Maraşlı 2. Bölüm | Geyik

Bölümün başında Mahur’un Celal’e olan tepkisi gereksiz ve abartılıydı bence. Ben bu kaba saba adamı yanımda istemiyorum diye of pof yapıp triplenmesini gerektirecek kadar büyük şeyler olmadı çünkü. Ayrıca cidden arkasını kolluyor, ki kendisi de bunun farkındayken, bu kadar nefret saçmasaydı iyiydi yani.

Belki önemsiz bir detay ama, “bana abi demene gerek yok Maraşlı desen yeter” cümlesine “Maraşlı abi” diye cevap veren şoför var ya, heh işte onu çok sevdim ben. İzlemesi eğlenceli, hoş bi karakter olmuş.

Mahur’un sürekli olarak Celal’i azarlama eğiliminde olması, beni rezil etme, sakın şunu yapma vb. demesi de tatsız bence. Yanlış anlaşılmasın, Mahur’u seviyorum, sadece Celal’e karşı verdiği bu tepkilerin biraz yersiz olduğunu düşünüyorum, hiç olmadı dozu azaltılsın.. Hoş Celal ne kadar umursuyor bilinmez. Kendisini son derece profesyonel olarak tanıyoruz ve uzmanlığına dair bilgilerimizse eksik veya yanlış olma ihtimali taşıyor.

Restorandaki olay aşırı güzeldi. İzlerken neredeyse herkes soğan sahnesini komedi unsuru sandı ve “Maraşlı bu hareketleri yapacak cahil biri değil” diye isyan etmeye kalktı ama gerçek başkaydı. Beyefendi kimselere çaktırmadan tehlikeyi tespit etmiş, üstüne bir de etkisiz hale getirmişti. 🙂 Savaş da böylelikle biraz daha iyi öğrenmiş olur Maraşlı’nın kim olduğunu.

Bu bölüm Mahur’un daha hırçın tarafını gördük, açıkça. Annesinin vefatından sonra psikolojisinin bozulduğunu da defalarca çeşitli ağızlardan duyduk. Hem Celal’e, hem de diğer birçok kişiye bağırıp çağırmasına şahit olduk ama en haklı öfkesi kesinlikle Firuzan’a karşı olandı. Aralarındaki sevgisizliği ilk bölüm bu kadar belli etmemişlerdi, sadece klasik ikinci eş mesafesi diye düşünmüştüm ama Mahur ciddi anlamda rahatsızmış kadından.

Adamın, çocuklarının bu kadar değer verdiği bir şeyin böyle harcanmasına müsade etmesi ayrı, kadının söylediği şeyler ayrı kötüydü. Mahur’a haber verilmemesi, eğitimi yarıda kalmasın diye annesinin isteğiyken ona “hayırlı evlat rolü kesme, ölürken neredeydin” dediğinde cinnet geçirdim. Hele sonradan Mahur babasından özür dileyince AŞIRI rahatsız oldum. Çok saçmaydı. Oralara değinmek bile istemiyorum sinir sistemim müsade etmiyor.

Firuzan’ın kendini kabul ettirme, sevgi saygı görme isteği olabilir. Buna lafım yok, insanı duygular ama haddini aştığı çok nokta vardı. Bu sebeple, Mahur öfkesinde çok haklıydı diyorum. Babasına da yazıklar olsun. Hiç boşa eski eşinin fotoğraflarını tutmasın evde, gereksiz şov. Hatta keşke Mahur ve abisi ayrı eve çıksaymış. Zaten servetleri sonsuz, dilediği gibi yaşarlardı.

Bölümün en önemli anlarından biri, fotoğrafların Celal’de olduğunu Mahur’un öğrenmesiydi. Fragmanlardaki kaosun sebebi de, Mahur’da oluşan güvensizlik belli ki. Ama aralarını o denli gergin, düşmanlık seviyesine getiren ne olmuş olabilir merak ediyorum cidden.

Son olarak, müzikle sokaktan geçen gençler sahnesi çok iyiydi, baya güldüm. “Fevkalade acınası görünüyorlar.” 😂 Yazarken bile hatırlayıp keyifleniyor insan, devamı gelir inşallah. “Ölürler mölürler, fena halde tedirginiz burda.”

Ozan karakterinin aşırı salak, boş olduğunu da eklemek isterim. Allah’ın cezası tacizci pislik. Hala aileyle görüşüyor olması ve üstüne üstlük fragmanda Mahur’un onun kollarına koşması.. Felaket. Başka bir şey demek istemiyorum. Görüşmek üzere!

Birinci Bölüm Yorumu İçin Tıkla