Travmaların çok daha net işlendiği bölümler izledik. Özge Özpirinççi’nin kahkaha krizinden evrilen ağlama sahnesindeki başarısını ayakta alkışlıyorum öncelikle. Harika ağlayan oyuncular listesindeki yerini hak ediyor. Listenin diğer kadın üyeleri ise Aslı Enver ve Burçin Terzioğlu bu arada.

Cenaze süreci, (hem ailevi hem “elalem”li) Deniz ve Barış’ın, Barış’ın ailesine yaptığı “sarhoş” ziyaret, bölümlerin en etkileyici kısımlarıydı. Geçmişte şöyle olsa nasıl olurdu, aramızdaki bağ nasıl değişirdi temelli sorular hem karakterleri hem de bizleri çeşitli sorgulamalara itti. Elbette herkesin hayatında irili ufaklı bu çeşit dönüm noktaları olmuştur.

Deniz’in, müstakbel kayınvalidesiyle yaptığı konuşma, gereğinden fazla açık sözlü oluşu, anne kelimesine çok fazla bir anlam yüklemediğini itiraf etmesi, hiçbir ortak noktaları olmamasına ve karakterine ters bir hareket olmasına rağmen sırf Barış’a olan sevgisi sebebiyle gidip özür dilemeye karar vermesi hep güzel sahnelerdi.

Düğün sekansının bazı yerleri eğlenceli olmasına rağmen, genel anlamda pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim. “Aşırı” ve gerçeklikten uzak bulduğum sahneler çoktu. Hoş, bu dizide, bu karakterler varken bunu söylemem ne anlam ifade eder bilmiyorum ama..

Son olarak, dizinin çekimlerini ve genel olarak sanat yönetmenliğini çok beğeniyorum. Olumsuz yanları görmezden gelmeme yardımcı oluyor görsel konudaki özen. Tabii ki kusursuz değil, ama takdir edilmeye değer bir düzeyde olduğunu düşünüyorum. Şimdilik görüşmek üzere.

Önceki Bölüm Yorumu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz