Bugün canımız, kıymetlimiz, bir tanecik annelerimizin günü. Günün anlam ve önemine binaen sizler için dizilerimizden akıllarda kalan bazı annelerimizden bahsettim. O halde buyurun okumaya.

ÇOCUKLAR DUYMASIN-MELTEM ÇETİNOĞLU

Biliyorsunuz ki Çetinoğlu ailesiyle yıllardır iç içeyiz. Bu aileyi ayakta tutan güzel bir annemiz var tabii ki, Bayan Personel Müdürü Meltem. Meltem’i duygusal, gayet zarif, güzel olduğu kadar bir o kadar da bilgili, çocuklarının hayatı için sürekli çabalayan bir kadın olarak uzun zamandır televizyonda hayranlıkla izledik. Modern olan tarzına bayıldık. Kariyer sahibi, idealleri olan, tabuları yıkmaya çalışan bir anne ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın olarak kendisini takdir ettik. Çocuklarını yargılamadan dinleyen, onların kararlarına saygı duyan bu annemizi televizyonda görmekten mutluluk duyuyoruz.

ANNE-ZEYNEP GÜNEŞ

Zeynep’in bir kız çocuğunun biyolojik annesi olmadan ona nasıl kol kanat gerdiğini, onu nasıl sahiplendiğini dizinin yayınlanan tüm bölümleri boyunca ağlaya ağlaya izlemiştik. Turna’ya gerçek bir anne olmuş, onu mutlu etmiş, onun hayatını değiştirmişti. Hiç hesapta yokken birden anne olan genç bir kadının çırpınışını Cansu Dere bize çok güzel yansıtmıştı. Bizler de evlatlık edinen bir annenin gerçek bir anneden hiçbir farkının olmadığını derinden hissederek izlemiştik.

SEKSENLER-RUKİYE ÖZDEMİR

Memleketimizin annelerini en iyi anlatan karakterlerden birisiydi bence. Çocuklarının yaşları gelince hayırlı bir kısmetle evlenmelerini bekleyen, iyi arkadaşlıklar kurmalarını isteyen, çocuklarını sigortalı bir işe girmeleri için tembihleyen tam bir Türk annesi. Ailesinin huzuru için her şeyi yapabilecek bir annemizdi, Rukiye. Sadece üç çocuğuna karşı annelik yapmakla kalmıyor çevresine de anaç duygularıyla yaklaşıyordu, mahalle sakinleri tarafından çok saygı duyulan bir kadındı. Rukiye’yi bu denli sevmemizin nedeni belki de gerçekten bize annemizi hatırlattığından dolayıydı.

AŞK-I MEMNU-FİRDEVS YÖREOĞLU

Her anne içten, sıcak, samimi olacak değil tabii ki, Firdevs Hanımcığımız bize bir annenin ne kadar havalı, iddialı olabileceğini, gösterişi ne kadar sevebileceğini göstermişti. Bu annemizin hataları bile vardı, asla kusursuz değildi. Ama yine de Peyker ve Bihter için her şeyi boş vererek hayatını yaşayamamış, kızlarını yarı yolda bırakarak terk edip gitmemişti. “Aptallık etme, sen Bihter Ziyagil’sin.” diyerek Bihter’in evliliğinin yıkılmaması için Bihter’den daha çok çaba gösteren koca yürekli bir anneydi.

AVRUPA YAKASI-İFFET SÜTÇÜOĞLU

İfo’muz da şahsına münhasır bir karakterdi. Temizlik hastalığı olan, sürekli evini çekip çeviren, elinin lezzetiyle tanınan ve asla tariflerini kimseyle paylaşmayan (kızıyla bile), kocasına aşık, farklı tarzıyla dikkat çeken, kendisini mükemmel bulan biriydi. Klasik bir anne olarak çocuklarının kendilerine layık insanlarla evlenip mutlu olmalarını istiyor, başarılarıyla gurur duyuyordu. Kocası Tahsin, en yakın arkadaşıydı. Kocasının tansiyonunun fırlamamasını istediğinden ailedeki birtakım problemlerin duyulmaması için çabalıyordu. “Ay Tahsin geliyorlar soldan soldan.” repliği yıllar geçse de hala aklımızda.

Bütün annelerimizin, anne adaylarının, anne gibi hissedenlerin, anne olmak isteyenlerin, yeri geldiğinde annelik yapan herkesin, günü kutlu olsun! Hayatımıza varlığınızla renk kattığınız için minnettarız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz