Bilimkurgu, fantastik, komedi hangi türü severseniz sevin kesinlikle şans vermenizi önereceğimiz türden bir dizi This Is Us. Çünkü sıradan bir aile ya da dram dizisi değil. Pearson ailesi üzerinden insan olgusu üzerine bir hikaye anlatan bir dizi. Her şey o kadar olağan ve gerçekçi ki gerçekten de bizim hikayemizi anlatan bir dizi çıkmış ortaya. Dizide geçen olaylar gayet sıradan olmasına rağmen anlatım dili oldukça güçlü ve duygusal. Dizinin sözü özetle şu: ”Hayat sana ekşi bir limon verdiyse, limonata yapmayı öğren!”

Biraz da konusundan bahsedelim! Jack ve Rebecca, bir gün üçüzleri olacağını öğreniyorlar. Bundan sonra macera başlıyor. Birbirine aşık bir çiftin biranda üç bebeği büyütmek gibi bir sorumluluk karşısında nasıl bocaladığını ama her seferinde bir şekilde nasıl ayağa kalmayı başardıklarını izliyoruz. Özellikle de Jack Pearson’ın. Rebecca’nın deyimiyle ”My husband is freaking superhero!” Jack Person için ne desek az kalır, izlemeniz lazım…

Aynı zamanda günümüzde üçüzlerin büyümüş halini izliyoruz ve günümüzde Jack Pearson’ın öldüğünü öğreniyoruz. Dizinin dram yanı da burada başlıyor… Dizimizin ana karakteri artık hayatta değil ama izi kesinlikle devam ediyor!

Bu üç kardeşten Kate obezite sorunlarıyla uğraşıyor, Kevin ünlü bir oyuncu, Randall ise erkenden evlenip baba olmuş aynı zamanda bir işkolik. Dizide bu üç kardeşin hem çocukluklarını hem de günümüzdeki ilişkilerinin değişimine şahit oluyoruz. Öyle ki her karakterin her yaştaki dönemini izleyebildiğiniz, size hayatın bir döngü olduğunu hissettiren bir dizi. Örneğin bir karakterin bebeğini düşürmesini, aynı karakterin kendi bebekliği üzerinden anlatan güçlü bir kalemi var dizinin…

Söylenecek daha çok şey var ancak spoiler vermemek için yazımızı burada kesiyoruz. Imdb puanı 8,8 olan dizi geçen hafta 2. sezonunu tamamladı. Toplam 36 bölüm yayınlandı. Geç kalmış sayılmazsınız. Eylül ayı gelmeden izleyiniz! 🙂

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz