Keyfim yerinde olarak başlıyorum bu yazıya. Elbette yine (hakkında hemfikir olduğumuza inandığım) tonla eleştirim var ama bu bölüm ilkine göre daha iyiydi. Şimdi sebeplerini uzun uzun anlatmak istiyorum! Keyifli Okumalar.

Dikkat: SPOILER İÇERİR.

Öncelikle, Işık’ın aşk tasvirlerini de kötü bulmuş olsam da bizim muhteşem dörtlünün birkaç saniye içinde aldığı karar beni gerçekten şoka uğrattı. Tamam anladık inanmıyosunuz öyle duygulara, en serseri sizsiniz tamam. Rock konseri ayarlayıp yatmalarını sağlarsanız olur bu iş. Kafalara bak! 😂

İlk iş olarak Eda’yı tebrik etmek istiyorum, bölüm boyunca öptüğü çocuğa ayrı oynadı, Burcu’ya ayrı, Işık’ın annesine ayrı. Maşallah pek cevherli, cevherlerini kullandığı alanlar da şahane. Şaka bir yana iyiydi sahneler. Ağlaya zırlaya Burcu’ya konseri kabul ettirdi dicem de, Burcu zaten dünden razıymışçasına yarım saniye sürdü tereddütü. Zaten genel bir kıyamama, süperkahramancılık sorunu olduğu için daha çok şey kabul eder diye tahmin ediyorum. Hocam tuvalette telefonum var. “Ben alırım!” Hocam beni başınızın üstünde taşır mısınız? “Olur.” Hocam uzaylılar beni esir aldı. “Hemen geliyorum!”

Kemal beyimizin havası kime ve sıkıntısı ne bilmiyoruz. Kimseyle muhatap olmadan bir yaşam sürmeye çalışıyor anladığım kadarıyla. Hoş başta dinlemeye bile tenezzül etmediği Burcu’yla tatlı tatlı sohbetlere daldılar ama.. Neyse oraya sonra geleceğiz. Çocuklar ikna etmeye yeltendiklerinde eli boş döndükten sonra Sinanla Işık’ın konser işini halletmesi çok iyiydi. 😍 Bir miktar düşüldü.

Osman’ın sürekli şunu yiyelim bunu yiyelim demelerini çok sevdim. O sahneler çok hoş oluyor. Onun gamsız relaxlığı, Kerem’le Sinan’ın atışmaları.. Çok keyifli bi ikili oldular yan yana.

Işık’ın annesini ikna tiyatro sahnesini de sevdim. Sinan’ın kontrol edemediği alkolikliği beni şaşırtsa da Kerem’in müdaheleri kalp ben. Aynı şekilde hep birlikte kolpa üstüne kolpa sıkmaları da eğlenceliydi. Sinan’ın acılarını görmek ise üzücü. Mert öyle güzel üzülüyor ki, izlemeye doyulmaz.

Geldik konser kısmına ve benim “nasıl ya, niye ya, yok artık ya!”larıma. O ortamda herkesin herkesi hemen bulmasını (sinan, kemal) görmezden geliyorum, tıpkı diğer tuhaflıkları olduğu gibi. Sonuçta dizi bu dimi.. Evet.

İlk “nasıl ya” tepkimi Kemal gibi soğuk mesafeli, net tavırları olan birinin, üç saniye önce tanıştığı öğrencilerinin yanına gitmekte sakınca görmeyişinde verdim. Beklediğim tepki en azından bi of puf edip göz devirmesi falandı. Ya bunların ilişkisi hakkında eksik bir şeyler var, ya da biraz zorlamışlar Burcu’yla olayı da diğer her şey gibi hıphızlı olsun başlasın diye. Ama geldiğinde rahatça çökmesi söyledikleri falan onluk hareketlerdi o konuda sıkıntı yok. Burcu’yla zıt olmaları da güzel. O utanıp çekinirken, nahif takılırken Kemal’in cool serseliği hoş oluyor. 

En büyük “yok artık yaa” ise Kerem’in, Kemal’i Burcu’nun yanına yollamaya çalışırken girdiği haller. Bunun Eda’yla bi geçmişi vardı da ben mi kaçırdım? Hangi ara bu kadar etkilendi aşık oldu da bu sahne yazıldı. Cidden çok altı boş ve desteksiz gibi geldi ya. Aşamıyorum. Tamam belki görsel olarak güzel sahneydi ama, çekilmek için çekilmiş gibiydi. Kemal’in de “ulan daha yeni tanıştık, ne bu kankammışsın rahatlığı, neyin samimiyeti, ne anlatıyosun sen bana, ne alaka” demeyip göreve gitmesi de cabası. Tek bana mı batıyor bunlar anlamıyorum ki. 😂 Burcu’nun da gitmek isteyip de Kemal istemeyince “niye” sorusuna “çünkü öyle istiyorum” cevabını alınca bir şey dememesi de tuhaftı, fikrimce.

Tuvalet kısmı komikti. İçinde bulundukları uygunsuz durumdan rahatsız olmaları, Kemal’in ufak ufak olan ilgisinin yakın mesafede artması.. Bi an dedim ki acaba first kiss burada mı gelecek ama olmadı. İyi ki olmamış. Çocukların çantayı da alıp tüymesi ne kadar mantıksızsa, sırf Eda’nın hayatı hakkında bilgi edinilmesi için evine gidilip Sinan tarafından analiz kasılması da öyleydi. Ama alışacağım sanırım bu düzlüğe, dizi sürekli aynı şeyi yapıyor çünkü. Aman siz yorulmayın, biz her şeyi söyleyeceğiz diyor. E tamam diyorum ben de artık, madem öyle.

Her sahnesine ayrı düştüğüm sevgili Sinan’ın, Işık’a olan bakışları çok hoş. Bunların geleceği için sabırsızlanıyorum. Umarım harika yazılırlar ve hiçbir başka faktör tarafından bozulmaz ya da zarar görmez ilişkileri. Mert’i böyle izlemek de baya iyi bu arada.

Işık’ın bazı yönlerini sinir bozucu bulsam da, bu Sinan’la ilişkilerini kötü etkilemiyor, garip şekilde beni hiç rahatsız da etmiyor. İkisinin aşka tepetaklak düşecek olması beni çok heyecanlandırıyor. 

Sevgili hocalarımızın araba sahnesi de güzeldi. Burcu’nun şapşallığı, Kemal’in tavırları. Güzeldi güzel olmasına da, izledikleri için aklıma şey geldi. Çocuklar Eda’nın evinden ayrılırken Kerem’e başka bahane mi bulamadınız Allah aşkına? 😂 Yol çalışması şu bu zırvaladı saçma sapan. “nE” diye kaldım ekran başında.

Sonrasında yaşananlar, Kerem’in aşkına bir temel oluşturamadığım için bana yine hoş gelmedi, zaten Eda’yı da hala sevemedim. Lan’ları, küfürleri ve genel olarak tavırları çok sahte geliyor hala, alışamıyorum. Ama aşık olmaktan korktuğu için Kerem’i kovmasını anlıyorum. Sarılma sahnesi de pek karakterine uygun değildi. Bizim bildiğimiz, bize gösterilen Tabi öpmeden hemen önce vazgeçse ve çocuğun ağzına vurmasa daha iyi olabilirdi. Sonrasında yüzüne bakamaz sanmıştım ama baktı da, insan biraz daha güçlü afallar.. Ne bileyim. Şu an için Eda en son sırada benim için. Diğer karakterleri daha çok sevdim.

Dizide genel olarak çalan şarkıları ve boğucu olmayan ferah havayı sevdim. Bölümlerin süresi de zaten sıkılmamak ve tek seferde başından kalkmamak için gayet ideal. O anlamda rahat ediyorum.

Sinan’la Kerem’in sahnelerinden, atışmalarından çok keyif alıyorum. Osman’a da baya alıştım diyebilirim. Işık’ın da karakter anlamında evrileceği bu kadar açık sinyallerle verilmişken, şimdilik bir şeyler yolunda sayılır. İkinci bölüm, birinci bölümden daha güzeldi özetle. Sevindirici! İlk bölüm yorumuna ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Görüşmek üzere.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz