Netflix’in Mayıs ayının başında yayına giren yeni dizilerinden Into the Night’ı tek gecede bitirmiş biri olarak, bugün ondan bahsetmek istiyorum. Başarılı oyuncumuz Mehmet Kurtuluş’un başrollerinden biri olduğu dizinin ilk sezonu 6 bölüm ve türü kıyamet-bilim kurgusu olarak geçiyor. Diziyi henüz izlememiş olan okuyucularımız için spoilersız bir inceleme kısmının ardından, daha rahat bir yorumlamaya geçeceğim. 

Öncelikle söylemem gerekir ki dizi gerçekten çok heyecanlı. Yaklaşık 35 dakikalık olan bölümleri de, daha da hızlı akmasına sebep oluyor. İzlerken gerim gerim geriliyorsunuz. İnsana keyifli bir seyir sunan, kesinlikle iyi bir iş. Güneş ışığının insanlığın sonunu getirmesi gibi etkileyici bir konuyu ele alması güzelken, bu vahim gerçeğin yansıtılmasında insanların rolü eksik kalmış diyebilirim.

Dizinin akıcılığı bence başarılı çünkü çok çok uykulu olduğum saatlerde başına oturmama rağmen kapatıp “devamını sonra izlerim” gibi bi fikre asla kapılmadım. Bir çırpıda bitebilecek kadar sürükleyici bence. Karakterler fena değildi ama oyunculuk anlamında tatmin etmeyenler vardı. 

Dizinin şimdiye dek en çok eleştiri aldığı konu olan mantık hataları ise kesinlikle söylendiği kadar göze çarpmıyordu. Eğer her konuda çok şey bilen, ultra dikkatli ve takıntılı biri değilseniz bu detayları görmezden gelmeniz mümkün. İzlediğim onca yapay, buram buram sahtelik kokan işten sonra Into the Night’ın verdiği gerçeklik hissini çok sevdim. Oyuncular gerçekten canlandırdıkları karakterlerdi sanki, sırıtma yoktu. Son olarak, dizide müziğin kullanımını da beğendim. Doğru yerde ve doğru süreyle, sahneleri güzel desteklemiş.

 

DİKKAT: YAZININ BUNDAN SONRAKİ BÖLÜMÜ SPOILER İÇERİR!

Gelelim açık açık konuşmaya. İlk bahsetmek istediğim şey, karakterlerimizin dünyanın başına gelen felaketi kabullenme şekli ve süresi. Ben bir “insan” olarak çok daha büyük tepkiler ve psikolojik etkiler beklerdim. Sonuçta yüzyıllardır dünyada yaşamını sürdüren bu canlılar, sırf bunu düşünerek bile delirebilir, aklını kaybedebilir. Bu konuda biraz daha yoğunluk beklediğimi söyleyebilirim.

Sylvie’nin olaylar karşısındaki tavırları ve canlandıran oyuncunun başta mimikleri olmak üzere beden dilini de yetersiz buldum. Belki bazı noktalarda karakterin kişilik özellikleriyle örtüşüyor olabilir ama genel anlamda bi çiğlik söz konusuydu. Ya da sahnelerin içine tam girememiş, bilemiyoruz. Hasta çocuğu olan Rus annemiz ise mimik konusunda sınıfta kalan bir diğer kişi olabilir. Performansı çok kötü değildi ancak gerek replikler gerekse hareketler konusunda saçma bulunabilecek anlar vardı. Favori cümlesi ise “Tamam geçti.”

Dizide şaşırtıcı bulduğum ve karakterler hakkındaki görüşlerimi etkileyen bazı durumlar vardı. Favori repliği “pardon” olan Pilotun eşini aldattığını öğrenmemiz veya Ayaz’ın mesleğinin, nakliye mevzusunun ortaya çıkması gibi. Mehmet Kurtuluş’un, Terenzio ve Horst’u canlandıran kişilerin oyunculukları gayet iyiydi. İnternetten ilişki yapan dolandırıcı mevzusunu biraz komik bulsam da, adama biraz üzüldüm, tıpkı finalde çırpınan ırkçı pisliğe istemsizce acımış olmam gibi.

Dizideki en etkileyici kişilerden biri kesinlikle hostesti. Soğukkanlılığı, işine olan inanılmaz ve ilginç bağlılığı, sorumluluk hissedip başkalarını düşünmesi, ilişkisi, geride kalıp yolculuğa diğerleriyle devam edememesi.. Kısacası her şeyiyle. Başına ne geldi merak etmiyor değilim. Influencer kızı pek sevemedim, hakkında daha çok şey öğrenebilsek belki fikrim değişirdi ancak şimdiye kadar olan sahnelerini baz alarak konuşuyorum. Yine de iyi tarafları vardı tabii. 

Ayaz’ın yaralanıp ölüme terk edildiği kısımda gerçekten şaşırdım ve korktum. Hemen kalkamayıp kanlar içinde yatması da gerginliği artırdı tabi. Ölmeyeceğine neredeyse emin olsak da, insanın kalbi yine de bi hızlı atıyor yani. Gerçi neredeyse can verecek, perişan halde olan yaralı karakterin fişek gibi araba kullanıp bir yere yetişmesi klişesi burada da kullanılmasa iyiydi ama.. Belki başka bir yol düşünülebilirdi. Bazı sebeplerle birilerinin isyan edip kalkışı reddetmesi, aramaları vs. Neyseki katil herif sonradan kelepçeyle bağlanıldı da biraz rahatladık. Ayaz’ın, öldürülmesine onay vermemesi de hoşuma gitti. Tam benlik, vicdani bir kısımdı orası.

Sağlıkçı ablamız Laura’nın oyunculuğu iyi olsa da karakterinin bazı özellikleri beni bi noktadan sonra rahatsız etti. Biraz overreacting problemi var sanki, ya da yanlış ifade ediyor kendini çözemedim. İyi niyetinden hiçbir şüphem yok ama, o konuda sorunumuz yok. 

Herkesi çift yapma ısrarı ve bölüm başlarının cinsellikle açılmasını pek hoş bulmadım ama bunlar büyük detaylar değil. En önemli şeye gelecek olursak, finali çok çok beğenmediğimi söylemek istiyorum. Diziyi izlerken resmen bitmesini istemedim, ikinci sezon kim bilir ne zaman gelir diye üzüldüm ve özellikle sonlara doğru çok heyecanlı bir yerde kalacağını, insanların sabırsızlanıp zor bekleyeceğini düşündüm. Ama gelin görün ki kahramanlarımız güvenli bölgeye ulaştı.. Oraya kadar güzel ilerlemiş olsa da (sola sapmaları heyecanlandırmıştı mesela) keşke sonu belli olmadan bitseydi dedim. Resmen heyecanımı söndürdü biraz. Ama tabii ki bu kalitesinden bir şey götürmez, bu da bir tercihtir. Zaten geniş, farklı konulara yayılabilecek bir kurgusu olduğundan çok da sıkıntı değil. Umuyorum ki yeni sezonda kendini bozmaz ve yine peşpeşe tek nefeste izlenecek bölümlerle gelir bize.

Ayaz’ın üstünün başının biraz temizlenmiş olmasını tercih ederim, kimse akıl edememiş herhalde. Rus hanımefendinin Ayaz’ın iyi biri olduğunu anlayınca onu savunup koruması, zarar verenlere öfkelenmesi güzeldi. Tellere tırmanma sahnesinde iki dakikada “bilim!” diyerek çözüm bulmuş olsalar da yine de güzeldi. Ayaz’ın geçirdiği saniyeler süren atak/bilinç kaybı da etkileyiciydi.

Uzun lafın kısası, aksiyon seviyorsanız, içerik ve çekim açısından karanlık olmasına rağmen hiç sıkmayan bir dizi izlemek istiyorsanız, birkaç farklı dilin konuşulduğu bir yapım sizi rahatsız etmeyecekse, en önemlisi de mini diziler, kısa bölümler, akıcı senaryo gibi şeyler tam sizlikse Into the Night’ı kesinlikle tavsiye ederim. Zaten sonu çok da merakta bırakmadığı için tek sezonlukmuş gibi bile düşünülebilir.

Benim çok beğendiğim bir iş oldu. Meraklıları için dizinin IMDB puanı 7.2, benim bireysel puanım ise 8. İzlediyseniz yorumlarda görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın. Görüşmek üzere!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz