tds_thumb_td_300x0
Uluslararası Sularda Özgürlük Dalgası: Rose Adası’nın İnanılmaz Hikayesi

Netflix ekranlarında oldukça popüler olan ve sesini kısa sürede tüm dünyaya duyuran Rose Adası’nın İnanılmaz Hikayesi adlı film, 1968 yıllarını konu alan bir İtalyan yapımı olarak karşımıza çıktı. Gerçek tarihten uyarlanan bu film, İtalyan karasularının dışında bir ada kuran ve o adayı devlet ilan eden Giorgio Rosa’nın hikayesini anlatıyor.

Konusu

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyadaki değişime ayak uydurmaya çabalayan ülkeler ve değişimin bir parçası olduğunu göstermeye çalışan gençler arasında gerginlikler yaşanmaya başlamıştı. Gençler, her alanda özgür olmak istiyor, savaştan uzak, temiz bir çevre içinde yaşamanın hayalini kuruyorlardı. Sadece İtalya’da değil bütün Avrupa’dan dünyaya yayılan bu sesler bir nevi, atalarının yaşamayı arzuladıkları gençliği istiyor ve bunu elde etmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlardı. 68’ yılı, bağımsızlığı yakalama konusunda atılan bir adımdı ve Giorgio Rosa da bunun bir parçasıydı.

Değişim, insanoğlunu korkutan bir kelimedir. Aynı kalan, farklı olanı bastırmak ister. Eğer bastıramıyorsa da yok etmeye çalışır. Bu hikayede Giorgio Rosa’da bastırılmaya çalışılan seslerden biriydi. Farklıydı, önünde birçok güzel fırsat vardı. Mühendislik alanındaki bilgisi istese onu çok iyi yerlere getirebilirdi. Fakat onun farklı düşünceleri vardı. Dünyayı değiştirmek istiyordu. Bilirsiniz, bu düşünce sizi ya rezil eder ya vezir. Ve Giorgio, taşları nasıl oynaması gerektiğini iyi biliyordu.

Belki de kendi dünyamı kurmalıyım.’ düşüncesinden yola çıkan Giorgio, arkadaşı Maurizi Orlandi’nin yanına gidip ona fikrini anlatır. Hem maddi hem manevi açıdan birbirine destek veren iki arkadaş, adanın inşasına başlar ve çok da uzak olmayan tarihlerde ada, sakinlerle dolar.

Filmde ağırlıklı olarak Giorgio’nun, bütün bunları, sevdiği kadın için bunları yaptığını gösterseler de, aslında baş karakterimizin ailesiyle olan ilişkisi de iyi değildi. Ve ne kadar dış dünyanın söylediklerine kulaklarını kapatsa da, mırıldanmaları hala duyabiliyor ve bu onu ister istemez etkiliyordu. Evet, Giorgio kendini ispatlamak istiyordu ama yalnızca etrafındakilere değil, aynaya baktığında gördüğü yüze karşı da…

Filmin kilit noktası ise, adaya ziyaretçilerin gelmeye başlaması… Peki kim bu ziyaretçiler? 1968 yılında Avrupa’da, daha özgür bir dünya için çaba sarf edenler, savaşmaktan yorulanlar… Bu insanlar karşılarında bir anda bağımsızlıkları için uğraş vermeleri gerekmediği bir ada bulurlar. Sizin de ilginizi çekmez miydi? ‘Duydun mu? Bir adam kendi adasını inşa etmiş ve aynı zamanda adayı devlet ilan etmek istiyormuş. Yaşamak için kuralların olmadığını söylüyorlar.’ Evet, vatandaşlığımı aldırmazdım belki ama bu konu oldukça ilgimi çekerdi.

Sevdiği kadın Gabriella, ona bu adanın bir devletten çok tatil beldesine benzediğini söylediğinde ise, Giorgio yine kendini ona ispatlama çabasında bulur. Rosa adasının bağımsızlığını kazanması için Birleşmiş Milletler’ başvuru yapması, gerek İtalya hükümetinde gerek ise tüm dünyada büyük bir yankıya neden olur.

Sonuçta kendi bayrağı, kendi dili, kendi para birimi, kendi postası olan bir adadan söz ediyoruz. Özgür ruhlu olduğunu iddia eden ve ne olursan ol yine gel ana fikrini benimsemiş bir devlet… Bunların hepsi göz korkutmak için yeterli detaylar, öyle değil mi sizce de?

Peki Giorgio dünyayı değiştirebildi mi?

Herkesin bu konuda farklı düşündüğü kanısındayım. Benim şahsi yorumum ise; evet değiştirdi. Eğer bir insanın yüreğine sadece cesaret ekmiş olsanız bile bence dünyadaki değişimin bir parçası oluyorsunuz. Giorgio Rosa’nın da bu ilginç fikriyle birçok insana ilham ve vizyon kazandırdığına inanıyorum.

Ve düşünüyorum. Acaba İtalya Hükümeti istiladan vazgeçse, işler Rose Adası için nasıl olurdu? 70’leri hatta 80’leri kaldırabilir miydi? Adada birçok sahil konseri verildiğini hayal edebiliyorum. Teknelerinde konsere katılan binlerce insanı, denize atlayanları, delicesine eğlenenleri… Peki ya bir başka açı? Vatandaşlık aldıranların zamanla çıkaracakları problemler? Dört yüz metre kareye eklenecek diğer alanlar… Belki de en ilham verici noktada sonlanmıştır Rose Adasının hikayesi. Ve bir efsane olarak tarihe geçmiştir.

Fragman

Joker: Yanlış Bir Umut Işığı

Daha temelleri atıldığında ölü doğan Gotham’ın, Wayne ailesinin başına gelen o trajediye haftalar kala ve Bruce’ın Batman olup şehirdeki yozlaşmışlara korku salarak diğerlerine umut olmasına uzun yıllar varken ortaya Arthur Fleck diye biri çıkıyor ve alt tabakadan üreyen toplum bu adama umut bağlayarak Joker’i simgeleştiriyor. Film için yaratılmış müziklerde bulunan her bir nota Gotham’ı değil de Arthur’un ruhundaki paramparça olmuş bölgeler ile zihnindeki düşüncelerin birer anlam kazanmasında etkin rol oynuyor.

Joker Neden Kurtarıcı Olarak Görülüyor?

Şehirdeki caddeler, dar sokaklar, boş varillerin içinde ateş yakıp ısınan insanlar yıllar sonra geleceği meçhul olan bir kurtarıcıya yani Batman’e değil, Joker gibi bir adama bel bağlıyor. Bu da filmi güçlü kılan en büyük, en önemli nedenlerden biri oluyor.

Todd Philips, bütün bu esrarengiz sırlarla dolu olaylara sorular sorarken cevaplarını çok iyi veriyor ve bu olanların, olacakların hepsine çok farklı bir yerden bakarak Joaquin Phoenix’e daha önce pek de görülmemiş bir özgürlük sağlıyor. Phoenix, kendi Joker’ini yorumlarken sinema tarihinde görülüp hayran kalınmış 4 büyükten eşi benzeri olmayan bir ilham alıyor. Jack Torrance’tan Alex Delarge’a, Norma Desmond’tan Travis Fickle’a dönüşüyor. Hatta hepsini tek bir bedende birleştirip ortaya muazzam bir Joker yorumu katıyor.

Sempati Duymuyoruz ama Acıyoruz

Joker bu filmde kahkalarıyla korkutmaktan ziyade seyircisinin onun elinden tutmasını, kendisine destek vermesini ve empati kurmasını istiyor. Trende güldürmeye çalıştığı çocuktan banyoda ettiği dansa ve sonra gerçekleşecek olan çoğu sahnede ağlatıp kendisi gibi paramparça ediyor. Sempati duymuyoruz belki ama acıyoruz ona.

Kısacası tertemiz ve neredeyse kusursuz bir film Joker. Girişi, gelişmesi, sonucuyla takdire şayan. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı da Joaquin Phoenix’in Oscar’da aldığı en iyi aktör ödülünü de sonuna kadar hak ediyor. Gerçekten defalarca izlenilesi!

error: Korunan İçerik!