Son Yaz 4. Bölüm | Sen Ağlama

Not: Bu yazıdaki tüm görüşler tamamen şahsıma ait ve son derece özneldir. Katılmadığınız noktaları veya karşıt görüşlerinizi saygı çerçevesi içinde belirtmeniz ricamızdır. 🌿🌸

Selim’le Canan’ın inişli çıkışlı ilişkisi beni manyak etti. Bi iç ısıtan gülüşmeler cümleler sonrasında bağırış çağırış kavga kaos. Dengesizlikleri rutine bindi resmen, ne zaman dinginleşirler merakla bekliyorum doğrusu. 😂 Selim Fatih konusuna sinirlenmekte haklı ama verdiği tepki her zamanki gibi yanlış. KADINA EMİR VERMEK NE? Canan tabii ki delirir, yine iyi dayanmış bu ilişkiye, objektif olalım.

Akgün & Yağmur sahnelerinin yine, yine ve yine çok saçma olduğunu söylemek isterim. Gerek ağlarken görüp gittiğinde konuşması, yersiz iltifatı olsun, gerek diğerleri olsun..

Canan’ın adliyedeki sahneleri üzücüydü, o heves kırılması, çocuklar gibi sevinçliyken yıkılmış halleri hepimizi çok üzdü.🥺 Selim’in, Fatih’e gidip Canan konusunda konuşmasından da hoşlanmadım. Bir güç değil, aksine güçsüzlük belirtisidir çünkü. Var olan sorunu problemi, yakının olan kişiyle sağlıklı iletişim kurup çözmek yerine karşı tarafa meydan okumak. O kişiyle olan bağının sağlam olmadığını kanıtlat çünkü, ben onu ikna edemedim, mecburen senin tarafından halledeceğiz demek gibi, konu ve esas amaç ne olursa olsun.

Kaan’ın girdiği abartı ötesi triplere ne demeli peki? MASAYA ÇIK TEPİN BİR DE İSTERSEN. Amma drama kastı ya, ne kötü bi bağlanma şekli bu, sen kimseyi sevme oğlum bi zahmet. Hele de karşındaki sana senin ona verdiğin kadar değer vermiyorsa, sonra olan bizim seyir zevkimize oluyor, lol. Silah milah, yuh daha neler 😀

Güzel şeyler de oldu tabii ki, özellikle Savcı & Akgün cephesinde, birbirlerine değer verdiklerini kanıtlar nitelikte. Ama onlar sosyal medyada yeterince konuşulduğu için değinmiyorum. Akgün’ün acımasızlaşmasını sağlayan çocukluk anılarına ise, yüreğim dayanmadığı için girmeyeceğim. Babası öyle biri olmasaydı, çok farklı bir insan olarak büyüyeceği kesinmiş resmen. Çocuğum daha minicikken kirletilmiş. 💔

Soner hıyarının psikolojisine neden bu kadar çok yer verilmiş anlamadım, senarist cidden her yan karakteri geniş geniş özenle işlemeye çalışıyor herhalde. Sözümüz yok keyfi bilir ama hem ufaktan sıkıcı, hem de bölümler iki buçuk saat abi. Naz’ın onu garson, koruma vs sanarak egosunu, daha doğrusu aşağılık kompleksini tetiklemesini, hırsını ve öfkesini kamçılamasını yüz bin kere izlemesek de olurdu mesela. Bin tekrara, uzun sahnelere gerek yoktu.

Tamam anladık, zaten babasının gölgesinde kalmış, onun ismi olmadan hiç sayılan, kendini kanıtlama çabasında bir adam. Halinin tavrının, yaptıklarının, kıskançlıklarının sebebi de bu. Vallahi anladık, iknayız yani. Biraz salabilirsiniz nacizane.

Şu birkaç satır aşağıda fotoğrafını göreceğiniz sahne yerli dizi tarihimizdeki en ama en en en en en en en saçma, anlamsız, cringe anlardan biriydi. Hangi akla hizmet yazıldı kesinlikle çözemedim. Hadi Akgün’ün gidip Kaan’a gerçekleri anlatmasını normal bulduk, ilişkileri onun yüzünden bozuldu diye suçluluk hissetti ve onluk bi hareketti zaten, Yağmur da ya pişmanlıktan ya da vicdan azabından ya da başka bir sebeple barışmak istedi dedik. E peki bunca şey olduktan, iş bittikten netleştikten sonra NE DİYE BU SAHNE YAŞANDI ALLAH AŞKINA?

Sürekli oldukları gibi ağız ağıza, iç içe oldukları yetmiyor, bir de çocuğun elini eline alıp başını başına yaslamışken “kAan BenİM İçİN dOĞru İnsAn sEn beLaLISIn BizDEn oLmaz Ayrı DünyALarın İnsanIyız” muhabbeti yapıyor. Patlamalı mı gülsem, sinirden ağlasam mı bilemedim inanın. Hayır hangi hangi ara aşık oldunuz da ağlayıp zırlıyosunuz birlikte, onu da geçtim, sevgilinle barışmışsın niye elin adamını öpüp koklayıp ciğerine sokuyosun? Aklın kalbin onda besbelli, asıl bu aldatmak değil mi? Yalancısın Yağmur, büyük yalancısın kızım. Ve bunun hiçbir romantik, duygusal tarafı yok. Zerre yok.

Bu felaket ötesi vedalaşmamsı şeyi hafızamdan silmeye çalışacağım. Yağmur’a sadece annesini desteklerken ve babasıyla ilişkisi yolunda gelişmeler yaşanırken tahammül edebiliyorum. Uzun lafın kısası dizinin aşk ayağı çok kötü yazılıyor, yalnızca bu çifti kastediyorum tabi.

Bölümün sonunda çok güzel, kıymetli, umut dolu anlar yaşadık. Selim’in, Akgün’ü iyice sahiplenip sevdiğini gördük, onu nasıl desteklediğini, onun iyiliğini istediğini. Tam mutlu olduk derken, dizi bizi şaşırtmadı ve klasik örüntüsü gereği yine güzel şeyin hemen ardından kabus gibi şey gelmesi zorunludur adlı politikasını uygulandı.

Anne mevzusunun çok farklı olduğuna ve Akgün’ü böyle kışkırtmalarının ellerindeki tek koz olduğuna inandıkları için yaranın böyle kaşındığını düşünüyorum. Tez zamanda son bulmasını ve bu güzel ilişkinin düzelmesini diliyor, Savcı’yla bu serserinin birbirini dövüp öldürmek istemediği bölümler umuduyla diyorum.. Görüşmek üzere.

Ülkedeki Siyaseti En İyi Özetleyen 10 Devlet Bahçeli Tweeti - onedio.com

ÖNCEKİ BÖLÜM YORUMU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!