arttı. Ranbir Kapoor ise Bollywood’un en yetenekli oyuncularından birisi. İkisinin de dram oyunculuğunu beğendiğimiz için, güzel bir dram filminde karşılıklı döktürüreceklerinden şüphemiz yok.

2. Olgun Toker & Jacqueline Fernandez

Olgun Toker son zamanlarda Arıza dizisinde Burak Ersoylu karakteri ile gösterdiği performansla kalbimizi çalmayı başardı. Kötü rolü üzerine çok güzel şekilde giydi. Jacqueline Fernandez ise güzelliği ve çekiciliği ile Bollywood’da fırtınalar estiren bir oyuncu. Bu ikili aksiyon filminde bir araya gelse bizce muhteşem olurdu.

3. Burcu Biricik & Ranveer Singh

İkisi de çok yetenekli, ikisi de çok çılgın. Burcu Biricik’i dramda çok sevsek de onu komediye de yakıştırıyoruz. Ranveer Singh’in komedi oyunculuğu ise tartışılmaz. Bu ikili bize çok eğlenceli romantik komedi filmi verebilir.

4. Denizcan Aktaş & Tara Sutaria

Denizcan’ı Avlu’daki psikopat Alp karakteri ile tanıdık. Alp’i her ne kadar sevmesek de Denizcan’ı bir o kadar sevdik. Şimdi de Menajerimi Ara’da Barış karakteriyle kalbimizi çaldı. Tara Sutaria ise son zamanlarda Bollywood’un kazandığı en iyi isimlerden. Bu ikili içimizi ısıtan müzik temalı romantik bir filmde bir araya gelse muhteşem olurdu. Tara Sutaria’nın büyülü sesinden şarkılar da dinlerdik.

5. Ahsen Eroğlu & Siddhanth Chaturvedi

Ahsen’i daha önce birçok dizide izlesek de Menajerimi Ara’da Dicle rolüyle tam anlamıyla tanıdık. Sıcak tavrı ve güzel gülüşüyle de kalbimizde yer edindi. Siddhanth ise Bollywood’un kazandığı yeteneklerden birisi. Bu ikili romantik komedi filminde yer alsa güzel olurdu.

6. Burak Tozkoparan & Janhvi Kapoor

Burak Tozkoparan’ı Paramparça’da tanıdık ama son zamanlarda Menajerimi Ara’da Emir karakteriyle hepimiz çok sevdik. Janhvi Kapoor ise önce güzelliğiyle sonra da naif tarzıyla ilgimizi çekti. Bu iki genç oyuncu bir araya gelip bize çok iyi romantik komedi filmi verebilirler.

7. Bahar Şahin & Aditya Roy Kapur

Bahar Şahin’i O Hayat Benim dizisinden hatırlayanlarınız olacaktır. Hatırlamıyorsanız da Zalim İstanbul’da Ceren karakteriyle kesinlikle hatırlayacaksınız. Çünkü öyle bir performans gösterdi ki hepimizin hafızalarında yer edindi. Aditya ise sempatikliği ve iyi oyunculuğuyla kalbimizi çaldı. Bahar’ın dram oyunculuğuna doyamadığımız için ve Aditya’nın da dramda döktürdüğünü bildiğimiz için ikisinin sağlam bir dram filminde yer almasını isteriz.

8. Ozan Dolunay & Disha Patani

Ozan Dolunay havalı tarzıyla son zamanların en dikkat çeken genç oyuncularından. Disha Patani ise Bollywood’da yükselişte oluşan oyunculardan birisi ve ikisi de çok havalı. Birbirinden nefret eden fakat zaman geçtikçe birbirlerinden etkilenen iyi oyuncunun hikayesini bu ikiliden izlemek isteriz.

9. Damla Sönmez & Tiger

Shroff

Damla Sönmez Türk sinemasının en büyük değerlerinden bir tanesi ve çok yetenekli. Tiger Shroff ise yükselen performansıyla dikkat çeken isimlerden birisi. Bu ikiliyi aksiyon filminde birbiriyle yarışan iki rakip ajan olarak görmek isteriz.

10. Birkan Sokullu & Anushka Sharma

Birkan Sokullu, Masumlar Apartmanı’ndaki performansıyla kanımızı dondurdu ona bu rolü çok yakıştırdık. Anushka Sharma ise her rolün altından kalkabilen muhteşem bir oyuncu. Bu ikiliyi gerilim filminde görmek isteriz.

11. Hazal Subaşı & Sidharth Malhotra

Hazal Subaşı sektörümüzün kendini geliştiren oyuncularından bir tanesi. Sidharth Malhotra da Bollywood’un en sevilen oyuncularından birisi. Halka dizisine doyamadığımızdan dolayı bu ikiliyi aksiyonlu bir polisiye filminde görmek isteriz.

12. Barış Arduç & Katrina Kaif

Barış Arduç, Türkiye’nin en yakışıklı oyuncularından bir tanesi. Katrina Kaif ise Bollywood’un en güzel oyuncularından bir tanesi. Katrina’nın aksiyon tarzını daha çok sevdiğimiz için ve Barış’ın Çukur’daki Arık Böke rolüne doyamadığımız için bu ikiliyi aksiyon filminde görmek isteriz.

13. Aytaç Şaşmaz & Alia Bhatt

Aytaç, son zamanlarda yükseliş yaşayan yeteneklerden birisi. Alia Bhatt ise genç yaşına rağmen büyük başarılar elde etmiş bir oyuncu. İkisinin de dram oyunculuğuna çok güvendiğimiz için, bu ikiliyi sağlam bir aşk filminde görmek isteriz dramı da bol olsun.

14. Boran Kuzum & Shraddha Kapoor

Boran Kuzum hem tarzıyla hem de oyunculuğuyla ilgimizi çekmeyi başardı. Shraddha Kapoor ise Bollywood’da hem güzelliğiyle hem yeteneğiyle hem de sesiyle kalbimizde yer edindi. Bu ikiliyi dram filminde kesinlikle izlemek isteriz. Boran bateri çalıp, Shraddha ise güzel sesiyle şarkı da söyleyebilir tabii.

15. Metin Akdülger & Deepika Padukone

Metin Akdülger’i ne kadar övsek az. Hem yakışıklılığıyla hem de yeteneğiyle göz dolduran isimlerden. Deepika’yı ise anlatmaya gerek yok izlemek yeterli. Bu ikiliyi birbiriyle rakip iki holding sahibi olarak görmek isteriz.

16. Burak Dakak & Ananya Panday

Burak Dakak genç yaşına rağmen çok büyük performans sergileyen bir oyuncu. Çukur’daki Akın Koçovalı karakteri uzun yıllar geçse de unutulmayacak gibi görünüyor. Ananya ise yeni neslin en potansiyelli oyuncularından birisi. Bu iki genç oyuncu, okul temalı romantik komedi filminde bir araya gelse çok güzel olur.

17. Uraz Kaygılaroğlu & Kriti Sanon

Uraz’ı komedi rolleriyle tanısak da dram konusunda da yetenekli olduğunu kanıtladı. Kriti Sanon’un ise yeteneği tartışılmaz. Fakat ikisinin de komedi yönünü çok sevdiğimiz için güzel bir komedi filminde görmek isteriz.

18. Caner Cindoruk & Priyanka Chopra

Sadakatsiz Volkan’ı her ne kadar boğmak istesek de Caner Cindoruk’a büyük hayranız. Priyanka Chopra ise hem Hindistan’da hem de Amerika’da kendini çoktan kanıtlamış bir oyuncu. İkisinin dram performanslarına güvendiğimiz için bol ağlamalı bir dram filminde izlemek isteriz.

19. Ekin Koç & Tripti Dimri

Ekin’i anlatmaya kelimelerimiz yetmez kendisine Sana Bir Sır Vereceğim’den beri hayranız. Tripti ise ilk filminde gösterdiği performansla hepimizin ağzını açık bıraktı. Bu ikiliyi tarihi dram filminde izlemek isteriz.

20. Alperen Duymaz & Sara Ali Khan

Sara neşeli tavrıyla ve oyunculuk performansıyla bizi kendine hayran bıraktı. Alperen ise kısa sürede büyük yol katetti. Sara’nın komedi performansını daha çok sevdiğimiz için ve Alperen’in de komedi yönünü görmek istediğimiz için bu ikiliye romantik komedi yakışırdı.

21. Alina Boz & Varun Dhawan

Varun Dhawan, her ne kadar komedide çok iyi olsa da onun dram oyunculuğuna da hayranız. Alina ise her rolün altından kalkabilen bir oyuncu. Biz bu ikiliyi dramda izlemek isterdik.

22. Esra Bilgiç & Shahid Kapoor

Esra Bilgiç’in Ramo’daki doğal oyunculuğuna hayran kaldık. Dramı kadar komedisi de muhteşem. Shahid Kapoor’un ise yeteneği tartışılmaz. Biz bu ikiliyi komedisi bol aksiyon filminde görmek isteriz.

23. İpek Filiz Yazıcı & Rohit Saraf

İkisi de çok genç, ikisi de çok yetenekli. Aşk 101 Işık her ne kadar masum, aşka inanan iyi kalpli biri olsa da bu sefer İpek’i havalı, bad girl tarzında izlemek isteriz. Kendisine Rohit Saraf da eşlik ederse muhteşem olur. 

”Futbolda Bazen Gol Atmak Gerekir” : Club De Cuervos Nasıl Bir Dizi?

Futbol severler buraya! Futbolu seviyorsanız bir de komedi varsa tadından yenmez. Netflix’in İspanyolca dilindeki ilk dizisi olma özelliği taşıyan, Meksika yapımı Club De Cuervos, yayınlandığı 4 sezonla hem futbol severlerin hem de komedi dizisi severlerin ilgisini çekmeyi başardı. Başrollerini Luis Gerardo Mendez ve Mariana Trevino’nun paylaştığı Club De Cuervos, babaları vefat ettikten sonra miras olarak kalan futbol kulübünü paylaşamayan iki kardeşin başkanlık çekişmesini ve kadroda bulunan futbolcuların eğlenceli yaşamlarını seyirciye aktarıyor. Sevilen kadrosu ve futbolu komediyle harmanlayan yapısıyla kendini izleten diziye gelin biraz daha yakından bakalım. İyi eğlenceler.

Meksika’nın Nuevo Toledo şehri sosyo- ekonomik açıdan pek gelişmemiş bir şehirdir. Şehrin en büyük reklam kaynağı ise Cuervos futbol kulübüdür. Tüm şehrin ortak noktası olan bu futbol kulübü 1979 yılında Don Salvador Iglesias tarafından satın alınmış ve 6 sene sonra Meksika 1. Ligi’ne yükselmiştir. 36 yıllık tarihinde 4 kez şampiyonluk maçına çıkmış ama finalde hep kaybeden taraf olmuştur. Ama şehrin en önemli simgesi olmayı da başarmıştır, şehir halkı her zaman futbol kulüplerine sahip çıkmıştır. Kulübü bu günlere getiren ve şehrin gelişmesine de büyük katkı sağlayan Don Salvador Iglesias, ani bir kalp krizi sonrası hayatını kaybeder. Kulüp ve diğer varlıkları Salvador’un 2 ayrı kadından olan 2 çocuğu arasında paylaştırılacaktır. Fakat Salvador’un cenazesinde hesapta olmayan 3. mirasçı bir anda ortaya çıkar. Don Salvador’un herkesten gizlediği Kolombiyalı sevgilisi Mary Luz Solari 3 aylık hamile olduğunu söyler ve mirastan hak talep eder. Don Salvador’un ani ölümüyle Cuervos takımında yeni bir dönem başlayacaktır. Herkesin kafasında ise tek bir soru vardır: ”Başkan kim olacak?”

 

Don Salvador’un ikinci eşinden olma oğlu Chava Iglesias, ailenin küçük şımarık çocuğudur. Babası yaşarken Cuervos kulübüyle hiç ilgilenmemiş hatta futbolcuları kendisine benzetip barlarda partileyen sorumsuz, futbol bilgisi hiç olmayan, hayatını sadece ve sadece eğlence üzerine yaşayan genç bir adamdır. Ablası Isabel ile sürekli tartışma halindedir. Bu tatlı atışmalar babası öldükten sonra farklı bir noktaya ulaşacaktır. Çünkü Chava Iglesias, kendi reklamını yapmak için kulübün başkanı olmak ister. Dizide Chava karakterine ünlü oyuncu Luis Gerardo Mendez hayat veriyor.

 

Isabel Iglesias ise Salvador’un ilk eşinden olma kızıdır ve Chava’nın ablasıdır. Isabel kardeşinin aksine futbol bilgisi yüksek olan ve babası yaşarken bile kulüple ilgilenen bir kadındır. Babası öldükten sonra Cuervos’un başkanı olmak ister çünkü kulübü yönetmek için ideal kişinin kendisi olduğuna inanıyor. Fakat sırf kadın olduğu için yönetim kurulunun sevmediği ve yeterli görmediği bir isimdir. Bu yüzden başkan olmak için mücadele etmesi gereken tek kişi kardeşi değil. Isabel karakterini Mariana Trevino canlandırıyor.

Mary Luz Solari 20li yaşlarında Kolombiyalı genç güzel bir kadındır. Küçük çaplı oyunculuk ve şarkıcılık denemelerinde bulunmuş ve başarılı olamayınca da kendinden yaşlı adamlarla birlikte olmaya karar vermiştir. Kulübün başkanı Don Salvador’un herkesten gizlediği sevgilisidir. Don Salvador ölünce hamile olduğunu söylemek için cenazeye gelir ve mirastan hak talep eder. Amacının para mı aşk mı olduğu ise henüz belli değildir. Mary Luz karakterini ise Stephanie Cayo canlandırmaktadır.

Isabel’in kocası ve aynı zamanda takımın kaptanı olan kaleci Rafael’i Antonio de la Varga canlandırıyor. Futbol takımının antrenörü Goyo rolünde Emilio Guerrero‘yu izliyoruz. Futbol takımının oyuncularından Potro rolünde Joaquín Ferreira, Tony rolünde Juan Pablo de Santiago, Cuau rolünde Said Sandoval, Moises rolünde ise Ianis Guerrero‘yu izliyoruz. Chava’nın asistanı Hugo Sanchez karakterini ise Jesús Zavala canlandırıyor.

Diziye ismini veren Club De Cuervos, dizideki futbol kulübünün adı.  Diziye sadece futbol odaklı bakmamak gerekiyor zira futbola ilgisi olmayanların bile anlayabileceği ve sevebileceği bir hikaye. Futbol çok fazla yer edinmiyor sahaya ara sıra iniyoruz. Dizide daha çok futbolun arka planını görüyoruz.  Dizinin diğer güzel yanı ise gerçek futbol dünyasından esinlenmiş olmasıdır. Sorumsuz başkanlar, yıldız futbolcu peşinde koşup takımını ekonomik olarak batıran başkanlar, aşırı egolu dünya yıldızları, hakemler ve teknik direktörler… Dizinin ve karakterlerin gerçek yaşamdaki kişilerden uyarlandığını söylemiştik. Chava Iglesias, Meksikalı iş adamı, teknik direktör ve Chivas kulübünün sahibi olan Jorge Vergara’dan esinlenmiştir. Moi karakteri Sporting Kansas City’de forma giyen Alan Pulido’dan, Cuau karakteri bir diğer futbolcu Marco Fabian’dan, dizinin yıldız futbolcusu Aitor Cardone efsane futbolcu Ronaldinho’dan, Potro karakteri Meksika’nın Tigres takımında forma giyen Andre Pierre Gignac’dan, Isabel Iglesias Chicas takımının ortaklarından olan Angelica Fuentes, genç futbolcu Tony Real Betis’in genç futbolcusu  Diego Lainez, Rio karakteri ise bir diğer futbolcu Aquivaldo Mosquera’dan esinlenmiştir.

Bilirsiniz genelde diziler gerçek hayata büyük benzerlik gösterme eğilimindedir ve Club De Cuervos, başta Latin Amerika takımları olmak üzere diğer gelişmekte olan ülkelerin futbol takımlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. İzleyince siz de Türkiye’deki takımların yönetilme biçimini eğlenceli şekilde izleyebilirsiniz. Dizinin senaristleri her ne kadar bu iddiayı açıkça söyleyemese de bu konu üzerinden Meksika ve tüm Latin Amerika’daki futbol yöneticilerine eleştiride bulunuyor. Dizi tam 4 sezon sürmüştür ve 2018 yılında Uluslararası Emmy Ödülleri’nde ”En İyi Komedi Dizisi” dalında aday olmuştur.

 

 

 

NE İZLEDİK | Vishal Bhardwaj’ın Shakespeare Üçlemesi

Dünyanın en iyi oyun yazarı olarak bilinen ve yüzyıllarca zaman öteden kalbimize dokunan cümleleriyle aşkı anlatan yazar William Shakespeare, birçok tiyatro oyununa ve birçok filme ilham olmuştur. Özellikle Hindistan’daki yazarlar, yönetmenler ve senaristler Shakespeare’den çok etkilenmişlerdir bu yüzden Shakespeare’in eserleri Hindistan sinemasında sık sık uyarlanmıştır. Günümüzde Shakespeare’i kendine has bir şekilde yorumlayan Vishal Bhardwaj, ”Shakespeare Üçlemesi” olarak adlandırılan film serisini çekti ve büyük başarılar elde etti. 

 

 

1. Maqbool (2004) 

Shakespeare üçlemesinin ilk filmi olan Maqbool, Vishal Bhardwaj tarafından yönetilen 2004 yapımı suç drama filmidir. Başrollerini Irrfan Khan, Tabu, Pankaj Kapur ve Masumeh Makhija paylaşmaktadır. Filmin konusu, olaylar ve karakterizasyon açısından Shakespeare’in Macbeth’ine dayanıyor ve Mumbai yer altı dünyasını gösteriyor.

Miyan Maqbool (Irrfan Khan), güçlü bir yer altı adamı olan Jahangir Khan’ın (Pankaj Kapur) sağ koludur. Maqbool, Jahangir’e büyük bağlılık hissetmektedir ama içten içe de hırsları vardır. Yakın ilişkilerini gören ama Maqbool’un hırslarını da sezen iki yolsuz polis (Om Puri ve Naseeruddin Shah), Maqbool’un peşine düşer.

Film, gişede pek bir başarı sergileyemedi fakat yönetmen Vishal Bhardwaj, uluslararası pek çok başarı kazandı. Film, Kuzey Amerika prömiyerini 2003 Toronto Film Festivali’nde yaptı. Hindistan gösterimi sırasında pek çok seyirci toplayamamış olsa da eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı ve Pankaj Kapur, Filmfare’de ”Eleştirmenlerin Seçtiği En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü ve ”En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” olarak da Ulusal Ödülü’n de sahibi oldu. Aynı zamanda film, 2004 Cannes Film Festivali’nde ”Marché du Film” bölümünde gösterildi.

 

2. Omkara (2006)

Omkara, Vishal Bhardwaj’ın yazıp yönettiği, Shakespeare’in Othello’sundan uyarlanan 2006 yapımı bir Hint suç draması filmdir. Başrollerini ise Ajay Devgn, Kareena Kapoor, Saif Ali Khan, Vivek Oberoi, Konkona Sen Sharma ve Bipasha Basu paylaşmaktadır.

Omkara’nın en güvendiği ve en sadık adamları Kesu ve Langda’dır. Bu iki adam ileride Omkara‘nın yerine geçmek kendisinin ona el vermesi için ellerinden gelen performansı göstermektedir. Omkara, Bhaisaab ismindeki siyaset yapan bir adamın yanında adamlarıyla beraber yer almaktadır ve bu adam adına işler yapmaktadır. Omkara, zamanı geldiğinde veliahtı olarak adamlarından Kesu’yu seçer, bunu duyan Langda bu işe bozulur ve bir hayli kıskanır, bunun üzerine ortalık karışır.

Omkara, ”Shakespeare Üçlemesi”nin ikinci filmidir ve Othello’dan uyarlanmıştır. Film, 2006 Cannes Film Festivali’nde ”Marché du Film” bölümünde gösterildi. Kahire Uluslararası Film Festivali’nde gösterimi yapıldı ve filmin yönetmeni Vishal Bhardwaj ”En İyi Sinemasal Katkı” ödülünü aldı. Film ayrıca Karachi Film Festivali’nde 3 ödül, Asya Film Festivali’nde 3 ödül ve Filmfare Ödülleri’nde ise 9 ödül kazandı.

 

3. Haider (2014)

”Shakespeare Üçlemesi” nin son serisi olan Haider, Vishal Bhardwaj tarafından yönetilen suç drama filmidir. Başrollerini Shahid Kapoor ve Tabu’nun paylaştığı filmde, Kay Kay Menon, Shraddha Kapoor ve Irrfan Khan yardımcı rollerle karşımıza çıkmaktadır.

Haider, hem William Shakespeare’in Hamlet’in modern bir uyarlaması hem de Basharat Peer’in 1995’teki isyanların vurduğu Kashmir çatışmalarının ve sivil kayıpların ortasında geçen Curfewed Night’ın anılarının bir uyarlamasıdır. Genç bir öğrenci ve şair olan Haider, babasının ortadan kaybolmasıyla ilgili cevaplar aramak için çatışmanın zirvesinde Kashmir’e döner ve sonunda devletin siyasetine çekilir.

Film, 2 Ekim 2014’te 19. Busan Film Festivali’nde gösterildi,  dünya çapında eleştirmenlerin beğenisini topladı, gişede ticari başarı elde etti ve tartışmalı konusu sebebiyle medyadan büyük ilgi gördü. Haider, Roma Film Festivali’nde ”Halkın Seçimi Ödülü’‘nü kazanan ilk Hint filmi oldu. Hindistan’da birçok ödül ve adaylık alan film, 5 tane Ulusal Ödül kazandı. Ayrıca filmin başrolü Shahid Kapoor, Filmfare’de ”En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nün de sahibi oldu.

 

Green Book Film İncelemesi

Yönetmen koltuğunda Peter Farrelly’nin oturduğu, senaryosunu Peter Farrelly, Brian Curie ve Nick Vallelonga tarafından kaleme alınan, başrollerinde Viggo Montensen ve Mahershala Ali’nin bulunduğu Green Book, filmin senaristlerinden olan Nick Vallelonga’nın babasının yaşam öyküsünü anlatıyor. Film, 1960’ların Amerikası’nda siyahilerin yaşadıkları ırk ayrımcılığının en yoğun olduğu bir dönemde geçiyor.

Tony Lip, Copaccabana isimli bir barda fedailik yapan bir İtalyandır. Kurnaz, düşük eğitimli, sürekli küfür eden ve aynı zamanda ırkçı olan Tony, karısı Dolores ve iki çocuğu ile New York’un The Bronx bölgesinde yaşamaktadır. KarısıTony, babası ve erkek kardeşleriyle birlikte geleneksel büyük bir aile profili çizmektedir. Birgün Tony’nin çalıştığı bar iki aylık bir tadilat sürecine girince Tony işsiz kalır. Kardeşi Johnny, Tony’e onun için bir doktorun yanında iş bulduğunu söyler. Tony, Carnegie Hall isimli büyük bir salonun üst katında yaşayan Doktor Don Shirley’nin yanına çıkar. Doktor Shirley’in doktor olduğunu zanneden Tony, aslında onun çok ünlü bir klasik müzik piyanisti olduğunu öğrenir.

Doktor Don Shirley ise siyahi, iyi eğitim almış, kültürlü bir piyano virtüözüdür ve Amerika’nın güney eyaletlerine konser vermeye gidecektir. Fakat yanında ona eşlik etmesi için şoför ve bir fedaiye ihtiyaç vardır. Bu yüzden Tony Lip’i işe alır ve onun kendisine iki ay boyunca eşlik etmesini ister. Tony, ırkçı biri olduğu için bu teklife pek sıcak bakmaz fakat alacağı ücret için zor da olsa kabul eder. 1960’lı yılların Amerika’sında siyahilere karşı gösterilen ırkçı hareketlerin tavan olduğu zamanda siyahi biri ile yolculuk yapmak Tony için çok zor olacaktır. Beyazlar kendilerini siyahilerden üstün gördükleri için siyahiler ile ortak alanda yemek yiyemezler, aynı yerlerde yatamazlar hatta aynı yoldan bile yolculuk yapamazlar. Bu yüzden beyazların rahat bir yaşam sürmesi için siyahilere özel ‘Zenci Yolcunun El Kitabı’ ya da ‘The Green Book’ diye adlandırılan bir kitapçık ile yola çıkacaklardır. Bu kitapçık siyahiler için yemek yenilen yerleri, konaklayacakları otelleri, gidecekleri yolları gösteren bir rehberdir. Yolculuğa çıkmadan önce Doktor Shirley’in plak şirketindeki görevliler Tony’e turne ve yolculuk esnasında ciddi problemlerle karşılaşmamaları için, yolculuk esnasında çıkabilecek problemleri engellemek için bu kitapçığı verirler. Tony Lip’in ve Doktor Don Shirley’in ırkçılığın yoğun olduğu Amerika’nın Güney eyaletlerine olan yolculukları başlar.

1875 yılında kabul edilen Jim Crow yasaları filmdeki sinemasal zamanda yani 1960’lı yıllarda bile etkisini göstermektedir. Jim Crow, İngiliz bir komedyenin 1800’lü yıllarda yarattığı karakterdir ve ilkel, salak ve her türlü aşağılamaya maruz kalan bir siyahidir. Demir yolları ve tramvaylarda ırk ayrımını benimseyen yasanın adı da Jim Crow yasalarıdır. 1875 yılında Tennessee’de kabul edilmiştir ve Güney eyaletlerinde demir yollarında ırk ayrımına gidilmiştir. Artık siyahlar beyazlar ile aynı yerde yolculuk yapamayacaktır, aynı yerlerden yemek yiyemeyecektir. Hatta tuvaletleri bile ayrı yerlerdedir. Sadece demir yolları için kabul edilen bu yasa, zaman geçtikçe otelleri, kütüphaneleri hatta kiliseleri bile kapsıyordu. Bu uygulama 1960’lı yıllara kadar gelmiştir. Bu yüzden Doktor Don Shirley her ne kadar zengin olsa da ten rengi yüzünden beyazlar ile aynı yerlerde yemek yiyemeyecektir, aynı otellerde kalamayacaktır hatta aynı yollardan bile gidemeyecektir. Bu yüzden yeşil rehber isimli kitapçıkta belirtilen, gösterilen yerlerde kalacaktır, oralarda yemek yiyecektir. Tony Lip’in ekonmik durumu her ne kadar Doktor Don Shirley’den çok düşük olsa da beyaz olduğu için pek çok fırsattan yararlanmaktadır.

. Bu yeşil rehber filmde çok basit bir detay gibi gösterilse de aslında 1960’lı yılların Amerika’sında kendisini yoğun bir şekilde hissettiren ırkçılık sorununun bir yansımasıdır. Fakat yönetmen bu ciddi ırkçılık sorununu filmde sert bir şekilde değil de daha zarif bir söylem ile seyirciye aktarıyor. Tony, sorunlarını halletmek için kaba kuvvetten çekinmeyen, eğitimsiz, kaba ve küfürbaz bir beyaz adam. Doktor Don Shirley ise sorunlarını konuşarak çözmeye çalışan, bilgi birikimi yüksek, entelektüel bir siyahi piyanist. Bu birbirine zıt karakterlerin arasındaki tek farklar ten renkleri ve eğitim seviyeleri değil, aralarında ciddi bir ekonomik olarak sınıfsal bir fark da var. Yani yönetmen, filmin en başında klişeleri yıkmış ve tüm bunların öğrenilmiş ırkçılık olduğunu zarif bir dille vurgulamıştır. Yönetmen aynı zamanda derdini yani ırkçılık sorununu klişe bir biçimde anlatmayı seçmeyip, insanların aklındaki tabuları yıkmak için daha naif ve mizahi bir yöntem seçmiştir. Tony her ne kadar ırkçı olsa da daha doğrusu toplumun ona empoze ettiği öğrenilmiş bir ırkçılıkla hareket etse de sağduyu sahibi iyi kalpli bir insandır. Bu yüzden ilk başta Doktor Don Shirley’i yadırgasa da onu tanımaya başladıkça kafasındaki bu yargıları yıkmakta hiçbir sakınca görmüyor.

 

error: Korunan İçerik!