Son yıllarda hazırladığı kaliteli dizi içerikleriyle çok büyük bir kitleye hitap etmeye başlayan Trt hakkında konuşacağız bugün. Elimi Bırakma, Halka, Gönül Dağı, Kasaba Doktoru gibi pek çok başarılı iş gördük son yıllarda. Teşkilat, Payitaht, Barbaroslar, Alparslan Büyük Selçuklu, Masumlar Apartmanı gibi diğer örnekler de aldıkları yüksek reytinglerle hepimizin malumu. Bu dizilerden bir kısmı iç ısıtan yönleri, sahip oldukları maddi güç kaynaklı başarılı prodüksiyonları ve kısmen özgünlükleriyle hoşumuza gitse de, çok uzun süredir gözüme batan bazı noktalar var. Öyleyse başlayalım, keyifli okumalar.

Dizi mi İzliyoruz Klip mi?

Kanalın en az bir dizisini izlediyseniz, fark etmişsinizdir. Her sahneye müzik döşenmesi problemi. Ailem takip ettiği için Gönül Dağı’na ne zaman rast gelsem bu sebeple başından kalktım. İstisnasız her sahneye müzik koyuluyor, fonsuz geçen o kadar az sahne var ki. Bir bölümün her sahnesi duygusal veya komik olmak zorunda DEĞİL. Nötr anlar da olabilir, bu gayet normal. Ama sanırım yetkili kişiler böyle düşünmüyor ki dizideki müzik kullanımı “uygunsuz” seviyede. Yalnızca gereken anlarda kullanılsa çok etkili olabilecek melodiler aşırı sık eklenerek hem etkisi azaltılıyor, hem de benim gibi kurguda tutarlılık, mantık ve denge arayan izleyiciler için moral bozucu ve caydırıcı olabiliyor. İmdat diye bağıracaktım en son. Bunun verdiği sinir stres yüzünden bir tam bölümü izleyebilmişiğim yok. Hatta ne bir bölümü, bir saat geçiremiyorum ne yazık ki. Ha gerçi başka kişisel sebeplerim de var bu durum için ama, asıl etken müzik olduğu için bu şekilde söyledim.

Propaganda Kokusu

Mümkün olduğunca kibar bir dille anlatmaya çalışacağım bunu. Dizilerde gerçekçi olmayan kamu spotu tadında bazı replikler yer alıyor. Spesifik örnekler vermem gerekirse, Kasaba Doktoru’nun taa ilk bölümlerinde helikopterle hasta taşınan bir sahne vardı. Orada doktor Hakan Sağlık Bakanlığı’nın bu hizmeti hakkında yalnızca yetkililerin ağzından duyulabilecek veya bir websitenin tanıtım kısmına yazılabilecek bir cümle kurmuştu. Ya da en azından ben öyle hissetmiştim. Hayır yani iyi olduğumuz bir konu olabilir, bunun dizi aracılığıyla belirtilmesiyle ilgili bir sorunum da yok ama biraz daha düzgün yazılsa sahneler, buram buram reklam ve direkt övgü şeklinde olmasa.. Belki daha iyi olurdu diyorum nacizane.

Bir diğer örnek de vatan millet konulu dizilerimizde sıkça yer alan milliyetçi ifadelerin ayarsızlığı. Biz Türk’üz, herkes bizden korkuyor, herkes hain ve düşman, hepsini yeniyoruz çünkü süperiz. Abarttığımı düşünmeyin, bunun arkaya müzikli (mutlaka) ve gurur dolu ses tonuyla söylenmiş versiyonlarını defalarca duydum. Ha tabi onlar süper demiyordu da başka olumlu sıfatlar kullanıyordu. Cesur, fedakar, güçlü, gibi. Sakın yanlış anlamayın, aşağı görüyor veya rahatsız oluyor değilim asla. Hazar Ergüçlü değilim ben sonuçta :). Ama daha realistik ve sinema-tiyatro kokmayan tarzlarda yapılmasını istiyorum.

Böyle dizilerde milli değerlerin vurgulanması, o duyguların tetiklenmesi lazım biliyorum. Türk’lüğü ayrıcalıklı görüp böyle yansıtılmasını isteyenler de olabilir hedef kitle içinde. Lakin lafla peynir gemisi yürümediğinden, icraate bakmak daha doğru olur. Savunma sanayisindeki ülkesel gücümüzün eğreti duran repliklerle değil de senaryoya yedirilerek gösterilmesi tercihimizdir mesela. Yoksa gidip Teknofest’e katılabilir ya da Selçuk Bayraktar’ı Twitter üzerinden takip edebiliriz hepimiz. Demek istediğim, çocuk gazlama tonundan çıkılıp daha ayakları yere basan bir kurguyla bize gelmeleri. Tabii bunun için teknik detayları tamamen iyileştirmeleri gerekiyor ki o konu için de sizi bir sonraki maddeye alalım.

Kulaklıktan Gelen Telsiz Sesi mi, Yok Artık!

Ne zaman Teşkilat’a bir bakmak istesem beni kahreden o detay.. 2022 yılındayız, dizide de tarih güncel. Sözde aşırı iyi teknolojilere sahip, bir de bu işlerden çok iyi anlayan bir elemanı olan bir ekibi izliyoruz tamam mı? Sahada çalışanlar uzağa bir yere gidiyor, kalanlar ve müdür de gizli ofiste. İletişimdeler internet vb. şeyleri kullanarak. Şimdi asabiyetim için kusura bakmayın; ULAN, her cümleden sonra sanki dağda operasyon yapan askermiş gibi telsiz sesi vermeniz niye? Çukur’daki Vartolu’nun haykırma şekliyle: NİYE ULAN NİYE!

Discord’dan bile konuşsanız olurdu, o derece. Dalga geçiyorum şu an tabii. Kullandıkları sistem her ne ise, emin olun telsiz sesi verecek bir şey değil. Herkesin efendi gibi kulaklığı var, gayet net de duyuluyor. O ses, çekmedi cızırdadı bağlantı koptu tarzında bir şey değil zaten. Alenen her cümleden sonra telsiz sesi. Bi “anlaşıldı tamam” kapanışı eksik. Müdür bilgisayardan çıkan ve gayet temiz duyulan, rapor veren personel sesine cevap veriyor, biz de editlenmiş halinde telsiz duyuyoruz uzun lafın kısası. Aklımızda dalge geçiyorlar resmen. Ya da bu detayları asgari düzeyde önemsemeyecek kadar dandik iş yapıyorlar bilemiyorum. Gerçekten çıldırıyorum ya. Hiç böyle planlamamıştım bu kısmı ama kısmet böyleymiş. N’apalım artık. Sonuç olarak dert ettiğim şey; dizinin fragmanları çok havalı, fikirler de teoride güzel ama pratiğe gelince tık tık tuşlara basan ve ekranını asla göremediğimiz bir bilişim uzmanı, birinci bölümden beri seyircinin dahi fark ettiği aşırı cringefest basit mantık hataları ama bunlara rağmen çok etkilenip alkışlamamızı bekleyen bir reji falan var. Ya da ne deniyorsa artık. Yapım şirketi? Yönetmen? Bilmiyorum. Kimin elindeyse güç, yazık. Pek sanmasam da umarım düzelir diyeceğim her zamanki gibi.

O Adam Gerçekte O Kadar Uzun Yaşamadı

Son olmasa da son olarak, tutan işlerin bin beş yüz bölüm uzatılması. Özellikle tarihi işlerde. Tavşanın suyunun suyuna dönüyor iş şakasız. Ya tamam izlendi, tamam para kazanıyorsunuz anladık da bir diziyi gereğinden fazla sezonlarcaaa ya da devam dizileriyle uzatmak ne kadar mantıklı? Zaten ayar oluyorum bağıran ya da savaşan insanları h̲e̲r̲ ̲y̲e̲r̲d̲e̲ görmeye, bir de bitmiyorlar artık.

Neyse, yavaştan bitirelim. Bu bahsettiğim maddeler Trt’nin birçok yapımı için geçerli. Planladığım şekilde dile dökemediğim için için bir türlü yazamıyordum ki korktuğum gibi de oldu. Kendimi rahat ve tam içime sinen şekilde ifade edemedim ama önemi yok. Anlatmak istediklerimi az çok anlamışsınızdır. Katılıp katılmadığınızı ve sizin de rahatsız olduğunuz başka durumlar varsa onları söylemenizi çok isteriz. Başka isyan veya eleştiri yazılarında görüşmek üzere.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz