Gelecek bölümlere zemin hazırlayan, oldukça güzel bir ara bölüm izledik. Ekip için çanlar çalıyor, kazanlar kaynıyor artık buna ne derseniz deyin. Dördüncü bölümde vurdulu kırdılı sahneleri bol bol izleyeceğimiz kesin.

Profesör ve polis memuru Antonanzas arasında geçen anlaşmadan bahsetmek istiyorum öncelikle. Profesör’ün davranışı, bakışları, mimikleri gerçekten çok iyiydi. Karşısındakini asla tehdit etmeden yapması gerekeni söyledi. Tabi ‘gerçek C-4’ler de kullanabiliriz’ cümlesi tehdit içerikli olabilir fakat ilk yolu kesinlikle bu değildi. Hele ki parayı çıkardığı an Antonanzas’ın yüzüne gelen parıltıyı unutamıyorum. Yüzü ışıldadı resmen. Ve herkesin yapacağı şeyi yaptı. Teklifi kabul etti.

Bölümün başlarında Raquel için işler iyi gitmiyordu. Alicia’nın amacı, kanıt bulana dek Raquel’i yıpratarak itiraf etmesini sağlamaktı. tabi bu kolay olmadı. Ta ki eski kocası ambulansı inceleyip yaptığı aramada kullandığı telefonu bulana kadar. Yani şimdi bir şeyler söylemek istiyorum istiyorum da söylemiyorum.

Aynı hatayı Profesör yapmazdı demek geldi içimden. Daha sonra da kalıntıların kalamayacağını eski bir dedektif olarak nasıl düşünemediği aklıma geldi. Ne olursa olsun her ihtimali ve her koşulu hesap etmek bu yüzden önemli. Profesör’ün saatini Antonanzas’ın kolunda görmeseydi, Allah bilir neler olacaktı.

Neyse, Raquel konusunda içimiz rahatladı en azından. Şimdi içeriyi daha iyi manipüle edebilir. Hatta belki bankaya bile girebilir? Bir rehine değiş tokuşu daha olur mu dersiniz?

Bir sonraki konumuz ise tabi ki Denver-Monica-Rio-Tokyo ilişkisi… Çıldırmak üzereyim. Gerçekten.

Soygunun koşullarını oldukça zorlayıcı olduğuna eminim. Psikolojilerini de anlamaya çalışıyorum fakat başarısız oluyorum. Denver, Monica ile Rio’yu birlikte görüp yanlış yorumlaması hatta buna kendini inandırması beni şok etti. İşleri batırdıkça batırıyor. Tokyo ise ne kadar Tokyoluk yaparsa yapsın, 3 sene birlikte yaşadığı ve sevdiği insanın gördüğü işkenceleri bilmesine rağmen, sırf ayrıldı diye, nasıl bunları görmezden gelebiliyor? demek ki siz ikiniz hiç hak etmemişsiniz bu ikiliyi. Tokyo neyse de, Denver hayal kırıklığına uğrattı beni.

İlk iki sezon Berlin’e yüklenen rol bu sezon Denver’e mi yüklenilmeye çalışılıyor, henüz anlamış değilim. Bakacağız artık.

Berlin demişken, 3. sezon da olmak üzere bize hep hayatını dolu dolu yaşayan Berlin, ağabey Berlin, aşık Berlin gösterildi. 3.sezon başından beri soruyorum, Berlin’in bu yanını tahmin ediyorduk evet ama özlediğimiz Berlin bu muydu? Bu bölüm, uzun zamandır görmeyi beklediğim Berlin’i gördük. Ve soygun yaklaştıkça (Berlin’e göre), onun bu yönünü görmeye devam edeceğimize inanıyorum.

Yine 3.sezonun başlarında Palermo’yu gördüğümüzde ‘madem bu kadar yakınlardı, ilk soygunda neden yoktu’ diye sormuştum kendime. Bu bölümle onu anlamış olduk. Ve bana kalırsa, Profesör gayet doğru bir karar vermişti. Palermo gerçekten de oyunbozanlık eden çocuklar gibi davrandı hatta davranmaya da devam ediyor.

Profesör, Tokyo aracılığı ile Palermo’ya mesaj gönderdi. Palermo da bu emri dikkate alacaktı pek tabi fakat kendi yöntemleriyle. Önce kaos çıkaracaktı. Sonra kaosa hakim olacaktı. Yalnız dikkat et Palermo, planlar elde patlamayı severler.

Palermo sayesinde Gandia, yani güvenlik görevlisi kaçtı. Fragmanda izlediğimiz aksiyon sahneleri çok yakın. Hissedebiliyorum. En çok Asansör patlama sahnesinden korkuyorum. Rio ve Denver’e bir şey olursa gerçekten çok üzülürüm.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Bogota’nın Nairobi’ye farklı baktığını hep görmüştüm ama bana hiç aşk adamı gibi gelmemişti. Gerçekten şok oldum. Ve aşırı mutlu oldum çünkü geldiği andan itibaren o ikisini shipliyordum. Tokyo’nun :’Soygun sırasında kimseye aşık olmayın.’ cümlesiyle Bogota’nın o hüzünlü ifadesi birleşince gerçekten pamuk gibi oldum. Umarım bu işin sonu beklediğimizden kötü gitmez.

Umarım soygunun sonu beklediğimizden kötüye gitmez.Takipte kalın!

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz