Özgürlüğün İmkansız Hayali: Las Chicas Del Cable Nasıl Bir Dizi?

Netflix’in sevilen dizileri arasına giren ve geçtiğimiz günlerde final sezonu yayınlanan Las Chicas Del Cable –namıdiğer operatör kızlar- ekran macerasına son verdi.

Bir İspanyol yapım olan bu diziyi, arkadaşımın önerisiyle izledim ve kesinlikle beklentimin üstünde çıktığını söyleyebilirim.

Dizi, 1920’li yılların sonundaki İspanya’yı anlatıyor. Dört kadının hayatı, yeni kurulan telefon şirketinde kesişiyor. Herkesin farklı bir hikayesi, farklı bir mücadelesi var. Bunun yanında, dönemi ekrana o kadar iyi taşımışlar ki! Kıyafet ve saç tasarımları, dizinin sezonları ilerledikçe gözle görülür değişimlerden geçiyor. Sabit bir yılda kalmıyor ve belirli dönemlerde çekilen zorluklara değiniyor. 1929 ve sonrası dönemlerini başka dizilerde izlemişizdir fakat İspanya dönem dramasını şahsen ilk defa izliyorum. Ve kesinlikle izleyen kişide mücadele ruhunu canlandıran bir yapısı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kadınların ve erkeklerin hak eşitliği için savaştığı, ırkçılığa, düşünce özgürlüğüne, cinsiyetçiliğe karşı durduğu zorlu dönemler… Aslında bu mücadeleyi şu an bile sürdürüyoruz. Hak eşitliği istiyoruz. 1929’dan 2020’ye hiçbir şey değişmedi diye düşünebilirsiniz. Fakat böyle bir şeyi söylemek, o mücadeleyi zamanında vermiş olan  insanlara ciddi bir haksızlık olur.

Dizide çoğunlukla kadınların, vücutlarına bağlı olan ve başkaları tarafından yönlendirilen iplerden kurtulmalarını ve kendi doğruları için yaşamanın nasıl bir şey olduğunu keşfedişlerini izliyoruz. Özellikle karakter gelişimleri çok iyi işlenmiş. Gözünüze batacak şekilde ani değişimler söz konusu değil.

Üstelik tek bir zaman dilimini baz alarak da kendilerini kısıtlamamışlar. İspanya tarihi için önem arz eden bir döneme de değinilmiş. Mücadeleyi her açıdan yansıtmak istemişler ve bence bundan daha iyi bir hamle olamazdı.

Dizinin sevdiğim yanı ise dizide hafif bir pembe dizi tadı olması (ki bu kesinlikle kötü bir şey değil). Biraz pembe dizi biraz Yeşilçam… Oyuncuların bakışları, mimikleri, kirpikleri! (Not: Saç stilimi her an değiştirebilirim)

Evet, buraya kadar okuduysanız dizi hakkında yeteri kadar bilgi almışsınız demektir. Bundan sonraki kısımlarda biraz dizide gelişen olaylardan bahsetmek istiyorum. Tahmin ettiğiniz gibi, buralar hep SPOİLER dolacak!

Tek tek ilişkilerden ilerleyelim çünkü söyleyecek birkaç şeyim var.

Francisco-Lidia- Carlos ilişkisi hakkında siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Ben ilk bölümden beri Lidia’nın ilk önce Carlosla bir ilişki içerisinde bulunacağını ama sonra esas aşkı olan Francisco’ya döneceğini biliyordum. Siz yabancı değilsiniz, açık konuşacağım. Francisco’yu daha çok seviyordum. Carlos, inan sorun sen de değil ben de…

Dört sezon süren bir ilişkileri oldu, hatta çocukları oldu ki, bunu hiç beklemiyordum. Ama aralarında hep bir şeyler eksikti. Güven problemi olayın başkahramanıydı. Lidia’nın yalanını Carlos affetse de, sonrasında Carlos’un Lidia’ya inanmaması, annesinin düzeldiğine dair inancı bu ikili ilişkiyi çok yıprattı. Sorunun başlangıcı ise Francisco’nun Lidia’nın kızını kurtarırken vurulması ve girdiği uzun süreli koma oldu. Lidia, sanıyorum o andan itibaren Carlosla olan ilişkisinden ufak bir kopma yaşadı. Alba ismini de yaşadığı hayatı da hiç sevmemişti, evet, ama yine de o anılara ait parçasının hastane yatağında hareketsiz kaldığını görmek onda derin yaralar açılmasına neden oldu.

Dikkatli izlediyseniz zaten, anlamışsınızdır. Her yolun sonunda, ilk Carlos’a değil hep Francisco’ya gitti. Daha fazla bir şey söylememe gerek var mı?

Yine de finalde kızlarının babasının sesini bile duymamış olması, annesinin onu korumak için de olsa babasından uzaklaştırmış olması gerçekten üzücü sahnelerdi. Özellikle finalde Carlos’un öldüğünü düşünürsek…

Carlos’un gözü arkada kalmasın. Francisco ile Lidia da kavuşamadı. Halbuki birlikte geçirdikleri yılları izleme fırsatımız olmamıştı. Bu şansı da ellerinden kaçırmışlardı.

Pablo ve Marga ikilisini ise sevmeyen yoktur herhalde. Finalde en çok bu ikiliye üzüldüm. Kadın bebeğini bir gün bile kucağında tutamadan mücadelesi uğruna canını feda etti. En iyi karakter gelişimini Marga’nın yaşadığını söyleyebilirim. Kendisi en sevdiğim ve örnek aldığım karakterlerden birisi olarak kalacak.

Angeles… Başta değişimi reddeden fakat dönüşü muhteşem olan kadın. O dönemde yaşayan bir kadının boşanmak için kocasının ölmesinin gerekmesi ne kadar da kötü bir durum! Dayak yiyorsunuz, aşağılanıyorsunuz, aldatılıyorsunuz ama boşanamazsınız. Çünkü kocanız istemiyor. Ne yazık ki günümüz şartlarında bir kadın hukuksal açıdan boşanabilse de, karşısındaki kişi tarafından tam tersi bir duruma sürükleniyor. Mücadelemiz, yüzyıllardır değişmedi.

Sonunda aşık olduğu birisi oldu. Özgürlüğün tadını aldı ve kendi ayakları üstünde durabildi. Belki de her şey daha farklı olacaktı. Eğer arkadaşının hayatını kurtarırken kendi hayatını kaybetmeseydi.

Carlota-Oscar- Miguel ilişkisindeki karmaşa hiçbir ilişkide yoktur herhalde. Miguel karakterinin başlangıcını düşünürsek, harcandığını söylemek yanlış olmaz. İçerisinde bulunduğu durum kolay değildi ve hiçbir zaman kolaylaşmayacaktı. Sanırım bu üçlü ilişkinin sonunda Carlota’nın kendisini seçeceğini düşünüyordu. Ne zaman ki Oscar kendisi hakkındaki gerçeği söyledi, o zaman kendini kaybolmuş hissetti. Özgüven yerini kaybetme korkusu aldı. Dışlanmış hissetti. Ve sonunda bağımlılığının kurbanı oldu.

Carlota ve Oscar, oldukça zorlu yollardan geçtiler. İç savaş bitiminde, bir komutanın Oscar’ı tehdit ettiği sahnede tüylerim diken diken oldu gerçekten. Dönemi o kadar sade ama vurgulu bir şekilde anlatmışlar ki! Oscar ve Carlota, her ne olursa olsun, sadece kendileri için değil herkes için bir şeyleri değiştirmek için çabaladılar. Ve bu yolda çok şey feda ettiler.

Carmen… Senden bahsetmesem olmaz! Çok dizi izledim. Ama senin gibi acımasız bir karakter çok az gördüm gerçekten. Bir kere durup, ben ne yapıyorum demedi! Her şey aklıma gelirdi fakat kendi canı için torununun canını tehlikeye atabileceği aklıma gelmezdi. Bu gerçekten son noktaydı. Açıkçası final sezonunda tekrar karşımıza çıkınca oldukça şaşırdım. Aslında 4.sezon sonunda ölseydi dizi için çok daha iyi olabilirdi.

Finalde ise karakterlerimiz, birçok mahkumu kurtarmak adına ailelerini geride bıraktılar. Normalde böyle bir finale hüngür hüngür ağlardım. Ve günlerce kendime dert ederdim. Fakat biliyorum ki, dizinin sonu bu şekilde bitmeliydi. Karakterlerimiz gelişimlerini tamamladı ve son bir savaşa hazırlandı.

Onlar birçok şeyin simgesiydi. Lidia, Angeles, Marga, Carlota, Oscar. Adaletsizliğe boyun eğmeyen, aşağılanmaya karşı susmayan, hakkını savunmak için ölümü göze alan kadınlar ve erkekler.

Geçmişte bu uğurda savaşan kim varsa, hangi milletten hangi devletten olursa olsun, yaptıkları asla unutulmayacak.