Maraşlı’nın 1. Bölümünde Ne İzledik?

Selamlar… İzleyicinin uzun zamandır beklediği o taze kan nihayet geldi. Evet! Evet, Maraşlı’dan bahsediyorum. Yönetmen koltuğunda Arda Sarıgün’ün, senaryo koltuğunda ise Ethem Özışık’ın oturduğu; başrolünü Burak Deniz ve Alina Boz’un paylaştığı, pazartesi gününün yeni soluğu ile tanıştınız mı? Ben tanıştım ve söylemek isterim ki, tanışmayan varsa çok şey kaçırdı. Çünkü insanı, ilk saniyesinden son saniyesine kadar ekrana kilitleyip, uzun uzun düşündüren bir yapım vardı karşımızda. Ve yine söylemek isterim ki; temposundan müziğine, müziğinden sahnesine, sahnesinden karakterlerine kadar her şey çok iyiydi. Hem de daha ilk bölümden… Öncelikle bunun için tüm ekibi kutluyor, reytinglerde bol şans diliyorum.

Maraşlı Ne Anlatıyor?

Gelelim hikâyemize… Hikâyemizin esas kahramanı, Celal. Nam-ı diğer Maraşlı. Kendisi eski bir bordo bereli. “Yani? Ne ayak bu Maraşlı?” diye soracak olursanız, yaralı bir baba derim. Öyle yaralı bir baba ki, sormayın gitsin. Hikâyede bu yarasından doğuyor ya zaten.

Maraşlı’nın bıcır bıcır konuşan tatlı bir kızı vardır ve bir gün, bir gün kızı vurulur ve derin bir sessizliğe mahkum edilir. İşte Maraşlı da o sessizliği yaratanların peşine düşer. O noktada da yolları fotoğraf sanatçısı olan Mahur ile kesişir. Hem de ne kesişme… Bir kitap adından, silahların patladığı eski bir fabrikaya kadar uzanıyor…

Sizi bilmem ama yine bir Ethem Özışık imzası ve yine şahlaşan sahneler… Ağzımız açık izledik. Mesela sürekli kredi için arayan bankanın altından istihbaratın çıkması… “Güzel bir ters köşe değil miydi?” Bana soracak olursanız, Maraşlı doğru iz üzerinde. Aradığı isim ise, Mahur’un abisi yani İlhan Tüzel. O abide bir iş var. Bana sergilediği hareketler pek bir yavan geldi. “Neden mi?” derseniz, bir olaylara karşı bakış açısına bakın, derim.

“Ne dersiniz? Maraşlı’nın kaybolan yıllarını Mahur verebilecek mi?” Duyuyorum. “Hiç şüphesiz,” dediğinizi duyuyorum. O zaman anlaşalım, her hafta pazartesi saat 20.00’de. Atv ekranlarında… Aman ha, sakın kaçırmayın.