Tozluyaka’dan bir #BerCem Geçti: Deniz Kızı ile Kayıp Bir Çocuk

Tozluyaka’nın ezber bozan çifti Berk ve Cemre’ye özel bir yazı yazmamak olmazdı… Neden mi ezber bozan? Kabul edelim Berk ve Cemre, ilk bakışta okulun serseri çocuğu ile masum ve popüler kızının klasik hikayesi gibi gösterdi kendini… Kız, okula sonradan gelen fakir ama gururlu gençte hayatının aşkını bulacak gibi yem atıldı seyirciye.

Sonra ise altından bambaşka bir hikaye çıktı. Zehirli ve tehlikeli bir hikaye ama bazen de bir o kadar hüzünlü olabilen deniz kızı ile kayıp bir çocuğun hikayesi… Sürekli darmaduman olduğumuz ama çektikleri acılarla güçlenen bir çiftin hikayesi oldu çıktı ”BerCem”.

İyi ki de böyle oldu! O klasik hikaye, evrildi çevrildi televizyonun seyir zevki en yüksek ikililerden birini doğurdu.

Bir kere ikisinin de öyle çok hatası var ki, biri diğerinden daha üstün diyemiyorsunuz. İkisinin de gözü kara. Cemre, hasta. Berk ise hastalıklı babası tarafından bir bakıma ”hasta” edilmiş bir genç. Kendi deyimiyle ”kayıp bir çocuk.”

Bana bu, birbirlerine karşı oyun oynarken sınır tanımayan yanları Chuck Bass ve Blair Waldorf ikilisini anımsatıyor. Onlar da dışarıdan bakınca toksik bir hikaye gibi görünebilir ancak birbirlerini en iyi onlar tamamlıyordu ve birbirinin halinden yine bir onlar anlıyordu. Chuck’ın babasından yediği darbelerde yanında Blair olurdu, Blair’in oyunlarını kimi harcaması gerekirse gereksin bir Chuck desteklerdi.

Berk ve Cemre, çocukluktan beri birbirinin aşkı. Öyle ki hayatlarına bazı dönemler başkaları girse de onlar hep sonunda birlikte olacak algısı var. Bu yüzden bazen birbirlerine bazen de başkalarına karşı tehlikeli oyunlar oynamaktan çekinmiyorlar. Onların heyecanı ve tutkusu da burada yatıyor. Berk’in, Cemre’ye ders vermek için Cemre’yi katil gibi hedef göstermesine deli gibi öfkelenirken, bir bakıyoruz ki Cemre gerçekten katil çıktığında da yanında olan tek kişi yine Berk.

Cemre, ”bu adamı babası bile sevmedi” diye Berk’ten öcünü almak istese de sonra bir bakıyoruz ”Seni ne kadar sevdiğimi hiçbir zaman anlayamadın” diyerek yine Berk’e aşkını içinde tutamayan da Cemre…

Kısacası, birbirinin hem yara bandı hem yarası olan bir BerCem geçti Tozluyaka’dan.

Unutamadığımız 5 #BerCem Sahnesi

Hadi, bırakalım biraz da replikler ve Ulvi Kahyaoğlu ile Ecem Çalhan‘ın hafızalara kazınan sahnelerdeki oyunculukları konuşsun..

“Sen ne yapmış olursan, her ne sebeple, her ne yapmış olursan ol ben seni arkamda bırakmam. Çünkü ben seni her şeyden, kendimden bile çok seviyorum Cemre.”

”Sen sevmek, sevilmek nedir hiç bilmiyorsun. Hatta o kadar bilmiyorsun ki seni ne kadar sevdiğimi hiçbir zaman anlamadın. Belki de seni seven ilk ve son kişiydim bu hayatta. Beni de kaybettin.”

”Bu hayatta benim senden daha çok sevdiğim hiç kimse, hiçbir şey yok. Sen benim iyi tarafımsın. Sen benden uzaklaştığın zaman, karanlığa düşüyorum.”

”Cemre, bırakamazsın beni. Şimdi olmaz. N’olur bak bana.”

“Berk, sevgilim sen elinden geleni yaptın. Biliyorum çok üzgünsün. Canın çok yanıyor ama iyi tarafından bak artık canımı yakamayacaklar.”

”O benim ilk aşkımdı. İlk ve son.”

”Ben Cemre’yi tanıyorum, biliyorum beni bırakıp gitmeyeceğini biliyorum. Bu hayatta bana ondan başka değer veren hiç kimsenin olmadığını biliyor. Ona ne kadar güvendiğimi biliyor. Bizim hikayemizin sonu böyle olamaz. Sana öfkelenmem için bana sebep ver, ben Cemre’ye kızmak istemiyorum…”

Bu noktada; BerCem çiftine mecburen hoşça kal diyoruz, Ulvi Kahyaoğlu ve Ecem Çalhan uyumuyla ise bir gün bir dijital projede görüşmek üzere diyelim!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Korunan İçerik!