tds_thumb_td_300x0
”Şahmaran” İçin Neler Konuşuluyor?

Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz’li ”Şahmaran” Netflix’te yayınlandı. Diziye ilk tepkiler nasıl oldu?

https://twitter.com/yilanimadamina/status/1616703764353654784?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
https://twitter.com/yilanimadamina/status/1616705597633593346?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
https://twitter.com/Maral52102605/status/1616702068701421568?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
https://twitter.com/NurayyAkayy/status/1616700348252438528?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
https://twitter.com/pearleii_0/status/1616698648577949696?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
https://twitter.com/marlbororred/status/1616692819229560833?s=20&t=Tc0ThZ-c69rLPm2miaKJeA
Maraşlı öne çıkan görsel
Maraşlı 7. Bölüm | Zayıf Nokta

Merhaba sevgili dostlar. Yine, yeniden yeni bir Maraşlı bölüm yorumuyla birlikteyiz. Geçen hafta bölümü, Savaş’ın hiç de hoş olmayan şakasıyla kapatmıştık. Gelin şimdi hep birlikte yeni bölüme kısaca göz atalım.

Bölüm Savaş’ın saldırı oyunuyla ve Zeliş’in geçmişi hatırlayıp tekrar şok geçirmesiyle başladı. Savaş’ın amacı Maraşlı’yı zayıf noktasından vurmaktı. Başardı da. Amacına ulaşan Savaş aslında nasıl bir şeyin fitilini ateşlediğinin farkında değildi. Ona göre Maraşlı’ya küçük bir ihtarda bulunmuştu. Fakat bu ihtarın geri dönüşü çok acı olacaktı.

Zeliş’in yeniden aynı şeyleri yaşaması Maraşlı’yı derinden sarsar. Hele de, son günlerde yüzüne gülen Zeliş’inin kendisine yüz çevirdiğini görünce tüm dünyası yerle bir olur. Zeliş’in başına gelenlerden kısmen kendisini sorumlu tutan Mahur Maraşlı’nın bir delilik yapacağını tahmin eder ve onu bir delilik yapmaması için ikna etmeye çalışır. Fakat Maraşlı kararından dönmeye hiç niyetli değildir. Mahur ve Maraşlı ilişkisinin boyutuna, burada bir kez daha şahit oluyoruz.

Maraşlı Mahur’un ısrarının öylesine olduğunu düşünse de Mahur kendisin önemsediğini söylüyor. Maraşlı ise Mahur cephesini kapalı tutmak niyetindedir. Çünkü şu aralar, belki de her zaman Mahur’la bir gelecek planlama niyetinde değil. Mahur da bir yanıyla Maraşlı’yı önemsediğini söylerken diğer taraftan, özellikle de çevresine Maraşlı’yla kendisinin asla olamayacağını söylüyor. Bu ne yaman çelişkidir. Bakalım onların cephesinde oluşan bu düğüm nasıl çözülecek?

Maraşlı birçok badire atlatmıştır, ölümlerden dönmüştür ama söz konusu kızı olunca akan sular duruyor. Ben Burak’a babalığı çok yakıştırıyorum. Öyle güzel sahipleniyor ki Zeliş’i. Aslında değinilmesi gereken bir konu da bu. Maraşlı’nın karısı, kızının doğumu, çocukluğu. Mesela karısıyla ne zaman ayrıldı ya da karısı öldü mü? Öldüyse nasıl öldü? Karıs hayatlarından çıktığında Zeliş kaç yaşındaydı. Maraşlı arada bir görmeye gelir dediyse de şu ana kadar her söylediği senaryo olduğu için karısıyla ilgili hikayenin de gerçekliği tartışılır.

Bir annenin çocuğu için çırpınışları ne kadar da yürek yakıcı değil mi? Mahur abileriyle konuşurken konu Ömer’e gelir. Necati vasıtasıyla, Ömer’in hapisteyken bir hemşireyle evlendiğini öğreniyoruz. Duyduklarını Maraşlı’ya anlatan Mahur durumu araştırmasını ister. Maraşlı’nın vardığı sonuç ise; ortada resmi bir evlilik olmadığı, bazı belgelerin yok edildiği, adı geçen hemşirenin de İstanbul’da bir bakımevinde kaldığıdır.

Hemşireyi ziyaret ettiklerinde önce hoş karşılanırlar ta ki Mahur Aziz Türel’in kızı olduğunu söyleyene kadar. İşte o anda hemşire çılgına döner. Çünkü ona göre Ömer’i Aziz Türel öldürmüştür. Tam odadan çıkacakken kadının, “kapatın perdeleri oğlum hasta güneşe çıkamaz” sözlerini duyarlar. Bu tanıma uyan tek kişi Savaş’tır. Bundan sonra taşları yerine koymak çok zor olmaz. Maraşlı Savaş’a not bırakır.

Durumdan haberdar edilen Savaş ise hemen soluğu annesinin yanında alır. Biz de bu şekilde daha net öğrenmiş olduk Savaş’ın Ömer’in oğlu olduğunu. Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Malum Savaş Xeroderma Pigmentosum hastalığından muzdarip. Güneşe çıktığında cildinde yaralar çıkıyor. Bu yüzden doğduğundan beri pek güneş ya da daha net bir ifadeyle gün yüzü görmeden, loş odalarda yaşamak zorunda kalmış biri. Yanı sıra zor bir çocukluk geçirdiğini de öğreniyoruz bu bölümde.

Babasının kaybı, dışlanmış bir çocukluk derken zor bir hayatı olmuş. Tüm bunlar onu, insanlara karşı acımasız biri haline getirmiş. Fakat gerekçesi ne olursa olsun, Maraşlı’ya ihtar vermek için küçük bir çocuğun travmasını kullanması affedilir şey değildi. Annesi kendisi için endişelenip feryat ederken, kendisinin zarar verdiği bir kız çocuğu için de babası perişan oluyor. Öte yandan kızının canını kurtarmak için Maraşlı’yı öldürmeyi bile göze alan bir baba ve o babanın yetim bırakabileceği küçük bir kız. Tüm bu olaylar silsilesini topladığımızda en çok zarar gören yine, zavallı Zeliş oluyor.

Maraşlı eylemi yapanın Savaş olduğunu öğrenince onu cayır cayır yakmaya ant içer. Çatıda üst kısmı çıplak vaziyette güneşte yanan Savaş’ı görünce bir an acıdım desem yalan olmaz. Zaten vampir misali bir hayatı olmuş bir de güneşte yanmak bayağı şiddetli bir cezaydı. Ama masumlara ve çocuklara verdiği zararı düşününce de kendi kendinin celladı oldu demekten kendimi alamadım. Ne olursa olsun sana zarar verenlerden intikam almaya çalışmanı anlarım ama masumları hele de çocukları da ayırmadan zarar vermeni asla anlayamam. Hepsini üst üste toplayınca, sen bunları hak ettin diyorum.

Gelelim dizinin lokomotiflerinden biri olan Necati’ye. Savaş’ın Ömer’in oğlu olduğunu öğrendiğinde şöyle demişti; öldürelim gitsin. Evet Necati sandığımızdan çok daha fazla kara kutu. Boşuna değil Ömer’in fotoğraflarına bakıp düşüncelere dalmak. Tüm bunların nedenlerini düşünürken imdadımız fragman yetişti. Ömer’i öldüren kişi Necati’ymiş. Fragman her ne kadar ip ucu vermiş olsa da esas bombanın bölüm içerisinde saklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü köstebeğin kim olduğu hala meçhul.

Net bir cevap alana kadar Necati’nin kimin oğlu olduğuna dair şüphelerim hep canlı kalacak. Ben, Savaş Ömer’in oğlu olduğunu söylese bile Necati’nin de oğlu olma ihtimalini hep diri tutacağım. Olaylar zinciri çözülmeye başlamış olsa da daha alacağımız çok yolumuz var. Kaldı ki Necati yine de bir çok şeyi biliyor ve bazı eylemlerin arkasındaki kişi olma ihtimalini koruyor. İlhan şirketi kaybettiğini söylemeye çalıştıkça Necati İlhan’ı susturmuştu. O anlarda da yüzünde bir şeyler biliyormuş ifadesi vardı.

Zayıf noktası Zeliş olan Maraşlı bulduğu ilk fırsatta yapacağını yaptı. Nasılsa her şey ortaya çıktı diyerek Türellerin evini basan Savaş Ömer’in oğlu olduğunu açıkça söyler. O esnada bahçede olan Maraşlı Svaş’ı tekinsiz bir şekilde yakalar ve metruk bir binada yarı çıplak bir vaziyette güneşte bekletir. Aslında Maraşlı’nın istediği tek bir şey vardır. Konser saldırısının ardındaki isim. Fakat Savaş yavaş yavaş yandığı ve çok acı çektiği halde o ismi asla söylemez.

Maraşlı Savaş’ı ölüme terk edip giderken birden özel tim tarafından etkisiz hale getirilir ve yaka paça bir araca bindirilir. Başındaki torba çıkarıldığında karşısında hiç de tahmin etmediği bir kişiyi bulur. Sorgu odasındaki kadın. Maraşlı’nın zayflığını çok iyi analiz eden Hilal Maraşlı’nın keyfi olarak yaptığı bu eyleme son vermek istemiştir.

Maraşlı’yı neden yaka paça aldıklarını düşününce; birimin esas amacı konser saldırısının ardındaki isme ulaşmak olduğu sonucuna vardım. Maraşlı’nın amacı ise Zeliş’e zarar verenleri cezalandırma. Sonucu ölüm bile olsa. Fakat Savaş ölürse daha yukardaki isme ulaşma ihtimali ortadan kalkacaktı. O yüzden Savaş’ın bir süre daha yaşaması lazım. İşte bu yüzden Maraşlı’ya müdahale ettiler.

Mahur ise Maraşlı’nın bir delilik yapacağından endişe ederek ona ulaşmaya çalışır. Hiçbir sonuç alamayınca arkadaşlarıyla buluştuğu yere gider. Fakat ortada bir gariplikle karşılaşır. Mekan gördüğünden çak farklıdır. Sanki kullanılmayan bir yerdir. İşte o andan sonra Mahur’un içine de bir şüphe girer. Maraşlı ne saklıyordur kendinden? Bundan sonra Maralı’yla ilgili bilgilerin de peyder pey açığa çıkacağı işaretini aldık. Gelecek bölümleri merakla beklememizi gerektiren bir neden daha.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Bugünlük de bu kadar sevgili dostlar. Sürçü lisan ettiysem affola. Yeni bölümde buluşmak üzere hoşça kalın. 😊

Önceki Bölüm Yorumu

Maraşlı öne çıkan görsel
Maraşlı 4. Bölüm | Mahur Beste

Merhaba sevgili dostlar. Yeni bir Maraşlı bölümüyle yine karşı karşıyayız.

Bölümü yine başından sonuna kadar soluksuz izledim desem yeridir. Gelelim şimdi bölümü yorumlamaya, sır perdelerini aralamaya. Maraşlı her ne kadar engellemeye çalışsa da Mahur, kuzu kuzu gider Savaş’ın ayağına. Sonunda Maraşlı’nın haklı olduğunu anlar ama iş işten geçmiştir. Neyse ki devamında Savaş’ın amacının Mahur’u öldürmek değil de başka şeyler olduğunu öğreniyoruz. Ki oradan kaçmadan fitili ateşleyip Mahur’un kucağına bıraktı zaten bombayı.

Peki bomba neydi? Aziz’in eski ortağı Ömer. Ömer nasıl öldürülmüştü ve Aziz bu varlığa nasıl ulaşmıştı? Mahur kafasında soru işaretleriyle konağa dönerler. Tehlikeli bir günün ardından dönülen konakta hesaplaşmalar başlar. Ozan’ın derdi Maraşlı’yı işi planlayan kişi olarak kabul ettirip çevrelerinden özellikle de Mahur’dan uzak tutmaktı. Aileden olmasa da Aziz beyin gereksiz güveni, İlhan’la olan arkadaşlığı ona bu rahatlığı verir. Zaten Ozan ne yapsa İlhan anında onaylıyor. Herkes Maraşlı’nın Savaş’la iş birliği içerisinde olup olmadığının hesabını sorarken Maraşlı’nın aklında ise tek bir soru vardı; evdeki hain kim? Öyle ya bu ikinci oluyor Savaş’a haber uçurulması. Ama o hengamede Aziz’in Savaş’ı araması hainin bulunmasını bloke etmeye yetti. Tabii dengesiz Ozan’ın bir iyiliği de dokunmadı değil. Mahur, ödül gecesi Maraşlı’nın kendisin öldürülmekten son anda kurtardığını öğrenince, Maraşlı Mahur için daha bir vazgeçilmez hale geldi.

Günlerdir yaşadığı acıyı bu gece daha derinden hisseden Mahur çaresizlik içerisinde kıvransa da güçlü kalmaktan başka çaresi yok. Bu süreçte Aziz’in ortağı Ömer hakkında da bilgi toplamaya çalışan Mahur sadece genel bilgilere ulaşır. Uyuşturucu işine giren Ömer yakalanıp hapse girer, çıktıktan bir hafta sonra ise arabasıyla denize uçar ama ceset asla bulunamaz. Peki bunun daha ötesi nedir? Savaş araştır derken ne kadar ilerisini araştırması lazımdır? Mahur bu konuda da Maraşlı’nın yardımını ister. Maraşlı pek gönüllü olmasa da ret de etmez.

Savaş’ın esas niyetinin ne olduğunu anlamamız için bir süre daha beklememiz gerekecek gibi. Bu bölüm gördüğümüz borsa izleme merkezi (sanırım) zorda olan her bir şirketle ilgili plan yaptığı ihtimalini getirdi aklıma. Hatırlamamız gerekirse ilk bölümde iş yaptığı iki iş adamına, kendisinde habersiz sanal para ticaretine girdikleri için tehditler savurmuş, adamlar tehdidin bize sökmez dediğinde ise uzaktan kumanda ile adamlardan birin orada öldürmüştü. Hasta olan ve tahminim ömrü de pek fazla kalmayan biri için ne tür bir neden olabilir ki sürekli para kazanmaya çalışıyor? Savaş’ın hikayesine ne zaman geçiş yaparlar bilmiyorum ama olayın o kısmı da çok sürprizli olacağa benziyor.

Dikkatimi çeken gelişmelerden biri de Savaş’ın ısrarla Mahur’la buluşmaya çalışmasıydı. Buluştular da. Mahur ne kadar ters davransa da Savaş ısrarla iltifat etmeye devam etti. Bu hareketi, Mahur’u takıntı haline mi getirdi sorusunu sordurttu bana. Ya da oyuncak olarak mı görüyor bilemedim. Mahur şu aralar bir şeyler öğrenmek için peşi sıra koşturuyor ya o da iyice tadını çıkarıyor olabilir. Zaten Mahur’la Savaş’ı basan Maraşlı, o psikopatla bir işin olmaz, sana istediğini asla vermez dediydi. Buradan da anlaşılıyor ki Maraşlı Savaş’ın nasıl bir manyak olduğu hakkında bilgi sahibi.

Bu bölümün bir güzel tarafı da Mahur’un artık o şımarık, Maraşlı’ya inanmayan hallerini terk etmesiydi. Bunun yanı sıra birçok şeyi de çekinmeden paylaşır oldu Maraşlı’yla. Fotoğraf çekimi sırasında mankenle, Maraş’lıyı devre dışı bırakmaya çalışırken, Maraşlı’nın mankenin evine gidebileceği ihtimali üzerine telaşlanması da gönül mevzularının başladığının göstergesiydi. Maraşlı desen önceki bölümden başlamıştı duygusal değişimi. Artık ufaktan ufaktan başlama zamanı gelmişti, geçiş sürecini beğendim. Birlikte, Aşık Mahsuni Şerif’ten Çeşmi Siyahım türküsünü dinlemeleri de çok güzeldi. Değinmeden geçersem hatrı kalacak bir olay da Maraşlı’nın babalığı. Kızına karşı o kadar naif ki, insan bakarken pamuk gibi oluyor.

Geceyi stüdyoda geçirmeye karar veren Mahur anahtarını çıkardığında, anahtarlık Maraşlı’nın dikkatini çeker. “Güzelmiş” dediğinde ise anahtarlığın Mahur’a annesinden hatıra kaldığını öğrenir. Ertesi gün, Mahur anahtarlığı kaybettiğinde deli divane olmuşken Maraşlı nedenini sorar. Mahur da annesinin videosunu izletir. Annesi bir anahtarlığı bir de Attila İlhan’dan Mahur Beste şiirini hatıra olarak bırakmıştır. İşin ilginç yanı ise bundan sonrasıdır. Maraşlı Ömer’i araştırdığını ve hapiste çekilmiş fotoğraflarına ulaştığını görüyoruz. İşte o fotoğraflarda Ömer bilekliği yapıyor ve masada da şiir kitabı var. Tabii doğal olarak Mahur bir şok daha yaşıyor. Kendini bildi bileli anne babasının saf aşkına inanmış biri olarak bilekliğin ve kitabın aslında Ömer’e ait olması gerçeği.

Gelelim derdini alkolle unutmaya çalışan Necati’ye. Önce Necati’nin özlü sözleriyle başlayalım; “her oğul babasının kurbanıdır. Biz evlat falan değiliz, biz babalarımızın başarısızlıklarının kurbanlarıyız.” Bu bölüm tam da Necati gibi biz de acı gerçekle yüzleştik. Bir baba tarafından ölüme hem de yanarak ölüme terkedilen bir evlat. O olaydan sonra ne kadar içse azdır. Hele de ateşi her gördüğünde duyacağı o terk edilmişlik acısı daha da büyüyecek içinde. Peki Aziz neden bu kadar vicdansız davrandı Necati’ye?

Aklıma tek bir neden geliyor o da Necati’nin Ömer’in çocuğu olma ihtimali. Bu teori doğruysa eğer Necati’nin durumu çok önce öğrendiğini düşünüyorum. Küçüklüğünden beri de ötelenince hepten boş vermiştir hayatı. Çünkü ne yaparsa yapsın Aziz onu kabul etmeyecektir. İşte tam da bu sebepten Necati de Aziz’in düşüşünü görmek isteyebilir ve o da kendi üslubunca plan yapmış olabilir. Ama bu planında Mahur’u öldürmek gibi bir niyeti olacağını sanmıyorum (şimdilik). Nerden bakarsam bakayım Mahur plana hesap dışı katılan biri gibi duruyor. Fakat katalizör misali tepkimenin başlamasına neden olmuştur sadece çünkü öncesinde de yasa dışı işler yapılmış sürekli ama hiç biri ortaya çıkmamış.

Fakat kaderin cilvesine bakın ki güvenip şirketi emanet ettiği oğlu İlhan da iradesiz ve beceriksiz biri. Çoğu konuda ipleri Ozan’ın eline veriyor bir de üstelik bunu Mahur’la aralarını yapma sözüyle veriyor ki burada aşağılık yönü de ortaya çıkıyor. Ama gel geleim Ozan da gizli kapaklı işler çeviren biri. Bunu Savaştan para alması da gösteriyor. Daha bilmediğimiz neler var kim bilir. Belki de şirket adına çekilen kredilerin çoğunu zimmetine geçirmiştir. Ayrıca gelin Dilşad’la da gönül ilişkisi var gibi. Torun da Ozan’ın çocuğu çıkarsa hiç şaşırmam.

Durun daha bitmedi. Savaş buluşma esnasında Mahur’un duymasını istediği bir buluşmanın yerini ve zamanını söylediydi. Maraşlı buluşma yerine gittiğinde bir de ne görsün. Savaş’la buluşan Ozan’dı. Üstelik kredi borçları yüzünden zor durumda olan şirket için para alıp Savaş’a hisse satmak için. Buradan da anlıyoruz ki Savaş’ın adam öldürmek yanında içeri sızıp ele geçirmeyi düşündüğü şirketler var. Ozan’ın telaşa kapılıp kaza yapması (belki de kasıtlıydı) bu planı nasıl etkiler onu zamanla göreceğiz. 

Gelelim esas meseleye. Birisi Mahur’u gerçekten öldürmeye mi çalışıyor? Geriye baktığımızda Mahur, aslında doğrudan bir hedef değildi. Kendisi, Savaş’ın tabiriyle görmemesi gereken bir şey gördü ve hedef haline geldi. Nedense bu teori üzerine düşününce yine ilk yazımda bahsettiğim gibi esas oyun kurucunun Mahur olma ihtimali yine artıyor nazarımda. Şöyle ki; Annesini ölümünden sonra bir şeyler öğrenmiştir ama bunu doğrudan açığa çıkarmaya gücü yoktur.

Zaten annesi de iki yıl önce ölmüş. Uzun süren planlardan ve hazırlıktan sonra savcının öldürüleceğini öğrenir. Olayı araştıran Maraşlı’nın dükkanına giderek bağlantı kurar ve fabrikaya giderek olayı fotoğraflar. Zaten ondan sonrası çorap söküğü gibi gelir. Kendisi mağdurdur ve yardıma, korunmaya ihtiyacı vardır. Bundan sonra aradığı cevapları bulacak annesine kötülük yapanlardan intikamını alacaktır. Çok mu uçtum? Olabilir ama daha hafifi kurtarmıyor beni. 😊

Son bir ekleme daha yapayım. Cevap bulması gereken sorular var. Ömer ne zaman öldürüldü? İlk başlarda Mahur’un Ömer’in kızı olma ihtimali üzerinde duruyordum ama Necati de olabilir. Olay Mahur doğmadan önce de gerçekleşmiş olabilir. Ayrıca Ömer aslında ölmemiş olabilir mi? Savaş onun için çalışıyor desem konser saldırısını kim yaptırdı? Çünkü Ömer’in tek derdi kendisine ihanet eden Aziz’den intikam almak olurdu. Ayrıca Ömer yaşıyor olsa bile konser saldırısını tekrar araştıran savcıyı öldürmesi için Savaş’ı tutmazdı herhalde. Ama Savaş parayı veren herkese iş yapıyorsa o zaman çok kişi var işin içinde demektir. Bu konu hakkında henüz elle tutulur deliller olmadığı için bütün olasılıklar geçit töreni yapıyor. En iyisi bu konuyu şimdilik burada bitirmek. Bölümler ilerledikçe bu konuyla ilgili de eklemeler yapmaya devam ederim.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Sürçü lisan ettiysem affola. Haftaya görüşmek üzere kalın sağlıcakla.

Maraşlı Öne çıkan görsel
Maraşlı 3. Bölüm Yorumu| Şüphe

Merhaba sevgili dostlar. Bugün, naçizane Maraşlının üçüncü bölümünü yorumlamaya çalışacağım.

Malum Maraşlı geçen bölüm Mahur’a kendisini ailesinden birisini öldürmeye çalıştığını söyleyerek Mahur’un kucağına şüphe bombasını bıraktı gitti.

Maraşlı’nın aileye sızma niyeti başlarda farklı olsa da içten içe Mahur da zarar görmesin çabasındadır. Ama öte taraftan bu tür işlerin nasıl yürüdüğünü çok iyi bildiği için daha da ötesine geçmeye niyeti yoktur. Mahur ise Maraşlının aklına düşürdüğü şüphe kurdu ise beynini kemirip durur. Sonunda dayanamayıp Maraşlıya gider ve kanıtının ne olduğunu sorar. Maraşlının kanıtı ise sadece evde söylediği görev yerini Savaş’ın bilmesine imkan yoktur çünkü resmi kayıtlarda öyle bir bilgi de yoktur. Yani turnusol kağıdı niyetine yalan söylemiştir ve bu bilgi anında dışarı sızmıştır.

Elbette bu tür ihanetlere alışkın olan Maraşlı için Mahur’un başına gelenler çok normaldir ama Mahur gibi pamuklara sarılıp büyütülen ve bir dediği iki olmayan biri için bu denli büyük bir olay kolay hazmedilir cinsten değil. Bu anlamda Mahur’un tepkisini çok normal karşılıyorum. Onun yaptığı Maraşlı’ya değil de ailesinden birinin kendisini gözden çıkardığına inanmamak.

Mahur ise yaşadığı şokun etkisiyle Maraşlının iddiasını reddetmeyi seçer. Öyle ya şimdiye kadar sığındığı, güvendiği ailesi birden düşman mı olacaktı? Mahur her ne kadar inanmamayı seçse de annesinin videolarında bir işaret arar ve bulur. Şimdiye kadar gözünden kaçan bir detay vardır videoda. Annesi önemli bir şey olduğunu ve bunu bir gün Mahur’a anlatacağını söyler ve bunu ikinci kez teyid eder.

Burada daha önce yazdığım olası düşmanlar listesini yeniden güncellemek istiyorum. Necati’yi listeden çıkarıp yerine Ozan’ı alıyorum. Firuzan’ı düşman olarak hiç görmedim zaten, Dilşad’ı da listeden çıkarmak istiyorum. Şu anda en güçlü şüpheli İlhan ve en yakın arkadaşı Ozan. Bu bölüm her ikisi de çok şüpheli hareketlerde bulundular. İlhan annesi konuşurken odaya gelmesi bana annesinin bildiklerini anlatmaması için başını boş bırakmıyor gibi geldi. İlhan ve Ozan Mahur’a yurtdışına gitmesini söylediler ki bu da olayı o şekilde kapatma çabası olabilir.  

Babasını da liste gerisine attım ama yine de yaptığı işler neticesinde olayları bu raddeye gelmiş olabilir. Zaten çoğu yerde Mahur’u öldürmeden ziyade korkutmaya ve yıldırmaya çalışıyorlarmış gibi davranıyorlar. Bir de arabaya bağlayıp toplu imha etme meselesi var. Şayet orada da kurtarıcı İlhan olursa yüzde doksan İlhan’ın parmağı var diyeceğim bu olaylarda.

Savaş’ın bırakıldığını öğrenen Maraşlı çareyi Mahur’u kaçırmakta bulur. Maraşlı’nın bir derdi de Mahur’a doğru söylediğini kanıtlamak, onu gerçeklerle yüzleştirmektir. Mahur ise bir bölüm boyunca Maraşlının yanıldığını temenni etmekle geçirir. Bir de sürekli sert, hakaretvari konuşmalarını da eklemek lazım. Sözde Maraşlı’dan gizli babasına nerde olduğunu haber verir ama her zamanki gibi kontrol yine Maraşlı’nın elindedir.

İşte şimdi tam zamanıdır güven testinin. Eğer Aziz bey gelirse Mahur yaşadığı bu azaptan kurtulacak, yok eğer Savaş gelirse o zaman Maraşlı haklı çıkacak ve Mahur’un azabı devam edecek ki böyle bir şeyle yaşamak zorunda kalırsa delirebileceğini bile söyledi. Dediğim gibi Maraşlı’nın afaki tahminler yürütmediğini biliyor ama kalbi ve ruhu henüz böyle bir ihanete hazır olmadığı için inanmamayı seçiyor. Tabii beklediği gibi ailesinden birileri geliyor ama hiç beklemediği bir şekilde. Mahur hayatının en büyük hatalarından birini yapıp kulübeden kaçıyor. İşte o an Maraşlı’nın haklılığı kesinkes ortaya çıkıyor ama geri dönmek için bekli de çok geç kalıyor.

Bonus

Şu an net bilemeyeceğim ama Sedef hanım aile bireylerini karıştığı fakat kendisinin asla onaylamadığı bir olayı öğrendi. Bu olay Mahur’u da ilgilendiriyor olmalı ki ısrarla Mahur’a anlatmak istiyor. Fakat aile bireyleri buna izin vermiyor ve sürekli gözetim altında tutuyorlar. O da bulduğu küçücük fırsatta bunu Mahur’a iletiyor. Şu ana kadar cd doldurma sürecinde yanında Aziz bey ve İlhan’ı gördük. İlerleyen bölümlerde diğerlerini de göreceğimizden eminim.

Olay demişken, Necati’nin de olaydan haberi olduğu fakat susturulduğu, Necati’nin de ağır gelen bu yük altında ezildiği için kendini içkiye verdiğini düşünüyorum. Sonuçta ortada büyük bir suç var ve tüm aile bireyleri bu suçun açığa çıkmaması için işbirliği içinde.

Veee Sedef hanımın her şeyi anlattığı cd duvardaki resmin içinde saklı. Zannımca kızına son bir hatıra bırakmak için portresinin yapılmasını istedi. Ve bir fırsatını bulup anlatacaklarını kayda aldı, onu da bu tabloya sakladı. Şimdilik Sedef hanımın hatırası olarak salonun baş köşesinde dursa da güm gelip Mahur’un odasına geçecek ve Mahur cd’yi bulacak. Belki cd’nin bulunmasını Maraşlı sağlayacak, şimdilik orası meçhul. Ama bizler bir süre daha bu tabloya bakıp duracağız.

Bölüm gerçekten heyecanı doruklara çıkarıp öyle bitiyor. Bakalım Mahur Savaş’ın eline geçmeden kurtulacak mı yoksa gelecek bölüm, Maraşlı Mahur’u kurtarmaya çalışmakla mı geçecek? Bölüm için seçilen şarkılar ve şiirler de muhteşem. İzlerken keyfimi iki katına çıkaran detaylar bunlar. Emeği geçen herkese şimdiden teşekkürler.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Ben yazarken keyif aldım umarım sizler de okurken aynı keyfi alırsınız. Sürçülisan ettiysem affola.

Öne çıkan görsel
Maraşlı | Düşman Kim?

Merhaba dostlar. Bu sefer farklı bir diziyle karşınızdayım; Maraşlı…

Daha yayına başlamadan ilgi çeken dizi ilk bölümleriyle de adından sıkça söz ettirmeyi başardı. Konusu ve kurgusuyla başarılı bir yapım olduğunu kanıtlama yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Öncelikle ana karakterlere kısaca değinecek olursak kimdir bu Maraşlı? Kendi ifadesiyle, özel kuvvetlerde asker olan ve görevi icabı en tehlikeli yerlere giden birisi. Mahur’a gelecek olursak varlıklı bir ailenin tek kızı. Annesinin hastalığından haberdar edilmemesi ve bu yüzden annesinin yanında olamamasından dolayı oldukça agresif, kendi başına buyruk bir kız.

Dizi hakkında daha ilk bölümde teoriler havada uçuşmaya başladı. İkinci bölüm ise, çok küçük de olsa ipuçları verilmeye başlandı. Bunlardan en önemlisi ise Savaş’ın Celal’e Afganistan günlerinden daha beter acı yaşatacağı yönünde tehdit savurunca ortaya çıktı. Maraşlı o an anladı ki Mahur’la ilgili bilgiler evin içinden sızdırılıyor. Çünkü nerelerde bulunduğunu sadece evde söylemişti. İşte bundan sonra beyin fırtınası yapıp evdeki olası düşmanın kim olabileceği konusunda, kafamda teoriler uçuşmaya başladı. Gelelim şimdi bu teorileri yazıya dökmeye.

Maraşlı’nın verdiği bilgiler ve ekrandan gördüğümüz kadarıyla ilk akla gelen Firuze. Henüz kim olduğu ve geçmişi hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Tek bildiğimiz Sedef hanım öldükten sonra Aziz beyle evlendiğidir. Maraşlı onun hakkında hırslı bir kadın dese de onun olmadığı aşikar çünkü düşman, bilinen esas kötüden çıkmaz bu genel kuraldır.

İkinci akla gelen küçük ağabey Ozan. Babasının işlerine bakan, Necati’den daha çok güvenilen birisi. İlerde de şirketin başına geçeceği şimdiden belli. Ama onun da hakkında pek bir şey bilmiyoruz. Hırslı ama babasının boyunduruğu altında yaşayan bu yüzden içten pazarlıklı, kirli işler yapan fakat açık vermeyen bir kişiliğe sahip olabilir. Bunun yanı sıra uçak filosundan sorumlu olması ve Maraşlının elindeki kağıtta da filonun logolarından birine ait olması şüpheleri üzerine çekmeye yetiyor.

Üçüncü sırada büyük ağabey Necati var. Görünüşte alkolik ve felsefeye meraklı biri. Babasından, aralarında ne tür husumet varsa artık intikam almak için ayyaşlık kisvesi altında yasadışı işler yapabileceğini göz ardı edemeyeceğim. Sırf babasına kötülük olsun diye olmadık işlere girip olayın, hiç hesapta olmayan Mahur’a dayanmış olma olasılığı da var. Yine de iki bölüme bakarak babasıyla husumetinin Firuze kaynaklı olduğu gibi güçlü bir his var içimde. Öyle ya da böyle benim sıralamamda sonuncu diyebilirim.

Dördüncü sırada, zayıf bir ihtimal de olsa gelinleri Dilşad’ın da olma ihtimali var. Kendisi olmasa bile aklıma gelen ihtimal babasının bu işin içinde olma olasılığıdır. Çünkü evden bilgi sızdıracak bir diğer kişi de gelindir. Kendisinin bu tür işleri yapacak kudreti yok ama, henüz birini göremesek de ailesinden biri olma ihtimali var. Maraşlı demişti sakladığı bir sırrı var gibi diye. Birkaç bölüme kalmaz onun da kirli çamaşırlarını görmeye başlarız.

Gelelim Ziya beye. Karun kadar zengin. Bu kadar malı nereden edindiği meçhul. Açıkçası düşününce en güçlü düşman Ziya bey gibi geldi. Konser saldırısınında savcının öldürülmesinin de müsebbibinin o olduğunu düşünüyorum. Savaşla konuşan ama bizim sesini dahi net duyamadığımız birisi var ilk bölümden beri. İkinci bölümü izledikten sonra kulağımda yankılanan sesin Ziya beyin ses tınısına benzediğini fark ettim. İşte ondan sonra neden olmasın dedim.

Mahur’la bağlantısına gelince, bir baba kızına bunu yapar mı diyeceksiniz? Ziya bey yıllardır bulaştığı yasadışı işler boyunu aştığı için evet yapar. Sonuçta yıllardır kurduğu bir imparatorluk var. Mahur bir şekilde olaya dahil oldu ama onların istediği Mahur’u öldürmek değil fotoğrafların olduğu belleğe ulaşmak. Belleği alanın da Maraşlı olduğunu bildiklerine göre işi en kolayından Mahur’u kullanarak halletmeye çalışıyorlar. Mahur’a düzenlenen suikast olayında da Maraşlının olaya dahil olacağını biliyor olabilirler. Bize gösterilen kısımda çok babacan, kızı için yapamayacağı hiçbir şey yok fakat perde gerisinde Savaş’a talimatları verip gayet de güzel istediği sonuca ulaşabilir. Ki bunu ikinci bölüm son sahnede çok net görebiliyoruz. Bellek Ziya beyde ama Savaş tutuklandığı için Ziya bey çok rahat. Halbuki o tür kişiler bilirler ki bu tür olaylarda asla tanık ve kanıt bırakılmaz.

Olayın Ziya beyle alakasını zamanla, peyderpey göreceğiz fakat teorimi güçlendiren bir diğer delil ise Maraşlının, düşman ortay çıksın diye Mahur’u kaçırması ve Ziya beyin Maraşlıdan haydut diye bahsetmesi. Sanki belleği aldım gerisine gerke yok. Maraşlı da bu işin peşini bıraksın gibi bir tavır içerisinde. Fakat bilmediği bir şey var ki o da Maraşlı’nın derdinin bu olayın aydınlatılması olmadığıdır.

Bonus: Mahur… Pierce Brosnan’ın oynadığı James Bond serilerinden birinde olayı organize eden kurban kızdı. Aile içinde birçok şey olduğu halde tüm bunların dışında tutulan Mahur’un eline, ailesine hadlerini bildirmek için bir fırsat geçmiştir. Aslında onun da hikayesini bilmiyoruz henüz. Amerika’da neler yaptı? Gerçekten orada mıydı? Yoksa annesi öldükten sonra bambaşka yollara mı saptı? Annesinin ölümünden sonra, destek alacak kadar psikolojisi bozulmuş, aklı estiğinde fazlasıyla saldırganlaşan bir Mahur var karşımızda. Kendisine maskelerini takınan ve her şey yolunda oyununu oynayan ailesine kendisi de maskesini takıyor olabilir. Mağduru oynayıp aileyi çok da güzel perişan edebilir.

Gerçek olan tek bir şey var. Birbirlerine oyunlar oynarken Maraşlı’nın, hiç hesapta yokken hayatlarına dahil olması ve olayların başka yönde gelişmesi. Belki de yıllardır bu oyunu oynuyorlardı ta ki, dışarıdan beklenmedik bir oyuncu oyuna girene kadar.

İki bölümde çıkardığım varsayımlar bunlar. Gelecek bölümlerin de aynı şekilde girift olacağı, bizlere daha çok beyin yakan teoriler ürettireceği belli. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Herkese keyifli okumalar efendim. Sürçülisan ettiysek affola. 😊  

error: Korunan İçerik!