Yeraltı 20. Bölüm Yorumu
Uzun zamandır bu dizi hakkında konuşmuyordum, artık zamanı geldi. Bence bu bölüm güzel bir bölümdü öncelikle, en azından fena değildi başka bölümlere kıyasla. İnsanların, sürekli beklentilerinin karşılanmamasından doğan bir yılgınlıkları ve önyargıları var anlıyorum, ama biraz objektif olmak lazım. Şimdi adım adım gidelim.
Rüzgar’ın babasına olan tepkisi çok yetersizdi. Daha öfkeli olmasını, daha çok şey söylemesini beklerdim. Sultan’ın Haydar Ali’ye olan tutumu çok haklıydı. Her ne kadar zoraki başladığı bu ilişkiye kısa süre içinde adapte olup Haydar Ali’den sevdiğim adam diye bahsetmesini garipsesem de, hem aralarında duygusal bağ kurabilecekleri anlar oldu, hem de Haydar Ali, Sultan’ın ona kalbinde yer vermesini sağlayacak hamleler yapıp teşvik etti. Başlardaki gibi mesafeli durmadı yani. Salak çocuk.

Tabi kesinlikle anlamadığım bir şey var, o da Sultan’ın çocuk yapalım demesi jdwejdwk. Yani okey Melek’in ağzından seyirciye açıklama yapılmış “Sultan bunu zaten istiyordu” bla bla ama onca hengamenin içinde, daha doğru dürüst baş başa vakit bile geçirememişken (malum balayaına gidemediler, saldırılar falan) bu neyin acelesi?
Bozo’nun “kimsenin hayatında benden daha önemli biri olamaz” mottosunu bu bölüm sıkça tekrarlaması, Gülsüm’e ana yerine hanım diyecek kadar ileri gitmesi rahatsız edici (bencillik ve nankörlük seviyesine şokkk) ama sanırım doğru bi hamleydi. Karakteri sevmemiz, ona sempati duymamız gerekmiyor. Adam suç dünyasından önemli bir isim. Bu şekilde iticileştirilmesi baştaki imajına da daha uygun. Zaten sağlıklı bir zihin yapısı yok.
Derya’nın girdiği tripler çok rahatsız ediciydi. Geçmişte ne yaşamış olursa olsun şu an Ceylan’la Bozo’nun ilişkisinde açık araması, imalı konuşmaları falan. Belli ki bu karaktere böyle bir misyon yükleyecekler. Ceylan’la Ali arasındaki anlayacak teorileri var. Ama sen zor bir durumdayken tüm geçmişine rağmen seni evine kabul eden bir kadın var ortada. Ona meydan okumak ne kadar çirkin ya. Ha Ceylan da aşırı etikliğiyle bilinen bi karakter değil tabiki wkldjlkd. Yine de bu Derya’yı aklamıyor.

Belki önemsiz bir detay ama söylemeden geçemicem. Yıldız’dan taksit taksit çay istedikleri sahne hiç komik değildi. Peşpeşe yerinden kaldırıyolar anlamsız anlamsız. Saçı çok güzel olmuş ama oyuncumuzun, baya yakışmış. Neyse, gelelim istihbarat teşkilatına. Haydar Ali’nin dakka başı orda toplantı yapması ne alaka abi? 😊 Bu adam aşırı dikkatli zar zor gitmiyor muydu oraya. Biraz güven kazandı aileye girdi diye bu kadaaar gevşemesi hiç mantıklı gelmedi bana. Zırt pırt gidiyor resmen. Onlarla diyalogda olması güzel, ama görüşme sıklığı değil. Başka yollar bulunabilir. Riskli haberleşmeler vs görebiliriz mesela hem heyecan da olur.
Rüstem karakterini beğendim. Özellikle Rüzgar’ın evindeki tavrı seyir zevki anlamında baya keyifliydi. Hem dış görünüşü, hem konuşma şekli de iyi hazırlanmış. Ekibi ve oyuncuyu tebrik ederim. Diziye yakışan sahneler.

Ceylan’ın Sultan’la olan sahnelerinden NEFRET ediyorum. Ona destek oluyor gibi gözükürken aslında Ali’yle olan ilişkisinin ne seviyede olduğunu öğrenmeye çalışması. Aralarında problem olunca içten içe sevinmesi falan aşırı rahatsız ediyor beni. Sultan’a da çok üzülüyorum. Ceylan ne yaşamış olursa olsun bi şekilde Bozo’yla evlenmiş ve başından beri hiç de yeterince mutsuz gözükmüyor malesef 🙂 Öyleyse bile bu hislerini, kıskançlığını, acısını bastırması ve Sultan’ı kendi çıkarı için iğrenç bir şekilde kullanmaması lazım üzgünüm.
Melek iyileşip kalbini açma ted talk’u yaptıktan sonra yeterli beyin hücresine sahip olmayan Paşa’nın aklına Çiğdem gelmesi koparttı jdslkdwjkdw. Bunları da yazacaksanız yazın, yazmayacaksanız Melek umutlanmasın artık daha fazla ya.

Son olarak, berber sahnesi -özellikle saldırı anında eğilip birbirlerini korumaları- tabiki güzeldi ama adamın ölmesine çok üzüldüm.. Rip.🙏 Başka yazılarda görüşmek üzere.


