Merve Şeyma Zengin: ”6-7 Eylül Olaylarının Çekildiği Sahneyi Unutamıyorum”

Netflix’in sevilen dizisi Kulüp’ün 2. sezonu ile buluşmaya çok az kalmışken, sizi dizinin Tasula’sı Merve Şeyma Zengin röportajımız ile baş başa bırakıyoruz! 🙂

En yakın arkadaşlarından seni anlatmalarını istesek; ne söylerlerdi?

Genellikle duygusal olduğumu söylerler. Aynı zamanda hislerimi çok yüksek yaşadığım için zaman zaman şaşırdıkları bile oluyor.

Kendi adıma konuşmam gerekirse seni Kulüp-Tasula olarak tanıdım ve o günden beri sıkı takipçinim. Kulüp hayranı olduğumuz bir işken canlandırdığın Tasula karakteri ise izlemekten keyif aldığımız bir karakter oldu. Tasula’yla yolun nasıl kesişti? Kulüp’ün bir parçası olma sürecinden bahseder misin?

Kulüp’le ilgili her şey çok ani oldu. Devlet Tiyatrosu’nun Bir Peri Masalı: Radyum Kızları oyununda oynuyordum. Çok yoğun bir oyun takvimim olduğu için o sıralar sadece tiyatroyla ilgilenmek istiyordum. Pandemi zamanında tiyatroların da kapanmasıyla birlikte oyunculuk alanım kısıtlanmıştı  ve kendime alternatif alanlar yaratma ihtiyacı hissetmiştim. Tam o dönemde menajerimle yeni çalışmaya başlamıştık ve bana “Tam sana uygun olduğunu düşündüğüm bir rol var, çeker misin?” dedi. Bunun üzerine Tasula’nın sahnesini görünce çok heyecanlandım. Ertesi gün Zeynep ve Seren Hoca’yla tanışmaya gittim ve Asude’yle birlikte karşılıklı deneme sahneleri çekmeye başladık. Sonrasında Zeynep Hoca’yla sahneyi çalışırken “Aa galiba oluyor bu iş” dedim.

İlk sezonu oldukça kaotik bir ortamda doğan bir mucizeyle bitirmiştik. Tasula’da bir kaosun içinde kalmış, oldukça travmatik anlara şahit olmuştuk. Sence bu travma Tasula’yı nasıl etkiledi? Merve olarak, ilk sezonun son sahnesini çekerken ne hissettin?

6-7 Eylül Olayları’nın çekildiği sahneyi unutamıyorum. Sahne çekilirken hem çok zorlanmıştım hem de çok etkilenmiştim. Kamera arkasında çok büyük bir prodüksiyon vardı. Beyoğlu’nda daracık bir sokağın ortasındaydık ve çok fazla yardımcı oyuncu vardı, her yerde kumaş parçaları, sopalar… Bir an etrafa bakıp bu gerçekten yaşandı, birileri o gece bu korkunç hislerin ortasında kaldı diye düşündüm. Ekip yemek arasına geçtiğinde bir apartmanın merdivenlerine geçip sokağa bakıp ağladığımı hatırlıyorum.

İkinci sezonda Tasula’yı neler bekliyor biraz ip ucu alabilir miyiz?

Hayatlarında çok korkunç trajedilere maruz kalmış insanlar asla aynı kalamıyor bence, Tasula da kalamadı. Bu trajedinin Tasula’yı ne yönde değiştirdiğini de hep birlikte yeni sezonda göreceğiz.

Kulüp’te çok değerli birbirinden yetenekli oyuncularla birliktesin. Gökçe Bahadır, Fırat Tanış ve Salih Bademci gibi isimlerle karşılıklı sahnelerde oynamak nasıl bir his?

Kulüp, herkesin çok heyecanlı olduğu bir setti. Anlatmak istediği hikayeye hepimizin kefil olduğu, elimizden geleni yaptığımız öğretici bir yolculuktu. Zeynep Hoca’nın dilini anlayana kadar kendisiyle çalışmak beni epey zorlamıştı. Sahnede istediği oyunu alana kadar asla vazgeçmez 🙂 Onun savaşının, özünde herkesin en iyisini yakalamak olduğunu görmek benim için büyük bir konfor alanına dönüştü. Gökçe, inanılmaz disiplinli ve işine aşkla bağlı bir insan. Kafamı her çevirdiğimde onu senaryo üzerinde çalışırken görüyordum. Salih, hep yüksek enerjili ve her anı oyun gibi yaşıyor. Onunla sahne çekmek her an ne yapacağını bilmediğim için çok keyifliydi. Fırat’ı izlemek içinse hazırlığımı hızlıca bitirip

birçok kez monitörün başına koştuğumu hatırlıyorum. Benim için onu izlemek her zaman çok heyecan verici. Asude’yle de deneme çekimine girdiğimiz günden beri çok iyi anlaşıyoruz. Asude kelebeğim bana çok güzel bir yol arkadaşı oldu. Keşke herkesi tek tek anlatabilsem, o masadaki herkesi çok seviyorum.

Tiyatro bölümü mezunusun. Bir Peri Masalı: Radyum Kızları ve Oz Büyücüsü gibi oyunlarda yer almışsın. Laçin Ceylan’ın Bir Peri Masalı, bir mücadeleyi konu alıyor. Bize hikayeden ve karakterinden bahsedebilir misin?

Radyum Kızları, I. ve II. Dünya Savaşı sırasında radyumlu saatler üreten işçi kadınların hak arama mücadelesi olarak özetlenebilir. Radyum, maruz kalındığında vücutta çok ağır yaralar ve tümörlere sebep olan, sonu ölüme kadar yol açabilen, fakat savaş yıllarında kozmetik gibi birçok alanda bilinçsizce tüketilen ölümcül bir etken madde. Rol aldığım karakter Katherine, fabrikada savaşa giden askerler için radyumlu saat boyayıp aynı zamanda reklam seçmelerine gidiyor. Tam reklam filmine seçildiği zaman radyum geri dönülemez etkilerini göstermeye başlıyor. Sonrasında fabrikadaki tüm çalışanların da aynı duruma düşmesiyle, toplu bir hak arama mücadelesi doğuyor. Aslında bu olay günümüz yasalarına yön veren, tarihte işçi yasalarının da oluşmasına öncü olan bir dava.

Tiyatro sahnesinde mi yoksa kamera karşısında rol almayı mı daha çok seviyorsun?

İkisini de çok seviyorum aslında. Tiyatroda kendimi daha özgür hissediyorum sadece. Sinemada da parçası olduğum hikayenin sonsuza kadar değişmeden orada kalacak olması fikri çok hoşuma gidiyor.

Gelecekte mutlaka canlandırmak istiyorum dediğin bir rol var mı? Veya hiç bu karakteri ben canlandırsaydım keşke dediğin bir karakter oldu mu?

Güzel hikayeler anlatan işlerin bir parçası olmak istiyorum. Mutlaka oynamak istiyorum dediğim bir rol yok ama mutlaka çalışmak istiyorum dediğim yönetmenler var 🙂 Bunlardan birisi de Zeynep Hoca’ydı. Konservatuvarın birinci yılında annemle kahvaltı sofrasında otururken, televizyonda Öyle Bir Geçer Zamanki’nin tekrar bölümlerinden biri açıktı. Anneme dönüp “Ben bir gün bu yönetmenle çalışacağım.” demiştim, ve çalıştım. Sanırım isteklerimi sesli dile getirmem lazım, anneme kahvaltıya gideceğim 🙂 Son olarak “The Handmaid’s Tail” dizisindeki June Osborne karakterini oynayabilmeyi çook isterdim.

Yer aldığın projelerde unutamadığın, seni derinden etkileyen bir sahne var mı? Anlatabilir misin?

Tasula’nın ölüme giderken Bahtiyar’dan intikamını aldığı sahneyi unutamayacağım. O gece Bahtiyar’a Dimitri diye seslenip kendi intikamını aldığı için çok mutluyum, iyi ki aldı.

Sahnede olmak, çocukluk hayalin miydi? Çocuk Merve, bugün ki Merve’ye neler derdi?

Kendimi bildiğim yaştan itibaren başka bir meslek hayalim hiç olmadı. Lisede okurken çocuk tiyatrosu oyunlarında oynayıp harçlığımı kazanıyordum 🙂 Sonra konservatuvara girdim ve okul arkadaşlarımla hayatımın en güzel günlerini geçirdim. Mezun olup Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladım. Hala daha çalışmaya devam ediyorum. İnsanın sevdiği işi yapması çok büyük bir ayrıcalıkmış gerçekten, birileri mutlu olduğum yerde sevdiğim şeyi yaptığım için bana para veriyor. Hala şaşırıyorum bu duruma 🙂 Bugün çocuk Merve’yle karşılaşsaydım, bence bana “Mutlu musun?” diye sorardı.

Biraz da öneri isteyelim 😊 Favori kitabın, dizin ve filmin hangisi/hangileri? Bizimle paylaşır

Son zamanlarda en çok etkilendiğim filmlerden biri “Triangle of Sadness”. Dizi olarak “Çernobil” inanılmaz fakat birinci sıram hiç değişmiyor “Breaking Bad”. Okumaktan en çok haz duyduğum yazar Dostoyevski. Rus Edebiyatı’nı çok seviyorum, tiyatroda da en çok oynamak istediğim yazar Çehov. Klasik, klasiktir… 🙂

Merve Şeyma Zengin’e sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ediyor, önce Kulüp’ün yeni sezonunu sonrasında da kendisini izleyeceğimiz yeni projeleri heyecanla bekliyoruz! 🙂

Röportaj: https://twitter.com/fanustakisone