tds_thumb_td_300x0
Yılbaşı Serisi : The Holiday

Serinin üçüncü yazısına hepiniz hoşgeldiniz.🎅 Hani “bu filmi herkes izlesin” dediğiniz filmler vardır ya, The Holiday tam da bu tepkiyi hak edecek bir iş bence. Hem neşeli atmosferi ve komedisiyle türünün hakkını veriyor hem de izleyiciye çok sıcak, aşırı tatlı bir hikaye sunuyor!

İki genç kadının aşkla imtihanı diyebileceğimiz bir konu seçimi var, farklı ülkelerdeki benzer üzüntülerin kesişmesi de diyebiliriz aslında. Bambaşka iki insan görüyoruz, ikisinden birine kendinizi daha yakın hissedebilirsiniz elbette ama emin olduğum tek bir şey varsa, o da ikisi için de mutlu olacağınız, onların yaşadıklarına onlarla birlikte sevineceğinizdir.

Az sayıda karakter dikkatimizin dağılmamasına yararken, olabilecekleri kestirebileceğimiz bir akış bizi karşılıyor. Yer yer hafif üzüldüğümüz yalan değil, ama vaktimiz genellikle sırıtmakla geçiyor.

Odaktaki iki güzel işlenmiş aşkın dışında, yüzümüzü güldüren başka detaylar da mevcut elbette. Film sektöründe ömrünü harcamış yaşlı bir senarist mesela, filmde en çok beğeneceğinize emin olduğum sahnelerden birinin başrolü konumunda. Neredeyse ağlayacaktım ben o an, tadı kaçmasın diye tam detayını veremiyorum. Ama ağlamak demişken, bu konuyla ilgili de çok güzel bir sahne olduğunun haberini vereyim.

Bu temadaki izlediğim filmler arasında, en sevdiğim oldu The Holiay. Belki de iyi bir zamana, keyifli bir güne denk gelmiştir bilmiyorum ama inanın o kadar keyif aldım ki. İzlerken iyi hissettiren, dönüp tekrar izleme ihtiyacı hissettirecek kadar soft bulduğum, izlemeyenlere izlemeleri için söyleyip duracağım bir iştir artık kendisi.

Yapım yılı 2006, imdb’si ise 6.9 ve kendisi Noel, Yılbaşı dönemlerinin vazgeçilmezleri arasında. Görüp görebileceğimiz en iç ısıtan, en soft yılbaşı kutlamalarından birine de ev sahipliği yapıyor ayrıca.

Eğer benim gibi izlemek için geç kalanlardan biriyseniz, belki şans vermek istersiniz. Güzel replikleriyle de kalbinizi kazanacak The Holiday, umarım ben ve çevremdekilere olduğu gibi sizlerin de yüzünü güldürür!

Yılbaşı Serisi | Serendipity

Kadere inanır mısınız? Peki tesadüflere.. Ruh eşlerini de sormalıydım sanırım. 2021’e sayılı günler kala başladığımız yeni serinin ilk konuğu 2001 yapımı Serendipity filmi. Koskoca bir yılı geride bıraktığımız ve bütün yorgunluklarımızla başbaşa kaldığımız bir ay Aralık. Ama aynı zamanda yeni umutların doğduğu, heyecanların başladığı da bir zaman dilimi. İnsanın sakinliğe, huzura ve canlılığa, ışıltılara ihtiyaç duyduğu bu dönemlerde yapılabilecek en güzel şeylerden biri de elbette film izlemek. Atmosferiyle insanı keyiflendiren Christmas temalılar ve bizi mucizelere inandıran yeni yıl hikayeleri..

İşte bunlardan söz edince ilk akla gelenlerden olan Serendipity, bir buçuk saatlik bir romantik komedi. Bir Noel zamanı rastlaşan iki insanın kavuşamadan ayrılmak zorunda kalması ve sonra tekrar buluşmasını konu ediyor. Gerçeklikten uzak bir hikayenin içinde izlediğimiz bu iki insan izlerken sizi hem güldürüyor hem de zaman zaman içinizi burkuyor. Hani bir şey içinizde ukte kalır ya, aynı o hissi tadıyorsunuz.

Elbette romantik komedilerin olmazsa olmazı mutlu sonlardır ama bu filmde önemli olan şey son değil, süreç. Hayata teslim olmakla tutkuların peşinden koşacak fırsatlar aramak arasında bir yerlerde kalarak, arafta izliyorsunuz. Tıpkı ana karakterlerimiz gibi.

Mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkmış olan o meşhur asansör sahnesinin de bu filme ait olduğunu söyleyelim, eğer hala izlemediyseniz. Hoş detaylarla yüzünüzü güldürecek, sıcak arkadaş ilişkilerinin ve hafif komedinin de bulunduğu tatlı bir film Serendipity. Yormaz, sinirlendirmez. Bu aya, biraz mutlu olmak zaman geçirmek isteyenlere uygun bir filmdir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

error: Korunan İçerik!