Merhaba sevgili dostlar. Yine, yeniden yeni bir bölüm yorumuyla birlikteyiz. Geçen hafta bölümü, Maraşlı’nın Savaş’ı cezalandırdığı ve sonrasında karga tulumba götürülmesiyle kapatmıştık. Gelin şimdi hep birlikte yeni bölüme bir bakalım.

Maraşlı’ya üst mevkilerden ihtar gelir. Çünkü keyfi olarak hareket etmiş ve örgütün esas liderine götürecek kişiyi, Savaş’ı öldürmeye kalkışmıştı. Maraşlı hiç istemese de emirlere uymak, öfkesinden dünyayı yakacak olsa bile üstlendiği görevi başarıyla sonuçlandırmak zorundaydı. El mecbur razı oldu bu duruma. Gönülsüz de olsa, hiç bir şey olmamış gibi davranmaya devam etti.

Bu esnada öğrendiğimiz bir şey var. Örgütü çökertme operasyonunun üç yıl önce başladığı, örgütün Türel ailesiyle bağlantısından dolayı Türel’lerin, ara basamak olarak kullanıldığını; Maraşlı’dan önce Mehmet İnce adlı istihbaratçının olduğu, örgüt tarafından öldürülünce de işe Maraşlı’nın alındığını. Tabii bu seçimde Maraşlı’nın Zeliş zaafı da etkili olmuştur eminim. Nasılsa öfkeli bir baba kızının katillerini bulmak için hiç tereddüt etmeden evet diyecekti teklife.

Herkesin sırrı dedik ya. İşte o sırlardan birisi daha açığa çıktı. Mahur Maraşlı’yı yalnız bırakmaz Zeliş’e yardım etmek için. Ama asıl amacı Maraşlı’nın sırrını çözmekti. Çünkü arkadaşlarıyla ilgili yalanını yakalamıştı Maraşlı’nın ve neler sakladığını, gerçekte nasıl biri olduğunu bilmek istiyordu. Maraşlı’ya geçmişiyle, arkadaşlarıyla ilgili sorular sorar fakat gerçeği bildiği cevaplar yalan halinde karşılık bulur. Maraşlı Zeliş’in yanındayken, Maraşlı’nın ses kaydını bulur Mahur. İşte o zaman babasıyla ilgili gerçeği öğrenir. Biraz sıkıştırınca da Maraşlı her şeyi anlatır Mahur’a.

Herkesin sırrı…

Maraşlı gerçekleri söyleyince Mahur’a, Mahur öfkeyle eve döner. Çünkü hesabını sorması gereken meseleler vardır babasıyla. Video kaydını izlerler ailece. Kayıtta Sedef, Ömer’i Aziz’in vurduğunu söyler ama bilmediği bir şey vardı. Katilin Aziz değil de oğulları Necati’nin olması. Aziz Sedef’e sahip olmak için Ömer’e tuzak kurar. Planı sonrası Sedefle evlenir ama zerre sevgi göremez. Bu olay sonrası ise bir de katil damgası yer. Karısı yıllarca katil gözüyle bakar Aziz’e.

Aziz suçunun karşılığı olarak, yıllarca bu cezayla cezalandırılırken kendisi de Necati’yi cezalandırır. Çünkü Ömer’i vuran Aziz değil Necati’ymiş. Ömer Aziz’i vurmaya çalışırken Aziz, Sadık’a seslenir. Ama sesi duyan Necati Sadık’tan önce tüfeği alır ve Ömer’e ateş eder. Babasının hayatını kurtarmak için katil olur. Evet, Aziz o olaydan sonra Necati’yi bir daha sevmez. Tek derdi Sedef’in kendisini sevmesi olan Aziz, son şansını da Necati eliyle kaybettiğini anlayınca bir daha Necati’yi sevmez, sevemez. Buradan anlıyoruz Necati’nin neden bu halde olduğunu. Hem katil olması hem de babası tarafından reddedilmesi alkolik olması için fazlasıyla yeterli sebep diye düşünüyor insan.  Bu hesaplaşma sonrası bir sırrı daha öğrenmiş bulunuyoruz.

Kendisini yakanları yakma gibi nevi şahsına münhasır bir huyu olduğunu öğreniyoruz Savaş’ın. Bu sefer hedef Maraşlı’ydı. Fakat esas patron Savaş’ın intikam almasını izin vermedi. Ama Savaş kinlenmişti bir kere ve böyle durumlarda intikam almasını kimse engel olamazdı. Fakat bu sefer durum çok daha kritik olmalı ki, arabasıyla ateşe verilen Maraşlı’yı kurtarmak için bizzat kendisi geldi esas patron. Merakla beklediğimiz patron da artık ufaktan ufaktan görünmeye başladı. Birkaç bölüme kadar resmen tanışırız diye düşünüyorum.

Bu bölüm daha bir tanıyoruz Savaş’ı, geçmişini. Geçmişinin çok da iyi koşullarda geçmediğini biliyorduk ama o kadar da kötü değilmiş. Diğer çocuklardan gördüğü eziyete gelince, çoğunluk erkek çocuklarında görülen merhametsizlikti benim gördüğüm. Birisinin, hele de bu akranı ise onun zayıflığını kullanarak alay etmek, eziyet etmek sıkça gördüğümüz bir durum. Burada farklı olan tek şey ise maruz kaldığı olay sonrası içindeki kötülüğün ortaya çıkması.

Savaş’ın içindeki nefretin gerçek nedenini anlamak için biraz daha geçmişe gitmemiz lazım. Gördüğümüz kadarıyla, o zamanlar annesi sert tavırlı biri gibi geldi. Tabii koşullar onu o hale sokmuştur ama sonucunda Savaş gibi bir ortaya çıkıyor. Her daim asosyal bir hayata mahkum olan bir çocuğun, sonunda nefretle donanması. Ne demişti Savaş? “Hatıra yoksa sevgi de yoktur.” Tam da dediği gibi. Dostu, arkadaşı olmadığı için sevgisi olmayan, onun yerini nefretin doldurduğu bir hayat.

Bu kısmı kapatmadan önce bir şeye daha değinmek istiyorum. Bence Savaş, Ömer’in gerçek oğlu değil. Maraşlı öyle zannedince, Savaş’ın da işine geldi ve öyle devam etti. Kadının oğludur fakat hapishane yıllarında babalık etmiştir. Zaten hapisten çıktıktan bir hafta sonra ölüyor Ömer. Büyük patron dedim de. Bazen büyük patronun Ömer olduğuna dair düşünceler geliyor aklıma. Şayet o çıkarsa hiç şaşmayacağım.

“Aşk bir kadınla bir erkek arasında harcanmayacak kadar değerlidir” demişti birileri zamanında. Planın bir parçasıydı Mahur’u kendine aşık etmek. Ama ava giderken avlandı yabani geyik. Maraşlı, amirlerinin ihtarıyla istemeden de olsa rolüne devam etti demiştik. Fakat planda olmayan bir şey olur. Mahur yaşadıklarından kurtulmak için kaçmaya karar verdi. Hem de çok uzaklara, Amerika’ya. Mahur’un gideceğini öğrenen Maraşlı onu kararından vaz geçirmeye çalışır. Mahur, kararından vaz geçmesi için Maralı’nın bir sırrını söylemesini ister. Bir an tereddüt eden Maraşlı Mahur’a aşık olduğunu söyler.

Başından beri özelde Mahur’a, genelde herkese oyun oynayan Maraşlı’nın aşk itirafı da oyundur. Mu acaba? İtirafı yaparken rol olduğunu düşünen Maraşlı, Mahur dönüp gidince, söylediğinin dilinden değil de yüreğinden geldiğini anlar. İtiraf sonrası gelen öpücükle başardığını sanan Maraşlı, Mahur’un son hamlesiyle bu savaşı kaybeder. Bu tür sahneler sonrası, klişe gereği kız her zaman geri dönerdi. Ama ön izlemeden anladığım kadarıyla Mahur gerçekten gitmiş. Çok sevindim. Bu hareketle dizinin klişelere kurban edilmeyeceğini anladım.

Cümleler arasında şifreli sözcükler olduğunu düşünüyorum. Mahur Maraşlı’dan sırrını söylemesini istediğinde Maraşlı Mahur’a; “senin sırrın var mı peki” diye sormuştu. Mahur da “herkesin bir sırrı vardır” demişti. Bu cümleden yola çıkarak Mahur’un da, bizleri çok şaşırtacağı kanaatindeyim. Başından beri Mahur’dan sürprizler bekleyen ben, sıra dışı bir sürprizle karşılaşırsam çok sevineceğim.

Koskoca ilişkiler ve olaylar ağında düğümler peyder pey çözülmeye başladı. Şu saatten sonra Maraşlı’nın Mahur’la karşılaşmasının “tesadüf” olmadığını anlıyoruz. Operasyonun, Maraşlı’yla ilgili olan kısmı altı ay önce başlamış ve Maraşlı aylarca Türel ailesini, özellikle de Mahur’u izlemiş. İlk etapta sahaf dükkanıyla ilişkisini öğreniyoruz. Mahur’un sıkça uğradığı bir sahaftır orası. Maraşlı’nın sahafcı olmasının gerekçesi de bu şekilde ortaya çıkıyor. Ve o bölge de Mahur’un en çok çekim yaptığı bir alan. Aklıma gelmişken, Maraşlı Mahur’u bu kadar uzun bir süre izlerse tabii ki aşık olur. Şimdi sıra savcı cinayetiyle Mahur bağlantısının nasıl kurulduğu kısımlarının açıklığa kavuşmasına. Beklemedeyiz efendim…

Bir bölümün daha sonuna geldik. Bugünlük de bu kadar sevgili dostlar. Sürçü lisan ettiysem affola. Yeni bölümde buluşmak üzere hoşça kalın. 😊

Önceki Bölüm Yorumu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz