When the Camillia Blooms’un 2. bölümüne yine içimizi pek açmayan kaza sahnesi ile başlıyoruz. Yoon-Shik’in olay yerine gittiği kazada ölünün kim olduğuna baktığı ve yıkıldığı bir kesit var. Ölünün Dongbaek olması muhtemel ama bu bilgiyi hafızamızdan silerek dizinin tadını çıkarmaya devam edelim.

Bu bölümde Dongbaek’in oğlu Pil-gu’nun babası gündemimize oturmaya başlıyor. Babası kim? Şu an nerede? gibi sorular aklımızı kurcalarken birdenbire her şey açığa çıkıveriyor ve bölümün ilerleyen sahnelerinde Pil-gu’nun babası ile tanışıyoruz. Hoş Pil-gu da babası ile ilk kez taşınıyor, ama babası olduğunu bilmiyor tabii.

Babası ile olan hikayeye gelirsek burada bazı kilit noktalar var. Dongbaek geniş bir aileye sahip olmak isteyen, aile bağlarına önem veren bir kız, ama Pil-gu’nun babası pek öyle olmasa gerek ki Dongbaek hamileliğinden ona bahsetmemiş ve Pil-gu’yu kendisi büyütmüş. Artık doğru olan hangisi bu başka bir konu, olan olmuş biz çiftimize odaklanalım.

Mahallemizdeki hanımefendiler hanımefendiliklerini bozmaya devam ederken Donhbaek’i onların elinden alan ise Bayan Kwak oluyor. Kendisi aynı zaman da Yoon-Shik’in de annesi. Hadi bakalımmm taşlar yerine oturmaya devam etsin. 😎 

Benim için bölümün en canı alıcı sahnelerinden biri ise Yoon-Shik ve Pil-gu yakınlaşması. Pil-gu’nun babası ile olan durum bile bu kadar etkilemedi beni. Çünkü Yoon-Shik’in saf ve koruyucu kişiliğinin altında içinde hala 8 yaşında bir çocuğun yaşadığı gerçeği olduğunu öğreniyoruz. Ve o çocuk Pil-gu ile çok iyi anlaştı. İkisinin de benzer yaralara sahip oluşu belki de onları yakınlaştıran en büyük etken oldu. Uzaktan sadece oyun konsolunda oynanan basit bir oyun olarak görülen o an aslında ”Küçük bir yerde yakınlaşılan sihirli zaman”dan başka bir şey değildi. 🙂

Bu sahneden hemen 5 dakika önce gerçekleşen bir anı da anlatmadan geçmek istemedim. Yoon-Shik’in ne kadar şapşal bir karakter olduğunu bir kez daha anladığım bir sahne. Pil-gu diğer çocuklarla kavga ederken Yoon-Shik’in çocukluğunda benzer hisleri yaşamasından ötürü dayanamayıp araya girmesi, diğer çocuklara birazcık fazla çıkışması sonucu kendini suçlu hissetmesi… Pamuk kalbi bu kadarla da kalmadı, çocukların gözünden yaş geldiğini görünce gitti bir de hepsine bir poşet dolusu abur cubur aldı. Yoon-Shik sen nasıl naif bir adamsın. 🙂

Naifliğine durmadan devam eden Yoon-Shik, Dongbaek’in peşinden ayrılmamaya devam ediyor. Ama bu iyi anlamda, çünkü onun tek başına kalıp ağlamasından endişeleniyormuş 🙂 Keşke tüm erkekler sırf bu sebeple takip etseler kadınları…

Yoon-Shik ile Dongbaek arasındaki yakınlaşmayı bölüm sonuna doğru görebiliyoruz. İkisi de samimi bir anı paylaşıyorlar. Dongbaek’in insanlara, hayata bakış açısı; sırf ”teşekkür ederim” kelimesini duyabilmek için kayıp eşya bürosunda çalışmak istemesi… Aslında ne kadar basit ayrıntılar. Yoon-Shik de bu basit ayrıntıları kalbinde büyütmeye devam ediyor, edecek de. Bu ayrıntılar onları daha da yakın kılacak. <3

Sadece arkadaş olmayı isterken bile kelimelerini ne kadar dikkatli seçtiğine bakar mısınız? Gerekçesi de çok mantıklı, kim hayır diyebilir ki?: ”Eğer arkadaş olursan ben istediğim zaman sen ve Pil-gu’nun tarafını tutabilirim. Her zaman sizin tarafınızda olabilir miyim?”

Bölümün sonunda, kazadaki nota vurgu yapan bir duvar yazısı ile karşılaşıyoruz. Camellia’nın duvarında yazan ”Dongbaek, senin de şaka olmayı bırakman lazım” yazısı içimizi bir miktar ürkütse de olumsuz düşünceleri aklımızdan silmeye devam edelim. Diğer bölüm yorumunda görüşmek üzere!

When the Camellia Blooms 1. bölüm yorumu için buraya tıklayınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz