İki başrolünü de polis zannederek başladığım bu dizi, Emin beyin mafyalığıyla bana bir sürpriz yapmış oldu. Baştaki raconlu sahneleri falan gizli görev sanmıştım hatta, sonradan ayıktım. Kısa kısa değinmek istediğim bazı şeyler var. Öncelikle Songül’ün baştaki tavırlarını haklı buldum, bir polis olarak, karşısında onca suç işlemiş biri varken güleryüz gösterecek hali yoktu. Aksi davrandı doğal olarak.

İkili arasındaki enerjiyi ise baya sevdim. Özellikle ilk bölümün ortalarında, karaktere alıştıktan sonra (Sadi) sahneler çok eğlenceli gelmeye başladı, izlemekten keyif aldım hep. Devrim’i de izlemeyi özlemişim. Ekranda görmeyi sevdiğim biri kendisi.

Dizinin teknik kısımları kalitesiz, dürüst olmak gerekirse. Ama genel havası güzel olduğu için bunu pek dert etmeyeceğim. Çocukların her birine farklı hikaye yazılmasını sevdim. Hacker boyun mahalle ortamı da hoştu, favorimse hihihi diye gülen teyze. 😂

Melek’e çok üzüldüm. İkinci bi kemalim yapmaz vakasına da ihtiyacımız yoktu açıkçası. Böyle akılsız kadın karakter görmeye dayanamıyorum. Aylin’in olayı da çok zoruma gitti, kızın oyunculuğu başarısız olsa da, hikayesi dokunaklı..

Emin’in mezarının boş olduğunun hemen anlaşılması biraz fazla acele gibi geldi bana, bir iki bölüm daha bekleyebilirdi. Ama herhalde dizinin kullanacak çok malzemesi var ki böyle yapıyor diyorum. Bakalım, göreceğiz.

Okul tarafı aşırı abartılı ve klişe “serseri dolu herkesin kaçtığı yer” olarak yazıldığı için biraz umutsuzdum ama Sadi’nin olaylara müdahil olma şeklini düşününce keyiflendim. Başta o bıçaklı sarı keko olmak üzere, okuldaki bütün “haylazlara” haddini müthiş bildirip yola getirecek. (Ben diyim haylaz, siz anlayın..) Ayrıca müdürle konuştuğu sahne ve Atatürk tablosunu düzeltip selam vermesi de şıktı.

Hikayenin nasıl gelişeceğini biliyoruz. Çocukların hepsi önce savaşacak, sonra sevip saygı duyacak hocalarına. Müthiş bir değişim başlayacak. Karabayır tamamen değişecek, bambaşka bir yer olacak ve bunun mimarı da bizim çakma coğrafyacı elbette.

Şimdi size dizide açık ara en rahatsız olduğum şeyi anlatacağım. Kadir Şeker vakasının sembolü olan olaydaki (ki olay öyle bile değil, sosyal medyadaki algının aksine, ama anlatmakla uğraşmayacağım) Gizem denen kızla bizim çocuğun sahneleri. Aman Allah’ım! Öyle dandik, öyle rahatsız edici bir ship ki. İlk anlarından itibaren tüylerimi diken diken etti cringe hissinden. İkisi arasında geçen her replik, aralarındaki ilişkinin nasıl ilerleyeceğinin ultra belli olması falan, her şeyiyle felaket. Çok çok çok zorlama duruyor. Neden böyle bir şey yapma gereği duymuşlar bilmiyorum. Bu kız yüzünden çocuktan da soğumam umarım. Zaten okuldaki tipler yeterince saçma ve anlamsızdı, bir de bu çıkınca başımıza.. Neyse. Biraz olumluya dönelim.

Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin müzik seçimlerini de takdir ettim. Güncel diğer bütün diziler gibi, şu anda trend olan alternatif diye kolaya kaçmamışlar ve daha geleneksel, görece daha orta yaş şarkıları tercih etmişler. Kendilerince bir doku oluşturmuş bu da. Son olarak, memur maaşları, Türkiye’deki ekonomik durum gibi sosyal konulara değinmeleri de iyiydi. Dizi şimdilik güzel gidiyor, sonraki yazılarda görüşmek üzere! 

2. BÖLÜM YORUMU

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz