Ne İzlemeli? | Çizgili Pijamalı Çocuk

Yakın sayılabilecek bir zamanda okuduğum ve çok geç kaldığımı düşündüğüm bir kitaptı Çizgili Pijamalı Çocuk. Okur okumaz da en sevdiğim kitaplardan birine dönüştü, daha doğrusu daha bitirmeden bile karar vermiştim buna. Görüp görebileceğim en etkileyici eserlerden biriydi çünkü. Muhtemelen benden başka hiç kimse kitapları konusunu bilmeden okumayı sevmeyeceği için hemen söyleyeyim, kitap Nazi Almanya’sını anlatıyor. Benim, canımı çok acıtmasına rağmen şahsi olarak hayli ilgi duyduğum bir konu olduğundan kitaba ekstra bayıldığımı tahmin edersiniz. Neyse lafı uzatmayayım, anladığınız üzere bu kitabın film uyarlaması olan, 2008 yapımı olmasına rağmen kalitesiyle izleyen herkesi şaşırtacağını düşündüğüm The Boy in the Striped Pajamas’tan bahsedeceğim bugün.

Dikkat: Bu yazı spoiler içerir.

Öncelikle, filmin teknik detaylarının çok çok iyi olduğunu söylemeyi aradan çıkarayım. Çekimler, mekanlar, kostümler, dekor, hepsi şahaneydi. Keşke bunla kalsa, ilginçtir ki kast kusursuz yapılmış, oyunculuklar da çok iyi. Bu kadar başarılı unsurun bir arada bulunması beni baya şaşırttı, bi yandan da çok sevindirdi tabi. Ortalama beklentiyle açtığım filmi imdb‘de gönül rahatlığıyla 10 puan vererek kapattım, henüz daha gözyaşlarım kurumamışken.

Bruno

Bir savaş filminin size yaşatacağı hisler bellidir, bir dram filminin de, aynı şekilde bir çocuğun bakış açısından anlatılan bir hikayenin de. Çizgili Pijamalı Çocuk’ta bu üçü bir arada ve size umduğunuzdan kesinlikle fazlasını veriyor. Çok lezzetli bir anlatımı, sunumu var ama bu söylediğim yanlış anlaşılmasın. Konuyu düşündüğünüzde, izleyeceklerinizin neler olduğunu az çok tahmin edersiniz. Tıpkı Hitler Almanya’sı dediğimizde Almanlar’dan çok Yahudi’lerin aklınıza geleceği gibi.

Hem oyuncu seçimleri hem de performanslar o kadar iyiydi ki, övgü yerine geçecek her türlü kelimeyi kullanmak istiyorum şu an. O kadar ki, filmi izlerken sanki onları ilk kez görmüyormuşum da, kitabı izlerken zaten oradalarmış gibi hissettim. Mimiklerden konuşma tarzlarına, bakışlarına duruşlarına kadar her şey inanılmazdı. Yapılabilecek en iyi uyarlamayı yapmış olduklarına kalıbımı basarım. Sadece oyunculuk olarak değil, hikayenin aktarımı da son derece başarılıydı. Detaylar atlanmadan, her zerresine saygı duyularak, özen gösterilerek çekilmiş her bir sahne.

Ralf

Kitap zaten kendi başına çok yeterli ve çok etkileyici olduğu için olsa gerek, bu kalite filme de yansımış. Sayısız duygunun harika yansıtıldığı mükemmel bir film olduğunu düşünüyorum. (Sürekli “çok” dediğim için üzgünüm, mazur görün.) İzleyeni de asla pişman etmeyecektir, tabii yaşayacağınız hüzünden acıdan, içinize çökmesi muhtemel ağırlıktan müessesemiz sorumlu değildir uyarısını yapalım. 🤫 Gereksiz bir bilgi olarak, bu filmden hemen önce 2006 yapımı, başka türde başka bir film izlemiştim ve böylelikle Çizgili Pijamalı Çocuk’un ne kadar iyi olduğu daha da belirginleşmiş oldu gözümde.

Daha ne diyebilirim bilmiyorum, bir sürü işim olmasına rağmen hiçbirini sallamayıp bu yazıyı yazmak, nasıl hissettiğimi anlatmak ve filmi tavsiye etmek istedim. Bu istekle yanıp tutuştum desem daha doğru olur hatta. İyi ki izlemişim. Gerçekten güzel bir film, gerçi güzel demek de ne kadar doğru olur, öyle söylemek istemiyorum. Başarılı, diyeyim en iyisi. Sanırım bu daha ideal bir sıfat olabilir.

Karakterlerin her birine dair söyleyecek çok şeyim var ama şimdilik kendime saklayacağım. Yazı zaten yeterince uzun, daha da uzamasın. Son olarak, önce kitabı okuyup sonra da filmi izlemenizi şiddetle, defaatle tavsiye ederim. İkisi de çok vaktinizi almayacak ve bol bol düşünmenize sebep olacak emin olabilirsiniz. Bu yazının, kendiliğinden oluşan kitap uyarlaması serisine dahil olduğunu belirtir, keyifli günler dilerim.. Görüşmek üzere!

Serinin Önceki Yazıları

Ben Robot Film Yorumu

Dorian Gray Film Yorumu