Merhaba sevgili dostlar ve K-Drama severler. Yeni bir bölüm yorumuyla tekrar karşınızdayım.

Geçen bölüm çiftimiz ayrılmak zorunda kalmıştı ve bir süre birbirlerini düşünerek/özleyerek geçirmişlerdi. Jung Tae-eul “Öteki Dünya’nın” varlığını anlamak için kendini kütüphaneye atmıştı. Kralımız ise Tae-eul’ü yeniden görebilmek için fırsat kolluyordu. Gün geldi Tae-eul’ün beklediği kanıt karşısına çıkar. Kaybettiği kimlik kartı, Lee Gon’un dediği gibi 11 Kasım’da çıkmıştı. Lee Gon cumhuriyete gelince Tae-eul’ü aramış, Tae-eul de hemen Lee Gon’u görmeye gitmişti. Artık bundan sonra yapacak tek bir şey kalmıştı. Lee Gon’la birlikte Öteki Dünyaya gitmek. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

Lee Gon sevdiği kadını kendi dünyasına getirdiği için çok mutludur. Kadınını gururla, okyanusa bakan kocaman sarayına götürür. Yol boyunca gördüklerinden dolayı Jung Tae-eul ise şok halindedir. Çünkü o, dünyanın yuvarlak olduğuna dahi henüz inanamamış biriyken Lee Gon’un açıkladığına göre sıfır ile bir aralığından geçmiştir. (0-1 aralığı meselesine yazının devamında değineceğim.) Kaldı ki paralel evren, başka dünyalar, görsel ikizler vb… Öyle ya da böyle başka dünyaların var olduğuna birebir şahit olur. Diğer kapı yine bambu ormanına açılır. Aradaki tek fark cumhuriyette kar yağıyorken krallıkta kar yoktur. Bir de Tae-eul’ü şaşkınlıktan şaşkınlığa sokan Jo Eun Sob’un görsel ikizi Jo Youn var. Jo Eun Sob’un tamamen zıddı bir karaktere sahip Jo Youn, Jung Tae-eul için büyük sürpriz olur. Jo Youg ve Jung Tae-eul ilişkisini yazının devamına bırakarak ana konumuza dönelim.

Saraydan gizlice kaçan kral yine telaşa sebep olduğu için, krallığa getirdiği kadını gizli yollardan, deniz yolundan sarayına götürür. Yol boyunca gördüklerini sindirmeye çalışan Tae-eul sarayda da hoş karşılanmaz. Özel eşyalarının teslim edilmesinden tutun da parmak izi alınmasına kadar. Jung Tae-eul kendisi de Lee Gon ile ilk karşılaşmasında aynı sertlikte muamele ettiği için kendisine yapılanları yadırgamaz hatta işi kolaylaştırmak için parmağını kırmızı mürekkebe bile batırır. Lee Gon’un odasında bir süre yalnız kalan Tae-eul gördükleri karşısında yine hayrete düşer. (Bir gecede bu kadar şaşkınlık fazla ama geldiği yer krallık ve kralın sarayı. Yapacak bir şey yok.) Duvarlar tavana kadar matematiksel işlemlerle, formüllerle doludur. Çünkü Lee Gon iyi bir matematikçidir ve fiziğe de matematik kadar meraklıdır. Diğer bir şok sebebine gelince saray çalışanının Myung Na-Ri’nin görsel ikizi çıkmasıydı. Bu olaydan sonra Tae-eul yüzde yüz inandı paralel evren varlığına.

“Sarayda bir gece.”

Gönlünün sultanına elleriyle yemekler yapan Lee Gon, tüm geceyi Tae-eul ile geçirmek ister. Bunun iki sebebi vardır. Bir yanı sevdiği kadınla baş başa bir gece geçirmek olsa da diğer yandan başka bir dünyada kendini yalnız ve korumasız hissetmenin ne olduğunu çok iyi bilir. Fakat kral olması her istediğini yapmasına yeterli değildir ve saray hanımı Noh’un engeliyle karşılaşır. Saray hanımı Noh Tae-eul’ü, Lee Gon’un bulamayacağı bir odaya yerleştirir. Diğer engelleri aştığı gibi bu engeli de aşan kralımız, Tae-eul’ün odasını bulmayı başarır. Lee Gon tüm engelleri aşsa da Tae-eul’ün aralarına koyduğu engeli bir türlü aşamaz. Bu kalbini fazlasıyla acıtsa da yine de sabırla beklemeye kararlıdır. Çünkü o bu kadarcık bir ânı yaşayabilmek için bile uzun yıllar beklemiş birisidir. Daha ilk geceden Tae-eul’ün her şeyi kabullenmesini beklemenin insafsızlık olacağının o da farkındadır.

Öte taraftan her ne kadar aralarına sınır çizse de Tae-eul de Lee Gon’a karşı bir şeyler hissetmekten kendini alamaz. Bir yandan korktuğu için mesafeli dururken öte yandan Lee Gon’un özel hayatını, kız arkadaşını, karısı olup olmadığını merak eder. Bunun için, Lee Gon’un daha önce hiç ilişki yaşamadığını iddia ederek küçük bir deney bile yapar. Her durumda zayıf yönlerini kimseye göstermemeyi öğrenen kralımız bunun da üstesinden başarıyla gelir ve daha önce ilişki yaşadığını kanıtlamak için (yalancı) Tae-eul’ün dudağına sıcak ve içten bir öpücük kondurur.

“-Bir soruna çözüm bulduğumda, çözüm güzel değilse yanıldığımı anlarım.” Bir matematikçi de olan Lee Go’nun bu güzel ifadesini buraya yazmadan geçemedim. 😊

Lee Gon sarayın katı kurallarından ve saray hanımının tasallutundan kurtarmak için Jung Tae-eul’ü kadın koruma kılığında bir süre yanında tutar. Bu sürede Tae-eul Lee Gon’u sözel ifadelerin dışında fiili olarak daha bir yakından tanıma fırsatı bulur. Lee Gon gerçekten de hem sporla uğraşmış hem de matematik alanında kendini geliştirmiş bir kraldır. Bu süreçte Tae-eul’ün Lee Gon’a olan hayranlığını daha net görüyoruz. Anlaşılan o ki Lee Gon çok yakında sabrının mükafatını alacak gibi.

Tae-eul’le birlikte katılabileceği proğramlar bitince Lee Gon Tae-eul’ü, istediğini yapması için serbest bırakır. Bu süreçten sonra Tae-eul tanıdıklarının, öteki dünyadaki benzerlerinin ne durumda olduklarını bilmek ister. Önce polis merkezine gider. Orada Kang Shin-jae dışında tüm kadro tamamdır. Shin-jae’yi bulmak için yaşadığı yere gider ama orada da yoktur. Daha sonra ise, küçükken kaybettiği annesini bu dünyada görme umuduyla Seul’e geçer. Fakat annesini de bulamaz. Geri dönmek istediğinde ise yeterli parası kalmadığını fark eder. Yardım isteyeceği kimse olmadığı için mecbur Lee Gon’u (kralı) aramak zorunda kalır. Gerçek adını söyleyemediği için kendisini Prenses Diana olarak tanıtıp tam 17 kez Lee Gon’u arar.

Senaristimiz dizi boyunca birçok sayı, bitki, teori, formül vb. imgeler kullanır. Zamanı geldikçe bunların ne anlamlar taşıdığını açıklamaya çalışıyorum. 17 rakamını sonraki bölümlerde açıklamak üzere şimdilik es geçiyorum. Gelelim bu bölüm adını tekrar duyduğumuz ve fiili olarak gördüğümüz 0-1 aralığına.

Lee Gon Jung Tae-eul’e dünyalar arası bu yer için 0-1 aralığı olabilir demişti. Konuya kafa yoran arkadaşlarımızın da yardımıyla 0-1 aralığı ile ne anlatılmak istenmiş kısaca bakalım: “Kral”ın Güzel Matematiği “sıfır ile bir arasında” ifadesinden bahsediyor. Fakat sıfır ile bir arasında olmanın önemi tam olarak nedir?

3. bölümde Lee Gon otel odasının pencerelerine matematiksel formüller yazmıştı (1). Formüller iki ana bölümden oluşuyor: İlk fonksiyon (A dersek) n’nin doğal logaritmasını alırken; ikinci fonksiyon (B dersek) 1 /n serisinin toplamıdır. Bu iki fonksiyon aynı grafikte gösterilse bile, ikisi de belli bir seviyeden sonra paralel bir çizgi halinde ilerlerler (2). Bunu Lee Gon ve Tae Eul’un hayatlarının bir örneği olarak düşünebiliriz. Çok farklı geçmişlerden, iki farklı dünyadan geliyorlar. Kendi yaşamları ve dünyaları var ama zamanla paralel çizgiler gibi aynı yöne gidiyor gibi görünüyorlar. Ancak paralel çizgilerle ilgili üzücü olan şey ise asla buluşamayacak olmaları.

Yukarıdaki A ve B fonksiyonları için limitleri sonsuzdur ve n arttıkça sonsuza kadar artar. Başka bir deyişle, işlevler birbirinden ayrılır. Lee Gon ve Tae Eul kendi dünyalarında kendi hayatlarına sahipken, zamanla uzaklaşırlar. Lee Gon’un yazdığı orijinal matematiksel ifadede birleşik fonksiyonların sınırını aldı. Birleşik fonksiyon sınırlar içerisinde (0 ile 1 arasında) işlem yapıldığında AB çizildiğinde ise tek bir çizgi halini alıyor (3). Diğer bir deyişle, birleşik fonksiyon 0 ile 1 arasında birleşir. Lee Gon ve Tae Eul’un farklı yaşamları olabilir ve kendi ayrı dünyalarında bırakıldıklarında uzaklaşırlar. Ama birlikte olduklarında, 0 ile 1 arasında birleşirler.

(Açıklamalarından faydalandığım arkadaşlarım: @woodalchi_ ve  @brunette931)

Jo Young Jung Tae-eul’den daha görmeden hoşlanmadı diyebiliriz. Ona kalsa kralını pamuklara sarıp zembilde yaşatacak. Geçmişte yaşanılan olaydan olsa gerek herkesten, her şeyden şüphe eden bir kişidir o. Jung Tae-eul’e de bu gözle baktığı için hiç de dostane davranmaz. Ona kalsa, kralla saygısızca konuştuğu için Jung Tae-eul’ün kellesini anında alır. Bunun yanı sıra ilk defa Luna adı geçer bu bölümde. Luna bir hırsızdır ve Jung Tae-eul’ün görsel ikizidir. Henüz Lee Go’un bahsettiği paralel dünyayla ilgili olaya inanmadığı için Jung Tae-eul’ün de başka dünyadan geldiğine tam ikna olmaz. Fakat sevgili kralının bir dediğini de iki etmez. Hiç istemese de kralını korumak yerine Jung Tae-eul’ü koruma görevini eksiksiz yerine getirir. Jung Tae-eul çaresiz kaldığında yardım etmemesi ise affedilir şey değil de karizması hafifletici sebep olarak cezadan kurtulmasına yetiyor.

Seul’den Busan’a dönüş yolunda olan Lee Gon’a, Prenses Diana isminde birisinin Seul’den kendisini aradığı bilgisi ulaşır. Lee Gon için bu çok özel bir durumdu. Çünkü çok istemesine rağmen Jung Tae-eul’den bir türlü istediği tepkiyi alamamıştı. Fakat şimdi, sebebi ne olursa olsun Tae-eul kendisini arıyordu. Hemen güzergâh değiştirip Jung Tae-eul’ü almaya gider. Çünkü sevdiği kadın ilk defa kendisinden yardım istiyordu. Üstelik, telefon aramalarından anlaşıldığı kadarıyla Jung Tae-eul de Lee Gon’a karşı bir şeyler hissediyordu.

Parası yetmediği için Busan’a dönemeyen Tae-eul çaresizce Seul sokaklarında dolaşırken Jo Young yanında belirir. Akabinde bir binanın çatısına bir helikopter iner. Az sonra binadan Lee Gon belirir. Jung Tae-eul ilk defa Lee Gon’u gördüğü için çok mutlu oldu. Çekingenliği olmasa koşup sarılacaktı belki ama şimdilik minnetle bakmakla yetindi. Bölüm sonu Başbakan Koo’nun baskın yapmasıyla sonlanır. Hikâyeye gelecek bölüm devam etmek üzere cümlelerimi burada sonlandırıyorum.

Bir bölümün daha sonuna geldik. Sürçülisan ettiysem affola. Okuyan herkesin emeğine, gözlerine sağlık. Gelecek bölümde buluşmak üzere kalın sağlıcakla…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz