Aşıklar Bayramı Film Eleştirisi | Bu İsimlere Bu Hikaye

Her zaman her koşulda saz çalıp türkü söyleyen sürreal bir tarikatı konu alıyor bu film deselerdi, daha iyi olurdu bence. Eğer izlemediyseniz bence asla izlemeyin demek için yazıyorum bu filmi. Tabii eğer her türlü kurguyu görüp değerlendirmek, tatmak gibi özel bir takıntınız varsa ona bir şey diyemem.

Oğluna gösterdiği tek şefkat kırıntısı onun haberi olmadan eski bir fotoğrafını kasketinde taşımak olan ve mahlası “Heves”in hakkını veren, o yaşına rağmen arzu dolu halinden (!) bir şey kaybetmemiş pek saygıdeğer bir türkücünün hikayesini anlatıyor film. Hem cringe festivali, hem de izleyiciyi sıkıntıdan öldürme potansiyeli var.

Bütün sahneler kopuk, senaryo desem yok. İki üç unsurla ortaya bir şey çıkarmaya çalışmışlar ama çok bariz şekilde olmamış. Anlamsız ve vakit kaybıydı kısaca. Ve bu söylediklerimin benim veya filmi beğenmeyen başkalarının bireysel entelektüel eksikliklerinden kaynaklı olmadığını garanti ederim size.

Ne keyif ne de başka bir şey katmıyor Aşıklar Bayramı seyircisine. Eğer aranızda Kıvanç Tatlıtuğ’u yer sofrasında oturarak hapur hupu yemek yerken görmek isteyen falan varsa bakabilir. Emeğe saygıdan 2/10 puan verilir. Dediğim gibi elle tutulur hiçbir şey yok. Meraktan bitirmek istedim, bağlanacağı yeri de görmek adına ama hayalkırıklığı. Bitirmesem de olurmuş.

Uyarlama oluşu da bu kadar başarısız olmasına bir gerekçe değil benim gözümde. Kitap çok harika da olabilir bilemiyorum okumadım, film kadar can sıkıcı da olabilir olay örgüsü açısından. Neticede başka seçimler yapılabilirdi. Birçok açıdan. Hem bu film özelinde, hem de direkt uyarlanacak eser hakkında. 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!