“Büyük zaferler kazanmak için küçük savaşlar kaybetmek gerekir.”

Etkili hazırlanmış fragmanlarıyla izleyicide heyecan uyandırmayı başaran Sıfırıncı Gün, geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başladı. Sevdiğimiz isimleri bir araya getiren ışıl ışıl kadrosuyla, aktif operasyon anı dışında sürekli goygoyda olan neşeli bir polis ekibinin hikayesini anlatan dizi bolca takdir topladı.

Zaten beklenen ve bildiğimiz şekilde, yaşadıkları büyük bir acıdan sonra dağılan ve adeta aile olmuş bu insanların toparlanma/intikam hazırlığı sürecini izledik birinci bölümde. İlk dakikalar çok cazip olmasa da, dizinin yaklaşık otuzuncu dakikasında başlayan sekans işleri değiştiriyor. Konteynırın suya gömüldüğü malum sahnede tüylerimin diken diken olmasıyla ağlamaya bir başladım, başlayış o başlayış. Zor sustum denebilir. Zaten hemen ardından gelen şehit haberi verme kısmı da..

Gidişat olarak fena değildi. Süre sonraki bölümlerde biraz kısalırsa şahane olur diye düşünüyorum. Oyunculuklar güzel. En önemlisi de MÜZİKLER oldukça başarılı. Dizinin atmosferinde en önemli unsur bana göre, her şeyi inanılmaz değiştiriyor çünkü çok büyük bir etki gücüne sahip. O yüzden mutluyum.

Fatih’in bizimkilerle işbirliğine başlaması güzel oldu. Öncesinde Özgür’le Mert’in Efkan’ı almak için gittiklerindeki sahneler de iyiydi. Kadir’in ölümü beklenmedik ve üzücüydü. Acı yönü bir yana, adam ekibin maddi manevi yöneticisi, en tecrübeli ismiydi.. .Bunlar haricinde yeni bölüm fragmanlarında başta Nisan gerçeği öğreniyor sandım ama yanılmışım.. Planın ondan hala saklanmasını ve kızın bunca kırgınlık ve üzüntüyle baş etmeye çalışmasını anlamsız buluyorum.

Uzun lafın kısası güzel bir açılış bölümüyle başladı Sıfırıncı Gün, ekran macerasına. Dileriz keyifle ilerlemeye devam eder ve bizler de seve seve izleriz. Her hafta bölüm yorumlarında görüşmek üzere!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz