TARİHİ DİZİYE TARİHİ YORUM

Tarihi dizi müdavimlerinin merakla beklediği Alparslan Büyük Selçuklu dizisi ikinci sezonuyla geri döndü. 19 Eylül akşamı yayınlanan ilk bölümü izledim ve ilgilileriyle hasbihâle geldim.

Geçtiğimiz sezon Vaspurakan’ın fethi ile ekranlara veda eden dizi, ikinci sezonun ilk bölümünde bizi yeni bir fetih hikâyesiyle karşıladı. Buna göre yeni sezonda Alparslan’ın tarihe kazınan bir komutan olması yolundaki en önemli fetihlerinden biri olan ve ona “Ebu’l Feth” yani “Fethin Babası” unvanını getirecek olan Ani Kalesi fethi işlenecek.

Tarihte bu fetih, babası Çağrı beyin ölümünü takiben Sultan Tuğrul Bey’in vefatı sonrası girişilen taht mücadelelerini kazanan Alparslan’ın; Büyük Selçukluların başkenti olan Rey’e ulaşıp adına para bastırmasından ve “Sultan Alparslan” olmasından kısa bir süre sonra gerçekleşiyor. Yani esasında bu yıllarda Seferiye Hatunla hem evli hem de oğlu Melikşah, bu sefere katılacak ve düşmanla çarpışacak kadar büyük. Fakat anladık ki kurgu hikâyemiz böyle akmayacak. Çünkü kendisiyle ilgili pek bilgi kalmasa da “devletli bir hatun” olduğu bilinen Seferiye Hatun karakteri hikâyeye ancak dâhil oldu. Karakterin hikâyesinin ana hikâyeye eklemlenmesini sağlayan yeni anlatıdan çok memnun kaldım. Buna ilaveten yeni yüzler görmek de beni heyecanlandırdı.

O yeni yüzlerden en önemlileri: Seferiye Hatun karakterini canlandıran Kayra Zabcı ve babası Arslan Yusuf karakterine hayat veren Umut Karadağ.

Söylediğim gibi esasında Seferiye Hatun ile ilgili bilgiler çok sınırlı. Babasının adı ve Karahanlılardan olup olmadığı bilinmiyor. Fakat senaryoda Türk devletleri arasındaki mücadeleler o kadar güzel işlenmiş, ince ince replikler arasına öyle güzel serpiştirilmiş ki en nihayetinde ortaya çıkan kurgu keyifle izlenecek bir hâl almış.

Kayra Zabcı’nın performansına geçmeden önce Umut Karadağ’ın performansından söz etmek istiyorum. Aslında oynadığı her rolde çok keyifli bir seyir sunan Umut Karadağ, Halka dizisinde canlandırdığı İskender karakteriyle akıllara daha da net kazınmıştı. “İskender” incelikle işlenmiş dişil bir karakterdi. Umut Karadağ’ın oyunculuğuyla da büyüdükçe büyümüştü. Alparslan Büyük Selçuklu’nun yeni hikâyesinde hayat verdiği Arslan Yusuf da bir o kadar ince işlenmiş, esnek bir karakter olacak gibi hissediyorum. Bunun sebebi Akli Film’in aldığı başarılı danışmanlık.

Arslan Yusuf karakterine ilişkin fikirlerimi şekillendiren yukarıdaki karakter tanıtımı oldu. Zira videoda tarih meraklılarının muhakkak dikkatini çeken ufacık bir kelime var: “Afrasiyapoğlu.” Bu ifade senaryo oluşturulurken tarih konusunda detaylı danışmanlık alındığını gösteriyor; çünkü bu, çok detay bir kullanım. Şöyle açıklayayım: Gazneliler devletinde yaşamış olan Firdevsi’nin yazıp Gazneli Mahmud’a sunduğu Şeyhname isimli eserinde İslam öncesi Türk boylarından da söz edilir. O boylardan biri olan İskitler’in meşhur yöneticisi Alper Tunga’nın adı, bu eserde “Afresiyap” olarak geçer. Zira İskitler’in tarihe kazınan isimlerinden biri de “Afresiyapoğulları”dır. Bir Türk-İslam devleti olan Karahanlılar da kendi soylarını İslam öncesi Türk boylarından olan İskitler’e dayandırır ve kendilerine “Afresiyapoğulları” der. Bu tarihi kabulleri hafife almayın! Çünkü bunlar tarih sahnesinde “meşruiyetin” simgesidir.

Yeni sezon hikâyesinde kendi soyu olan Karahanlılar’a isyan eden Arslan Yusuf, Türklerin İslam öncesi ve sonrası yüzyıllar boyunca iktidarlarını dayandırdıkları “Kut”un kendisinde olduğunu iddia ediyor ve iddiasına meşruiyet kazandıracağını düşündüğü haklılığının yanında bunu destekleyecek sıfatlar da kullanıyor. Neresinden bakarsanız bakın incelikli bir hikâye ve karakter çalışmasıdır bu!

Tarihi akışa pek uymasa da geçen sezon fethi canlandırılan Vaspurakan, günümüzde Van gölü çevresinde kurulu bir şehir devletidir. Bu sezon fethi işlenecek olan Ani ise Kars’ta, Ermenistan sınırında bir bölgedir. Coğrafi olarak Vaspurakan’a birkaç günlük mesafede bulunan bölge, hikâyemizde Bizans’ın sınır şehirlerinden biri olarak anılıyor. Tarihte de bu misyonla Ermeni ve Gürcü tekfurlar tarafından yönetilen Ani Kalesi’ni bu sezon Tekfur Grigor’un yönetiminde izleyeceğiz.

Tekfur rolünde Serhat Tutumluer ve tekfurun oğlu Alexander’ı canlandıran Bora Cengiz de yeni sezona dâhil olan oyunculardan. Her ikisi de izlemesi çok keyifli oyunculuklara sahip. Serhat Tutumluer canlandırdığı rolde devleşen oyuncularımızdan biri. Bilenler bilir taa Sahra’dan beri tutkunları vardır. 🙂

Bu sezon dikkat çeken karakterlerden biri de Tuğrul ve Çağrı Beylerin anne bir kardeşleri olan İbrahim Yinal karakteri olacak. İbrahim Yinal ve kardeşi Erbasgan geçen sezon dizide yer almasına rağmen hikayeleri bu sezonda öne çıkacak. İbrahim Yinal, tarihi açıdan önemli bir isim. Büyük Selçuklu’nun Gazneliler’i yenerek kesin olarak kurulduğu 1040 Dandanakan Savaşında da Anadolu’ya yapılan akınlarda da ilk Türk-Bizans savaşı olan Pasinler Savaşı’nda da onun adı vardır. İlk isyanı öncesindeki başarıları neticesinde Azerbaycan valisi olan Yinal, isyan edip affedilmesinin ardından Musul’a atanıyor. Burada da isyan eden Yinal, Tuğrul Bey tarafından yenilgiye uğratılıyor.

Dizinin yeni sezonunda İbrahim Yinal’ı Musul valisi olarak görüyoruz. Elinde tuttuğu topraklarda demir madeni çıkaran Yinal’ın Alparslan ve iktidarına karşı mücadelesini izleyeceğiz.

Yukarıda da söylediğim gibi Türkler arasındaki iç mücadeleler o kadar iyi yansıtılıyor ve tarihi kavramlar o kadar başarılı şekilde kullanılıyor ki Akli Film, hali hazırda ekranlara tarihi dizi üreten diğer yapımlardan net bir şekilde sıyrılıyor. Buna örnek olacak repliklerden biri İbrahim Yinal, Alparslan ve Çağrı Bey arasında gerçekleşiyor.

Yukarıdaki videoda İbrahim Yinal karakterinin “Mikailoğulları” diye kast ettiği kişiler Çağrı Bey ve çocukları. Çünkü Çağrı ve Tuğrul Beyler, Oğuzlar’ın Kınık boyundan Selçuklu devletinin kurucusu ve ilk hükümdarı Selçuk Bey’in oğullarından biri olan Mikail’in oğullarıdır. Mikail Bey’in ölmesi üzerine anneleri, eşinin kardeşi olan Selçuk Bey’in diğer oğlu Yusuf Yinal ile evlenir ve İbrahim Yinal doğar. Yani bu sahnede karakterler birbirlerine babalarının isimleriyle sesleniyor.

Yine sahnenin devamında Çağrı Bey, İbrahim Yinal’a “Sen Sultan buyruğu nedir bilmez misin?” diye soruyor. İbrahim Yinal da “Sultan’ın buyruğunu çiğneyip Gazne’ye giren Çağrı Bey mi söyler bunu?” diye çıkışıyor. Doğrudur.

Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular çağdaş devletlerdir. Çağrı Bey, Anadolu’ya yaptığı bir yelme (akın) sırasında Mâverâünnehir’den hareket edip, bölgedeki valiye rağmen Gazneliler’in hâkimiyetinde bulunan Horasan’ın içinden geçmiş ve Irâk-ı Acem olarak bilinen İran Irak’ına (yani İran’ın kuzeybatı bölgesine) girmiştir. O sırada meşhur Hindistan seferlerinden birinde olan Gazneli Mahmud olayı duyduktan sonra valisini sigaya çekmiştir. Yine aynı tarihlerde Karahanlılardan Ali Tegin ile çetin bir mücadele içindedirler.

Coğrafi olarak birbirine yakın bölgelerde bulunan bu üç Türk devleti arasında gizli ittifaklar ve sert savaşlar yaşanmıştır. İşte tam bu noktada hikâyedeki kurgu devreye girer. Hikâyemize göre Karahanlı soyundan olan Alp Tegin, bu sert savaşlardan birine oğlu Arslan Yusuf ile katılmış ve İbrahim Yinal’ın babası Yusuf Yinal’ı öldürmüştür. Yani İbrahim Yinal kan hakkını istemektedir ve aslında anlatılan yüzyılda bunun hem dini hem kültürel meşruiyeti vardır. Fakat Bizans’ın üzerine gidip Anadolu’da yurt edinmek isteyen Sultan Tuğrul Bey, bu husumeti bir evlilikle sonlandırıp, Anadolu seferine giderken arkada bir düşman bırakmak istemez ve bir evlilik hükmü verir.

Özetle Seferiye Hatun artık sahnededir.

Akli Film’in tarihi projelerinde çok başarılı bir casting çalışması yaptığını düşünüyorum. Genel olarak kıyıda köşede kalmış, yüzü eskimemiş veya tiyatro kökenli oyuncuları bulup; adeta cımbızla seçerek hikâyeye dâhil ediyorlar. Şu ana kadar saydığım isimlerin yanı sıra İbrahim Yinal ve kardeşi Erbasgan karakterlerini canlandıran Uygar Özçelik ve Ferit Kaya da böyle oyunculardan.

Yeni sezon başlamadan önce Seferiye karakterine hayat veren Kayra Zabcı’nın performansını çok merak ediyordum. Hele de geçen sezon kadın başrol olarak Fahriye Evcen’i izlemişken… Bu noktada projede çok doğru bir adım atılmış. Yeni gelecek kadın başrolün hem canlandırdığı karakter hem oyunculuk açısından seyirciler tarafından Fahriye Evcen ve Akça karakteriyle kıyaslanmaması için çok farklı bir imaj çizilmiş: Sert, başına buyruk ve üzerinde gençlik cesareti taşıyan bir Seferiye. Akça gibi kadınsı ve kırılgan değil. Soğuk, mesafeli ve babasının yaktığı isyan ateşinin peşine düşmüş bir genç kadın.

Bölüm boyunca Seferiye’nin ele avuca sığmaz hallerini izledik. Bir an durup, düşünüp “Acaba hata mı yapıyorum?” diye sormayan; kâh elindeki orduyla Alparslan’ın üzerine yürümek isteyen; kâh onu almaya gelen eşkıyaya hiç düşünmeden kılıç çeken; kâh daha dün kaçırılmışken bugün tek başına atla dolaşmaya çıkan bir Seferiye Hatun 🙂

Karakterin bu pervasız, bu cesur –hatta bazen cahil cesareti diyebileceğimiz– halleri çok yerinde yansıtılmış. Bu nedenle genç bir oyuncu tercih edilmesi de yerinde olmuş. Hikâyenin geçtiği yüzyılda siyaseten evlilikler ve bu yaş farkları normal olsa da Barış Arduç’un karşısında bu kadar genç bir oyuncu nasıl olacaktı, Seferiye ve Alparslan’ın yoldaşlığı bize geçer miydi, diye düşünüyordum. Ne yalan söyleyeyim sırıtmadı bile! Hatta bölümler geçtikçe daha da oturacak gibi.

Kayra Zabcı, benim için ilk etapta “harika” diyebileceğim bir oyuncu değildi ama Akli Film’in oyuncu tercihlerine o kadar güveniyorum ki “bir bildikleri vardır” diyerek izledim ve buldum. Zabcı, Seferiye Hatun’un mesafeli karakterini çok iyi oynamış. Üstelik sesindeki pus da karakterin büyüsünü artırıyor.

İki sahnede Seferiye’nin kim olduğunu ve bu rolde neden Kayra Zabcı’nın oynadığını anlıyorsunuz. O sahnelerden ilki, kendisini kaçıran eşkıya ile savaşırken “Beni esir etmek kimin haddine!” dediği sahne. Bir diğeri ise son sahnede Alparslan ile arasında geçen diyalog. Şöyle bırakayım:

Soğuk, öfkeli, mesafeli, hafif kibirli ama bunun yanında sinsi değil saf, sarih, açık bir düşman.

Genelde bu tarz “nefretle başlayan aşklar” temalı işlerde ikilinin birbirinden nefret ettiği dönemde kadın karakterin “naz yaptığı” bir hava yaratılır. Ama ben bu sahnelerin hiçbirinde böyle bir şey sezmedim. Seferiye gerçekten içinden geldiği gibi davranan fazla doğal bir karakter ve anladığım kadarıyla Kayra Zabcı bunu çok iyi yansıtıyor ve daha da iyi yansıtacak.

O KADAR ÖVDÜK BİR DE ELEŞTİRELİM 🙂

Geçen sezondaki kuyuya ip sarkıtıp Akça’yı çıkarmak yerine belki 100 kiloluk savaşçı, iri yarı, kaslı Alparslan’ın kuyuya inmesi ve zavallı ata bir kişi yerine iki kişiyi çektirmesi unutulur gibi değildi. Üzgünüm ama bu bölümde de benzer bir mantık hatası yapılmış. Eşkıyaların elinden kaçan Seferiye’nin ellerinin bağlandığı ipi kestikten sonra üzerindeki attan atlayıp koşması nasıl bir fikir! Kimse mi “Olur mu canım öyle şey! Atla kaçsın. Atı bırakmak nasıl bir mantık?” diye sormadı.

Neyse ki hikâyenin heyecanlı akışı unutturdu ama nasıl böyle mantık hataları yapılabiliyor anlayamıyorum.

TAVAF SAHNESİ

Bir de hatırlatma yaparak yazıyı bitirmek istiyorum.

Alparslan Büyük Selçuklu ikinci sezon ilk bölümü bir tavaf sahnesiyle açılıyor. Sahnede Alparslan’ı ihrama sarılı halde Kâbe’nin etrafını tavaf ederken izliyoruz. Sahne her anıyla bana Hz. Ömer dizisini hatırlattı. İzleyenler bilir, o dizinin de aynen bu şekilde bir açılış sekansı vardı. “Lebbeyk…” nidaları eşliğinde akıllara kazınan bir sahneydi. Alparslan’daki sahne de gayet güzeldi. Fakat çok benzer geldi. Hoş ne kadar farklı olabilirdi ki neticede tavaf nasıl yapılacağı belli bir ibadet.

Ayrıca Barış Arduç’a giydirilen ihram da çok doğru bağlanmıştı. Daha önce tarihi dizilerde basit bir namaz sahnesinde dahi yere bakmak yerine dimdik karşıya bakan oyuncular gördük. Böyle olunca sahnelerin inandırıcılığı ortadan kalkıyor. Fakat Akli Filmin tarihi dizilerinde bu tarz şeyler tam yapılıyor. Sebebi doğru danışmanlık almak olsa gerek.

BARIŞ ARDUÇ’A KOCA BİR ALKIŞ

Barış Arduç’un üzerine oturmuş Alparslan sakinliğine de bayıldığımı söylemeliyim. Bu hâl ve tavır karakteri sırtlanan oyuncuya bir süre sonra geliyor. Diriliş Ertuğrul’da da Engin Altan Düzyatan’ın tam olarak artık karakteri giydiği sezon üçüncü sezondu. Yine Muhteşem Yüzyıl’da Halit Ergenç, ilk sezonun sonunda artık tüm tavrı, tüm hâliyle Sultan Süleyman’ın kendisi olmuştu. Barış Arduç’un üzerinde de bu sezon o hâli gördüm. Çok ufak mimikler, çok sakin repliklerle artık kendini tam olarak bilen bir Alparslan izliyoruz. Karakteri öyle bir büyütüyor ki. İzlemesi inanılmaz keyifli

Oyuncuları, yapımı, yönetmeni ve tüm set çalışanlarını ortaya çıkan bu kaliteli iş nedeniyle tebrik ediyorum. Yeni bölümlerde görüşmek üzere.

@meftungeldim

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz