tds_thumb_td_300x0
Ne İzlemeli? Introverted Boss

Dünyadaki en iyi dizilerden biri olduğunu iddia ettiğim bir diziden bahsedeceğim bugün sizlere. Kore yapımı olan Introverted Boss, 16 bölümden oluşuyor ve romantik komedi/dram türlerinde geçiyor. Başrollerinde Yeon Woo-jin, Park Hye-soo ve Yoon Park yer alıyor.

Diziyi neden çok sevdiğimden bahsedecek olursam, ortada harika bir kurgu, muhteşem oyunculuklar ve ilgi çekici bir konu var. Hem eğlenceli, hem duygusal bir atmosferde, yer yer güldüren yer yer üzen bir yapıda. 

Karakterler gerçekten çok iyi, özenli yazılmış. İzlerken sıkmayan, merak uyandıran ya da keyif veren cinsten hepsi. Dizi hem romantik komedinin o şapşal havasına uygun, hem de öte yandan konu ve işleniş bakımından çok sağlam. Birden fazla şey harmanlanmış, harika birleştirilmiş. Listemdeki onca diziyi bırakıp ani bir kararla başlamıştım izlemeye, iyi ki de yapmışım çünkü beni fazlasıyla mutlu etti.

Karakterlerle duygusal bağ kurmanız çok olası, çünkü onları gerçekten anlayacağınız durumlar var. Yer yer kızıyor, üzülüyor ve hak veriyorsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirse, işler hayli karmakarışık. Ama düzeleceğini bilmek, bir şekilde çözüleceği umudu içinizi rahatlatıyor.

Mekanlar, kostümler, dekorlar kusursuz. Bu açıdan kesinlikle tatmin olduğumu söyleyebilirim. Onun dışında, bir diğer güzelliği de detaylara gösterilen özen. Her bir şeyin sırasına, önemine, anlatılma şekline dikkat edilmiş. Dizi zaman zaman flashback kesitleriyle anlatıyor bize hikayenin ana noktasını, çıkış yerini.

Merak, gerginlik, sevgi, şefkat, acı, üzüntü, korku, pişmanlık, hayal kırıklığı, ters köşeler ve daha pek çok şey bulabileceğiniz bu diziyi izlemek isterseniz, Introverted Boss ve My Shy Boss isimleriyle aratabilirsiniz.

Gerçekten dizideki her şeyi o kadar çok beğendim ki, bir şekilde anlatayım da birileri daha izlesin isteğiyle doldum. Çünkü hak ettiği kadar ilgi görmediği kanaatindeyim. Beklentimin çok üstünde bir işti. Defalarca kez iyi ki izlemişim diyebiliyorum. Çevremdeki herkese ısrarla tekrar tekrar önerebileceğimden de emin olabilirsiniz.. Görüşmek üzere!

Menajerimi Ara 10. Bölüm Fragman Yorumu! | Neler Olacak?

Korktuğumuz başımıza gelmedi. Fragmanlar 10/10 maşallah. Önce, Kıraç’ın bir şekilde anlayıp ya da öğrenip Dicle’yi bu durumdan kurtarmasını gördük, tabi Beren’in yaptığını saklamayıp ifşa etmesini de aynı zamanda. Büyük bir oh çektik ne yalan söyleyeyim. Şımarık bir zavallı olarak, çok daha fazlasını hak ediyor tabi ama bu da şimdilik yeterli. Minik kelebeğim Dicle’ye suç kalmasın da..

 

 

 

 

 

 

 

 

Sonra Barış dengesiz Havas’ın Emir’i görüp kıskançlık kudurmasını. 🤓 Ama biz uyardık, kaç kere söyledik, yanlış yapıyosun kral dedik. Dinlemedi ki zırto. Neyseki aklı başına geliyor da, yavaştan çözülecek gibi artık şu saçmalık. Beren’le zoraki sürdürdüğü ilişkisi bir an önce bitip Dicle’yle yoluna baksa süper olacak. Tabi senaristlerimiz illa ki Beren’i daha şeytan, sürekli kötülük planlayan birine dönüştürür muhtemelen ama napalım. Başa gelen çekilir.

Kıraç & Dicle konuşması iki saniyelik görünmüş olsa bile hepimizin içine dokunmaya yetti her zamanki gibi. Bu baba kız bizim vicdanımıza oynuyor sürekli. 🥺 Haksızlık bu, ben hala çok kızgınım o adama. 

Dicle’nin ilk baştaki hali gibi olmaması, olumlu anlamda değişmesi beni çok sevindiriyor. Demek istediğim, kendini ezdirmiyor, sesini çıkarıyor. Tepkisini gösteriyor bir şekilde. Beren hadsizine söylediği “ailenle aran açıldıysa benim suçum değil” cümlesi de, Barış’a çektiği “hayırdır ne hakla trip atıyorsun, kimsin ki” dozundaki ayar da çok güzeldi. Böyle devam.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beren’in saçmalıklarından gerçekten çok sıkılmış durumdaydık. Umarım annesi fazla yumuşak davranmayıp gereken tavrı koyar bu yalan konusunda, tabi yalan demişken, büyük sırrın ortaya çıkma durumu da var.. Kıraç’ın evliliği bu sefer cidden tehlikede gibi. Bakalım nasıl hallolacak.

Barış’ın nihayet Beren’in yüzüne gerçekleri haykırması da bir diğer iyi şey. İnşallah o sahnede ayrılmışlardır. Sonra kırdığı için özür dileyecekse dilesin ama sanmıyorum Beren’in sakinleşip Dicle’den nefret etmeyi bırakacağını. 

Oyuncu hikayeleri konusunda pek bir şey görmedik ama onu da merak etmiyor değilim. Dizinin asıl konusu için önemli bir konu sonuçta malum.😂 Göreceğiz. Görüşmek üzere! 

Sadakatsiz Dizisine Genel Bir Bakış

Herkese yeniden merhaba! Bugün biraz yeni bir dizi hakkında fikirlerimi sizlerle paylaşacağım. Birçoğunuz gibi ben de “Sadakatsiz” dizisini merak ediyordum. Başarılı bir teaser ile izleyicinin dikkatini çekebilmişlerdi. Açıkçası hepimiz Cansu Dere’yi görünce bile yelkenleri suya indirdik. Siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama bana kalırsa Cansu Dere, gerçekten takdir edilecek kadar iyi bir oyuncu ve ben de kendisini ekranlarda görmeyi seviyorum.

Böylelikle Çarşamba akşamımı Sadakatsiz’e ayırmaya karar verdim. Şu an 3 bölüm seyrettik bile. Sosyal medyadaki feedbacklere baktığımızda da görülüyor ki Sadakatsiz bayağı izleniyor. Peki, neden? Tabii ki, içinde çok sayıda entrika olduğu için… Sadakatsiz, reytinglerde de gayet iyi durumda; Total’de 2. sırada yer alırken AB grubu izleyicide zirveye yerleşti çoktan. Çarşamba akşamları, Kuruluş Osman’ın günü sayılırken artık durum biraz değişti. İzleyici, yeni soluklar istiyor ama öyle basit senaryolu zengin oğlan-sakar kız dizileri değil elbette. E vaziyet böyleyken Sadakatsiz’in konusu ilgi çekti.

BBC Studios’un “Doctor Foster” isimli dizisinin Türkiye uyarlaması olan Sadakatsiz’in konusunu tek kelimeyle ‘aldatma’ olarak özetleyebiliriz. Dizi, çoğunlukla İstanbul’da çekilen dizilere karşı Tekirdağ’da çekilerek diğer dizilerden de ayrılıyor. Bence farklı bir şehirde çekiliyor olması da gayet güzel. Konusuna daha yakından bakacak olursak başarılı doktorumuz Asya Arslan, huzurlu, herkesin gıpta ettiği bir aileye sahiptir. Kocasına aşıktır, kocası Volkan Arslan (Caner Cindoruk)’ın şahane bir baba olduğunu düşünmektedir. Ta ki bir gün gelir ve Asya, Volkan’ın atkısında uzun sarı bir saç teli bulur. İlerleyen zamanlarda aldatıldığını öğrenir. Olaylar şu an bu konu etrafında ilerliyor.

Eleştirmem gereken nokta, dizinin çok ağır ilerliyor olması. İzlediğimiz 3 bölümde de ciddi manada sıkıldım. Dizi, bir internet dizisi olsaydı eminim bu kadar konular sündürülmezdi. Tamam, oyunculuklar güzel falan ama dizi akmayınca da bir anlamı kalmıyor. Sürekli televizyon başından ayrılma gereksinimi hissediyorum, bağlanamıyorum. Belki de ilk bölümler olduğundan böyledir diyerek şans vermeye devam edeceğim fakat hala akmazsa bu dizimizi de izlemeyebilirim. Çok övülüyor falan ama cidden bunun da üzerinde durmak gerekir.

Bir de geçenlerde “Bir Zamanlar Çukurova” yazımda da üzerinde durduğum gibi aldatma güzellemesi yapılıyor medyada, anlayabilmiş değilim. Al kumandayı başka kanala geç kardeşim demek imkansız yani. Her kanalda aynı şey. Hangi sahneden bahsettiğimi anlamış olmanız gerek. Volkan karakterinin her iki kadını da –kendini acındırarak– çok ve eşit sevdiğini söylediği sahne tabii ki. Gerçekten “Bir de bayıl istiyorsan Feriha!” demelik. Neymiş efendim ikisinin yanında da farklı hissediyormuş, ikisi de olmadan yapamazmış. Yalnız şunu da belirtmem gerekir ki Caner Cindoruk rolünün hakkını o kadar iyi veriyor ki hepimiz karaktere bu denli gıcık oluyoruz. Tebrik ederiz Caner Bey!

Bu dizide bir de öyle arkadaşlar var ki size anlatamam. Meğerse hepsinin ihanetten haberleri var ama hepsi birbirinden masum (!). Çok tuhaf kafalar var yani anlayacağınız dizide. Mesela Volkan’ın yakın arkadaşlarından Mert (Eren Vurdem)’in de içten içe Asya’dan hoşlandığı aşikar. Ee entrika aramıyor muydu zaten Türk halkı, bolca var.

Asya’cığımızın intikamını nasıl alacağını merak etmiyor değilim. En önemlisi çocukları için biriktirdiklerini, Derin (Melis Sezen)’e hediyeler alarak harcayan birini affetmez inşallah. Görelim bakalım, dizinin ilerleyen bölümlerinde bizi neler bekliyor. Umarım, tabii her şeyden önce şu akıcılık problemi de hallolur. İçindeki Eyşan’ı çıkarmanı dört gözle bekliyoruz Asya 😎

9 Kere Leyla Netflix’te Yayınlanacak

Kadrosunda Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Elçin Sangu, Fırat Tanış ve Alican Yücesoy’un yer aldığı 9 Kere Leyla filmi pandemi öncesinde vizyona girecekti ancak Koronavirüs salgını nedeniyle yayın planında değişikliğe gidilen film, Netflix Original filmi oldu. 

Netflix’in duyurduğu yeni orijinal içerikleri arasında yer alan Ezel Akay imzalı film, 4 Aralık 2020’de Netflix’te yayınlanacak. 

Flower of evil öne çıkan görsel
Flower Of Evil 14. Bölüm | Ait Olduğumuz Yer

Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Bugün dizimizin 14. bölüm yorumuyla çıkıyorum karşınıza.

Geçen bölüm Beak Hee Song’un kurduğu oyun tahtasında, farkında olmadan oyun taşı olan Do Hyun Su’nun başı, bu sefer ciddi anlamda derttedir. Çünkü öldürülen hizmetçinin sarılı olduğu bantta Do Hyun Su’nun parmak izi vardı. Fakat veri tabanında bulunmayan bu izin Do Hyun Su’ya ait olabileceğini düşünen Cha Ji-Won şüphelerinde haklıydı ve son çare Do Hyun Su’yu tutuklaması gerektiğine karar verir. Bölümü Do Huyn Su’nun Cha Ji Won’u rehin almasıyla bitirmiştik. Gelin şimdi yeni bölümü hep beraber yorumlayalım.

Flower of evil resim-2

Cha Ji Won’u rehin alan Do Hyun Su bilgisayarın fişlerini çektirerek kameraları devre dışı bırakır. Amacı Cha Ji Won’u olası suçlamalarda muaf tutmaktır. Fakat yaptığı hareket sonrası gerçekten rehin alındığını zanneden Cha Ji Won çok öfkelenir. Her ne kadar Do Hyun Su’ya bu hareketinden dolayı kızsa da kendisini şüphelenmesi de Do Hyun Su’yu fazlasıyla üzer. Çünkü bu hayatta en çok güvendiği kişi Cha Ji Won’dur. On dört yılın sonunda hâlâ güven sorunu yaşanması Do Hyun Su’yu fazlasıyla üzer hatta yıkılır desek daha doğru olur. Çünkü bu olay sonrası yıllardır görmediği babasının hayalini görür tekrar. Varın şokun büyüklüğünü siz düşünün.

Aslında Cha Ji Won’da şüphe etmekte haklı sayılabilir. Her ne kadar Cha Ji Won’u beladan uzak tutmak için Do Hyun Su seri katille ilgili gelişmeleri Cha Ji Won’a söylememesi ortada şüphelein artmasına zemin hazırladı. Fakat şu durumda artık her şeyi söylemek zorundaydı Do Hyun Su ve öyle de yaptı. Tüm gerçekleri anlattı ve kendisine bir gün süre vermesini istedi. Çünkü herkes ait olduğu yere gitmeliydi. Cha Ji Won’un ise Do Hyun Su’yu artık tek başına bırakmaya niyeti yoktu. Kelepçeyi kendi koluna da takarak Do Hyun Su’yu bir şekilde mecbur bırakır evden birlikte ayrılmaya.

Flower of evil resim-3

Kurduğu planı adım adım uygulayan Beak Hee Song ailesinin verdiği yalan ifadeden sonra amacına bir adım daha yaklaşır. Tam da bu esnada bir telefon gelir. Telefon insan kaçakçısındandır ve Jung Mi Sook’un hâlâ hayatta olduğunu söyler. Başından beri Beak Hee Song’un kaza anında kiminle buluşacağı meçhuldü. Hatta bir ara annesine, bir kadınla buluşacağını ve onunla evlenmeyi düşündüğünü söylemişti. O zaman ya Cha Ji Won ya da Do Hea Soo ile buluşacak diye düşünmüştüm ama bu tahminlerin hiçbiri doğru çıkmadı. Annesini kandırdığı gibi beni de kandırdı. Meğerse Do Min Seok’u öldürdüğü esnada elinden kaçırdığı kurbanının yani yarım kalan işinin peşindeymiş. O zaman da buluşacağı kişi insan kaçakçısıymış Jung Mi Sook’u geri alabilmek için.

Aslında Beak Hee Song’un Jung Mi Sook’u ortadan kaldırmaya çalışması caniliğinin bir sonucu olmasından öte Jung Mi Sook’un etkili bir tanık olmasındandır. Çünkü hem bodrumu hem katillerin yüzünü hem de Do Min Seok’un öldürülmesini bilen tek kişidir. İnsan tacirinin Beak Hee Song’a güveninin sarsılmasında da etkisi büyüktür. Beak Hee Song’un nasıl bir soğukkanlılıkla cinayet işlediğini anlatınca insan kaçakçısı ister istemez endişeye kapılır ve Do Hyun Su ile iş birliği yapmaya karar verir. Bu yolla ilerde olası düşmandan da kurtulmuş olacaktır.

Flower of evil resim-4

Polis baskınından, elleri kelepçeli bir şekilde birlikte kaçan çiftimiz bir otele gelirler. Sitemlerine bir süre de burada devam edeler. Evet Do Hyun Su Cha Ji Won kendisinden şüphelendiği için çok kırılmıştır çünkü o başkaları değildi kendisi için fakat korumak adına da olsa, Do Hyun Su birçok şeyi sakladığı için Cha Ji Won’un da bir polis olarak görevini yapması kaçınılmazdı. Üstelik Do Hyun Su’yu tutuklamasındaki bir amacı da karakolun daha güvenli bir yer olmasındandı. Fakat artık işler bambaşka bir hâl aldığına göre şimdi bir şeyler yapma zamanıydı.

Do Hyun Su’nun bir amacı da polisten kaçan bir suçlu olarak görünüp insan kaçakçısıyla irtibat kurmaktı. İşte bu yüzden onu arar ve aynı tarafta olduklarına ikna eder. Konuşma esnasında, insan kaçakçısı komployu kuranın kendisini değil seri katilin işi olduğunu söyler. Do Hyun Su kadını teslim ettiği anda katilin kendisini de öldüreceğini bu yüzden birlikte hareket etmeyi önerir. Kaçakçı Do Hyun Su’nun sözüne inanmasa da rehinenin, Do Min Seok’u gözünü kırpmadan öldürdüğünü söyleyince insan kaçakçısı Do Hyun Su ile iş birliği yapmaya razı olur.

Cha Ji Won insan kaçakçısının daha da inanması için bir süre saha Do Hyun Su’nun rehinesi olarak kalmayı düşünür. Fakat Do Hyun Su hiç böyle düşünmez. Kendisiyle birlikte gelmemesi için küçük bir oyunla Cha Ji Won’u kalorifere kelepçeler ve takip cihazı bulunan kol saatini de çıkarır. Çünkü Cha Ji Won’un da ait olduğu yere dönmesi gerekir. Giderken Cha Ji Won’a söz verir geri döneceğim derken ama öyle bir seri katilden kurtulmak ne kadar mümkün orası şüpheli. Fakat Cha Ji Won’un yapabileceği pek bir şey olmadığı için mecburen karakola geri döner. Fakat dönüşü boşa olmaz. En azından ses kaydını dinleterek, ekibin Do Hyun Su ile ilgili şüphelerini ortadan kaldırmış ve doğru kişiyi yakalamaya yönlendirmiş olur.

Flower of evil resim-5

Beak Hee Seong planının kusursuz bir şekilde ilerlediğini zannederken babasına gelen bir telefon tüm dengelerini bozar. Cha Ji-Won Do Hyun Su’nun elinden kurtulmuştur. Hem de hiçbir zarar görmeden. Do Hyun Su ise kayıptır. Beak Hee Seong yıllar öncesinden Do Hyun Su’ya kin duymaktadır. Çünkü birçok suç işlemelerine rağmen Do Min Seok bir kere bile Do Hyun Su’yu bu suçlara bulaştırmamış hatta korumuştur da. İşte bu öfkenin ilk karşılığını Do Min Seok’un öldürülmesinde görüyoruz. Şimdi ise sıra karısını öldürmeye gelmiştir.

Olayları çözmek için çok meşgul olan Cha Ji-Won kızını, tek güvenebileceği Do Hea Soo’ya emanet eder. Baek Eun-Ha’nın eşyalarını almak için eve giden hala ve yeğen, ortada garip bir şeyler olsa da pek şüphelenmezler. Fakat bir süre sonra salondan garip sesler gelince Do Hea Soo odada kim olduğuna bakar. İşte o anda tehlikenin farkına varır ama yapacak pek bir şey de yoktur. Eun-Ha’ya kapıyı kilitleyip annesinden başka kimseye açmamasını tembihler. Daha önce saldırıya uğradığı için üzerine aldığı Cha Ji-Won’un ceketinin cebinden polis kimliğini çıkarıp boynuna takar. Artık kardeşi için bir şeyler yapacak ve Do Hyun Su’ya olan borcunu ödeyecekti.

Yıllardır uykuda olan Beak Hee Seong elbette şu anda kim kimdir bilemez. Cha Ji-Won zannıyla kimliğe baksa da kaçarlarken kırılan kimlik kartındaki fotoğraf ta belli değildir. Bu yüzden yalnızca isme bakıp kimliği taşıyan kişinin Cha Ji-Won olduğuna karar verir. Bu esnada Do Hea Soo’da yıllar önce cenazede gördüğü kişinin karşısında duran kişi olduğunu hatırlar. Cha Ji Won’u öldürmeden çok merak ettiği soruyu sorar Beak Hee Seong: “Do Hyun Su’nun masum olduğuna neden inanıyorsun?” Do Hea Soo’nun cevabı ise netti: “Çünkü Do Hyun Su’nun insanları öldürmesi imkânsız. Başkalarından nefret etme gibi bir huyu yok.” Bu cevap Beak Hee Seong’u daha da çok öfkelendirir ve Cha Ji Won diye Do Hea Soo’yu bıçaklar. Bölüm sonunda Do Hea Soo ölüm kalım savaşı veriken Do Hyun Su eskiden yaşadığı yere gider ve Cha Ji Wok ise çok önemli bir delil içeren araç kamerasına ulaşır. Bu gelişmeler sunucu olaylarının sonuçlanmasını önümüzdeki bölümde göreceğiz.

Bir bölümün daha sonuna geldik dostlar. Yeni bölümde yeni gelişmelerle tekrar buluşmak dileğiyle. Sürçülisan ettiysek affola. Yeni bölümde, yeni yorumlarda görüşmek dileğiyle kalın sağlıcakla…

error: Korunan İçerik!