Gerçekten çok güzeldi! Hazırlandığı ve yayınlandığı dönemde çok ses getiren, televizyonda yayınlanmasına rağmen mini dizi olarak izlediğimiz ve ülke genelinde büyük beğeni toplayan Börü’yü yeni izleme fırsatı buldum. Şimdiyse biraz bahsetmek istiyorum.

Ülkenin yakın geçmişteki en önemli gündemlerinden birini konuları arasına alıp işleyen Börü, hem bu sebeple, hem de bazı özellikleriyle diğer yapımlardan ayrılmasıyla, çok konuşuldu ve çok takdir gördü. Sıradan bir asker/polis dizisi değil. Kritik mevzuları alıp, gerçekçi bir üslupla izleyiciye sunmaya çalışıyor. Toplamda 6 bölümden oluşuyor ve bölümler yaklaşık bir buçuk saat uzunluğunda, anlayacağınız üzere Börü tek güne rahatlıkla sığan bir iş.

İzlemeye ilk başladığımda biraz yadırgadım ve alışmam üçüncü bölümü buldu diyebilirim. Başta dizinin garip atmosferi ve repliklerdeki, oyunculuklardaki yapaylıklar beni rahatsız ediyordu ancak bu etki zamanla azaldı. İlk bölümlerde bana pek bir anlam ifade etmeyen, hatta isimlerini bile karıştırdığım karakterleri daha sonra nasıl benimseyip sevdiğime kendim bile şaşırdım.

Dizide “Kaya” karakterini canlandıran Serkan Çayoğlu’nun en sevdiğim rolü bu oldu. Hem performans hem de hikaye açısından. Zaten dizinin kilit noktalarından biri onun yaşadığı olay olduğu için, sahneler dikkatle yazılmış. Murat, Kemal, Turan karakterlerini çok sevdim. Asena’yı ilk baş tam sahiplenemediğimi itiraf edeyim.

Dizide IŞİD’e, dış ülkelerin bağlantı ve planlarına yer vermeleri de güzeldi. Biraz alakasız kaçacak ama ufak bir parantezle, ekibin 180 IQ’lu üyesini canlandıran sevgili Murat Arkın’ın İngilizce’sine bayıldığımı da belirteyim. O ne güzel sahneydi öyle.. Karşısındaki oyuncuyla birlikte gerçekten etkileyici bir kısım sundular bize.

Börü’nün en güzel taraflarından biri kesinlikle müzikleriydi. Tema olarak kullanılan birkaç aksiyon gerilim tınısından bahsetmiyorum. Mühim anlarda verilen, duyguları daha da yüklü hale getiren Türk marşlarının sözsüz, enstrümental halleri ve elbette Barış Manço’dan Gülpembe. Dünyadaki en hassas, kutsal konulardan biri olan “vatan” meselesini işlerken, yaptıkları en doğru şeylerden biri olmuş bu melodilere yer vermek. Genel anlamda, çatışma veya operasyon sahnelerine fazla müzik koymamışlar. Bunu başta biraz yadırgasam da sonra hiç rahatsız etmedi. O boşluk, çok daha anlamlı şekilde dolduruluyordu çünkü.

Dizinin ilk bölümleri biraz durgun ve hafif, dolayısıyla biraz kasvetli havası sebebiyle de diğerleri kadar ilgi çekici olmayabiliyor ama bu kendini izlettirmiyor anlamında değil. Gayet izletiyor, hareketsiz sahneleri bile merakla bekliyorsunuz. Zaten sonrasında heyecanın dozu arttığından, devamına söylenecek söz yok. Bölüm sayısının kısa olması güzel, herkes gibi ben de eğer uzasaydı bozulabileceğinden endişe ediyordum ama 6 da bana biraz yetmedi gibi oldu açıkçası :’) birkaç bölüm daha uzasaydı, mesela 10’da bitseydi de hoş olurdu.

Çekimleri güzeldi, çok ekstrem şeylerle karşılaşmasam da sık sık yer verilen simetrik açılar ve dizinin başladığı saldırı sahnesi baya hoşuma gitti. Hoşuma gitmeyen bir şey ise, dizinin argoyu fazlaca kullanmasıydı. Bu dilin ve tarzın hayatın gerçekleri arasında olduğunun elbette farkındayım ama konusu gereği çoğunluğun ailesiyle hep birlikte izlemeyi tercih edeceği bir iş olan Börü’nün “erkek ortamı” diye adlandırılan polis merkezi, karakol, karargah gibi yerlerde doğallığı temsil eden başka şeylerle de yetinebilmesini, o hissi buram buram küfürle vermemesini tercih ederdim.

Gidişatta verilen sahnelerle desteklenen ve sonlara doğru iyice netleşen “ihanet” konusu başarılıydı. Tabii ki kısıtlı süre sebebiyle her detay uzun uzun, genişçe anlatılmamış ama zaten bildiğimiz, hakim olduğumuz bir şey olduğu için bu kadarı da yeterliydi. Sembolik olarak geçmeleri en mantıklısı zaten. Dizinin, bu konuyu ele almasına rağmen, bölümleri tamamen buna boğmaması, dakika başı konuya dair kavramlarla, duymaktan sıkılacağımız terimlerle üstümüze gelmemesi de güzeldi.

Börü sömürüye çok açık bir türde olmasına rağmen, her şeyi dozunda yapmışlar. Açıkça takdiri hak ediyor. 7/24 şairane cümleler kurmak yerine, çoğunlukla karakterler uygun yer ve zamanlarda konuşuyorlar meseleler hakkında. Ayrıca, güzel bir amaca ve mesaja hizmet ettiğinden, tüm eksik yönler veya hataların gözardı edilebileceğini de düşünüyorum zaten. Dizinin her bölümünde de söylendiği gibi;

Devam niteliğindeki filme gelecek olursam, yorumlarda neredeyse herkesin yaptığı olumsuz yorumların aksine, bence iyiydi. Bazı eksikleri vardı ama söylendiği kadar kötü değildi, biraz haksızlık edilmiş. Heyecanlı, akıcıydı.

EMEKLERE SAĞLIK.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz