Selahattin Sancaklı ile Özel Röportaj
•Dışarıdan herkesin göremedi Selahattin Sancaklı’yı bize anlatır mısınız? Sizi çok iyi tanıyan birine sorsak bize Selahattin Sancaklı’yı nasıl anlatırdı?
Detaycı, titiz, dolayısıyla otoriter ve sert. Kafasında sahne ile ilgili tasarımını ve de istediklerini bitirmiş biri.
• Biraz maziye giderek başlayalım. 😊 Kurtlar Vadisi gibi hem kültleşmiş hem de döneminde büyük ses getirmiş bir projede çalışmak nasıl bir deneyimdi? O yıllarda set ortamı nasıldı? Gerilim yüklü sahnelerin çekimleri sırasında arka planda hiç unutamadığınız bir an yaşandı mı?
Kurtlar Vadisi’ne görüntü yönetmeni olarak başlayıp, yönetmen olarak bitirmiş olmanın keyfini, gururunu yaşadım.
Hala günümüzde dahi tekrarları en çok izlenen işlerimden oldu.
K.V.’nde işlenen konular zaman zaman hala gündem oluyor; çekerken de bunun bilincindeydim ve bu sebeple daha da titizlenmem gerekiyordu. Neredeyse her sahnenin, her karakterin bir alt metni ve dünyası vardı. Bu nedenle her karaktere uygun atmosfer ve resimler tasarlamak gerekiyordu ve de bu tasarımları, resimleri 3/4 günlük çekimlerde halletmem gerekiyordu.
Stoklu çalışamıyorduk çünkü.
Unutamadığım an ise bir sezon finalinde Elif’in kaza sahnesinde ölümle yüz yüze gelmemdi. Sahnede takla atması gereken araç çarpacağı tümseğe yaptığımız provaların dışında bir hızla gelince tümsekten sekip çekim yaptığım kameranın yani kafamın bir karış yanından geçti. Ve setin içine daldı.
O sırada yönetmen Serdar Akar idi. O aracın üzerine gelişini fark etti ve gelen araca sırt üstü atlayıp sadece kolunda bir sıyrık ile kurtardı. K.V. gibi aksiyon isi yapıyorsanız dikkat, öngörü ve full konsantrasyonla çalışmazsanız sonuçları tam bir felaket olabilir.

• Yönetmenliğini üstlendiğiniz Akif dizisi ile Mehmet Akif Ersoy’un ailesi etrafında gelişen olayları başarılı bir sinema diliyle televizyon dizisine aktarmanız sonucunda Necip Fazıl Görsel Sanatlar Ödülü’ne layık görüldünüz. Bu projeye ve kazandığınız ödüle dair hislerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Akif benim icin çok iyi yazılmış bir senaryoyu çok iyi oyunculuklar ve bir yapım ile yapabilmenin örneklerinden biridir.
Akif’in hayatı ve mücadelesi beni çok etkilemişti. Bu sebeple o dönemin sosyolojisini, yaşam tarzını, dönemin konjonktürünü çokça araştırma ve okuma fırsatım oldu.
Bu döneme vakıf olduktan sonra ona dair bir dünya kurmanın, klasik anlatımla beraber biraz daha insani durumları, çok fazla plan çekmeden, en saf halleri ile nasıl yaşatırımın derdine düştüm. Ve o hislerle çektiğim öykünün, kurduğum dünyanın izleyiciye tam tasarladığım gibi geçmiş olması mutluluğunu yaşadım. Akif benim sinemam ve de dizi yönetmenliğim açısından, kendimi en iyi anlattığım projem olması açısından kariyerimin en önemli köşe taşlarından biridir. Akif ile aldığım ödül de bu nedenle benim için çok önemlidir.
• Naser dizisi ile Bosna Savaşı’nın efsanevi komutanı Naser Oriç’in yaşamını ekrana taşıdınız. Bu hikayeyi anlatmaya nasıl karar verdiniz? Projenin sizi en etkileyen yanı ne oldu?
Naser dizisi Ugur Uzunok ile tasarladığımız ve adi gecen Naser Oric ile yüzyüze tanışıp konuştuğumuz ve ondan onay aldığımız bir proje. Kendi açımdan Balkan göçmeni ailenin bir ferdi olarak, hatta 1995’te hikayeye konu olan soykırımın yaşandığı Bosna’da, kurbanların aileleriyle, sağ kurtulan insanlarla konuşan, savaşın yıkımını en derinden hissedip yaşayan biri olarak bir borç gibiydi benim ve Ugur için. Tüm motivasyonum bu yöndeydi.

Gördüklerimi (savaş zamanını) seyirciye doğru aktarabilmenin hem stresi hem de hüznü vardı. Çünkü savaşta şehit olanların aileleri ve Naser hala yaşıyordu. Onların trajedisini doğru aktarmak, hamasete kaçmadan doğruları göstermek çok önemliydi kendi açımdan. Bunu yapabildim mi? Evet sanırım anlatmak istediklerimin %90’ını aktarabildiğimi düşünüyorum.
• “Mehmed: Fetihler Sultanı” gibi büyük bir tarihi yapımı yönetmek nasıl bir sorumluluk?
Çok büyük bir sorumluluk tabi. Tarihe mal olmuş hatta tarihi değiştiren bir imparatoru anlatmak çok büyük bir sorumluluk.
Devasa bir prodüksiyon, yüzlerce çalışanı, bir o kadar oyuncusu, yardımcı oyuncusu, bunların organizasyonunu, sahnelerin tasarımını, senaryonun, yapımın, oyuncunun isteklerini bölüm içine sığdırmak, kendin dahil herkesin mutlu olacağı bir bölüm çıkarmak gerçekten çok büyük bir sorumluluk, tecrübe ve efor gerektiriyor.
Bu tür işler geleceğe emanet ettigimiz, her zaman karşılaşamayacağımız büyük ve önemli işler.

Bu tur büyük prodüksiyonlar çok fazla insana nasip olmayabilir. Bu nedenle kendi adıma 35 yıllık tüm birikimlerimi son noktasına kadar kullanıyorum.
Ve tabii takip eden genç meslektaşlarıma örnek olmanın da sorumluluğu ile çok konsantre olarak her gün sete gidiyorum.
İlk sorudaki ben gibi tüm ciddiyetimle işimi en iyi şekilde icra etmeye devam ediyorum.
• La Casa de Papel’in ünlü oyuncusu Ghassan Massoud, Mehmed: Fetihler Sultanı’nda rol almıştı. Kültürel ve dilsel farklılıklar yönetmenlik sürecinizi nasıl etkiledi?
L.C.D.P’den gelen oyuncu Luka Peroş´tu. Ghassam Massaoud ise benim K.V Irak’ta beraber çalıştığım büyük oyuncuydu.
Farklı diller veya kültürlerden gelseler de böyle profesyonel oyuncularla dünyanın en evrensel dili olan SINEMA diliyle anlaştık.
Çünkü dünyanın neresine giderseniz gidin bu dili tüm sinemacılar bilir. Dillerini konuşuyor olsanız da sete çıktığınızda konuşulan dil sinema dilidir.
• Diziye dair izleyicilerin fark etmediği ama sizin için özel olan bir sahne ya da detay var mı?
Valla her sahnemi seyirci tarafından anlaşılsın diye çekiyorum. Bu nedenle özel bir durum yok.

• Bir sahneyi çekerken “tam oldu” dediğiniz anı ne belirler?
Oyuncunun sahne icin tasarladığım ruh hali monitörden bana geçmişse ve ikna olmuşsam an benim için doğru andır.
• Şu türde bir dizi/film çekmek hayalim ama bugüne dek fırsat olmadı dediğiniz bir tür var mı?
Yok, neredeyse tüm türleri denedim. Bu konuda kendimi şanslı hissediyorum.
• Sizin gözünüzde “iyi bir oyuncu”yu ne tanımlar?
Karakterini giyinmiş, o karakterle empati kurmuş ve yazılan karakteri renklendiren, onu gerçek kılacak önemleri yakalamış oyuncu benim için ideal oyuncudur. Yönetmen ve diğer rol arkadaşları ile uyumlu oyuncu arkadaşlarım da sevdiğim oyuncu karakterleridir.
İstişareye, diyaloga açık olmak her iki taraf için de faydalıdır. Bizler birbirimizden beslenen hikaye anlatıcılarıyız. Bu sebeple istişare benim için olmazsa olmazlardan biridir.

• Bir yönetmen olarak sektördeki en büyük zorluk sizce ne?
Zaman ve uzun dizi süreleri. Her ikisi için de büyük mücadeleler var.
• Eminiz bu sorunun cevabını herkes merak ediyordur. Yönetmenlik yapmak isteyen gençlere en önemli tavsiyeniz nedir? Ve buna bağlı olarak sizce yönetmen adaylarının en sık düştükleri yanılgı nedir?
Yönetmenlik yapmak isteyen arkadaşlara söyleyeceğim çok fazla gözlem yapmak, bol bol her türden dizi, film izlemek. Yeniliklere açık olmaları ve hiçbir zaman ben oldum dememeleri.
Yönetmenlik sadece oyuncu yönetmek değildir. Setin düzeni, huzuru, güvenliği vs her şey Yönetmenin görevleri arasındadır. Kendinden emin, yaptığı işi doğru yapabilen, sahne hakkında dersini çalışmış, sette gerçekleşebilecek her türlü kontra (ters) durumda bunlara hazırlıklı olabilen iyi bir yönetmen olmayı başarabilir.
Tabi bu durum yılların birikimiyle oluşur.
Her projeden sonra bir sonraki projede geçmişteki hatalarınızı azaltarak ilerlersiniz. Rahmetli Duygu Sağıroğlu hocamın da dediği gibi; “Yönetmen dediğin kişi sette en alttan en üste kadar yaşanacak problemleri çözebileceğine inanıyorsa yönetmen olmalı, bunları çözecek bilgiye, kapasiteye, enerjiye ve de hakimiyete sahip degilse yönetmenlikte devam etmemeli. Set öğrenmek için çok pahalı bir okuldur.”
Son olarak usta-çırak ilişkisinin çok azaldığı günümüzde, tarzını sevdikleri bir yönetmenin yanında çırak olmayı da ekleyebilirim. Çırak olmadan usta olmak zordur.

• Son zamanlarla neler izliyor neler okuyor ya da dinliyorsunuz? Birkaç tavsiye alabilir miyiz?
Fatih dizisini çektiğimden dolayı daha çok tarihi dizi ve filmler izliyorum ve onları destekleyecek kitaplar okuyorum.
En son incelediklerim ve okuduklarım:
– Konstantiniye Düşerken
– Drakula ya da Kazıklı Voyvoda
– Resat Ekrem Kocu’nun o döneme ait romanları (Fatih, Kabakçı Mustafa,
Patrona Halil İsyanı vb)
– Sultanlar ve Imparatorlar: “Bir Bizanslının Gözünden Osmanlılar”
Borgialar (Yeni başladım.)
Filmler / Diziler:
– Bram Stoker’s Dracula
– Dracula Untold
– Game of Thrones
– The Merchant of Venice
– Kingdom of Heaven
– Manchester by the Sea (Saf oyunculuk nedir? Cevabını bu filmde buldum.)
– The Banshees of Inisherin


