Tatilde İzleyebileceğiniz İçinizi Isıtacak 5 Eski Yerli Dizi

Bazı diziler vardır, yayımlanmasının üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun her izlediğinizde içiniz sıcacık olur. Bu yazımda sizler için onlardan beş tanesini seçip anlattım. Eski diziler oldukları için genel olarak bölümleri şimdikilerden daha kısa, daha rahat izleniyor. Zaten hali hazırda su gibi akıp gittikleri için de keyifle izleyeceğinize eminim. Şimdiden iyi seyirler 🙂

1) GÜLBEYAZ

Canımın ta içidir Gülbeyaz. Bir yanda Karadeniz’in dik başlı ve bir o kadar da güzel kaptanı Gülbeyaz, öte yanda hayalleri memleketine büyük gelmiş gülümsemesi içimizi ısıtmış kaptanı Kadir… Karadeniz Gözlü ile İstanbulli’nin hikâyesi bu… Ailelerinin arasında ise yıllardır sebebi bilinmeyen bir kavga var. Aşklarına engel… Peki ya aşklarına engel olan şey aşkın ta kendisiyse?..

Gerçek aşkın varlığına, ömür boyu sevmeye hazır yüreklere iyi gelecek. Hâlâ yüreğimin en güzel yerinde hatıraları gizlidir. İzlemeyen ömür boyu eksik kalmaya mâhkumdur deyip öteki dizimize geçeyim 🙂

2) YEDİTEPE İSTANBUL

Genç ve güzel bir kadın düşünün. İsmi Olcay… O güne değin iyi bir eş ve anne olmaktan başka hiçbir şey yapmamış hayatında. Bir gün geliyor hem kocası hem de zenginlik içerisinde yaşadığı mutlu hayatı kayıp gidiyor avuçlarından. Yıkılma, vazgeçme şansı da yok üstelik. Onun için yeni bir hayat kurması gereken bir kızı var. En baştan öğreniyor yaşamayı. Sıcacık bir mahallede başlıyor yeni hayatına. Eskisi gibi kolay değil hiçbir şey ama sevgi en büyük dayanak değil midir insana?.. Yusuf var burada; en büyük hâyâli mahallenin romanını yazmak olan şair ruhlu mert yürekli bir adam. Ali var; hayatının en güzel yılları bir ideolojinin kurbanı olmuş, geçmişini kaybetmiş ama hâlâ öyle güzel bakıyor ki yüreğinizi avucunun içine koyasınız gelir. Havva Ana var; sevgisi ve şefkatiyle gönülleri sarar. Ve tabii bir de Ömer’imiz var; “Güzelliğini boyalarla örtmüşsün.” diyecek kadar güzel sever. Daha neler neler var da işte serde spoi vermeme sözü de var, iyisi mi siz izleyin de kendiniz görün 🙂

Yakınlarım bilir. “Ciğerimin köşesi” diye bahsederim bu diziden. Her bir repliği yüreğime işlemiştir çünkü. Bir hikâye kirletmeden, entrika rüzgarına kapılmadan nasıl anlatılır dersi verir. Sevgiyle harmanlanmıştır. Ayrıca şu an ekranlarda izlediğimiz çoğu başarılı oyuncunun ilk ünlü olduğu dizidir. Senaristi “Ali Ulvi Hünkar”a buradan kucak dolusu sevgiler…

3) FATMAGÜL’ÜN SUÇU NE?

Bir genç kızın ruhundaki en büyük yaranın o yaranın müsebbibi saydığı adam tarafından sarılması… Genç kızlığının heyecanını, hayallerinin en özel anını kaybetmiş olan Fatmagül yeniden sevebilecek mi? Genç bir kadının hukuki mücadelesini ve ruhundaki yaraya merhem olarak sevgiyi seçmesini anlatır hikâye… Umuttur, vazgeçmemektir. Zalimlere karşı sevginin savaşını izlemelisiniz. Belki bir gün biz de savaşırız he?

4) YEDİ GÜZEL ADAM

Kahramanmaraş Lisesi’nde aynı dönemde okuyan, edebiyatımıza ses veren yedi güzel adamın hikâyesi… Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Akif İnan, Erdem Bayazıt, Alaaddin Özdenören, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu “Yedi Güzel Adam” şiirinde buluşurlar. Her birinin ayrı bir hayatı, ayrı bir kaderi vardır. Onları birleştiren şey güzel yürekleri ve şiir, edebiyat tutkuları olmuştur. Dizide öyle güzel şiir yorumları var ki ne kadar zaman geçerse geçsin dönüp dönüp izliyor ve huzur buluyorum.

Uraz Kaygılaroğlu’nun canlandırdığı Erdem Bayazıt benim favorimdi. “Şiirle haksızlıklara cevap veren adam” diye ifade ediyor canlandırdığı şairi. Tok sesi ve yumuşacık bakışlarıyla en çok içime işleyen karakterdir. Sevenleri diziye doyamadı ama bazen tadında kalması da en güzeli diyor insan. Bu sayede her daim güzel hatırlanabiliyor. Günlük hayatın stresinden huzura sığınmak isteyenleri TRT ARŞİV’e bekleriz 🙂

5) ANALAR VE ANNELER

Zamanında kıymeti bilinmeyen dizilerden… Yapımcılığını Ay Yapım-Kerem Çatay’ın, müziklerini Toygar Işıklı’nın, senaristliğini ise Berkun Oya’nın üstlendiği bir diziden bahsediyoruz; e oyuncu kadrosu da malumunuz bu kadar kaliteliyken ekran yolculuğunun kısa sürmesi tamamen izleyicinin suçu. Hadi bir itirafcom yapalım, ben de dizinin fragmanları dönerken tutmaz bu diyerek izlemeyenlerdenim; bu yaz bölümleri art arda tek günde izledim ve zamanında diziye destek olmadığım için pişman oldum. Çekimler, replikler, oyunculuklar… Tanrım bir dizinin her sahnesinden mi kalite akar?..

İki genç kadının anneliği tek çocukta yaşaması… Biri kaybettim sanarken öteki buldum dediği an kaybeder. Hayatındaki tek güzel şey olan Mustafa’nın aşkı yerine oğlunun sevgisini koyar Kader. Yepyeni bir sayfa açacakken o içindeki küçücük umuda sığınır ve evladından vazgeçmez Zeliha. Kaybettiği yığınla şey sonrasında arkasında dağ gibi duracak birini armağan etmiştir ona hayat. Uzun sözün kısası sevgi kazanır arkadaşlar. Sevgi her daim kazanır. Çünkü sevgi paylaştıkça çoğalır. Dokuz bölümlük kısacık bir serüven sırf son beş dakikası için bile izlenmeye değer. Hayatımda izlediğim en iyi final sahnelerinden biriydi. Tüm diziyi izleyemem diyenler varsa en azından Okan Yalabık’ın devleştiği final tiradını izleyin derim. Bana kalsa hepsini izleyin de ekranların iyice çorak kalmış naiflik çölünde bulduğumuz vahaya sığınalım. 

 

Her izlediğimde yüreğimi ısıtan dizilerden beş tanesini paylaştım sizinle. Şüphesiz benim için en özelleri… Listede olmayan ve sizin her izlediğinizde içinizi ısıtan dizileri yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz. Ayrıca bu dizileri benim tavsiyemle ya da daha öncesinde izleyip sevmiş olan güzel insanları @tvperisi_ twitter hesabıma muhabbete beklerim. Güzel insanlarla daha nice güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Sevgiyle kalın ♥