Eğer doğruysa, bu sezonun 13 bölümden oluşacağını duydum ve bitişe bu kadar yakın olduğumuz gerçeği beni panik moduna soktu. Her şey nasıl hallolacak, çok kısıtlı bir zaman var 🙁 Güzel bir son bizi beklemiyorsa, çok net şekilde fenalaşırım. Hiç hazır değilim, en iyisi birinci sezon ilk bölümden rewatcha başlayayım ben.

Güzel, sürükleyici bir bölümdü. Jiaying’in kötü emelleri olmayan iyi, merhametli versiyonuyla karşılaşmak, işlerin kızışması ve en önemlisi, John Garret. Büyük şok oldum. İlk anda nasıl tanımadım ona hayret ediyorum. Benzerlik konusuna değinmeme gerek yok herhalde 🙂 Hikayesi tam da ona yakışır şekildeydi, baya güzel düşünülmüş mevzuya dahil etmek. Hoşuma gitti.

May’in eski formuna dönmesi = mutluluğum. O açıdan teşekkür ederim emeği geçen herkese. Kronolojik gitmiyorum biliyorum olay sırasını baya bozdum ama sorun yok. Dizide geçmiş gelecek karışmış halde, ben yazıda bunları yapmışım çok mu?

 

 

 

 

 

 

 

Coulson’ın da nihayet istediğim kıvama gelmesi, bir diğer sevincim oldu. Plan yapma konusunda güvenilen adam olması kalp biz. Her zamanki gibi düşündü karar verdi ve işe koyuldu. ❤

Daisy’ye çok üzüldüm. Tam annesiyle birkaç güzel an yaşama şansı buldu dedik, kadın öldü. Hem de gözlerinin önünde. İçim parçalandı gerçeken. Yaşadıkları diyaloglar kıymetliydi ama. “Kızımdan uzak dur!”

Jemma’nın Fitz hakkında düşündükleri, daha doğrusu düşünmeye korktuğu şeyler beni de korkuttu dürüst olmak gerekirse. Acaba gerçekten bir şey mi oldu diye çok endişelendim, etkileyici bir sahneydi Deke’le konuşması. Neyseki bölüm sonunda Malick’ten duyduk da, hala hayatta, ya da bir şekilde bir yerlerde var olduğundan emin olduk. Yani umarım olmuşuzdur, olmadıysak sıkıntı büyük.

 

 

 

 

 

 

 

Daisy’nin yeni tanıştığımız kız kardeşi neye dönüşecek neler yapacak merak konusu. Benim için şu an tam bir canavar, acımasız. Shield’a girmek istiyor yayınlanan fragmana göre ama kuruma tamamen aykırı bir insan, şimdilik. Bakalım. Bu mevzu bana Shield’ın ilk inhuman bağlantılarını ve işbirliklerini hatırlattı :’) Kapsüller, odalar.. Good old days. (Eskiyi yad etmekten yeniye tam odaklanamıyorum ben galiba :))

Fragman demişken, Daisy’nin acıyla beslenmiş haklı öfkesini dört gözle bekliyorum. Bu kız artık hakikaten dünyaları yerle bir etse haklı be! Yetti yani çektikleri, başına gelmeyen kalmadı. 

Böyle söyleyince aklıma sahip olduğumuz bir yatıştırıcı geldi. Phill Coulson. Kızı gibi gördüğü Daisy’yi teselli edip yararlı tavsiyeler verebilecek tek kişi belki de. Gerçi May de var, o da yol gösterebilir tabi ama şu anda ihtiyacımız olan hangisi tam kestiremiyorum. Ortaya karışık güzel gider sanki. Görüşmek üzere.

 

Önceki Bölüm Yorumu

Sonraki Bölüm Yorumu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz