Muhtemel Aşk Dizi Eleştirisi
Öncelikle şunu söyleyeyim, Muhtemel Aşk benim çok sevdiğim ve keyifle takip ettiğim bir dizi. Atmosferinden, kadrosundan ve tam bir yaz klişesi olmasından son derece memnunum. Uzun zamandır aradığımız kan da diyebiliriz hatta dizi için. Her hafta dört gözle bekliyorum yeni bölümlerini. Ancak, bugün bu dizinin aksak yanlarını konuşacağız. Hazırsanız başlayalım.
1- Tarihin En Kötü Bff’i Melis
Derin bir nefes alalım. Çünkü sinirlenmeden anlatmak pek mümkün olmayacak gibi. Türk dizi tarihi böyle fiyasko bir “yakın arkadaş” görmemiştir. Daha önce işlevsiz kalanı gördük, sadece başrole hizmet edip hikayesiz olanı da gördük ama böylesini hiç görmedik. Melis’in en büyük işlevi ana karakterin yani Defne’nin başına bela açmak. Keşke yancı olarak yazılsaydı da sadece tek boyutlu diye eleştirseydik. Ben anlamıyorum. Daha doğrusu biz komple seyirci olarak anlayamıyoruz. 30’larında, iş güç sahibi bir kadın nasıl bu kadar salak yazılabilir?
Dolandırılmasını geçiyorum, o da aşırı mantıksız ama hadi diyelim başka bir şeye uğraşmamışlar, kızın hikayesine de ilişki üzerinden eklemeler yapılacak işte komedi aksı falan da var, yedik. Bu kızın Özlem’in hareketlerindeki sahteliği anlamayıp bülbül gibi ötmesi ve iyi bir avukat olması aynı anda nasıl mümkün olabilir? Ortaokul çağındaki çocuk bile yemez şunu. Ayrıca, karakterin konuşması, tavırları, kararları, komple her şeyi çok sıkıcı bana göre, üzgünüm. Oyuncuya bi lafım yok, ne yazıldıysa onu oynuyodur tabi ama “Melo”ya katlanamıyorum resmen…

2- Yarım Bırakılan Konular
Tolga’nın Bartıner’lere olan meselesine dair neden hiçbir şey öğrenemiyoruz biz abi? Kaç bölümdür iki üç cümle harici ortada zerre bir şey yok. Adamın bu aileye yaklaşma motivasyonunu daha ilk bölümde (bi zahmet, olması gereken) verdiniz ama sonra sanki yok ettiniz. İki buçuk saate yakın ekran süresi var bu dizinin. Şu meseleyi serpiştirmek çok mu zordu her bölüm birkaç dakika? Daha ne kadar bekleyeceğiz? Yanlış anlaşılmasın genel gidişattan çok hoşnutsuz değilim ama Tolga sadece Defne meselesine odaklı mı kalacak mesela bu ara, Leyla ittifakı falan. Doğru bir tercih olduğunu düşünmüyorum. Aşk üçgeni üçgenlikten çıkıp DefKad netleştikten sonra bu adamın kendi derdine dönmeliydi konu o tarafta. Neyse.
Bir diğer havada bırakılan konu da Defne’nin kardeşinin bulaştığı pislikler. O kadar yarım yamalak işleniyor ve sürükleyicilikten uzak yazılıyor ki. Çocuk mafyayla falan muhatap ama bakıyoruz keyfi çok yerinde, lay lay lom takılıyor Zeynep’le. Bazen hiç görmüyoruz hatta, nerede napıyor bilmiyoruz, varlığını unutuyoruz. Evde görmüyoruz. Defne bir şeylerden şüphelenip öğrenmişti hatta, konuşacağız demişti taa ne zaman. Noldu o iş mesela? Cidden sorguluyorum, bu kadar uzun süreli bölümlere neden sığdırılmıyor bunlar?
3- Online Eğitimle CEO olmak
Gerekirse vurun beni… Levent Bartıner karakteri komik değil cringe. Tamam yaz dizisi, çok bir ciddiyet beklemiyoruz. Ama bu kadar abartılı karikatirüze hareketler de değil ya. Bayıyor bu adamın panikleri paranoyaları ve saçma sapan konuşmaları. Bir de şirket yönetiyor. Aynen kanka. Dandik kore dizileri gibi hissettiriyor malesef. Yanlış anlaşılmasın, K drama çok severim ve sayısız özgün/kaliteli işleri var biliyorum ve hayranlıkla takip ediyorum. Kastettiğim şey genelde gençlik işlerinde gördüğümüz komik olmayan zorlama “komedi” sekansları sadece. Her neyse, uzun lafın kısası bu saydığım şeyler dizinin güzelliğine zarar veren unsurlar benim gözümde.
Siz ne düşünüyorsunuz? Nelerden memnun değilsiniz?


