Gelsin Hayat Bildiği Gibi 8. ve 9. Bölüm Yorumu

Önceki bölüm finalinde Devrim’in başarılı oyunculuğuyla güzelleştirdiği ölüm kalım sahnesinden sonra, kaçınılmaz olan şey yaşandı ve sekizinci bölümü aşk üçgenimizin bir araya gelişiyle açtık hamdolsun.(!) Sadi orada canıyla savaşırken yazılan diyaloglar o kadar iyiydi ki Derya’nın “Yok ben şoka girmiştim” diyişine yarıldım. Bu dizinin komedisini gerçekten seviyorum ya. Neyse, Derya demişken, kadına yine üzüldüm. Yıllardır sayesinde öfke, hayal kırıklığı ve özlem dahil birçok duygunun karışımını biriktirdiği adamı hem yaralı, hem yanında karısı perişan halde ağlarken görüyor hem de onu tanımıyormuş gibi yapmak zorunda kalıyor.

Anestezi almamış Sadi’nin vücudundaki kurşunun bağırtı bile olmadan üç saniyede çıkmasını birazcık mantıksız bulduktan sonra, Derya’yla arasında sanki büyük bir aşk yaşayıp terk etme olayı yokmuş da küçük tripler, minik mizahi intikamlar varmışçasına gösterilen anları ULTRA mantıksız buldum. Söylemeden geçemezdim. Tamam komiklik iyi dedik de, biraz da rasyonalizm be kardeşim. Derya Sadi’nin tcsine kadar verdi bir de, oha yani.

Songül’ün ona bir şey olursa ben de ölürüm demesi? Sadece kocaman bir soru işareti bırakıyorum buraya. Bu kızın kara sevdaya düşüşü çok temelsiz ve abartılı işleniyor ya, hiç gerçekçi durmuyor.

DerSad kelimesinin geçmesi ve shipledim muhabbeti aşırı gereksizdi. Tamam 2022 yılındayız, tamam sosyal medya çağı ama dizinin dünyasından çıkarıyor bunlar izleyiciyi. Ayrıca meseleyi shiplere indirgemek de riskli, sanki az kaos çıkıyormuş gibi. Neyse zaten insan gibi senaryo yazan kalmadı, herkesin bi garip şaklabanlıkları, tercihleri oluyor malesef.

Üçgenimize yapılan klipte (artık yadırgamıyorum) güzelce Mehmet Erdem dinlerken Gizem’le Merdo’nun ekrana ani girişi? Yani cidden sürekli soru işaretiyle tepki vermek istemiyorum ama duygularımı çok güzel ifade ediyor. Bu çifte olan antiliğim bitmeyecek. Konudan bağımsız Songül’ün onca saat Sadi’yle ilgilenip de ya senin kolunun neresinde yazıyor kan grubun dememesi müthiş. 👏

Bizim aslanın da uyanır uyanmaz zımba gibi olup bacak bacak üstünde menengiç istemesi ve öğretmenlik konuşmaları güzeldi. Sütlaç kısmında cringe’den vefat ettim ama, yalan yok. Cringe demişken hemen aşağı bir görsel ekliyorum, hangi sahneye ilişkin olduğuna dair vs konuşmamıza gerek olmayan harika bir an.

Melek’in evindeki sürreal sahnelerden bahsetmek dahi istemiyorum. Psikolojik bir işkenceydi malesef, DAYANAMIYORUM. Hele “gidecek başka yerim yok” bahanesiyle eve dönmesi tamamen cinnet. Şu zıkkım konu tez zamanda kapanır inşallah. Annesi olacak pisliğe seni affetmicem demesi ve ilk fırsatta gideceğini söylemesi bi gram içime su serpti diyebilirim.

Bu sahne güzel ve duygusaldı. Sakin ve ciddi oluşları etkiledi beni herhalde, genelde sesler hep yüksek olduğu için böyle dingin konuşmalar görünce.. Her ne kadar Sadi Volk*n gibi ikisini de aynı anda seviyor gibi garip hareketler sergilese de.. Sonuçta sık sık sahte karısıyla flört ediyor. Gerçi fırsatını bulsa Derya’yla da etmeyeceğinin veya başka şeyler yaşanmayacağının hiçbir garantisi yok benim gözümde. Senarist tweet atmak yerine düşüncelerini bizzat karakterin ağzından “dersad diye bir şey yok, derya ve emin vardı o da geçmişte kaldı” şeklinde bize iletmesine rağmen.

Mektubu çok beğendim. Kısa ve öz yorumum bu şekilde. Resmen ilanı aşk etmesi pek hoş olmasa da fotoğraftaki şu son kısım beni kalbimden yakaladı. Ertan Saban’ı da tebrik etmek istiyorum bu noktada, garip ve aşırı mimikler yapmadan sadece bakışlarıyla öyle nefis yaşamış ki o sahneyi. Helal olsun.

Şimdi en güzel kısımlarından biri Yaver’in Songül’e de ağasına gösterdiği hürmeti göstermesi ve aralarındaki diyaloglar, üçlü sahneler olan bu keyifli bölümü geride bırakıp dokuza geçelim.

Öncelikle Sadi beycim karısını trenden aldıktan sonra arabanın üstündeki sahnede birbirlerinin elini öpmelerine şok oldum. Sadi öpünce Songül de gülüp utanır diye bekliyordum, laps diye karşılık verdi. Ona küçük sürprizler yapın klwjqlkjlkfj. Burdaki “o” hem Sadi’ye hem de seyirciye karşılık geliyor. Doğaçlama mı acaba o an, merak ettim. Belki öyledir.

Bu akılsız zırtapozun başının derde gireceğini anladığı anda abisine ulaşması içimi cız ettirdi, öyle bi bahsedeyim dedim o yüzden. 🥺 Zavallı Zülfo. “Babamın emaneti.” (Aşırı arabeskliği yüzünden kendisinden soğudum ama bu konuda üzülüyorum.)

Derya & Sadi (Emin diyemiyorum adama, çok yabancı hissettiriyor) beğenmekle beğenmemek arasına kaldım ama son kararım beğendiğim yönünde. Çünkü, Derya’nın söyledikleri ÇOK mantıklı ve haklıydı, Sadi’nin sebeplerini ve pişmanlığını da dinlemiş olduk. E en son içten mi değil mi emin olamasak da helallik de verildi. Sadi’nin yeni bi hayata ani geçişinin sebebi olan minik kızın anılmasını da sevdim. Ayrıca “Affet beni Derya” diyip ağlarken Ertan Saban muazzam oynamış. Gözlerim doldu, yüreğim parçalandı. Uzun lafın kısası tek sorun çöplüğe paintle yapıştırılmış gibi durmalarına sebep olan shoptu ama sıkıntı değil. Eğer sonradan deşilmeyecekse yeterli bir veda/kapanış olmuş bu ikiliye, fena değildi. Ha bir de kadın oyuncumuzun da çok daha iyi oynamasını, işlemsiz bir yüzü olmasını, biraz daha fazla mimik ve gözyaşı görebilmeyi isterdim.

Songül’ün bülbül gibi şakımasını açıklamaya çalıştığı sahne ve Sadi’nin sakince toparlayışı SÜPER ve ötesiydi. Replikler olsun, efendime söyliyim menengiç tokuşturmak falan gayet iyiydi, benden geçer not aldı. Aferin. (Kime bu tebrik bilmiyorum, kimin emeğiyse artık.)

Hiç içimden gelmese de Melt*m karakteri hakkında da birkaç kelam edecek olursam, cümleye böyle başladım ama üstüne konuşmaya bile değmez ya. Bir tek dileğim var, diziden acil çıksın yeter. Mert ve Derya’nın da arkadaşlığını öve öve bitirememesine tesüf ediyorum gerçekten. Kadını kuaföre götürdükten sonraki saçı makyajı da güzel değildi ayrıca, doğal hali daha iyi.

Gelelim tek sevdiğim, izlemesi keyif veren liseliye. Yani Can.. Benim gariban Can’ım aşk acısına mahkum kaldı ya la. Hemen toparlıyor bir de garibim gülüyor falan belli etmiyor Aylin’e..😥 Hem çok iyi çar hem de oyunculuğu çok yerinde. Üzmeseler keşke tatlışımızı.

Son olarak, şu sahnenin karizmasından biraz konuşmaz mıyız ya? Sadi’nin bütün soğukkanlılığıyla asil asil meydan okumasını izlemek harikaydı. Bi yandan karısına mendil sallayıp bi yandan da okyanus gözlerini düşmana dikmesi.. Fiuvv 🔥 Yandı buralar Meb’den Payaslı. Al işte çıkarttınız içimdeki kekoyu. Neyse, sonraki yazılarda görüşmek üzere! Önceki bölüm yorumu için buraya tıklayın.