Yeni sezon oldukça hızlı ilerliyor. Açıkçası bu bölüm olan şeyler kadar diyaloglarda beni oldukça şaşırttı. Hiç hızımızı kaybetmeden direkt konuya geçmek istiyorum.

Dayanamayıp yine Denver’den başlayacağım. Geçen bölüm Arturo’yu dövdüğünde Monica ile araları açılmıştı Denver’in. Açıklama eksiği bulmuştum o sahnede. Monica’nın Denver’e karşı daha açık olması gerektiğini yazmıştım. Fakat bu bölüm Denver neyi yapma dediysem yaptı sağ olsun. Bogota bile onlar konuşurken Monica’nın arkasına saklanmış ve Denver’e sus işareti yapıyordu. E adam tecrübeli tabi. Kaç tane kadından çocuk yapmış. Hepsini idare etmek zor olsa gerek.

Denver Rio ile konuşurken asla söylememesi gereken şeyler söyledi. Birincisi, Tokyo neden Maserati? Eyvallah gayet güzel bir kadın fakat güzel kadınlardan erkekler ayrılmaz mı? Rio, Tokyo ile ayrılarak belki de en doğru kararı verdi. Ve yaptığı açıklamalar onun durumuna çok uygun, anlaşılabilir bir açıklamaydı. Bunun ‘güzel’ bir kadınla birlikte olmasıyla ilgisi ne?

Ayrıca Monica’ya ‘Tokyo bir Maserati olabilir ama sen de Fiat 600 değilsin.’ demesi?? nE?

Sahneyi izlediğimde çıldırmak istedim. Kim sevdiği kadına böyle bir şey der. Bir de utanmadan kendimi savunmayayım mı diyor. Savunma!

Karakterlerin hepsinin ayrı bir macerası var. Şu ana kadar en iyi iş çıkaran tokyo oldu. Evet, bunu söyleyeceğime ben de inanmıyordum ama şimdilik durum böyle. En kötü iş çıkaran da Palermo oldu. Yahu insan artık lider değil diye, gitmeye kalkar mı? Berlin’in de komutayı kaybettiği olmuştu. Hatırlarsınız. Nairobi geçmişti başa… O olması gerek bir şeydi. Berlin de daha sonra kendini toparlayıp komutayı geri almıştı. Palermo ise başka bir tercihte bulundu. Bana göre yanlış şıkkı seçti.

Fragmanda gördüğümüz güvenlik görevlisinin parmağını kırıp kaçtığı sahne… Bir güvenlik görevlisi olarak böyle bir şeyi biliyor olması lazım, neden bu kadar bekledi ki diye düşünüyordum. Arkadaş, hiç mi Arrow izlemiyorsunuz. Arrow kaç yerden kurtuldu bu şekilde. Sağ olsun bizim güvenlik görevlisine de bu fikri Palermo vermiş. Alkışlıyoruz(!)

Her şey bir yana, kaçmak isteyen ‘eski’ takım arkadaşınızla, yine kaçmak isteyen bankanın güvenlik görevlisini neden yan yana koydunuz ki? Hayır geçen sezondan da mı bir şeyler öğrenmediniz?

Tek ‘oh be’ dediğim sahne Profesör ve Tokyo’nun konuştuğu sahneydi. (Bakın, tokyo geçen sezonu izlemiş) Yaşadıklarından ders çıkaracaksın. Sonra da o dersi çalışacaksın. Tokyo da tam olarak bunu yaptı. Profesör’e ‘Lizbon’un ölümünü gözleriyle görüp görmediğini sordu. Duvar kenarından sızacak olan ufak bir ışık huzmesini bekleyen profesör, bu fikrin peşinden koştu ve bir çılgınlık yapıp çadırlara yakın bir noktaya gitti. Çadırın içini göremiyordu belki ama, biliyorsunuz, kendisine boşuna Profesör demiyoruz. Lizbon’un yaşadığını anlaması için üç ipucu yeterliydi.

Bu gazla, insan hakları konuşmasıyla Coronel’i sinirlendiren polis memurunun yanına gitti. Rio’ya yapılan işkenceden sonra birilerinin Raquel’e sahip çıkıyor olması güzel bir duyguydu. Kadın çadıra gelmeden zaten yeteri kadar aşağılanmıştı. Profesör bunu fark mı etti yoksa görebildiği polis memuru yüzü o olduğu için mi ona gitti bilmiyoruz. Büyük ihtimal ikincisi ama… Kesin mesajı iletme konusunda ikna da edecek kendisini.

Yine de mesaj iletsin iletmesin, kendi aralarında yakalandıklarında neler yapacaklarına dair bir konuşma geçtiğine inanıyorum. Profesör bunu da düşünmüş olmalı.

Alicia, Raquel’i sorgularken, ben bile ikna olacaktım neredeyse. Kadın yanlış şeyler söylemiyor aslında. Olaya tam tersi bir açıdan bakmaya çalışıyorum. Tanıdığım birisine -özellikle geçmişte aynı meslekteysem- ben de aynı yorumlarda bulunabilirdim. aradaki tek far, Alicia’nın iyi niyetten değil, karşısındakini alt etme çabasından bunları söylemesi. İlerde yapacağı tehditler gözümde canlanıyor. Nairobi’yi çocuğunu aracı edip, keskin nişancıların onu vurmasını sağladı. Raquel’e neler yapmaz.

Bir yandan biteceği için üzülüyorum. Bir yandan merak içindeyim. İncelemeler gelecek. Takipte kalın!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz