tds_thumb_td_300x0
Her Şey Bir Kördüğüm | Zalim İstanbul 36. Bölüm Yorumu

Bölümlerdir yorum gelmiyor diye düşünebilirsiniz. Ancak başlıktan da anlayacağınız gibi, gelmemesinin nedeni bir şeylerin kördüğüm olmasıydı. Zalim İstanbul’da bölümlerdir sanki önceki bölümü izlememişiz, dizi 30 küsür bölümdür yokmuş gibi davranılıyordu. Bu bölüm ile beraber biraz bir toparlanma görünce yorum yapmamak da olmazdı. Nereden başlayalım diye düşünürken bir bakmışız, akıp gitmiş yazı. Keyifli okumalar.

Ceren’in bebeği yaşıyor. Bu konu defalarca konuşuldu, bebeğin düştüğünü bize birçok sahne ile izlettiler ancak o bebeği yaşatmayı uygun gören senaristlerimiz hikayeye artık bebeği tamamen dahil etti. Geçtiğimiz bölüm sonunda o bebeğin Cenk ve Ceren’in bebeği olduğu gerçeğini ilk öğrenenler Nedim ve Cemre oldu. Bebeği ve Başak’ı, Oya’nın elinden kurtardılar. Bu bebek hikayesine Nedim ve Cemre’nin neden dahil olduğu bende soru işareti. Oya’nın sahte psikolog olduğunu Şeniz’e gelen belgelerden neden Nedim öğrendi? Bu da bende bir soru işareti. Bu hikayeye neden Nedim dahil edilmek istendi, neden bebeği kurtaran kahraman amca Nedim oldu? Bu da bende soru işareti. Cevaplarını aramaya devam edeceğim.

Ceren, başta bebeğin onun olduğuna inanmadı, inanamadı. Hiç değilse bebeğin düştüğünü hatırlayan, neler yaşadığını hatırlayan biri vardı. Bunu sorguladılar, ama sonuç değişmedi; o bebek Cenk ve Ceren’in bebeği. Köşke gelmişlerken Başak’ın Nurten’i kandırarak bebeği kaçırması sahnesi, neden senaryoya eklenmiş asla anlamadığım bir sahne açıkcası. Bebeği kaçırdı, AVM’de sakladı, Agah bebek ve Başak’ı buldu. Bu sahnenin hikayeye katkısı neydi? Bu da bende bir soru işareti oldu. Herkes bebeği ararken Cenk, buna inanmadı. İnanması nasıl mümkün olsun zaten? Biz bile haftalardır yaşadığı halde inanamıyoruz o bebeğin yaşadığına malum. Cenk, akşam önce geldi Ceren ile konuştu sonra arabasıyla gitti. Birkaç sahne sonra gördük ki Cenk yeniden köşke geldi, bu sefer Civan’dan yumruk yedi. Sonra arabasıyla yine gitti. Cenk neden köşke geliyor ve bir şeyler oluyor gidiyor? Cenk nereye gidiyor? Hikayeye bazı şeyleri yedirmek bu kadar zor mu? Sahneleri neden birbirinden bu kadar kopuk izliyoruz? Aynı gece iki defa köşke gelip köşke girmeden giden bir Cenk gördük. Bu sadece benim dikkatimi çekmiş olamaz diye düşünüyorum. Ama dizideki kopukluklar keşke sadece bunlarla sınırlı kalsa…

Agah bebeği bulduktan sonra mantıklı olarak tabii ki DNA testi yaptırdı öncelikle ve DNA testi sonucunda bebeğin Cenk ve Ceren’in olduğu ortaya çıktı. Bu konuda tamamız, o bebeği artık kabullendik. Ceren’in ise en büyük aşkının para olduğunu tekrar gördük. Aslında Ceren hiç değişmemişti. Birkaç bölüm önce Cenk, Ceren’in yüzüne gerçekleri söylemişti. “Ben size sahip çıkmak istedim, ama sen köşkünden vazgeçemedin” demişti. Doğru mu? Evet doğru. Geçen bölüm Nedim’den boşanırken üzülen bir Ceren görüyoruz sanırken 2 milyon tazminatı görünce gözleri açılan bir Ceren izledik. Asıl aşkına yani paraya kavuştu Ceren. Bu bölümde de bebeğini kucağına aldığı gün köşke getirip “burası senin evin” , “sen Karaçay torunusun” gibi şeyler söyleyen bir Ceren izledik. Ceren karakteri daha ilk bölümde Agah’ın onu para ile satın alması için yalvaran bir karakterdi. Karaçay olmak için Cenk’ten hamile kaldı ve Şeniz ile anlaştı bebek doğunca bebeği Karaçay’lara verip gideceğine dair. Daha sonra Agah bebeği karşılığında ona açık çek verdiğinde “bu kârlı bir alışveriş” diyen biriydi Ceren. Annesi o çeki yırttığında ona kızmıştı, Cenk’e “ben o parayı istiyorum” demişti. Ceren, Nedim hapise düştüğünde onu oyuna getirmeye çalışıp vekalet aldı. Bu olayda amcasına hemen kin bağlayan Nedim de tabii ki suçlu, ama onun yanında gibi gözüküp ses kaydıyla uğraşan Ceren’i de unutmadık izleyenler olarak. Bu bölüm ne oldu peki? Ceren, devam etti. Cenk’ten oğlu için şirket hisselerinin yarısını istedi. Cenk de bunu tereddütsüz kabul etti.

Bu bölümün yıldızı kesinlikle Cenk ve oğlu Atlas yeni adı ile Umut’tu. Cenk için baba olmak büyük bir sınav. Ceren yani sevmediği bir kadından bir oğlu var. Önce öldü sanıyordu ve vicdan azabı çekti. Annesine de bu bölüm “bana yaşattığın o vicdan azabı var ya, şuramda duruyor hâlâ” dedi. Cenk, baba olmayı bilmiyor. Cenk, baba olmaktan korkuyor. Bu korkusunu da dillendirdi defalarca. Eski bölümlerde Agah’ın “baba olmak” ile alakalı çok güzel repliklerini dinlemiştik. Agah, “baba olmak uzun bir yolculuk.” demişti. Evet uzun bir yol ve bu yolda Cenk, bazen tökezleyecek, bazen düşecek, ama çok güzel bir baba olacak. Çünkü o Cemre’nin de dediği gibi “babam keşke beni daha çok sevseydi” diyen bir karakter. Cenk, kendi yaşadıklarını oğluna yaşatmayacak bu yüzden.

Cenk, önce bebeğin onların olduğuna inanmadı. Sonra DNA testi açıklanana kadar da herkesten kaçtı. Ceren, bebeğin fotoğraflarını Cenk’e attığında yüzünde oluşan şaşkın ve hafif tebessüm ettiği ifadeler aslında nasıl bir ikilemde olduğunu bize gösteriyordu. Ona dizinin başından beri onu hep anlayan tek kişi, yani Cemre bir yol gösterici olmalıydı ve oldu da. Cenk defalarca dediği gibi baba olmak ne demek bilmiyor, öğrenmekten korkuyor ve ikilem yaşıyor. Ayrıca bebeği de sevdiği kadının kardeşinden. Nasıl bir ruh halinde olduğunu anlamak çok mümkün değil bu yüzden. Cemre ile konuşan Cenk, köşke döndüğünde bebeğini ilk kucağına aldığı ve onu kokladığı sahne bölümün en güzel sahnesiydi sanırım. Ceren, Cenk’e “biz” dedikçe Cenk, ona “sen, benim hiçbir şeyim değilsin” dedi. Oğlu için ise maddi ve manevi her şeyi karşılayacağını da söyledi. Ceren, sabahında “sen oğlumu görmek istemesen de…” gibi bir demogoji yapmaya çalışsa da Cenk orada da “benim derdim onun yüzünü görmemek değil, yapma böyle” dedi. Cenk, oğlunu gittikçe daha çok kabullenecek tabii ki. Bu süreci izlemek de bizler için çok keyifli olacak. Küçüklüğünde baba eksikliği çekmiş bir karakterin nasıl güzel bir baba olduğunu göreceğiz böylece. Tökezlediği yerde yaslanacağı bir babası da var. Agah da dedi “ben yanındayım bana yaslanırsın” diye. Cemre’nin ona inanması da Cenk için ayrıca önemliydi. Çünkü başından beri Cemre, Cenk’in ışığı oldu. Bunu Cemre bilerek ya da bilmeyerek sürekli yaptı. Cenk, Cemre’ye duyduğu aşk ile içindeki iyiliği ortaya çıkardı. Onun aşkı Cenk için ışık oldu hep.

Cemre, Cenk’e bu olayda kızgın olsa da aslında Cenk’i anlıyor. Bu bölüm de bunu söyledi. Bebek gerçeğini öğrendiğinde kardeşine “Ben seni tanıyorum, senin hırslarını biliyorum” demişti. Çok eski bölümlerde Ceren’in Cenk hayallerini de biliyordu. “Ne o hayal mi kuruyorsun Cenk hakkında” diye sormuştu. Geçen bölüm Cenk’in dediği “kimse bana baba olmak isteyip istemediğimi sormadı” demesi de Cemre’nin Cenk’i anlamasında etkili oldu.

Cenk, hatalı bir karakter, bu hep söyleniyor. Ama Cenk, hatalarını hep düzeltmek isteyen de bir karakter. Sürekli bunu da gördük. Damla’nın Cemre’ye “Abim gerçekten Ceren’le olanlardan dolayı çok pişmandı. Ama sorumluluğunu almaya çalıştı her şeye rağmen, seni sevmesine rağmen.” dediği gibi Cenk uğraştı. Bu uğraşlarını da bütün karakterlerin öğrenmesini merakla bekliyoruz.

 

Cenk karakterinde bir başka şey daha var. Bebeğin yaşadığına dair bir ipucu yokken, Damla’nın Cemre’ye Cenk ve Ceren hakkında imâsını bilmiyorken Cemre’ye bebeği itiraf etti. Cenk, bütün gerçeklerini kendi itiraf etti. Bu çok değerli bir şey. Bir diğer şey de herkes suçu birilerinin üzerine attı bu dizide. Nedim, DNA testini değiştirme konusunda “Cenk’in bana yaptıklarını biliyorsun.Onu cezalandırmak istedim” dedi. Ceren, “babaannem beni kandırdı, Şeniz beni kandırdı, Cenk hayır demedi” gibi şeyler söyledi. Şeniz karakteri bile her şeyde birilerini suçladı. Ama Cenk bütün dizi boyunca çocukluğundan beri sürüklendiği şeyler olmasına rağmen, kimseyi suçlamadı. Bu bölüm Agah’a gerçeği anlatırken “Onların yaptıkları, benim ayıbımı örtmez” dedi. Bu çok değerli değil mi? Benim gözümde bir izleyici olarak çok değerli çünkü.

Gelelim son sahneye… Agah, Ceren’in Nedim’den yüklü bir tazminat aldığını öğrendi. Bundan sonra Cenk’ten hisse istediğini de öğrendi. Agah, Ceren’in daha önce kendisine bebeğini sattığını da biliyor. Ve daha önce Şeniz’e de bebeğini sattığını öğrendi. Bu yüzden köşke gelerek Ceren’in foyalarını ortaya çıkardı. Şeniz ile Ceren’in yaptığı anlaşmaya göre torununu bırakmasını istedi. Gönül isterdi ki, Ceren bebeğiyle düzelsin. Ancak Ceren, bebeğini kucağına alır almaz “burası bizim köşkümüz” diyen, “sen zengin olacaksın hep” diyen, Cenk’ten hisse isteyen bir karakter. O yüzden Ceren’e bebek emanet edilirken de emin olamaz, çünkü para onun her zaman önceliği oldu. Nasıl devam edecek bilemiyoruz. Virüs kaynaklı setlere de ara verildi. Uzunca bir süre de devamını izleyemeyeceğiz belli ki. Ancak hikaye bu bölümle beraber asıl konulara tekrar odaklanmaya başladı. Umarım bundan sonra yolundan şaşmadan devam eder, bizler de bölümleri zevkle yorumlamaya devam ederiz.

Belki de Sevmemeliyiz | Zalim İstanbul 31.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul 31.bölümü geride bıraktı. Geçtiğimiz bölüm Cenk ve Cemre’yi -10 derecede donmak üzere bırakmıştık, oradan devam ettik bölüme. 30.bölüm yorumunu bir türlü fırsat olup yayınlayamadık, kısaca bahsetmek gerekirse 30.bölüm için kullacağım başlık “Cenk’in aşkı” olurdu sanırım. Bütün bölüm Cemre’yi bulmak için çırpınışlarını izledik, Cenk’in önceki bölümlerde de gördüğümüz olayları çözmedeki başarısını gördük, Cemre’nin yerini ve başına gelenleri daha video gelmeden bulan bir Cenk gördük. Cemre’sini gördüğündeki hüznü hissettik. -10 derece onlar birlikte donarken “Beni nasıl buldun?” diyen Cemre’ye, “Dünya küçük, aşktan küçük” diyen Cenk’in aşkıyla biz ısındık.

Peki bu bölüm ne oldu? Ben bu bölüm yorumunu bu sefer bir farklılık yaparak ikili şekilde yorumlamak istiyorum.

1-Cenk ve Nedim

Cenk ve Nedim, bu dizinin merkezinde olan, aralarındaki bağı bilmeyen, sürekli didişen iki kardeş. Bu kardeşler neden bu hale geldi? Biz değil miydik Cenk’in “kardeşim” diyerek Nedim’i yangından kurtarmasını ve Nedim’in Cenk’e sarılmasını izleyen? Biz değil miydik yıllarca konuşamayan Nedim’in ilk lafının “Cenk, gitme” demesini izleyen? Biz değil miydik birbiriyle ayrı düşürülmüş olsa da, biri fiziksel diğeri psikolojik bir savaş verse de, birbirlerini seven Cenk ve Nedim izleyen? Senaristlere sormak istiyorum; değdi mi? İki kardeşi aralarına bir kadın karakteri sokarak düşman yapmaya değdi mi? Nedim’i Cemre’ye aşık gibi gösterip hem Cenk’e hem de Cemre’ye düşman etmeye değdi mi?

Daha geçtiğimiz bölüm fidyeci Nedim’in kafasına vurduğunda onun için endişelenen, başını kucağına koyup onu kurtarmaya çalışan bir Cenk gördük mesela. Böyle sahnelerle kardeşlikleri pekiştirilebilecekken neden biz 31.bölümde Cenk’ten nefret eden bir Nedim izledik? Cenk’i buzhaneden çıkarırken bile gözlerinde tamamen merhamet yoktu. Yangından onu kurtarırken “kardeşim” diyen Cenk’e paralel bir Nedim bekledim ben “kardeşim” lafını bekledim. Ama olması maalesef. Cenk’e “geçmiş olsun” derken bile gözleri yumuşamamıştı. Kafede karşılıklı konuşurlarken bile “Sen olmasaydın bunlar olmazdı” diyen bir Nedim gördük. Sonra da tepe noktasını gördük zaten. Cenk’in Cemre’ye evlilik teklifi ettiğini gören Nedim, Cenk’i evden kovdu.

 

Geçen bölüm Nedim, Cenk’e Cemre’yi kurtarmaya tek başına gideceğini söylemişti. Cenk ona birlikte gitmelerinin daha iyi olacağını söylediğinde de Cemre’nin fidyeciye kendi numarasını verdiğini söyleyerek onu vurmaya çalışmıştı. Ama Cenk’in tek derdi Cemre’yi kurtarmak olduğu için ne Cemre’nin onun numarasını vermesi önemliydi, ne de Nedim’le beraber onu kurtarması önemliydi. Cenk ve Nedim’in “aşk” diye tanımladıkları şeydeki farklılıkları defalarca gözümüze sokuldu. 30.bölümdeki o sahnede de bu güzel bir şekilde vurgulanmıştı. Bu bölümdeki kafe sahnesinde de Nedim, “Gelmeseydin bunların hiçbiri olmayacaktı” diyerek hâlâ Cenk’in gelmesine laf söyledi. Ancak bu ikilide mantıklı davranan taraf her zaman Cenk olduğu için yine aslında Nedim’e anlattı. Fidyecinin neler yapabileceğini, Cemre’nin hayatının tehlikeye gireceğini, ikisini de onun kurtardığını ve asıl kahramanın o olduğunu söyledi. Nedim için sonuç değil, gidişat önemliydi orada. Cenk’in Cemre’nin yakınında bulunmasına tahammül edemiyor. Daha doğrusu Cenk’in kimsenin yanında bulunmasına tahammül edemiyor. Amcası, Cenk’e babalık yapmaya başladığı için Agah’tan da nefret ediyor. Birilerinin Cenk’i sevmesini sevmiyor. Ve maalesef bu bize altı dolu bir şekilde verilmiyor dizide. Nedim’in nefreti tamamen kuru gürültüden ibaret, intikamı tamamen palavra, yaptıkları tamamen düşüncesizce. Şu aşamada Nedim, en altı boş yazılan karakterlerden biri oldu maalesef. İntikamını hep yanlış yönetti çünkü. Şeniz dururken önünde o Agah ve Cemre’ye yöneldi. Şimdi de tamamen Cenk’e yönelmiş durumda. Ben Cenk’ten hesap sormasın demiyorum asla. Çünkü Cenk’in yaptığı şey başlattı onun işkence yıllarını. Ama o bunun hesabını sormak yerine Cenk’i hep başka türlü vurmaya çalışıyor, bu da karakterden uzaklaşmamıza neden oluyor.

Ve son olarak Cenk’i evden kovan bir Nedim… “Her şey benim” demekten başka bir şey yapmayan Nedim, Cenk ve Cemre yakınlaşmasına katlanamadığı için Cenk’in eşyalarını toplatıp onu evden kovdu. Bu nefretin sınırları yakın zamanda Cenk’e daha da zarar veren bir Nedim göreceğimize işaret ediyor bence. Hatta geçen bölüm olan o bedel konuşması sonrasında, Nedim’in Cenk’ten isteyeceği bedel hakkında da oldukça düşündürüyor beni.Evden kovma meselesinde Agah, Nedim’e posta koydu. Aslında bütün izleyenlerin Nedim’e söylemek istediklerini dile getirdi “Ne oluyor Nedim? Aklından bir zorun mu var senin? Ne oldu, nasıl oldu, ne ara oldu da bu kadar karardı senin kalbin? Şu ana kadar yaptığın her türlü saygısızlığı 8 yaşındaki çocuğun aklına saydım. Her edepsizliğinde ‘geçecek bunlar da geçecek Agah, aklı başına bir gün gelecek. Daha yeni yeni büyüyor, vicdanı da öğrenecek’ dedim.Dedim de, sen ne yaptın? İyice zıvanadan çıktın. Saygıyı geç bir tarafa, bırak. Saçma sapan nedenlerden dolayı amcana savaş açtın, düşman kesildin. ‘Her ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın her zaman yanında olmalısın Agah’ dedim. Oldum. Senin yüzünden çocuklarımı karşıma aldım ben. Ama yetti artık, buramdan çıktı. Bana bak! Gırtlak 9 boğum, sen bana yutkuna yutkuna onuncu boğumu çıkarttın. Beni delirtme. Sen benim oğlumu bu evden kovamazsın.” diyerek. Nedim akıllanır mı? Gerçekten yaptıklarını önüne koyup düşünür mü bilmiyorum. Ama olması gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. Yoksa karakter kendinden fazlasıyla uzaklaştırıyor izleyiciyi.

2-Cemre ve Nedim

Defalarca yazıldı, çizildi, senaristler de her defasında repliklerle ya da sahnelerle bize gösterdi aslında. Bu ikili arasında olan şey kesinlikle aşk değildi. Bunu 30.bölüm gibi bu bölümde de açıkça gördük. Cemre’nin Nedim’e duyduğu merhamet, onların paylaştığı bir dostluk vardı. Senaristler en başından bu ikiliye “aşk” yüklemesi yapmaya çalışarak hata yaptı aslında. Evet bunun aşk olmadığını da defalarca gösterdiler. Ama olan eski bağlarına oldu. Bu ikilinin arasındaki naif güzel hemşire-hasta ilişkisi, dostluk bağı, merhamet ve sevgi bozuldu. Gerçekten sırf üçgen yaratmak uğruna bozulan bir ilişki oldu maalesef.

Nedim’in intikamını yanlış yönlendirdiğini söylemiştim. Bu bölüm hasta yatağında Cemre’nin başında söyledikleri de aslında ne aşka uyuyordu, ne de bunca zaman Nedim için uğraşan Cemre’nin hak ettiği şeylerdi. Ölmek üzere kurtardığı, sözde aşık olduğu kadına “Senden önce ben çaresizdim. Sonra sen geldin, korktuğum ne varsa karşısına geçip benim için göğsünü siper ettin. O sessizliğim içindeki yardım çığlığını duydun. Kimse beni duymazken, sen beni anladın. Bana yapılanları anladın. Savaştın Cemre, hesap sordun. Benim acıma ortak oldun. Elimi tuttun, bana gülmeyi hatırlattın. Eğer istersem yapabileceğimi öğrettin. Ben tekerlekli sandalyedeyken beni karanlığımdan kurtardın. Bana söz verdin; “bize ne olursa olsun bize ne yaparlarsa yapsınlar ben hep senin yanındayım” dedin. Ama sonra o eli bıraktın, gidip Cenk’in elinden tuttun. O kadar öfkelendim ki sana, her şeyi bile bile benim elimi değil, gidip onun elini tuttun. Artık bu içimdeki acı da öfke de dinmemeye başladı. Ne yapsam dinmiyor, dinmeyecek. Ben bunun hesabını sorana kadar dinmeyecek.Bana başka seçenek, başka yol, başka çare kalmadı. Arkama bakmayacağım. Kalbimden geçene inat arkama bakmayacağım. Sen bana yapılanları unutup beni yalnız bıraksan da ben unutmayacağım.Bana yapılanların hesabını sorana kadar unutmayacağım.” diyen bir Nedim izledik. Aslında replikler çok açık, Nedim kendi de kabul etmiş durumda. Cemre’nin onun için neler yaptığı ortada, her şeyi ortaya çıkarmaya nasıl uğraştığı ortada. Ama Nedim, intikamını yanlış yönettiği için Cemre’nin başka birine aşık olması ihtimali bile onu çıldırttı. Ve ondan intikam almaya çalıştı. Nedim, bu intikam işini yanlış yönetmeye devam ettikçe başkalarına olduğu kadar kendine de acı çektirmeye devam edecek.

Bu ikiliye Oya’yı koyma nedenim de bu sahne. Çünkü bu sahnede Oya’nın Nedim’e “Sizin yolunuz çoktan ayrıldı Nedim. Belki de bunu kabullenmenin zamanı gelmiştir.” demesi, bize tamamen bu ikilinin bittiğini de gösterdi. Nedim’in Oya’ya dediği ” Kendimi tanıyamıyorum” lafı aslında Nedim’in değişmek istediğini düşündürdü bana. Ama Oya da Nedim’i fazlasıyla etkiliyor. Amcasına, Cenk’e ve Cemre’ye olan öfkesinin dinmesini istemiyor. Şeniz’den bahsetmiyor mesela ya da Ceren’den. Ama bu üçüne karşı olan öfkesinden bahsedebiliyor. Nedim, maalesef yanlış kişilerden etkileniyor. Daha önce de görmüştük Ceren’in, hatta Neriman’ın laflarına bile kanmıştı, hatta Şeniz’in bile. Şu anda da Oya’nınkilere kanıyor. Oya’nın onla konuşması bu üç kişiye olan gereksiz öfkesini harlıyor Nedim’in.

3- Cemre ve Şeniz

Geçen bölüm Cemre’nin kaçırılması ve öldürülmeye çalışılması Şeniz yüzündendi. Şeniz, ne kadar ağlasa da, sızlasa da geçmişini anlatsa da, asla empati yapılabilecek bir karakter değil. Salt kötü dediğimiz karakterlerden biri. Küçücük bir çocuğu tekerlekli sandalyeye mahkum eden, kendi oğlunu canavar diye yetiştiren, anne karnındaki bir bebeği öldüren, Cemre’yi öldürmeye çalışan bir karakter Şeniz. Bir parantez açmak istiyorum ki Mine Tugay, harika canlandırıyor Şeniz karakterini. Bütün o uç noktalarını o kadar güzel harmanlıyor ki, Şeniz’den nefret etmemek mümkün değil. Gelelim Cemre ve Şeniz’e… Şeniz, Cemre’nin baba gerçeğini öğrenmesi üzerine ve bunu Cenk’e söylemekle tehdit etmesi üzerine harekete geçmişti. Cemre’yi öldürmek onun için bir şey değildi, ama başaramadı. Bu sefer de Cemre’yi ailesiyle vurmaya çalıştı. Daha önce Ceren’e yaptığı şantaj videosunu Cemre’ye gösterdi.

Cemre’yi, kardeşiyle vurmaya çalıştı. Bu yüzden Cenk ve Nedim’e gerçekleri söyleyemeyen bir Cemre izledik. Ama dizide çok açık mesajlar da vardı. Şeniz’in sonu Cemre elinden olacak. Bu son, illa ölüm değil belki başka bir şey. Ama Şeniz’i alt edebilecek tek kişi Cemre olacak. Şeniz, Cemre’den gerçekten korkuyor. Onun gözü karalığı, yapabileceklerini kestirememesi Şeniz’i korkutuyor. Öyle ki, Cenk’in baba gerçeğini öğrendiği bir kabus bile gördü Şeniz. O sahne fragmanlarda en çok dikkat çeken sahnelerden biriydi. Bunun gerçeği yaşanır mı? Bu yüzleşme gerçekten olur mu? Bilmiyorum. Ama kabus olarak bize sunulan yüzleşme sahnesi harikaydı. Mine Tugay ve Ozan Dolunay’ı karşılıklı izlemek büyük keyif.

4- Cenk ve Ceren

Bu ikili için her şeyi başa almak istiyorum. Öncelikle nasıl bir ilişkileri vardı, ondan genel olarak bahsetmek daha doğru olacak bence. İlk sezon sarhoş gelen Cenk’in koynuna bile isteye giren bir Ceren izlemiştik biz ilk olarak. Sonra da aralarında seksten ibaret bir ilişki oldu dizideki 2 haftalık bir zaman aralığında bize gösterilen. Ceren’in amacı Cenk ile evlenip Karaçay olmaktı. Cenk’in evlilik gibi bir şeyde gözü olmadığını gördüğünde de hamile kalmaya çalıştı ve hamile kaldı. Ancak Şeniz’in planıyla birlikte Cenk ile değil Nedim ile evlendirildi. Baktığınız zaman evet yine bir Karaçay oldu, ama istediği kişiyle evlenerek değil. Devam edelim. Ceren, Cenk’i değil Karaçay soyadını sevdi. Cenk, zaten Ceren’e karşı hiçbir şey hissetmedi. Dizi boyunca defalarca Cenk’in ağzından Ceren’le yaşadıklarının tamamen bir hata olduğunu duyduk. Bunu Ceren’e karşı, Damla’ya karşı, annesine karşı, hatta Nedim’e karşı bile söyledi. Ceren’e defalarca “senden tiksiniyorum” dedi. “Allah benim belamı versin seninle yaptığım şeyler yüzünden” dedi. Ceren’in karnındaki bebeği asla sahiplenmek istemedi. Ama buna rağmen Nedim’in DNA testini değiştirdiğini bilmeden Ceren’e kaçmayı da teklif etti. Ancak Ceren’in amacı, Cenk’le bir hayat kurmak değil, Karaçay ve köşk olduğu için bunu kabul etmedi. Aralarında herhangi duygusal bağın olmadığını anlatan bir sürü sahne izledik. Cenk’in tek başına söylediği “Sana bir şey vaad etmedim, senin elini tutmadım. Sana aşktan bahsetmedim. Sana sarılmadım bile. Seninle bir gece uyumadım” sözleri de aralarında seks dışında bir ilişki olmadığını bize anlatıyordu zaten. Ki ilişkileri de 2.bölümde başlayıp 3.bölümde bitti. Buraya kadar her şey tamam, defolu bir karakter olan Cenk’in hatalarından bir yenisi, düzeltmeye çalıştığı hatalarından biri, Cemre’ye aşkının önünde bir imkansızlık daha dedik izleyenler olarak zaten. Daha sonra DNA testi değişikliği kaynaklı Cenk, o bebeğin babası olmadığını düşündü herkes gibi. Ama bebek öldüğünde Nedim, ona gerçekleri söyledi.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Cenk, hataları olan bir karakter. İzleyenler bunu kabul ediyor, ama hatalarının devamını getirmiyor, onları düzeltmeye çalışıyor. Ceren ve bebek konusunda da bunu yapmaya çalıştı onlara kaçmayı teklif ederek. Hiçbir zaman baba olarak hissetmemesi de gayet anlaşılır bir şey. Bunu da Nedim’le yüzleşmesinde duymuştuk aslında. “Ben, o bebeği hiç istemedim. Varlığını öğrendiğim günden beri, bir an bile istemedim. Baba olmak… Hem de Ceren’in bebeğinin babası olmak… Ben o bebeğin babası olamazdım ki. Olmazdım, yapamazdım. Senden olduğuna inanmak, o kadar kolaydı ki benim için. Omuzlarımdan öyle bir yük kalktı ki, sanki o bebek benden değil diye bütün hatalarım temize çekilmiş gibiydi.” diyen Cenk’in hem pişmanlığını, hem o bebeği ne kadar istemediğini, hem de baba olmayı düşünmediğini öğrenmiştik aslında. “Annelik, bebek rahme ilk düştüğünde başlar, babalık bebeği ilk gördüğünde başlar” denir ya hani, Cenk, o bebeği doğal olarak hissetmemişti ve baba olarak görmemişti kendini belki de bu yüzden de.

Şimdi neden uzun uzun bunları anlattım? Çünkü bu bölümde ne hikmetse Ceren, Cenk’e bebeği konusunda hesap sordu. Kendi bile bebeğini kaybettiğinde “Ben bu acıyı hak ettim. Ben bebeğimi kullandım” demişti. Ama bu bölüm Ceren’in söyledikleri ve yaptıkları arasındaki tutarsızlıklara değineceğim. “Yazık, çok yazık. Cemre için döktüğün gözyaşlarına yazık. Sen kendin, bebeğin için bu kadar üzülmedin ya. Annenin, canice, kendi elleriyle kıydığı, benim aylarca içimde büyüttüğüm o bebek senindi.” Cenk, bebeğin ölümünün hesabını annesine sordu. Annesini, Cenk’siz bıraktı o zamandan beri. Yani Ceren’in bu dedikleri aslında tamamen palavra. Cenk, annesi ona hastanede sarıldığında bile sarılmayan, yüzüne bakmayan, bıçaklanma olayında bile annesine güvenmeyen, hep bir oyun çevirdiğini düşünen, dediğim gibi bebeğin ölümü sonrası Şeniz’den tamamen kopan biri. Ama bunun aksine Ceren, Şeniz ile plan yaptı Nedim konusunda. Evet sonrasında Şeniz’i oyuna getirdi ve Nedim’i öldürmedi. Ama yaptı mı? Evet yaptı. Yani bu konuda Cenk’e en son kızacak kişi bile değil Ceren. “Ben onu kaybettiğim günden beri acı çekiyorum. Kendime gelemiyorum.” yine bir yalan daha… Ceren, bebeğini 22.bölümde kaybetti. 23.bölümde intikam almaya çalışan bir Ceren izledik, ama o bebeği çabuk unuttu Ceren. Bunca bölümdür Nedim’e kur yapan, şirket için çabalayan, parti organize eden bir Ceren izlemişken biz, nasıl oluyor da Ceren’in bebek acısını hissedelim? Ve bunları yapan Ceren, nasıl oluyor da hayatını değiştiren kadın yanı Cemre’ye olan aşkıyla eriyen Cenk’e laf söyleyebiliyor? Cemre’nin Cenk için bu kadar önemli olması çok normal çünkü. İçinde büyüyen bebeğini parayla satan Ceren, nasıl oluyor da Cenk’e bunları söylemeyi kendinde hak görüyor? Fazlasıyla garip… Gerçekten acısını gördüğümüz bir Ceren izleseydik, “belki” diyebilirdim. Ama ne hikmetse bölümlerdir ağzına almadığı bebeğini ağzına alası geldi kızımızın. Daha önce yazdığımda da tepki çekmiştim. Ceren güzellemesi yapmayın derken bunu demek istiyordum ben işte. Biz Ceren’in yaptıklarını unutmuyoruz. Ceren, yaptıklarını telafi etmeden aklanmaya çalışılıyor. Sorun da burada başlıyor maalesef. Bu bölümün son sahneleri de tamamen Ceren’in gereksiz güzellemelerine hizmet ediyordu.

5- Cemre ve Ceren

Hemen peşinden bu ikiliye değinmenin iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü benzer sorunlar burada da mevcut. Öncelikle geçen bölüm ablası kaçırılmış olduğu halde “Ben kaçırılsam, ben ölsem kimse bu kadar ağlamaz” sahnesi Ceren’in eksi hanesine daha da eksi yazdıran bir hareket oldu benim gözümde. Çünkü ablası ölebilecekken, onun düşündüğü tek şey maalesef kendisiydi. Bu bölümde de Cemre’nin bulunduğunda duyduğunda söylediği ilk şey “Ablam iyi miymiş?” demek yerine “Cenk mi bulmuş? Nedim mi bulmuş?” demek oldu. Ceren, maalesef bencilliğinden hiçbir şey kaybetmedi bunca bölüm. Cemre’nin başkaları tarafından sevilmesini hep kıskandı, ama asla sevilmek için de hamleler yapmadı.

Hastanede ablasına sarılan Ceren, sonra eve geldiğinde ablasına sarılan Ceren, bana umut olmuştu. Belki de Cemre kıskançlığından artık kurtulacak diye düşünmüştüm. Cemre’nin Şeniz’le izlediği videoyu Ceren de gördü. Şeniz’in Cemre’yi kendisiyle tehdit ettiğini de biliyor. Ve Cemre’nin buna izin vermediğini de biliyor yani. Ama Ceren yine ne yaptı? Cemre’ye ateş püskürdü. Yine replikleri üzerinden gidelim. “Kimsenin beni sevdiği yok. Herkesin göz bebeği sensin. Annemin, Civan’ın, Agah Bey’in, Cenk’in, Nedim’in, ya yarım akıllı Damla’nın bile en sevdiği kişi sensin.” Şimdi bir düşünelim. Cemre, Karaçay olmak için annesini karakola aldıran biri. Civan’a aynı şekilde bunları yaptı. Cenk’ten onun isteği dışında hamile olmasını geçiyorum bir kenara, çocuk hastaneden döndüğünde tekerlekli sandalyeyi çıkardı önüne. Nedim? Nedim’e işkence etti Şeniz’le iş birliği yapıp. Agah Bey? Bütün ailesine neler yaptı. Şimdi neden bu insanların en kıymetlisi Ceren olsun ki? Ki Ceren’in yaptığı o kadar kötülüğe rağmen Seher, asla onu silmedi, affetti. Cemre’nin ilk yaptığı hatada kapıya koyan da Seher’di mesela. Ceren, bebeğini sattı. Onu bile affettiler. Nedim, Ceren’i yanında tutuyor. Yani kimsenin yüzüne bile bakmaması gereken bir karakterken insanlar böyle iyi ona karşı. Ama Ceren, asla yetinmeyi bilmiyor. Hâlâ Cemre’ye kan püskürüyor. Neden?? Neden bu yüzsüzlük?? “Abla, sen en son ne zaman hissettirdin sevgini bana? Gözümü para hırsı bürüdüğünde de seviyor muydun beni?” Peki sen Ceren, sen ne zaman hissettirdin Cemre’yi sevdiğini? O kaçırıldığında bile kendini düşünürken mi? Ama Cemre, seni defalarca yolundan döndürmeye çalıştı. Çok uğraştı, “yapma” dedi. Ama dinlemeyen Ceren’di. Cemre, “Sen bana bir kez olsun fırsat verdin mi? Bir kere ya… Ben sana ne zaman adım attım, ittin beni. Kolundan tuttum, seni doğruya götürmek istedim. Sen ne yaptın? Sen beni savurdun.” dedi Cemre haklı olarak. Cemre, en başından beri Ceren’le defalarca kardeş olmaya çalıştı. En büyük hayalini annesine söyleyemezken Ceren’e söylemişti, ama Ceren onu Agah bey Cemre’yi sevmez belki diyerek ortaya çıkarmıştı. Şarkı söylediği videoyu yayınlamıştı. Cemre, ne zaman Ceren’e adım atsa Ceren onu hep geri itti maalesef. Ama Ceren bunu bile kabullenmeyerek “Herkes senin gibi iyi olmak zorunda değil.” dedi. Peki o zaman Şeniz’i de sevelim. O da bir sürü hatalar yapmış ve bundan dönmeyen bir karakter. Ceren, iyi olmak istemezken, yanlışlarını düzeltmek istemezken başkalarından “beni sevmiyorsunuz” hesabını nasıl sorma hakkını kendinde görüyor? Mesela Cenk karakterini en iyi ayıran özellik bu. Cenk, bahanelerin arkasına saklanmadan hatalarını kabul ediyor. Ve daha ilk bölümlerden itibaren bu hatalarından dönmek için çabalıyor. Bu çabası görüldükçe de karakterler tarafından doğal olarak seviliyor, sayılıyor. Ama Ceren, daha önce de söylediğim gibi maalesef Şeniz 2. Ve düzelmeye de niyeti yok gibi. Düzelmesinin yolu önce hatalarını kabul etmekten geçiyor, keşke bunu yapsa.

6-Ceren ve Nedim

Bu ikisi çift olacaksa eğer Ceren, Nedim için bedel ödemeli demiştim daha önce de. Ya da Nedim yüzünden… Aslında Ceren’in bebeğini kaybetmesi belki de bu bedelin başlangıcıydı. Ama Nedim’e bizzat Ceren’in yaptıkları yüzünden de onları unutturacak bir şeyler gerekiyor bence hâlâ. Ancak sahnelerinde görüyoruz ki Ceren, net bir şekilde Nedim’den etkileniyor artık. en büyük sırrını ablasına açma tehdidini bile Nedim için yaptı mesela. Daha önce bunu yapmamıştı. Nedim’in her yaptığını desteklemesi, asla karşı çıkmaması da etkilendiğine bir başka örnek gösterilebilir. Ancak daha net sahnelere de ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Nedim’in de Ceren’le burun buruna geldiğinde etkilendiği sahneler görmüştük. Ona karşı gülümseyen, intikam planında Ceren’den intikam almak gibi bir şeyi olmayan Nedim de izledik. Bu çiftte eksik olan şey kesinlikle Ceren’in bedeli. Ceren, Nedim için bedel ödemeli ki, izleyici Ceren’i bağrına basabilsin Nedim için. Şu an çünkü Nedim’e daha önce işkence eden Ceren’den fazlası gözükmüyor. Sahneler yazılıyor ve oyuncular da oldukça uyumlu. Ama dediğim gibi bir altyapıya ihtiyaçları var.

7- Agah ve Cenk

Agah ve Cenk çok güzel baba-oğul olmadılar mı ama? Agah, Cenk’in içindeki acıyı görmeye başladıkça oğluna baştan beri yapması gerektiği gibi yaklaştı. Cenk, babasını çok seviyor zaten. Onun en ufak bir adımı bile Cenk’i mutlu etmek için yeterli. Öncelikle bir mutluluğumu dile getirmek istiyorum. Artan Cenk ve Agah sahneleri beni çok mutlu ediyor, Fikret Kuşkan ve Ozan Dolunay’ı baba-oğul olarak izlemek gerçekten büyük seyir keyfi veriyor izleyiciye.

Hikaye içinde gelişimlerini görmek de muazzam. Oğlu için endişelenen, onun sadece bir bakışından içinde kopan fırtınaları anlayan bir Agah izlemek gerçekten çok güzel. Cenk, babasından hep sevgi dilenmiş küçüklüğünden beri. Daha dizinin ilk bölümünde bile “Gör beni artık” diyordu babasına. Biz bölümlerce gördük Agah’ın Cenk’e karşı ne kadar sert bir duvar ördüğünü. Cenk, sırf Agah onu görsün diye onun istemediği şeyler yapmış. Agah’ı da bu tarz şeyler oğlundan hep uzaklaştırmış. Biz defalarca Agah’ın Cenk’e tokat attığını gördük. Şu anda Agah, o suratı nasıl güzel okşuyor, nasıl güzel sarılıyor oğluna… Bu baba-oğul ilişkisinin gelişmesinden daha güzeli yok belki de şu hikayede. Agah, Cenk’i anladıkça ona bir adım attıkça, Cenk Agah’a koştu hep. Şu an öyle güzel bir ortak noktadalar ki, gerçek baba oğul olmadıklarını öğrendiklerinde ikisi de yıkılacak. İkisi için de büyük bir tramva olacak bu. Ama kalplerindeki sevgi, bu ilişki eminim kopmayacak.

Agah, başta Cenk ve Cemre ilişkisine en çok karşı çıkan iken, şu an onların bir arada olmasını en çok isteyen kişi. Çünkü görüyor, oğlunun gözündeki o sevgiden bahsediyor hep. Oğlunun bu aşk ile nasıl kendini bulduğunu biliyor. Cenk’in hayatında artık korkmadan dertleşebileceği biri var. Cenk, Cemre’yle de dertleşebiliyordu. Ama Cemre yüzünden acı çeken Cenk, hep yalnız bu konuda. Babasıyla doya doya, uzun uzun Cemre’yi konuşabiliyor. Korkmadan “Ben, onu çok seviyorum” diyebiliyor. Agah da onu anlıyor. Hem sevgisini, hem acısını görüyor. Ayrıca Agah, Cenk’e çok güzel tavsiyeler veriyor. Böyle baba-oğul sahneleri insanın içini ısıtan detaylar kesinlikle.

8-Cemre ve Cenk

Sanırım en çok konuşmak istediğim için en sona bu bebekleri bıraktım. Bölümü Cenk ve Cemre’nin buzhanedeki görüntüsüyle açtık. “Cemre, hayır yapamazsın. Hayır, hayır yapamazsın. Hayır beni iyileştirip sonra yalnız başıma bırakıp gidemezsin Cemre. Cemre, ben sensiz yolumu bulamam ki. Bulamam ben, kaybolurum Cemre. Ben sensiz yaşayamam.” daha ilk sahneyle ve Cenk’in aşkıyla gözyaşlarımıza hakim olamadık zaten. Daha önce de söylemiştim Cenk için Cemre çok önemli. Cenk, ilk defa koşulsuz sevdi, sevildi, yanında oldu Cemre onun. Cenk’in kalbi ilk defa biri için attı. Cenk, ilk defa biri için değişmek istedi. Cemre, onu iyileştirdi. Cenk, Cemre’yi herkesten öne boşuna koymadı. O kadar büyük ki ona sevgisi, söylediği her kelimede, her bakışında, her hareketinde hissediyoruz bunu.

Bu soğukta birbirlerine sarılı bir şekilde ölmemeye çalışan ikilinin aslında dilinde sırlar vardı. İkisi de birbirine bir şeyler söylemek için çırpınıyordu. Cemre, dillendiremedi. Ama Cenk, bütün sırlarını söyledi. “Ben, hiçkimsenin yanında bu kadar kalkansız olamadım. Ben, kendime bile dürüst olamadım Cemre. Bir tek sen… Bir tek sen…” 

“Ben sana, senden sakladıklarımdan söz etmek istiyorum. Korkmadan, sonunu düşünmeden, kaçmadan, ilk defa… İnsanın kendi hikayesini anlatmaktan korkması ne kadar acı değil mi? Korktukça yalan söylüyor çünkü, yalan söyledikçe daha da korkuyor. Yalanlar büyüyor. Belki de son şansım… Cemre…Cemre, ben seni çok seviyorum. Seni seviyorum Cemre. Elimde olsa sevmezdim, inan. Sevmezdim, kaçar giderdim, başka bir yalan bulurdum kendime, sevmezdim. Ama ben.. Ben bütün yalanlarımı tükettim artık Cemre, tükettim. Son yalanımı sana söyledim. O yüzden son gerçeği de sana söylemek istiyorum Cemre. Son doğrumu da sen bil. Cemre… Cemre, o Ceren’in karnındaki bebek, o bebek o bebek bendendi Cemre. Benim bebeğimdi. Özür dilerim.”

Cenk, bütün gerçeklerini Cemre’ye anlattı. Ama seviyorum kısmı sonrasını Cemre muhtemelen duymadı. Çünkü bu bir daha dillendirilmedi. Bu sahnede Cenk’in aşkını, bebek pişmanlığını, hayatındaki bütün hataları kabullenişini, her şeyi aslında çok net gördük. Çok güzel bir sahneydi. Ayrıca bu sahnede Ozan Dolunay ve Sera Kutlubey’i ayrı tebrik etmek istiyorum. -10 derece soğukta kalan iki kişi gibiydiler gerçekten. Gözyaşlarının akmamasından, seslerinin titremesine kadar bütün mimikleri, bütün konuşmaları çok güzel geçti ekran karşısında izleyenlere.

Cenk ve Cemre’yi Nedim kurtardı. Hastanede birkaç sahne beklemiştim açıkcası. Cemre için endişelenen, serumunu çıkartan ve Cemre’yi odasında ziyaret ettiğinde çok güzel bakan bir Cenk gördük sadece. Daha fazlasını bekledim. 26.bölümde Cenk hastanedeyken Cemre’ye yazılan sahnelere paralel güzel şeyler görebilirdik. Eksik kaldığını düşünüyorum. Cenk’in aşkı zaten çok gerçek, hiçbir şüphe barındırmıyor. Yazılan sahneler sadece çiftin güzel sahnelerine eklenen şeyler olabilirdi. Ama senarist hastanede çiftimize sahne yazmamayı tercih etmiş.

Hastaneden döndükten sonra birlikte donan çiftimizin şu sahnesi, şu flörtleşme, aralarındaki şu elektrik gerçekten çok özeldi. Ceren bu sahnede baya izleyicilerin dilinden konuştu. “Gözlerin açık göremedi ya, merak etmiştir seni şövalye.” Bir de şu kalabalık sahnede aslında o kadar sadece ikisi varmış gibi hissettirdiler ki, sanırım çiftin büyülerinden biri de bunu başarabilmeleri.  Cenk ve Cemre arasında o soğuk depoda yaşananlar konuşulsun çok istiyordum. Cenk’in itirafının ne kadarını duydu Cemre? Ne hissetti? Bunlara maalesef senaristimiz değinmedi. Halbuki 2 bölümdür izlediğimiz şeylerin odağında bu vardı ve kesinlikle hiç değilse ne kadarını duyup duymadığını bilmeliydik.

Ancak görmediğimiz bir sahneye flashback yapıldı. Böyle sahnelerin artacağını düşünüyorum. Sonuçta uzun süre evli kalmış, birbirinden etkilenen ve her ne kadar gerçek olmadığını söyleseler de beraber yaşayan bir çift var ortada. Bunca zamandır yaşadıkları şeylerin dışında bir sürü şey yaşamaları gerektiği de söyleniyordu hep. Bu sahnelere flashback ile dönmek oldukça akıllıca geldi bana. Ayrıca bazen çiftlerin acı çekmediği, derin olmasından ziyade şirin sahnelerinin olması da izleyiciyi rahatlatan bir detay, bundan da bahsetmiştik. Geri dönüş yapılan Cemre ve Cenk sahnesinde de bunu gördük. Zaten defalarca flörtöz hallerini gördüğümüz çift, daha fazlasını da yaşamış diyebildik. Birbirlerine sırlarını açan, beraber ağlayan, beraber acı çeken çiftimizin sadece kuşlar hakkında konuştukları, birbirlerine gülüşüp flört ettikleri sahneler kesinlikle yüzlerde tebessüme neden oluyor. Bir de tabii Cemre’nin kuş yemini unutmaması için Cenk’in koluna bağladığı tokanın, Cenk’in çekmecesinde hâlâ olması, o tokaya bakınca bile Cenk’in gülümsemesi detayları da ayrı güzel ve naif. Cenk’in aşkına fazlasıyla eminiz, ama Cemre için hâlâ repliklerde bir şeyler aramaya çalışıyoruz. O yüzden böyle detaylar daha fazla gerekiyor. Böyle sahnelerde Cemre’nin Cenk’e nasıl davrandığını, nasıl baktığını gördükçe ilgisini anlamak kolaylaşıyor

Cenk, Cemre’yi kaybetme korkusu ve buzhanede ölüm eşiğine gelip birlikte bir hayat yaşayamama korkusuyla Cemre’ye hislerini tam olarak açtı sonunda ve gerçekten evlilik teklifi etti. “Cemre, ben çok düşündüm. Seni, bizi, bu oyundan ibaret olan evliliğimizi. Cemre, ben senin yanındayken çok başka bir adam oluyorum. Daha iyi, daha cesur, daha mutlu. Bu yüzden, bir yanım hep bu evliliğin gerçek olmasını istedi. Ben, bunu kendime bile itiraf edemesem de… Çünkü büyülendim. Sen, büyüledin beni. Etrafındaki her şeyi büyülediğin gibi. Ben düşündüm, çok düşündüm uzun uzun. Ama bir tek sensizliği düşünemedim. Yapamadım, sensiz olmayı göze alamadım. Alamam. Bu yüzden, artık kimse saklanmasın. Ne sen kalbinden, ne ben vicdanımdan… Sadece yaşayalım. Korkmadan, saklanmadan yaşayalım sadece. Gitme…Gitme Cemre.. Sonsuza kadar yanında kalmama izin ver. Seni, kendimden bile sakınarak sevmeme izin ver. Bu sefer gerçekten benimle gerçekten evlenir misin? “

Bu sahnede iki şey gördük. Biri, defalarca gördüğümüz Cenk’in büyük aşkı. Diğeri de, artık sık sık gördüğümüz Cemre’nin Cenk’e kapılması. Cenk’in söyledikleri, yaptıkları, Cemre’yi kaybetmemek için çırpınışları, her şeyi çok güzeldi. Cemre’nin kapılışını da Cenk’e parıltılı gözlerle bakıp ağlamasından, ama buna rağmen “olmaz” demesinden anladık aslında. Cemre, Cenk’in onu seveceğini asla düşünmedi bile. Bunu daha önce de söylemiştim. Cenk, ona duygularını bu kadar net ifade ettiğinde hem korkuyor, hem de şaşırıyor. Cemre, “Biz diye bir şey yoktu” dedi. “Yok” diyemedi, Cenk’in yanından ayrılırken dağıldı “Yapamam, olmaz. Affet beni” dedi. Ve şoförden duyduğumuza göre yol boyunca ağladı. Cenk’e karşı bir şey hissetmese bunları yaşamazdı Cemre. Şu an kabul edememe aşamasında, kendine bile itiraf edemiyor. Ama çok yakın zamanda bu kabul edişleri göreceğiz, sorgulama sahnelerini izleyeceğiz bence.

Cemre gittikten sonra yıkılan bir Cenk izledik. Aşk acısı… Cenk’e çok yakışıyor. Bir insana acı yakışır mı? Yakışıyor. Ama Cenk’e mutluluk da çok yakışıyor. O çok acı çekti, sırada mutlu olmak var.

Bu sahneyle alakalı söylemem gereken bir diğer şey şu. Cenk, o buzhanede bebeği itiraf etmişken, daha Cemre’nin itirafın ne kadarını duyduğunu bilmiyorken, eğer duymadıysa tekrar bunu söylemesi gerekiyorken neden bu teklifi bu kadar acele etti? Bu sahneleri izleseydik daha dolu olurdu bence de. Ama ben bunu biraz bunu Cenk’in kaybetme korkusuna bağlıyorum. Cenk, korkuları kaynaklı yanlışlar yapan bir karakter. Ki bunu kendi de söyledi zaten. Cemre’yi kaybetmekten o kadar çok korktu ki, bunu bir an önce yapması gerektiğini düşündü. Ama işte hatası yine ona bedel oldu. Yine dağıldı. Cenk, çekeceği aşk acısının fazlasını çekti aslında. Sıra Cemre’de. Bebeği öğrendiğinde ikisi de acı çekecek, ama daha çok Cemre çekecek. Cenk’i sevmek onun kalbine ağırlık yapacak çünkü.

Cemre, Cenk’i bıraktıktan sonra karısını her özlediğinde parmaklarına bakan, annesine “ilmek” diye tanımladığı ama takmayı çok sevdiği yüzüğünü denize attı. Bu boşanma gerçekleşmeliydi, gerçek bir çift olmaları için bir arada olmadan birbirlerini özlemeleri gerekiyordu. Boşanma öncesinde Cemre de Cenk de çok mutsuzdu. Cenk’in mutsuzluğunu babası ve Damla, Cemre’nin mutsuzluğunu annesi gördü. Hatta Seher sorguladı boşanmalarını. “Emin misiniz dedim neden üzülüyorsun?” dedi. Cemre cevap veremiyor. Çünkü Cemre, kalbini sorgulamaktan korkuyor. Boşanma sonrası mutsuzluğu da bunu açıklıyordu. Bu mutsuzluğunu da Civan gördü. Herkesin gerçek evlilik olmadığını bildiği bir evliliği bitirdikleri için ikisi de oldukça mutsuzdu. Dediğim gibi birbirlerini özledikçe, değerlerini anladıkça, özellikle Cemre artık kalbini sorguladıkça her şey onlar daha güzel olacak. Gerçek evlilikleri aralarında sırlar kalmadıkça gerçek olacak. Dizinin ömrü buna yeter umarım. Çünkü Cemre ve Cenk çifti, ekranlarda en derin ve güzel yazılan çiftler arasında. Yavaş yavaş işlenmeleri bazen güzel gelse de, aralarına giren şeyler insanları mutsuz ediyor. Artık mutlu oldukları sahneleri de izlememizin zamanı geldiğini düşünüyorum.

Tam bahsetmesem de Damla ve Civan’a da değinmeden olmaz bu bölüm. Çünkü birbirini seven iki insan varken Seher’in yaptığı ekonomik gurur kaynaklı ayrıldılar. Civan’ın bu gerçeği öğrenmesini bekliyorum artık. Gayet şirin bir çiftler. Damla, zaten abisinin aşk acısı üzerinden kendine de pay çıkarıyor sürekli. Cenk de bunu anlıyor. Kendi aşk acısından sıra geldiğinde, kardeşinin aşkıyla da ilgilenmesini bekliyorum. Civan da Cemre’yi anlayabilen kişi. Cemre ve Civan’ın daha önce aşk üzerine bir konuşmaları olmuştu. Umarım bir daha konuşma olur yine iki kardeş arasında. Cenk&Damla, Cemre&Civan kardeşler birbirlerine her konuda olduğu gibi aşk konusunda da destek oldu, olacak belli ki. Kardeşlerin sahnelerini izlemek de oldukça keyifli.

Ve artık son. Son sahneyle beraber herkes şaşkına uğradı. Oya, bir bebeğe “Minik Karaçay” dedi. Bu bebek kim? Bu bebek neye hizmet ediyor? Bu bebeğin Ceren’in bebeği olması konuşuluyordu bir süredir. Ancak ben prodüksiyonun böyle bir hataya düşmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü Ceren’in bebeği kaybetmesini aşama aşama izledik. Oya’nın o bebeğin öldüğünü bilmesi, onu kurtarması gibi bir durum da söz konusu değildi. Bize herhangi bir ipucu verilmedi. Bunun dışında Ceren, bebeğinin içinde öldüğünü hissettiğini söylemişti. Ve zaten bebek doğup yaşamak için fazla küçüktü. Ceren’in o kadar kanaması, o kadar ani hareketlere dayanabilecek bir büyüklükte olmayan, öldüğü ve neredeyse annesini zehirlediği söylenen, cenazesi yapılan bir bebeği geri döndürmezler sanırım. Yani döndüreceklerine inanmak istemiyorum, fazla mantıksız kalır. Oya, Karaçaylardan nefret ediyor. Bu nefretin sebebini bilmiyoruz, bunu öğrenebiliriz muhtemelen yakın zamanda. Karaçaylara yapacağı bir oyun olduğu için “minik Karaçay” demiş olabilir ya da kandırmaya çalışabilir. Her şey mümkün. Bakalım neler çıkacak?

Zalim İstanbul 30. Bölüm Özeti

Şeniz oğlunu kaybetmeyi göze alamaz ve kokteyl gecesi Cemre’yi susturur. Cenk onunla konuşmak isteyen Cemreyi aramaktadır, bu durum Nedim’in de dikkatini çeker. Şenizin planı umduğu gibi ilerlemez. Cenk Cemre’nin yokluğunun izini sürerken Nedim cep telefonuna gelen mesaj ile şok olur.

Seher ise yıkılmış kızından bir haber alabilmek için çaresiz beklemekteyken, Civan Damla ile birlikte harekete geçer. Civan’ın telaşı onlar için beklenmeyen bir tehlikeye sebep olur.

Şeniz durumu kontrol altına almaya çalışırken, Cenk ve Nedim için ise iş birliği yapmaktan başka çare yoktur.

Siz Kardeşsiniz! | Zalim İstanbul 29.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul, iyisiyle, kötüsüyle, haklısıyla, haksızıyla, aşığıyla, sevgisiziyle, vicdanlısıyla, vicdansızıyla, hatasıyla, doğrusuyla 29.bölümü geride bıraktı. Bölüm yorumuna tam geçmeden önce söylemeliyim ki; 28.bölümün fiyaskosunu düzelttikleri bir bölüm oldu. Birçok şeyi netleştirmeye çalıştıkları, güzel adımlar atılan bir bölümdü. Peki bu bölümde neler oldu?

Geçen bölümü mahkemede bitirmiştik. Nedim, anlamsız bir şekilde suçu mahkemede de kabul etmişti. Anlamsız diyorum, çünkü Nedim polislere dahil kimseye “ben yapmadım” demedi. Demediği gibi kabul etti. Amcasının sadece “yaptın mı?” sorusuna tepkisi ise çok büyük oldu. Nedim, hatalar yapabilir. Bunda kimse onu suçlayamaz. Çünkü o daha küçücük bir çocuk aslına bakarsak. Hayatı, tekerlekli sandalyedeyken ıskalamış, insanların ona yaklaşımını bile tam olarak anlamlandıracak kadar hayat tecrübesi yok. Ben Nedim’in dediğim gibi hatalar yapmasını anlarım, ama bu kadar oyuna gelmesini anlamlandıramıyorum. Nedim, Agah’ı tek ailesi olarak görmüş. Agah’ın onun için yaptıkları az değil. Yıllarca Agah’ın yaptıklarını gören, onun sevgisini hisseden Nedim, Şeniz’in “amcan sana acıyordu” demesine inanıyor. Ceren’in “Amcan sana oyun oynuyor” demesine inanıyor. Ki bu ilk de değil aslında; Nedim, daha önce Neriman’a bile inanmıştı ve o yüzden şirketi bir an önce Agah’ın elinden almak istemişti. Amcasının sorduğu tek bir soru yüzünden amcasını silmeye kalktı, ona savaş açtı. Halbuki sadece “yapmadım” dese, Agah ona inanmaya dünden razıydı. Tek suçu; Nedim’i sorgulamaktı. Ama sorgulaması da çok doğru değil miydi? Nedim, her şeyi kabul etti çünkü polislere karşı. Agah, “konuş oğlum” dedikçe, sustu.

Agah, Nedim’e kendisini çok net anlattı. Nedim, buna rağmen amcasına savaş açtığını ilan etti. Nedim’in bu duruma pişman olacağını düşünüyorum. Umarım geç kalmaz pişman olmak için. Çünkü en kırmaması gereken kişi olan Agah’ı kırıyor her seferinde. Daha önce de hep Cemre’yi kırdığı gibi…

Şeniz, mahkemede Nedim’i sözde affedince tabii ki Şeniz’in bir planı olduğunu anlayan kişiler vardı. Bunlardan biri Cenk, diğeri de Cemre. Çünkü ikisi de Şeniz’in yapabileceklerini en iyi bilen kişilerdi. İkisi ayrı ayrı Şeniz’le konuşmak için lofta gitti. Onlardan önce giden biri vardı tabii ki o da Oya’ydı. Bir kez daha anladık ki, Şeniz Oya’nın tehditiyle birlikte Nedim’i hapisten kurtardı. Oya, tekrar Şeniz’i görmeye gittiğinde konuşulanları duyan biri vardı; o da Cemre. Cemre, hep bahsettiğimiz gibi bu dizinin dengesi. Bu dizide her konunun içinde olan ve denge sağlamaya çalışan kişi Cemre. Bu sırrı öğrenmesi gerekiyordu ve öğrendi. Cemre, bu sırrı öğrendiğinde Şeniz hakkındaki düşüncelerini de yeniden duyduk. Hem Nedim’i, hem de Cenk’i nasıl kullandığına dair kendi kendine konuşmasını dinledik. O ikisi için hâlâ şans olduğuna inanıyor ve bunun için uğraştı bölüm boyunca. Cenk’in annesiyle konuşması da oldukça önemliydi. Dizinin başından beri annesinden kurtulmaya çalışan bir Cenk var bizim karşımızda. Cenk, annesine yine onunla olmayacağını çok güzel belirtti.

Oya, bence iyi bir terapist değil. Hastalarını bir şeylere zorladığı için bu diyebiliyorum. Ama Cenk ile bir seans yapmalarını hep çok istemiştim şahsen. Bu bölüm, bu da gerçekleşti. Oya’nın sözleri aslında Cenk’in eleştirildiği noktalardı. Oya Cenk’e “Çözümsüz kaldığınız noktada intihara kalkıştınız” dedi, onun çaba harcamadığını iddia etti. Cenk’in aslında en çok konuşulan ve eleştirilen kısımlarından biriydi bu. Neden Nedim ile konuşmuyor? Neden intiharı seçiyor? Aslında cevabı basitti. Cenk, yıllarca psikolojik şiddete maruz kalmış ve çözüm üretemiyor. Bu yüzden de kendi yok oluşunun herkes için iyi olacağını düşünüyor. İntiharı bu yüzden ilk seçenek olarak kullanıyor. Cenk’in Cemre’ye dediği gibi, Cenk neyi tutsa elinde kaldı bu zamana kadar. O yüzden de çabası görülmüyor.

Ama gören biri var, o kişi de Cemre. Cemre bu bölümde kendisi söyledi “Ben senin yanındayım” dedi. Cenk, onun yanında olma nedeninin kendi için olmadığını düşünse de Cemre “Hatırlıyor musun? ‘Dikkat et hemşire, gözlerin karanlığa alışmasın’ demiştin. Ben o karanlıktaki iki çocuğu gördüm. Ben o karanlıkta birbirini arayan iki çocuğu gördüm.” devam etti. Evet, Cemre en başından beri Cenk’i gören kişi oldu. Onun için çabalayan kişi oldu, onu anlayan kişi oldu. Bu bölüm bunu Cemre, defalarca dile getirdi. Geçmiş sahnelerden bir repliğe dönüş de bu yüzden oldukça önemliydi. Cemre, hep böyleydi, bunu gösterdiler bize bir kere daha.

Bu bölüm, aslında karakterlerin gerçeklerinin yüzlerine vurulduğu bir bölümdü. Birkaç bölümdür özellikle Ceren, kendi sütten çıkmış ak kaşıkmışcasına herkese esip gürlüyordu. Şeniz’e, Cenk’e, Cemre’ye, Agah’a, Damla’ya, hepsine ahkâm kesiyordu. Bu bölüm yine bunu yapacaktı ki, Cenk çok güzel yüzüne vurdu “Söyleyene bak. Ben, senin neler yaptığını çok iyi hatırlıyorum Ceren hanım. Bu yüzden o sesini kes.” dedi. Ama Nedim, Ceren’i değil Cenk’i susturmayı tercih etti. Halbuki zamanında Ceren’in işkencesinden onu kurtaran kişi Cenk’ti. Cenk’in attığı adımların görülmediğine, çabasının hiçe sayıldığına bir örnekti aslında bu. Nedim, kendi işkencecisinin yanında olmayı tercih etti yeniden.

Bu bölümde olan güzel şeylerin başında da Agah-Cenk sahneleri geliyordu. Dizinin başından beri babasına kendini göstermeye çalışan bir Cenk gördük biz hep. Dizide gösterilen en yoğun duyguların başında Cenk’in baba sevgisi geliyor. Cenk, Nedim’i camdan atma nedeni olarak bile “Babamı çalacaktı” olarak gösteren biri. Çocukluğunda hep baba eksikliği çekmiş, büyüdüğünde baba sevgisizliği çekmiş biri. Agah ve Cenk arasındaki duvarlar yavaş yavaş kırılıyor. Aralarında sırlar kalmadıkça onlar da gerçekten baba oğul olabiliyor. Cenk, babasından gelecek her adıma adeta aç. Ondan gelen ufacık bir sarılmaya bile ufacık bir çocuk gibi seviniyor. Agah’tan Cenk’e atılan her adım, Cenk’ten Agah’a misli misli geri dönüyor. Bu ikili yavaş yavaş çok güzel baba-oğul oluyorlar. Cenk, babasına kendisini çok iyi anlattı. Onu üzdüğünü de kabul etti, onu nasıl sevdiğini de çok güzel ifade etti.

Oya, Cenk’e “ben insanlara ayna oluyorum” demişti, Cenk ona “benim aynaya ihtiyacım yok” dedi. Bu ayrıntı güzeldi. Çünkü Cenk, kendini bilen bir karakter. Cenk, kendi içini bilen biri. Aynaya bakan kişi, kendini görür. Cenk, bildiği kendini görmeye ihtiyaç duymuyor. Kendini dışarıdan gören birilerine ihtiyacı var, kendi göremediği şeyin başkaları tarafından gösterilmesine ihtiyacı var. Bunu da babasına “Ben çok yoruldum baba. Kaçmaktan, savrulmaktan yoruldum. Bir vicdanımın, bir öfkemin sesini dinlemekten yoruldum. Artık bana doğru yolu gösterecek, ben yolumu şaşırsam da bana rehberlik edecek bir babaya ihtiyacım var. Ben artık sana yakışır bir oğul olmaya hazırım baba. Hazırım. Yani tabii sen de istersen, ben artık seninle yanyana yürümek istiyorum. Gerçek bir baba-oğul gibi…” diyerek çok güzel ifade etti. Onun tek ihtiyacı yanında olan bir babaydı. Cemre’ye daha önce “yanımda durur musun? Beni anneme bırakma desem..” demişti. Çünkü onu koşulsuz, şartsız sevecek, her zaman yanında olacak tek kişinin annesi olduğuna inanıyordu. Bu, Cenk’i hataya da sürükledi defalarca. Ama babasından ufacık adımlar gören Cenk, özüne de döndü. Babasına geldi. Agah da ona çok güzel adımlar attı. Şimdi sırada onların güzel baba-oğul ilişkisini izlemek var.

Cemre, Şeniz ve Mümtaz sırrını öğrendikten sonra ne yapacağını şaşırmış haldeydi tabii ki. Oya’ya tekrar gittiğinde de Oya’nın Cenk ile alakalı bir test yaptırdığını öğrendiği gibi o testin sonucunu çaldı. Bu sahnedeki en önemli ayrıntı bana göre şu; Cemre, daha önce “Nedim’in mahremi” diyerek ses kaydını dinlemedi ve Oya’ya geri verdi. Ama “Cenk için test sonuçları” dendiği an kendi etik değerlerini bir kenara attı ve o test sonuçlarını çalıp okudu. Aslında bu, Cemre için ilk değildi. Cemre, etik değerlerini Cenk için defalarca hiçe saydı. Sırrını ilk söylediğinde de bunu kimseye söylemeyerek yaptı, Şeniz’i ele verirken Cenk’i ele vermeyerek de yaptı, hapishanede kalmak uğruna Cenk’i satmazken de bunu yaptı. Bunlar birkaç örnek, Cemre’nin yaptığı daha birçok şey oldu. Test sonuçlarında Cemre, Cenk ve Nedim’in kardeş olduğunu öğrendi. Bölüm boyunca Cenk ve Nedim’in birbirleriyle kavga ettiklerini gördükçe onları ayırmaya çalıştı. “Siz kardeşsiniz. Aynı candansınız” diyip durdu. Ama Cenk’in de Nedim’in de bir olmaya pek niyeti yok gibi duruyor. Cemre’nin baba olayını öğrendikten sonraki tavırları da çok önemliydi bence. Öncelikle şu önemli bir ayrıntı ki; Nedim’in Şeniz&Mümtaz ilişkisini bildiğini ve travması olduğunu biliyor. Cenk’in bu ilişkiden haberi yok, doğal olarak bu konuya dair bir yarası yok. Ama Cemre, Nedim’in bu yarasını iyileştirmek yerine, ‘biliyorum seni anlıyorum ve yanındayım’ demek yerine Cenk’e gitti her seferinde. Cenk’in daha oluşmamış yaralarını şimdiden tamir etmeye çalıştı. Cenk’in Cemre için ne kadar önemli olduğunu bölüm içinde defalarca gördük aslında. Nedim’e daha önce hastane sahnesinde de Cenk’i anlatmıştı. “O, bir adım attı. İki çocuk için de uğraştı” gibi şeyler söylemişti. Bu bölüm Nedim’e yine “Cenk’in adımlarını görmek istemiyorsun” diye kızdı. İki çocuğun beraber olmasını istiyor, onları bir yapmak istiyor, bu doğru. Ama Cemre, fark etmeden Cenk’in her yaptığını çok önemsiyor ve her konuya Cenk odaklı yaklaşıyor. Bu da bize Cenk’e verdiği değeri gösteriyor aslında.

Sahildeki Cemre ve Nedim sahnesi de bölümün bir diğer önemli sahnelerindendi. Cemre ve Nedim, birbirlerine duyduğu merhameti, sevgiyi, karıştırdı. Çünkü ikisi de daha önce hiç aşık olmamıştı, aşk nasıl olur bilmiyorlardı. Onlara söylenen şey buydu. Cenk, Cemre’ye aşık olduğunu imâ ettiğinde Cemre de bu hislerin gerçekten aşk olduğunu düşündü. Nedim, ona annesinden sonra şefkat gösteren ilk kadın Cemre olduğu için ona beslediği hisleri yine aşk zannetti. Bu ikili arasında çok güzel bir bağ olduğunu düşünüyorum ben. Ama bu bağın aşk ile uzaktan yakından alakası yok. Bu bölümde bunu da gördük zaten. Bir de önemli repliklerden biri Nedim’den geldi. “Sen benim elimi tutmadığından beri, güzergahımda yoksun” dedi Cemre’ye. Bu da aslında Cemre’ye olacak herhangi bir şeyde Nedim’in onu umursamayacağını gösterdi bize.Ve Nedim doğru bir şey daha söyledi “Belki de biz birbirimizi hiç tanıyamadık” diyerek.  Bir de Cemre, aşık olsaydı eğer bu sahnenin sonunda Nedim’in peşinden “o senin kardeşin” demezdi, “ben, seni seçmek istedim. seni seviyorum” gibi şeyler söylerdi. Ama o, Nedim’i oraya sadece Cenk’i anlatmak için çağırmıştı ve ondan fazlası onun için önemli değildi. Bu konuşma olmalıydı. Cemre ve Nedim, eteğindeki taşları döküp tamamen ayrılmalıydı. Bu sahne, buna hizmet etti.

Bölümün bir diğer önemli şeyi de Cemre ve Cenk’in boşanma mevzusuydu. Cemre ve Cenk, ikisi de atarlı giderli, birbirlerini çok iyi tanıyıp görebildikleri için en yalın halleriyle birbirlerine konuşabilen bir çift. Cemre, Cenk ve Nedim’in kardeş olmasını beklerken ikisini sürekli boğaz boğaza görünce tabii ki bunu Cenk’le de konuştu. Birbirlerine bağırıp çağırırken de en sonunda boşanma kararı aldılar. Cemre, boşanmak istedi ve Cenk de kabul etti. İkisi de buna pişman oldu. Boşanma konusu her açıldığında hallerinden, boşanma protokolünü imzalarken de bunu hep belli ettiler aslında. Ama birbirlerine hislerini açamayan ikili, tabii ki sözlerinden de dönemediler. Boşanma konusunda gerçeği Cemre, ilk olarak annesine anlattı. “Biz zaten Nedim için evlenmiştik, boşanıyoruz” dedi. Seher, kızının halinden başka bir şeyler olduğunu da anladı aslında. Cemre’nin Cenk’e karşı hislerini anlamasına yardımcı olacak kişilerin başında Seher geliyor bence.

Bir diğer his anlama mevzusu da Agah-Cenk cephesinde yaşadı. Cenk, aşkını Ceren’e, annesine ve Damla’ya itiraf etmişti. Agah, daha önce anladığını söylediğinde sadece kafa sallamakla yetinmişti. Agah, boşanma mevzusunu öğrendiğinde Cenk’in gözlerinden anladı ve sordu “Sen, bu kızı seviyor musun?” dedi. Cenk, bocaladı ve gerçeği tabii ki söyleyemedi. Ama Agah, anladı ve oğluna tekrar sarıldı. Bu ilişkide bir diğer farkındalığı sağlayacak kişi de Agah olacak o yüzden bence.

Cenk ve Cemre, boşanma konusunda bir karar verince geri dönmediler tabii ki. Ama boşanma işlemlerini yaparken de adeta yeni flört eden kişiler gibi olmayı da ihmal etmediler. O protokolü imzalarken ikisi de tereddüt etti. Ama bu vazgeçiş ikisi için de gerekliydi. Çünkü aşkı anlamanın en etkili yollarından biri, onu kaybetmektir. Cemre, ilk kez Cenk’in intiharında bunu yaşadı. Cenk, zaten Cemre’ye aşkında çok net. Boşanma kararı sonrasında kendi kendine “Boşanalım bakalım. Sen benim kalbimi ellerinde tutarken boşanalım bakalım” diyerek içip ağlaması da tekrar içimizi acıttı.

Protokol imzalandıktan sonra evde eşyalarını toplayan bir Cemre gördük. Eşyaları toplarken odaya bakışı, yaşadıkları şeyleri düşünürken yüzünden geçen hüzün de anlatıyordu aslında her şeyi. Bu sahnede olan en güzel şeylerden biri Cenk’in Cemre’ye teşekkürüydü. Cenk, sevdiği kadına sarılamadı. Ona kocaman sarılıp, bırakmak istemediğini söylemek isteyen gözleri vardı. O sadece Cemre’nin elini tuttu ve o elleri öptü. Sonrasında da “Cemre, ben çok teşekkür ederim. Bana, iyi bir adam olma fırsatı verdiğin için sana çok teşekkür ederim Cemre. Gerçi, pek beceremedim ama. Sen, en azından çabaladın. Beni buna layık gördüğün için sana çok teşekkür ederim.” dedi. Aslında bu da çok özeldi. Cenk, onun yanında olan birilerine ihtiyaç duyarken Cemre çıkıp gelmişti. Cenk’i anlayan, onun yanında olan bir Cemre, Cenk’in kalbine de konmuştu. Cenk, aylardır sevdiği kadının başka bir adam uğruna ağlamasını görüyor, onu yatıştırma görevini görüyor. Kalbi kırılıyor sürekli, ama asla Cemre’nin kalbini kırmıyor. Bu teşekkür de Cenk’in Cemre’yi nasıl güzel sevdiğini bir kez daha gösterdi bizlere. Bu dizide aşk uğruna kendini feda eden bir Cenk izledik hep. Bu aşkı hak edenin Cenk olduğunu gördük. Cemre’nin bunu anlamasının da çok yakın olduğunu düşünüyorum.

Bölümün en önemli ayrıntılarını tabii ki unutmadım. Her ne kadar biraz bahsetmiş olsam da, ayrıntılı bahsetmem gereken ve bu bölümde en çok gördüğümüz şey Cenk ve Nedim kapışmasıydı. Nedim, iş bilmediği halde yeni tanıştığı Yusuf ile bir şeylere kalkıştı sürekli. Önce evde yemeğe davet etti. Orada gerildiler ve yumruk yumruğa dövüştüler. Cenk, yine Nedim’in bir şeyler bilmediğini yüzüne vurdu. Cenk, bunları söylediğinde “o çocuk senin yüzünden böyle” diyenler oluyor. Ama asıl sonuca bakmak gerekiyor böyle konularda. Nedim, iş bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştığında hepsinin başına işler açılacak çünkü. Bir diğer sahnede ise şirkette birbirlerinin üzerine yürüdüler. Cenk, amacını orada çok söyledi aslında “Nedim sen ne yapıyorsun? Babamın emeklerinin üzerinde tepiniyorsun şu anda” diyerek. Babası, bu şirket uğruna Cenk’in yanında olmadı. Bu şirket uğruna ailesini ihmal etti. Bu şirket, Cenk’ten babasını aldı. Ve babası bunca emek vermişken ona bir şey olmasını tabii ki istemiyor. Daha önce de defalarca duyduğumuz gibi Cenk, babası için uğraşıyor yine.

Cenk’in şirketin başına geçmek gibi bir derdi olmadı. Babasına da hep “seni yanımda görmek istiyorum. Ben tek başıma yapamam” gibi şeyler söyledi aslında bölüm boyunca. Ama Agah, hepimiz gibi Cenk’i de şaşırtarak bütün yetkilerini Cenk’e teslim etti. Tabii ki bu Nedim’in biraz daha hırslanmasına neden oldu. Bu saatten sonra bu kapışma daha da büyüyecek belli ki.

Ve geldik Şeniz-Cemre cephesine. Cemre, babalık testini öğrendi ve hemen Şeniz’le konuştu. Cenk ve Nedim arasında büyüyen tansiyonun artık bitmesi gerektiğini düşünüyor ve elinden hiçbir şey gelmiyor. İkisiyle de konuşmak işe yaramadı çünkü. Onların gerçekten kardeş olduklarını öğrenmelerinin işe yarayacağını düşündü o yüzden. Şeniz’i de bu konuda tehdit etti. Çocuklara gerçeği söyleme görevini ona verdi, yoksa kendisinin söyleyeceğini belirtti. Cemre, Cenk istediği için o partiye onun yanında son defa karısı olarak katıldı. Şirketin Cenk’e geçtiğini öğrendiğinde de aralarındaki husumetin büyüyeceğini anladı zaten. Şeniz’den gerçekleri duymayı bekledi, ama duymadı. İş başa düştü diye düşünürken bölüm sonunda bir sürpriz ile karşılaştık. Şeniz, Cemre’yi bir oyun ile kaçırdı. Şeniz, Cemre’ye ne yapacak? Bu durumda Cenk ne yapacak? Nedim ne yapacak? Hepsini ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Ama bölüm içinde bize tüyolar verildiğini düşünüyorum. Cenk, Cemre’yi sabah evde göremediğinde “Merak ettim, haber verseydin” derken, Nedim, Cemre’ye “artık güzergahımda değilsin” dedi. Ayrıca boşanma işlemlerinin de onu oyuna getirmek için bir komplo olduğunu düşünüyor Ceren kaynaklı. Kaçırılan Cemre’yi umursamayan bir Nedim göreceğimizi düşünüyorum. Bunun yanında Cemre’yi her yerde arayan bir Cenk de kaçınılmaz geliyor bana. Ayrıca geçmişe dönük iki replik duyduk bu bölüm. İkisi de Cemre ve Cenk cephesinden geldi. Bu geri dönüşler de aslında ileride de devam edeceğine işaretti. Cemre’nin Cenk’e aşık olmayacağına dair söylediği büyük konuşmalarına geri döneceğimizi düşündürttü bana.

Yeni bölümlerde neler olacak, göreceğiz. Senaryo çok güzel bir toparlanma sürecine girdi bence. Bu seyir zevkinde devam ederlerse, her şeyde bu kadar net olurlarsa dizi gittikçe daha da güzelleşecek.

 

Savaş devam ediyor! | Zalim İstanbul 27.Bölüm Yorumu

Zalim İstanbul’un 27.bölümünü de geride bıraktık. Geçtiğimiz bölüm, köşke düşen Şeniz bombası ile bitmişti. Kaldığımız yerden devam ettiğimiz bu bölüm de oldukça heyecanlıydı.

Bölümü madem Şeniz ile bitirdik. Şeniz’e neler oldu? İlk bunu konuşalım.

-Agah, Şeniz’in Nedim’i bile isteye zehirlediğini öğrendi.

Bunun üzerine Şeniz’i kapı dışarı etti. Öyle ki, müştemilata sığınan Şeniz’i bizzat kolundan tutup köşkten attı. Üzüldük mi? Tabii ki hayır. Çünkü Şeniz, bu başına gelenleri çoktan hak etmişti. Agah’ın bu noktadan dönüş yapacağını sanmıyorum. Ama Şeniz’in de ne Karaçayları ne de köşkü bu kadar kolay bırakacağını sanmıyorum. O yüzden bu cephe oldukça merak uyandırıcı.

-Şeniz, Ceren’in bile maskarası oldu.

Bu dizide ilk kötü Şeniz ise, ikinci kötü kimdir? Doğru tahmin; Ceren. Ceren, utanmadan sıkılmadan Şeniz’in yaptıklarını Damla’ya anlatırken ne kadar rahattı değil mi? Ben Ceren’de çok net Şeniz pişkinliği görüyorum. Şeniz’in Nedim’i zehirlediği ilaçları kendi de Nedim’e içirmemiş gibi, çocuğa eziyet etmemiş, üzerine çorba dökmemiş gibi o kadar kolay anlattı ki, ‘pes doğrusu’ dedim. Ceren, evet düzelecek bence de. Şeniz ondan daha beter durumda, o yüzden ona ilk kötü dedim. Ama Ceren’in pişkinliği bence biraz törpülenmeli. Nedim’e karşı mahcup bir Ceren izlemek istiyorum ben. Onun yerine Şeniz’le hala senin köşkün benim köşküm muhabbeti yapıyor. Köşkten ayrılmamak için boşanmak istemiyor falan. Madem Ceren, bundan sonra kötü olmayacak. O zaman onun Nedim’e karşı mahcubiyetini daha çok görmeliyiz.

Şeniz-Ceren demiştik, devam edeyim. Ceren, bölüm başından beri Şeniz’le sürekli elindeki ses kaydı sayesinde oynadı. O ses kaydını da, köşkte kalmanın anahtarı olarak gördü. Şeniz gidince kendini evin hanımı ilan etti. Agah’a gidip menü bile sordu. Bu kız yüzsüzlüğün, pişkinliğin kitabını yazsa, herkes ‘wow’ der. O durumda gerçekten.

-Şeniz ve çocukları

Şeniz, dizinin başından beri “Ben her şeyi oğlum için yaptım” diyen bir karakter. Aslına bakarsanız, bu bir nevi doğru. Bu hikayenin merkezinde Cenk var. Ve Şeniz’in baştan beri yaptıkları Cenk için. Mümtaz, Cenk’i kabul etmediğinde Agah’la evlenmek, Cenk’i sürekli Nedim’e karşı doldurmak, düşme olayı sonrası Nedim’i zehirlemeye devam etmek ; bunların hepsi Cenk içindi. Ama sorun şu; Cenk bunu istedi mi? Hayır. Ve bu doğru bir yol muydu? Bu da hayır. Şeniz, Cenk’in de dediği gibi “kendi gerçekliğine inanmış” durumda ve o gerçekliğe herkesi sürüklemeye çalışıyor. Bu gerçekliğe bu zamana kadar kanan tek kişi Cenk değildi, Agah da kanıyordu. İkisini farklı şekillerde etkilemeyi başarıyordu. Ama Cenk’in annesinden vazgeçip vicdanı daha ağır bastığı noktada Şeniz tam olarak bitti. Cenk, annesinin bundan sonra asla yanında olmayacağını çok net belli etti. “Yine aynı şeyi yapıyorsun. Yine kendi gerçekliğine inanıp, beni de peşinden sürüklemeye çalışıyorsun. Ama artık bitti anne. Bitti. Masallarına inanmayacağım. O sekiz yaşındaki küçük çocuk yok artık senin karşında. Ben artık kendi doğrumu yaşayacağım, kendi yolumda yürüyeceğim tek başıma. Tökezlesem de, düşsem de… Anladın mı? Ve artık sen de tek başınasın. Öyle eskisi gibi beni kolumdan tutup beni istediğin yere sürükleyemeyeceksin. Bu sefer doğru olanı yapacağım anne ve sen beni durduramayacaksın.” Cenk, bu zamana kadar çok hata yaptı. Annesi onu çok fazla etkiledi maalesef. Ama Cenk, dizinin başından beri hep annesinden kurtulmaya da çalıştı. Tam bu noktada da artık gerçekten annesinden kurtuldu. Cemre’nin ona dediği gibi; o yüklerinden kurtuldu. İstediği yolda, istediği kişilerle yürüyecek artık.

Şeniz’in diğer çocuğu Damla ise, onun tabiriyle gerçekten “dış kapının mandalı” konumunda. Kızın hiçbir şeyden haberi yok, gözünün önünde annesi yaka paça dışarıya atılıyor. Senelerce onu büyütmüş, “anne” dediği kadının bunları yapacağına inanmaması aşırı normal değil mi? Agah bile inanmadı bir sürü kanıta rağmen bunca zaman. En sonunda tak dedi ve daha geniş kapsamlı araştırdı. Bölümün başından itibaren annesi için uğraşan bir Damla gördük o yüzden. Damla, annesinden zarar görmedi. Cenk gibi bir kırılma noktası olacağını sanmıyorum o yüzden. Cenk, annesinden en çok zarar gören kişilerden biri olduğu için, Şeniz’e karşı koyması çok doğal. Aynı şekilde Damla’nın da annesinin yanında olması çok doğal. O cephede kırılma noktası olmayacak, Şeniz’in köşke dönüşü de belki Damla sayesinde olacak. Bu bölüm Damla’nın her şekilde Şeniz’in yanında oluşu çok fazla gösterildi çünkü.

-Savaşın iki tarafı; Nedim ve Şeniz.

Geldik büyük savaşa. Nedim ve Şeniz, bu savaştaki iki taraf. Bu tarafların arkasındaki insanlar zaman zaman değişti, ama şu an her şey Nedim’den yana gibi gözüküyor. Amcası, Cenk, Cemre, Ceren, kanıtlar, geçmiş sırları; hepsi Nedim’in elinde. Şeniz’in elinde ise Damla hariç kimse kalmadı. Tam bu noktada Şeniz devreye yine o kötüye çalışan zekasını soktu işte. Bölüm içinde defalarca karşı karşıya gelen Nedim ve Şeniz, Nedim’in kazanması ile yollarını ayırdı. Nedim, Şeniz’i haklı olarak tehdit etti ve Şeniz’in elini kolunu bağladı. Ama bölümün son sahnesi ile birlikte bu savaş tersine mi döndü? Göreceğiz. Bölümün sonunda Şeniz, Nedim’i adeta kışkırttı. “Baban hiçbir zaman sevmedi seni, hiçbir zaman istemedi. En büyük pişmanlığıydın onun. Bir de annen…  Nefret ederdi o kadından. İkinizden kurtulmak için dua ederdi.” Nedim ona “kes sesini” dedikçe, o “Acıtıyor değil mi? Duymaya bile dayanamıyorsun. Ama kabul etsen de etmesen de, gerçek bu. Hayatının sonuna kadar babasının sevmediği, amcasının acıyarak baktığı, kuzenin kurtulmak için camdan ittiği bir zavallı olarak kalacaksın.” diyerek devam etti.  Peki Şeniz’in bu davranışı izleyiciye neyi hatırlattı? Tabii ki Cenk’e yaptıklarını… Cenk’i daha küçücük 8 yaşında bir çocukken de dolduran Şeniz’di. Ona “Nedim hırsız, aileni çalmak istiyor” diyen de oydu, 8 yaşında kuzenini camdan atmasına neden olan şey; Şeniz’in bu kışkırtmalarıydı. Dizinin başından beri Şeniz’in ne kadar tehlikeli bir kadın olduğunu defalarca gördük. Bu bölümde de bu kışkırtmalarını Nedim’e karşı yaptı. 8 yaşında Cenk’i kışkırtan kadın, 20li yaşlarındaki Nedim’i de bu sözlerle kışkırttı. Nedim, gerçekten bu kışkırtmaya düştü mü? Şeniz’i gerçekten bıçakladı mı? Bunun cevabını hemen alamayacağız. Ama bu sahne tam olarak bizi Cenk’in hatasına geri döndürdü. Nedim’in de hatalar yapabilecek bir karakter olduğunu bir kez daha gösterdi. Ve tabii ki Şeniz’in şeytanlığını yeniden göz önüne serdi.

-Oya ve Nedim

Buraya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü Oya, belli ki hikayeye daha çok dahil olmaya başladı. Bu bölüm Nedim’e “beni bir ablan gibi gör” diyen bir Oya gördük ve geçmişten sakladığı bir kişi var. Bu kişi kim? Şimdilik bilmiyoruz. Ama bana ve birçok izleyiciye anne bir ablası olabileceği ihtimalini düşündürttü. Bölümler ilerledikçe bunu da öğreneceğiz elbette.

Gelelim dizinin geri kalanına… Dizilerde, izleyiciyi çeken şeylerin başında sevilen çiftler gelir malum. Bu dizinin en başından beri belli esas çifti her ne kadar Cenk ve Cemre olsa da, ara çiftlere de sahne yazıldı sevenleri olduğu için. Her zaman alttan bize Cenk ve Cemre’yi gösterseler de, diğer çiftlerin de belli bir seven kitlesi olunca onlara da sahne geldi. Ama sonunda “tam olarak esas çifte yönelmeliyiz” diye düşünmüş olacaklar ki, bölümlerdir Cemre ve Cenk’in altyapısı çok daha dolu dolu ve derinden gidiyor. Geçen bölüm Cenk’i kaybetmekten ölesiye korkan Cemre ve bu hikayede hep Cenk’in yanında olan bir Cemre’yi görmüştük zaten. Bu bölümde de neler oldu bir bakalım;

-Cenk’in peşinden ayrılmayan Cemre yapmışlar, olmuş.

Şeniz’in bütün yaptıkları öğrenilince köşkte yer yerinden oynadı. Damla’yı sakinleştirmek Cenk’e düştü. Ama daha yeni hastaneden çıkan Cenk için bu yaşananlar fazlasıyla ağırdı zaten. Zaten itiraf ettiği şeyin yükünü hala tam olarak atamamışken bir de yeni gerçeklerle yüzleşmek, hep bir şeylerin yeniden eskiye sardığını sanmak Cenk’e iyi gelmiyor. Başta evde, Cenk’in en ufak acı çeken mimiğini gördüğü anda onun yanına giden, ona sürekli “iyi misin” diyen Cemre gördük.

Annesinin evden atılması ve Damla’nın perişanlığı sonrası Cenk de kendini yollara attı. Cemre, tabii ki peşinden ayrılmadı. Cenk onu arabasına almadığında da taksiyle takip etti. Bu kadar hırpalanmaya dayanamayan Cenk ve dikişleri, bir süre sonra hata verdi zaten.  Onu yolda bulan, bir şey olacak diye aşırı korkan bir Cemre izledik yine bölüm başında. Geçen bölüm Cemre, Cenk’e yüklerinden kurtulduğunu, artık kendi yolunu çizebileceğini söylemişti. Cenk, bayılmadan hemen önce “Yapamadım Cemre, yapamadım.Yüklerimden kurtulamadım.Bitmeyecek, bitmeyecek Cemre.” dedi. Bunun peşinden yine kendiliğinden “Bitecek. Bak gözlerime bak. Ben senin yanındayım. Cenk bak bana. Bırakma kendini Cenk” diyen bir Cemre gördük. Hiçbir zorunluluğu, karşıdan gelen hiçbir istek olmamasına rağmen Cenk’in yanında olan Cemre vardı yine sahnede.

Doktora gidip dikişlerini kontrol ederlerken de tam bir karı-koca gibilerdi. Doktora kocasını şikayet eden Cemre, doktordan “ne güzel sizinle bu kadar ilgilenen bir karınız var” cümlesini duyunca da utandı. Cenk’e sürekli “Bak dayanabilirsin bana, ben tutabilirim seni.” diyen bir Cemre gördük. “Düşsem tutar mısın beni?” diyen Cenk’e “Tutarım” cevabını verdi yine.

Daha önce bir kere Cenk’ten, bir kere de Cemre’den “bu sahte evlilik gerçek olacak” lafını duyduk. Bölümlerdir Cemre ve Cenk, gerçekten evlilermiş gibi davranıyor ikisi de farkında olmadan. Bu evliliğin gerçek olmasına bizce de az kaldı. Çünkü Cemre, git gide Cenk’e karşı hislerini ortaya çıkarıyor. Bu bölüm, yine kimseyi düşünmeden hep Cenk’in yanında oldu. Bu sırların diğer tarafı olan Nedim, onun için önemli bir noktada değildi. Tek düşündüğü Cenk’ti. Ayrıca daha önce defalarca dendiği gibi Cemre, aşkı bilmeyen biri. Nedim’e karşı sevgisi, merhameti, zaafı aşk zannetti. Bunu da Cenk ona iteledi aslında biraz. Ama Cemre, Nedim’e olan hislerini hiçbir zaman “aşk” diye tanımlamadı, aksine “zaaf” olarak tanımladı.

Ancak Cemre’nin Cenk’e karşı bastırdığı ve yavaş yavaş ortaya çıkan duyguları tam olarak; aşk. Cemre, Cenk’i herkesten öne koyuyor, bu aşkın en büyük kanıtı. Cemre, Cenk’in her hareketinden etkileniyor. Buna bu bölüm gördüğümüz Cenk’i giyinirken görüp kalakalan Cemre’de de gördük. Cemre, Cenk’e her koşulda inanıyor. Cemre, her şekilde Cenk’in yanında. Bu hareketleri bize hep yavaş ve derinden gelen hislerin ortaya çıkışı olarak gösteriliyor.

-Nedim’in elini tutmayıp Cenk’in elini tutan Cemre

Bölümün en kritik noktalarından biri de buydu. Bölümün hashtagi TutElimi’ydi. Ve bu hashtag kim için geldi, muallaktaydı herkes. Fragmanda Cemre’ye el uzatan bir Nedim gördüğümüz için, ne alaka diyenler olmuştu tabii ki. Ama bölümde tam da benim beklediğim şekilde ilerledi her şey.

Sahneyi başa alırsak eğer; Cemre ve Agah konuşması oldu. Agah, Cemre’ye “ikisinin arasındaki bir diğer şey sensin. Sen bu düşmanlığı Cenk’in yanında olup bitireceksin ya da körükleyeceksin. Sen doğru kararı verirsin kızım” dedi. Birincisi; Agah bunları demeden Cemre zaten Cenk’in yanında olmuştu. Hatırlarsanız itiraf sahnesinde Cemre, Cenk’in yanındaydı. Kendi isteğiyle, Agah bunu söylemeden Cemre Cenk’leydi zaten. İkincisi; Agah, Cenk’in Cemre’ye olan aşkını biliyor. Ancak Cemre bunu bilmiyor. Agah’a “Bizim evliliğimiz zaten Nedim içindi biliyorsunuz.” diyebilir miydi? Evet diyebilirdi. Ama bu evliliği iki seferde de devam ettirmek isteyen Cemre oldu. Cenk, boşanalım dediğinde de boşanmadı, sahte olduğu ortaya çıktığında da gitmedi. Üçüncüsü de; Cemre, Nedim’e karşı var olan zaafını bir kefeye koydu, Cenk’e karşı ne hissettiğini bilmediği şeyleri bir kefeye koydu. Hangi kefe daha ağır bastı? Bu da ortada. Nedim’e bizzat kendisi “Evet, sen bir seçim yaptın, bir karar verdin. Ben de bir karar verdim.  Sana kendi seçtiğin yolda mutluluklar dilerim.” dedi.

Agah’la konuşan Cemre, Nedim’i arasa ve onunla konuşmak istese ve Nedim’in elini tutmadığı noktada Agah’ın söyledikleri aklına gelse eğer ve onları izleyen Cenk’i görerek Cenk’e gitse, kafam karışabilirdi. Ama Cemre’nin o eli tutmama nedeni; tamamen kendi kararı. Çünkü Cemre, Agah’la konuşmasını sadece kafasındaki karışıklık kaynaklı hatırladı. Nedim ona “elimi tutarsan karanlıktan kurtulurum” dediği halde o eli tutmadı. Ve dediğim gibi önemli bir ayrıntı olan şey; o eli tutmazken Agah’ın dediklerini bir daha düşünmedi. Düşünse, kendi kararı değil derdim. Ama orada tam olarak Cemre’nin kendi kararıydı. O eli tutmadan o banktan kalkınca da Cenk’i görünce ne kadar şaşırdı ve rahatlayarak gözyaşı döktü. Bu sahne de ikilendi.”Beni kalbimden saklar mısın?” dedi. Cenk, Cemre’nin uzattığı eli sıkı sıkıya tuttu. Bu el ele tutuşma hepsinden farklıydı. Daha önce evliliklerine inandırmak için, bazen gösteriş için el ele tutuşan ikili, bu sefer kendi istekleriyle el ele tutuştular. Cenk, o eli sımsıkı tuttu, ikisi de arkasına bakmadı bile. Bu da bize “o eller ayrılmayacak” dedirtti.

-Cemre, pansuman esnasında Nedim’i mi düşündü?

Bir diğer kafa karıştırmaya müsait sahne de buydu. Ama bana göre hiçbir kafa karışıklığı yoktu sahnede. Cemre, Cenk’e pansuman yaparken Nedim’in tam da “Sen benim yanımda olursan, ben bir daha o karanlığa düşmem” sözlerini hatırladı. Cemre, dediğim gibi her şeyi teraziye koydu. Cenk’i bunca bölüm karanlığından çıkarmaya çalışan bir Cemre izledik biz. Nedim’in tekerlekli sandalyeden kalkamaması uğruna bile Cenk’i korudu defalarca. Önceliği hep Cenk’in karanlığını yok etmekti. İtiraf sırasında da onun yanında olma nedeni buydu zaten. Şimdi de bir tarafta artık her şeyi itiraf etmiş, her şeyi bitirmiş, artık yeniden doğan bir insan, yükü olmayan bir insan Cenk, diğer tarafta “beni karanlığa atma” diyen bir Nedim varken Cenk’i seçti. Çünkü Nedim’in karanlığından kurtulmasından daha önemli bir şey var Cemre için; o da Cenk ve ona karşı hissettikleri. Cemre, bu bölüm bütün sahnelerde Cenk’e karşı çekildi. El tutma ve pansuman sahneleri de Cemre’nin bunları “neden yaptığına” dair sorgulamaydı. Gelecek bölümlerde de Cemre’nin yine hislerini sorgulayışını izleyeceğiz. Çünkü derinlere sakladığı, sürekli “neden yaptım bilmiyorum ama Cenk’in yanındayım” gibi şeyler söylediği o hisler, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Hep denildiği gibi büyük aşk, yavaş ve derinden geliyor. Tabii ki kolay bir yol yok Cemre ve Cenk için. Ancak bu zorlu yolda bu güzel hisler onları aydınlatacak.

-Mutlu Cenk ve Cemre

Kulağa absürd geliyor değil mi? Cenk ve Cemre, gerçekten mutlu olabilecek mi? Bunu gerçekten biz de bilmiyoruz. Ama mutluluk onlara yakışıyor. Bunu bu bölümün sonlarında yeniden gördük. Bahçede kara kara olanları düşünen, belki de Nedim’le hiçbir zaman iyi olamayacaklarını düşünen bir Cenk vardı. Cemre, yanına gelip onu önce bir dinlenmediği için azarladı. Sonra da Cenk’in içini ferahlatmak için bir sürü şey söyledi. Cenk, Nedim’in onu affetmeyeceğini düşünüyor ve bütün hatalarını da kabul ediyor. “O kadar haklı ki… Beni de  çocukken şerefsizin biri camdan atsa, sonra bir de annesinin yaptığı işkencelere sussa, ben de affetmezdim. Ben bile kendimi affedemiyorum ki..” dedi Cenk. Ama Cemre, yine çok güzel ve haklı konuştu. “Nedim’e biraz zaman tanı. Bu onun için de kolay değil. Ama ben biliyorum, onun o tekerlekli sandalyedeyken sana nasıl baktığını, sana nasıl seslendiğini biliyorum. O hala aynı Nedim, Cenk. Kalbi de aynı. Ona fırsat ver, kendini hatırlaması için sadece ona ufak bir fırsat ver. O seni affedecek. O da baban da seni affedecek” diyen Cemre, izleyicinin sesi oldu. Çünkü biz gerçekten Cenk’i seven bir Nedim gördük. Tekerlekli sandalyede olmasına rağmen Cenk’i hep seven bir Nedim vardı. Cenk ve Nedim kardeşliğine inancım, Cemre kadar çok benim de bir izleyici kadar.

Bu sahnenin bir diğer güzel yanı da şuydu; Cenk, Cemre’ye “Beni vicdanımdan saklar mısın?” dedi. Cemre’yi kalbinden saklayan Cenk, Cemre sayesinde vicdanından saklanmak istedi. Ama Cemre daha güzelini söyledi. “Yani senin vicdanından saklanmana yardımcı olamam. Ama korkmadan, saklanmadan, dimdik ayakta durman için yanında dururum” dedi. Cemre, yine Cenk’in her şekilde yanında olacağını söyledi. Her koşulda birbirinin yanında olan çiftler, en derin en güzelleri değil midir zaten her zaman?

Bu sahnede özellikle temaslar da göze sokuldu. Bu ayrıntılar da ayrı güzeldi. Cenk ve Cemre, bu evliliğin gerçek olmadığını bilen kişiler. Ancak birbirlerine o kadar alıştılar ki, temasları artık çok normal geliyor. Cemre’nin Cenk’in bacağını okşayarak onunla konuşması buna bir örnekti. Sonrasında Cemre’nin elini istediği gibi tutan bir Cenk gördük. Bu el ele tutuşma da yine özeldi. Çünkü, bu el ele tutuşma da yine gösterişten uzak, birilerine evliliklerini göstermek için yapılan bir şey değildi. Yine kendi istedikleri için, gerçekten bir çift olmaya devam ettikleri içindi. Kahve içmeye giden Cenk ve Cemre’yi gelecek bölümde izleriz umarım. Biraz mutlu, gülümsedikleri sahnelere ihtiyacımız var çünkü.

-Nedim ve Ceren…

Bu çift, gerçekten bir çift olacak mı? Buna hala karar veremiyorum. Ama başta boşanmayı düşünen Nedim, eli tutulmayınca Ceren’e boşanmaktan vazgeçtiğini söyledi. Ceren, Nedim’in sırrını da biliyor. Bir çiftte sırlar önemli ayrıntılardandır. Nedim ve Ceren, sırlar paylaşıyorlar. Bu da onların olması açısından iyi bir yol. Ancak her zaman söylediğim gibi bu çiftte biz Ceren pişmanlığı, mahcubiyeti izlemeliyiz. Ceren’in Nedim’e kendini affettirmesi lazım. Nedim, Şeniz’le konuşmaya giderken Ceren cebine bir kayıt cihazı koydu. Belki de Nedim’i gelecek bölüm hapisten kurtaracak şey bu olur. Bu da onlar için önemli bir gelişme olur böylece.

-Ve son olarak Damla ve Civan…

Bu çiftin genel hikayeye dahil olması gerekiyor artık. İkisi de gerçekten dış kapının dış mandalı konumunda. Birlikte bir şeyler yaşıyorlar, kavgalar, gürültüler, nezarehaneler falan… Ama genel hikayeye hizmet etmiyorlar asla. Bu dizinin sırlarına vakıf değil ikisi de. Civan ya da Damla’nın bir şeyleri öğrenmesi gerekiyor. Damla mesela abisinin Ceren ile olan geçmişini öğrenmişti. Bu hikayeye dahil oldu. Ancak bir şeyler ilerlemeli diye düşünüyorum. Onlara yazılan sahneler, sanki zaman geçsin, onların da sahnesi olsun demek için var. İkisinin de hikayede daha fazla işlevi olabilir diye düşünüyorum. Damla’yı Şeniz konusunda hikayeye dahil edecekler, Civan’ın da ben Cemre&Cenk aşkında bir rolü olacağını düşünüyorum. Çünkü daha önce Cemre ile aşk konusunda bir konuşmaları olmuştu. Bakalım ilerleyen bölümlerde neler olacak?

27.bölüm güzel bir bölümdü. Net bir bölümdü. Net bölümleri severiz, senaristin artık çiftler konusunda da netleşmesi oldukça iyiydi. Reytingler birkaç bölümdür artış gösteriyor. Cenk’in sırrının ortaya çıkışı, Nedim ve Şeniz çatışması, Cenk ve Cemre çifti izleyiciyi çeken unsurlar. Dizi bu şekilde güzel bölümler vermeye devam eder umarım bize.

error: Korunan İçerik!