Daha 17 Sen Bize Ne Yaptın?

Daha 17 Sen Bize Ne Yaptın?

Haftalardır paylaştığımız ortak duygular malumunuz. Aras ve Demir’in hikayesi bütün ülkenin meselesi olmuş vaziyette ve ben bundan oldukça memnunum. (Her ne kadar gördükleri ilgi sebebiyle sürekli popüler dizilerimizin çekimlerinden spoiler görmekten bezmiş olsam da..) Diziyi, kendi gününde ama internette yayınlandığı an izliyorum ve Pazar gecelerim bu sebeple benim için çok özel.

O evrene girmeyi, bana hissettirdiklerini, durdurup birkaç dakikalık ağlama molaları vermeyi ve sonrasında saatlerce hakkında yazılar okumayı, editler izlemeyi, uyuyana kadar onları düşünmeyi aşırı seviyorum. Şaka değil, yetişkinliğinin bilmem kaçıncı yılında bir insan olarak uzun zaman sonra bir diziye karşı böyle heyecan duymak inanılmaz keyifli.

Her ne olursa olsun kardeşlik hikayeleri > aşk benim için çoğu zaman. Kaldı ki önümüzde İçerde, Çukur gibi efsane örnekler de var. Konunun potansiyelini biliyoruz yani. Ciğerimizden deşilmekten bi hal olacağını da. Neyse gelelim konumuza. Her bölümden sonra bu tarz bir yazı yazmaya niyetleniyorum ama bir şekilde erteleniyor sonra. Uğruna –hak edilmiş şekilde- kutlama yapılan bu bölüme kısmetmiş. :’)

Daha 17’nin en büyük şanslarından biri kardeşini arayan ana hikaye başrolünün Çağan Efe Ak olması. Hiç kimse kusura bakmasın, bu çocuk henüz 19 yaşında ve kıyaslandığı büyük isimlerden çok daha yetenekli. Yarın bir gün başka işlere seçildiğinde sırf yakışıklı diye olmadığını bileceğimiz kadar hem de. 🙂 Duyguları çok güzel yansıtıyor ve bazı mikro hareketleri, mimikleri HA Rİ KA.

Aras’ın acı çektiği her an ben ekran başında zaten perişan oluyorum, o cepte. Ama özellikle son bölümden bahsedecek olursak.. Saymakla bitiremeyeceğim kadar çok güzel/etkileyici sahne vardı. İlki tabii ki Helin Elveren’le karşılıklı döktürdükleri an. Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor. Çekiminden kurgusuna, özellikle müzik seçimlerine kadar emeği geçen kim varsa sonsuz teşekkürler ve tebrikler.

Bu sahnede ikilinin sarılmayışını garipseyenler olmuş ve bunu ship savaşlarının çıkaracağı kaostan korkan senaryo ekibine bağlamışlar. Ben aslında öyle yüksek, zor duyguların yaşandığı bir an olduğu için Aras’ın yalnız kalmasına müsaade eden Deniz gibi düşünmüştüm ama evet bahçeden daha çıkmadan önce bu gerçeği bilen birinin –hem de sevip değer verdiği yakın bir arkadaşı- olduğu rahatlamasıyla acısını sarılarak paylaşabilir, sonra da giderdi.. Neyse artık.

Bölüm boyu Aras’ın Teoman’ın peşinde dolaşması, onu göz hapsine alması, sürekli korumaya çalışması çok güzeldi. Hem duygusal hem komik anlar izledik. Deniz’lerin evdeki dörtlü sahne zaten inanılmaz şekerdi. Sıcacık. 🥺 Son bölümlerdeki iyileşme zaten bariz, kış dizileriyle yarışacağımız için vites mi attırdık yoksa bazı değişimler olumlu mu sonuç verdi, ya da ekibin Twitter’da okuyup dikkate aldığı eleştiriler mi işe yaradı bilmiyorum. Çok da önemli değil. Sonuç bize yaradı her halükarda. Gerçi ben hiçbir zaman en ufak şeyleri kafaya takıp sayıp söven bir izleyici olmadım, sosyal medyadaki kitlelerden de kasıtlı olarak uzak duruyorum seyir zevkime pürüzler kattıkları için ve bu kararımdan çok memnunum.

Hakan pisliğine katlanamıyorum. Şebnem’in de sürekli zırlamasından gına geldi, ciddi anlamda baydı yani. Teknik olarak daha çok ağlasın acı çeksin istiyorum tabi ama bizim gözümüze gözükmesin mümkünse. Hoşuma giden tek sahnesi Aras’la olan yüzleşmesiydi. Aras öyle güzel boyun eğmeyip kendinden emin bir şekilde kafa tuttu ki bu şeytana. Evladımmmmmm diye bağrıma basmak istedim..

Özlem ve Barış kısmı saçmaydı. Hep iyi olurlarsa sıradanlaşırlar sıkıcı olur diye mi böyle bir çatışma tercih edildi bilmiyorum ama Aras her şeyi saklamak yerine biraz bir şeyler söyleyerek ikna edebilirdi onları, böyle çok tatsız ve saçma oldu. Sonuçta biliyor onlara güvenebileceğini.

Daha söyleyeceğim çok şey var ama fazla uzatmak istemiyorum. O konuları başka yazılara öteleyip bölümün sonuna geleyim. Arkadaşlar açıkçası ben çok korkuyorum ya.. Ölüm lafı geçtikçe malum teori aklıma geliyor ve asla ama asla gerçekleşmesini istemiyorum. Kötülerin affedilmeyip cezalandırıldığı, iyilerinse nihayet onca şeyden sonra hakkı olan mutluluğa ulaştıkları bir son diliyorum. Umarım bu çocukları üzüldüğü bir final tercihi yapmazlar. Neyse şimdilik finali falan boşverelim, senaryonun bozulmadan ilerlediği nice bölümlerimiz olsunn! 🥳

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!